YAZARLARIMIZ
Mert Özbilgin
Bilim Uzmanı
mertozbilgin1988@windowslive.com



Bono ve Tahvil İhracında İhraç Farklarının Giderleştirilmesi
 

Tarih: 30/09/2015

Günümüzde birçok şirket bankalardan borçlanmak yerine bono veya tahvil ihraç etme yolunu seçmekte ve bu tür borçlanma araçları vasıtasıyla daha uygun şartlarda finansman imkânı elde etmeye çalışmaktadır. Gerek küresel piyasalarda gerek Türkiye’deki Borçlanma Araçları Piyasası’nda özellikle küresel finansal kriz sonrası dönemde hızlı bir gelişim yaşandığı gözlemlenmektedir. Örneğin Türkiye özelinde, bu piyasada daha önce sadece büyük ölçekli firmalar işlem yapmaktayken son yıllarda orta ve küçük ölçekli firmaların da bu piyasayı finansman kaynağı olarak kullandıkları görülmektedir.

Bugün, bono ve tahvil ihraçlarının finansman piyasası içindeki oransal gelişimine paralel olarak bu kıymetleri ihraç edenler yönünden katlanılan maliyetlerin ve özellikle ihraç farkının nasıl giderleştirileceği hususu da eskisine nazaran daha önemli bir mesele haline gelmiş ve daha sık tartışılır olmuştur. Mükellefler arasında konunun kazandığı popülariteye karşılık, Gelir İdaresi’nin duruşunu gösteren yeni bir beyanatta bulunmaması sebebiyle pratikte ne yapılması gerektiğine dair kafalarda soru işaretleri oluşmuştur.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun 281 ve 285. maddelerinde alacak ve borçların değerleme esasları hüküm altına alınmıştır. Buna göre, alacak ve borçların mukayyet değeriyle değerlenmesi gerekmektedir. Mevduat ve kredi sözleşmelerine müstenit alacak ve borçlar ise değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacaktır. Ayrıca, 238 numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde belirtildiği üzere mükellefler değerleme gününe kadar biriken faizi iç iskonto (basit faiz) yöntemine göre hesaplayacaktır.

Özellikle bankalar ve diğer tür finansman şirketlerince gerçekleştirilen ihraçlarda katlanılan maliyetlerin giderleştirilmesinde yukarıda bahsedilen vergi usul mantığı ile uyumlu ve uzun süredir varlığını koruyan bir uygulama birliğinden söz edilebilir. Buradan hareketle ben, söz konusu uygulama birliğinden de yararlanarak, salt tek düzen hesap planında öngörülen hesapların nasıl kullanılacağından bahsetmek yerine şirketlerin geçici vergi dönemleri itibariyle ihraç farklarını nasıl giderleştirdiklerini gösteren sayısal örneklere yer veriyor olacağım.

İskontolu Bono ve Tahviller

Uluslararası finans literatüründe “Zero-coupon Bond” ya da “Discounted Bond” olarak anılan bu tür kağıtlarda bonoyu veya tahvili ihraç eden taraf, piyasaya sunduğu borçlanma senetlerinin üzerinde yazan nominal tutarların toplamından daha düşük miktarda finansman sağlayabilmektedir. Başka bir ifadeyle, senetlerde yazan nominal tutarların toplamı ile gerçekte piyasadan toplanan para (yani satış tutarı) arasındaki fark menkul kıymet ihraç farkı olarak isimlendirilmekte ve ihraç eden açısından maliyet özelliği taşımaktadır. Buna göre, bankadan çekilen kredide katlanılan faiz maliyetine benzer bir şekilde, finansman sağlayan ihraççının ödeyeceği faiz miktarı söz konusu ihraç farkı olmaktadır. Bu tür menkul kıymetlerde kâğıdı satın alana yönelik ayrıca bir faiz ödemesi bulunmamaktadır.

Şimdi, aradaki ihraç farkının ihraççının ödeyeceği faiz olduğu düşüncesinden hareketle iskontolu bono ihraç eden bir firmanın ihraçtan itibaren ilk geçici vergi döneminde farkın ne kadarlık kısmını gider yazması gerektiğine bir göz atalım:

Örnek: XYZ Anonim Şirketi 22.07.2014 tarihinde iskontolu bir bono ihraç etmiştir. İhraç edilen bononun Nominal Tutarı: 75.000.000,00 TL, Satış Tutarı (Piyasadan Toplanabilen Meblağ): 72.000.000,00 TL, Vade Tarihi: 16.01.2015’dir.

XYZ Anonim Şirketi piyasaya 75.000.000 TL nominal tutarlı borçlanma senedi sürmekte ve karşılığında 72.000.000 TL para toplamaktadır. Aradaki fark, ihraççının finansman sebebiyle kâğıdı satın alanlara ödeyeceği bedeldir. Tersten bakıldığında ise kâğıdı satın alanlar XYZ’ye 72.000.000 TL tutarında finansman sağladıkları için vade sonunda 3.000.000 TL ile ödüllendirilecektir. Bu bakış açısıyla, aradaki fark olan 3.000.000 TL’yi toplam faiz gibi düşünebiliriz. Bu tutarı toplam vade gününe böldüğümüzde günlük ihraç farkına ulaşabiliriz. Bulduğumuz günlük ihraç farkı tutarını geçen gün sayısı (vade başlangıcı ve reeskont tarihi arasındaki gün sayısı) ile çarptığımızda ise kıst döneme isabet eden ihraç farkına ulaşıyor olacağız. Buna göre, XYZ Anonim Şirketi, 3. GV dönemi itibariyle bulduğumuz bu tutarı gider yazıyor olacak. Reeskont tarihine kadar geçen gün sayısını hesaplarken bir yılın 360 günden oluştuğu kabulünden hareketle excel fonksiyonlarından “DAYS360” formülünden yararlanacağız. Bahsedilen hesaplamayı formülüze edersek;

= [İhraç Farkı x Days360(Vade Başlangıcı; Reeskont Tarihi)] / Toplam Vade Günü

= [3.000.000 x Days360(22.07.2014; 30.09.2014)] / [16.01.2015 - 22.07.2014]                                               

= [3.000.000 x 68] / 178

= 1.146.067,415 TL

Dolayısıyla, XYZ vade sonunda toplamda 3.000.000 TL ödeme yapacaksa bile bu tutarın sadece 1.146.067,415 TL’lik kısmını 2014 senesi 3. GV dönemi itibariyle gider kaydetmiş olmalıdır.

Hem İskontolu Hem Kuponlu Bono ve Tahviller

Bono ve tahviller sadece kupon faiz ödemeli ya da aynı anda hem kuponlu hem de iskontolu olabilmektedir. Ben, örneğimizde, hem kupon hem iskontonun beraber görüldüğü durumda kıst dönem ihraç giderinin nasıl hesaplanacağına ve nasıl gider kaydedileceğine değineceğim. Örneğimize geçmeden evvel hatırlatmak isterim ki şirketler bu tür menkul kıymetleri ihraç ederek finansman sağladıklarında hem nominal tutar ile satış tutarı (gerçekte toplanan meblağ) arasındaki ihraç farkına katlanmakta hem de kupon faiz ödemeleri denilen periyodik faiz ödemeleri yapmaları gerekmektedir. Böyle durumlarda verilecek geçici beyannamelerinde her ikisinin ayrı ayrı dikkate alınması önemlidir. Şimdi bir örnek üzerinden devam edelim:

Örnek: PRS Anonim Şirketi, 27.10.2014 tarihinde 30.10.2019 vadeli, iskontolu ve kupon faiz ödemeli, 350.000.000 TL nominal değerli tahvil ihraç etmiştir. Buna karşılık piyasadan 349.000.000 TL para toplayabilmiştir. Tahvilin kupon faiz oranı yüzde 5,375’tir. Bu bilgiler ışığında PRS Anonim Şirketi’nin 2014 yılı 4. GV dönemi itibariyle katlandığı finansman maliyetinin ne kadarını gider kaydetmesi gerektiğine bir bakalım:

Elimizdeki bilgilere göre PRS Anonim Şirketi’nin vadenin dolduğu tarihte nominal tutar ile satış tutarı (gerçekte piyasadan toplanan meblağ) arasındaki ihraç farkını yatırımcılara ödemesi gerekecektir. Buna ek olarak, PRS Anonim Şirketi kupon faiz ödemeleri yapmakla yükümlü olacaktır. Buna göre, 31.12.2014 tarihi itibariyle PRS Anonim Şirketi katlandığı kıst maliyeti aşağıdaki şekilde hesaplayacaktır:

Kıst Döneme İsabet Eden Kupon Faiz Ödemesi:

= [Nominal Tutar x Faiz Oranı x Days360(Vade Başlangıcı; Reeskont Tarihi)] / 36.000

= [350.000.000 x 5,375 x Days360(27.10.2014;31.12.2014)] / 36.000

= [350.000.000 x 5,375 x 64] / 36.000

= 3.344.444,444 TL

Kıst Döneme İsabet Eden İhraç Farkı:

= [İhraç Farkı x Days360(Vade Başlangıcı; Reeskont Tarihi)] / Toplam Vade Günü

= [1.000.000 x Days360(27.10.2014; 31.12.2014)] / [30.10.2019 - 27.10.2014]

= [1.000.000 x 64] / 1829

= 34.991,798 TL

4. GV’de Beyan Edilecek Toplam Tutar:

= 3.344.444,444 + 34.991,798

= 3.379.436,242 TL

Dolayısıyla ihraççı konumundaki PRS Anonim Şirketi 4.GV itibariyle 3.344.444,444 TL kupon faiz ödemesini ve 34.991,798 TL ihraç farkını gider kaydediyor olacak.

Vadenin Dolması

Dönem sayısının az oluşu sebebiyle kavranması daha basit olduğundan XYZ Anonim Şirketi tarafından ihraç edilen iskontolu bono örneğimiz üzerinden düşünelim istiyorum. Yukarıda yapılan hesaplamada görüldüğü üzere, XYZ Anonim Şirketi, 22.07.2014 tarihinde iskontolu bir bono ihraç etmişti. Bononun vadesi 16.01.2015 idi. Yaptığımız hesaplamaya göre ihraç tarihinden bir sonraki geçici vergi dönemi olan 2014-3.GV döneminde 3.000.000 TL’lik toplam ihraç farkının sadece 1.146.067,415 TL’lik kısmı gider kaydedilmişti.

Vadenin 16.01.2015 tarihinde dolacak olmasından hareketle, XYZ Anonim Şirketi, ihraç farkını 2014-4.GV ve 2015-1.GV dönemlerinde de giderleştirmeye devam edecek. 2014-4.GV döneminde 2014-3.GV dönemindeki mantıkla ilerleyecek. 2015-1.GV dönemi içinde bononun vadesi dolacağından XYZ Anonim Şirketi’nin toplam beyanının bu dönem itibariyle 3.000.000 TL’ye ulaşmış olması gerekecek. Bu sebepten 2015-1.GV’de, toplam ihraç farkından bu döneme kadar geçici vergilerle beyan edilmiş toplam tutar düşülecek ve geriye kalan tutar neyse o beyan edilecek. Sonuç itibariyle bononun vadesinin dolduğu dönem itibariyle baştan itibaren bilinen ihraç farkına ulaşılmış olacak.      

İhraç ve Reeskont Tarihlerinde Muhasebe Kayıtları

İhracın gerçekleştiği tarihte, ihraççının 102 Bankalar hesabını satış tutarı (gerçekte piyasadan toplanan meblağ) kadar borç ve yine pasifi düzenleyici ama aktif karakterli 308 İhraç farkı hesabını ihraç farkı kadar borç çalıştırması gerekmektedir. Buna karşılık karşı bacakta ihraççı, 305 Çıkarılmış bono ve senetler hesabını nominal tutar kadar alacak çalıştırmalıdır. İhraç esnasında borç çalışan ihraç farkı reeskont tarihlerinde kıst döneme denk düşen ihraç farkı kadar alacaklanacak (yani ters dönecek) ve bu sefer karşı bacakta aynı tutarda 780 Finansman Gideri hesabı borç çalışacaktır.

Diğer Yöntemlerin Gelir Azaltıcı Etkisinin Düzeltilmesi

Şirketler finansman sağlarken katlandıkları toplam maliyetin kıst döneme düşen parçasını hesaplarken raporlama açısından daha gerçekçi olduğu gerekçesiyle farklı metotlar da kullanabilirler. Özellikle finans sektöründeki uygulamada sektörde faaliyet gösteren şirketlerin gerek kullandıkları krediler için ödedikleri faizler gerekse bono veya tahvil ihracı sebebiyle katlanılan ihraç farkı ve kupon faiz ödemeleri için “Bileşik Faiz” veya “Internal Rate of Return (IRR)” denilen yöntemleri kullandıkları görülmektedir. Buradan hareketle, raporlama veya benzeri amaçlarla IRR veya bileşik faiz formülasyönü kullanılarak bulunmuş ve muhasebeleştirilmiş tutarların vergi beyanında vergi usulümüze uygun hale getirilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim. Örneğin IRR yöntemine göre 10 TL hesaplanan giderin vergi usulünce 12 TL hesaplanması durumunda eksik gelir yazılması söz konusu olacağından yola çıkarak aradaki 2 TL farkın kayıtlarda ve beyanlarda ayrıca dikkate alınmasının gerekeceği unutulmamalıdır. 

Sonuç

Görüldüğü üzere ihraç farkı, harcamalarını ya da yatırımlarını menkul kıymet ihraç etme yoluyla finanse etmek isteyenlerin katlanmak zorunda oldukları bedeldir. Piyasada dolaşan kâğıtların üzerinde yazan tutarların toplamı, ihraççının ihraç vasıtasıyla elde ettiği meblağdan daha yüksek olacaktır. Dolayısıyla finansmanın ihraççıya maliyeti ihracı takiben piyasadan toplanabilen meblağın kesinleşmesi ile belli olur. Vade sonunda ödenecek tutarlar en başından bilinse dahi tamamının ihraç tarihinde gider kaydedilmesi uygun görülmez. Bu sebeple mükelleflerin yukarıda değindiğim mantık temelinde kıst dönemleri dikkate almaları gerekecektir.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM