YAZARLARIMIZ
Mehmet Akif Güldalı
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
Vergi Denetim Kurulu E. Grup Başkanı
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı E. Grup Müdürü
Bilim Uzmanı
akifmail@gmail.com



İşten Atılan veya Ayrılanları Bekleyen Vergi Sürprizi - 3

Yazı dizisi şeklindeki yazılarımızdan ilki yine bu platformda yayımlanmış olup “Modern Vergicilik-Vergi İdaresiyle Mektuplaşma Ve Randevulaşma” başlığı ile yayımlanmış olup anılan yazımızda Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirine ilişkin olarak Gönüllü Uyum kapsamında mükelleflere hitaben yazılan mektup ve devam eden süreçten bahsedilmiştir. “Hikmet-i Hükumetten Sual Olunmaz Ama Kanun Neden Böyle Diyor?” başlıklı aynı yazı dizimizin ikinci bölümünde ise bu kapsamda yapılan idari düzenleme ve uygulamaların hukuki ve pratik gerekçelerinden bahsedilmiştir. Bu yazımızda ise idarenin ve mükelleflerin ne yapmaları gerektiğine değineceğiz.

PEKİ ÇÖZÜM NE? NE YAPILABİLİR?

Çözümü aramak için önce sorunun net olarak tanımlanması lazım.

O HALDE SORUN NE?

Sorunu maddeler halinde yazacak olursak;

  1. İdarenin elinde ta en baştan bu işlemi cezalı yapma imkanı var bugün kullanmasa da yarın bu silahı kullanmayacağının bir garantisi yok,
  2. Ceza olmasa dahi ortada ciddi bir faiz yükü var, örneğin 2017 yılı için %35 civarı bir faiz yükü ortaya çıkıyor,
  3. Yılın ortasında ayrılan ve örneğin 2017 yılı için aylık vergiye tabi geliri yaklaşık 5 bin TL olan bir mükellefin beyanname vermek zorunda bırakılması ne kadar adil ve makul?

PEKİ ŞİMDİ ÇÖZÜM NE? KANUN KAYUCU NE YAPSIN?

Bize göre ilk iki problemin çözümü çok basit: Veraset ve İntikal vergisine benzer mantıkla, tevkifata tabi ücretlilere ilişkin olarak Gelir Vergisi Kanunu 86-1/b maddesi uyarınca beyanname verilmesinin gerekmesi durumunda;

 i- Gecikme faizinin başlangıcı olarak konunun idare tarafından öğrenilmesinden sonra durumun mükellefe tebliğ edildiği tarih itibariyle faizin başlayacağına ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesine hüküm eklenmesi,

ii- Ve aynı Kanunun vergi ziyaını düzenleyen 344. maddesine de cezanın bu tebligatın yapılmasını izleyen 1 ay içerisinde beyanname verilmemesi durumunda başlayacağına ilişkin hüküm eklenmesi,

iii- Yine bu duruma paralel olarak Yıllık Gelir Vergisi Beyannamelerinde beyanname verme sürelerini düzenleyen Gelir Vergisi Kanunu’nun 92. maddesine hüküm eklenmesi,

durumunda sorunun rahatlıkla çözüme kavuşması mümkündür.

Son sorunun çözümü için ise bulunacak çözüm önerilerinin çalışanları iş değiştirmeye teşvik etmesi ve ayrıca işverenlerce suiistimal edilmesi ihtimali çözüm üretmeyi kısıtlıyor. 2017 yılı için aylık yaklaşık 5 bin TL gelir sahibi bir mükellefin de bu kapsama alınması da aslında makul. Ancak en azından konuyu tüm yönleri ile çözmese dahi; işverenlere özel olarak düzenletilecek, ilk kez işe alınacak çalışanlara doldurtulacak ve 1 örneği de işçi de kalacak bir “işe başlama formu” olayın büyük ölçüde çözülmesine katkı sağlayacaktır.

İşçiye imzalatılacak bu formda bildirmeme hakkı da saklı olmak üzere 2 kutucuklu bir hazır cevapla daha önce başka bir işverenden ücret alınıp alınmadığı sorulacak;

  • Bildirmek istiyorum diğer işverenden bu yıl içerisinde elde ettiğim toplam vergiye tabi gelirim …. TL’dir. (Bu durumda artan oranlı verginiz işveren tarafından ödenecek ve rakamı doğru beyan etmeniz durumunda GVK 86/1-b’den dolayı beyanname verme yükümlülüğünüz ortadan kalkacaktır.)
  • Bu konuda bilgi vermek istemiyorum/Başka bir işverenden elde edilmiş gelirim yoktur.(Başka bir işverenden elde etmiş olduğunuz gelirin 2019 yılı için yıllık 40 bin TL yi aşması durumunda bağlı bulunduğunuz vergi dairesine 2020 yılı Mart ayı sonuna kadar yıllık beyanname ile aldığınız tüm ücreti beyan ederek çıkan vergiyi ödemeniz gerekecektir. Bunu yapmamanız durumunda vergi dairesi tarafından hakkınızda cezai işlem uygulanacaktır.)

Yukarıdaki şekilde imza karşılığı bir form alınması hatta ikinci kutuyu işaretlemesi durumunda “Diğer işverenden aldığım ücret dolayısı ile beyanname verme ve vergi ödeme yükümlülüğüm konusunda bilgilendirildim ve bu yazının da bir örneğini elden teslim aldım.” cümlesinin de elle yazılmasının isteneceği şekilde standart bir formun oluşturulması sorunu çözecektir.

MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ YILAN HİKAYESİ, ORTADA BİR CENAZE VAR! İDAREDEN MEKTUP ALAN EMEKÇİ NE YAPSIN SON TAHLİLDE?

Konunun mantığı, mevzuatı ve idari uygulamaları anlattık ama en önemli kısmı atlamadık elbette. Ancak bu konuda yapılacak çok şey olmamakla beraber bu hiçbir şeyin de olmadığı anlamına gelmez.

Çalışanların yapmaları gereken ilk şey konunun uzmanına başvurarak özellik arz eden durumlarının olup olmadığının araştırılması. Çünkü burada belirttiğimiz idari uygulama risk analiz çalışmaları sonucu yukarıda belirtilen gerekçelerle toplu olarak yürütülmekte ve özellikli durumlar unutulmakta veya atlanmaktadır. Örneğin bu ücret gelirlerinizden birini istisna veya teşvik kapsamında elde etmiş olmanız durumunda idarenin başlattığı bu işleme yine idarenin aynı mekanizmalarını kullanarak itiraz edip derdinizi öncelikle şifahen anlatabilirsiniz.

İkinci olarak ilk konuda bir çözüm üretemezseniz ve beyannameyi hala vermenizin gerekmesi durumunda beyanname vermenin bazı avantajlarından –evet olabilir!- faydalanabilirsiniz.

Bu noktada akla gelen ilk husus Gelir Vergisi Kanunu’muzun 89. maddesinde yer alan indirimlerdir. Burada da en çok karşılaşılan hususlar:

Kendinize, eşinize ve çocuklarınıza ait bireysel emeklilik sigortanız varsa ve tevkifat matrahınızdan indirmediyseniz bu hakkınızdan hala faydalanabilirsiniz.

Yine kendiniz, eşiniz ve çocuklarınız için ilgili yılda fatura karşılığı olarak yaptığınız her türlü eğitim ve sağlık harcamanızı indirim konusu yapabilirsiniz. Arşivlerden kitap-kırtasıye faturası aramaya başlayın, olmadı çocuğunuzun özel okulundan faturanın bir örneğini isteyebilirsiniz!

Yine üçüncü olarak o yıl içinde bir vakıf, dernek veya kamu kuruluşuna bir yardım veya bağış yaptıysanız bunların da indirilmesi belli şartları taşıması koşuluyla mümkün olabilir.

Konuyu daha fazla uzatmadan Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve www.gib.gov.tr adresinde Yardım ve Kaynaklar-Rehberler-2019 bölümünde yer alan “Ücret Geliri Elde Edenler İçin Vergi Rehberi” adlı broşürü indirmeniz durumunda daha ayrıntılı bilgi sahibi olmanız, belki doğması mümkün olan vergi borcunun tümünün indirimler vs. yoluyla ortadan kalkması da mümkün olabilir.

UMUT FAKİRİN EKMEĞİDİR

Hatta şu kadarını da söyleyebilirim ki eğer bu indirim ve istisnalarınız belirli bir haddi aşarsa vergi dairesine yeni vergi ödemek bir yana, bu beyanname yoluyla işveren tarafından maaşınızdan yapılan vergi kesintisinin iadesini dahi almanız mümkündür. Bu durumda idareyi “Dimyada prince giderken evdeki bulgurdan olma” durumuna dahi düşürüp bir son dakika golü hala atabilirsiniz.

AMA BİZ ANLAŞMIŞTIK, VERGİYİ PATRONA YIKSAK?

İşçi işveren sözleşmeleri çoğunlukla hem şifahen hem de resmen net ücret üzerinden yapılır. Netden kasıt is işverenin sizin adınıza maaşınızdan keserek ödediği verginin kimin üzerinde kalacağı hususudur. Yarın işveren; “10 bin TL ye anlaştık tamam ama bunun 1.500 TL sini maliye sana vermeden istiyor, ben bu 10 binin 1.500 TL sini senin adına maliyeye yatırdım. O yüzden kalan 8.500 TL yi sana verdim.” diyebilir. Bu yüzden iş sözleşmelerinde anlaşılan maaş genellikle Net Maaş olarak ifade edilir ve belirlenir. Bu, işveren tarafından tüm kanuni kesintilerden sonra banka hesabınıza yatacak parayı ifade eder. İşverenin bu anlamda yükümlülüğü ise –maalesef- banka hesabınıza parayı yatırdığı anda biter. Bu sonradan çıkan verginin işverene ait olduğunu iddia etmek maaşla yapılan harcamalarda gördüğünüz bir KDV’yi “Patron vergileri sen ödeyecektin öde bu KDV’yi...” demekten çok da farklı değildir.

ÇIKMADIK CANDAN ÜMİT KESİLMEZ!

Yine de her zaman özel bir durumun olma ihtimalini göz ardı etmeyelim. Eğer ki grup şirketleri içerisinde aynı içerikli iş sözleşmesi (iş tanımı ve ücret) ile şirket yönetiminin talimatları ve tasarrufu çerçevesinde kağıt üzerinde iş değiştirdi iseniz -şahsi görüşüm- iş kanunu çerçevesinde ödeyeceğiniz vergiyi işverene rücu etmeniz yani ondan talep etmeniz mümkün.

Ancak herhangi bir şekilde işçi işveren arasında düzenlenen bir özel sözleşme ile vergi dairesinin mükellef olarak belirlediği kişinin değişmesi, çalışanın yerine işverenin muhatap alınması mümkün değildir. Yani çalışan olarak, bu durumda vergi dairesine “biz araya girmeyelim biz bi dilekçe verelim siz patronla işi çözün.” diyemezsiniz.

BİZİM YENİ PATRON ESKİ MAAŞI DAHİL ETMİŞ, YİNE DE BEYANNAME VERECEK MİYİZ?

Vergi hukukunda kanunun mantığı ve uygulaması bazen fark edebiliyor. Böyle durumlarda eşeği sağlam kazığa bağlayarak işi garantiye almak için lafza uygun davranmakta fayda var. Özetle yukarıda uzun uzun anlattığımız üzere kanun koyucu artan oranlı tarifeye sokabilmek ve eksik vergiyi almak için beyanname istiyor ancak lafızda böyle bir ifade direk yok. Bu şu anlama geliyor idarenin vergi kaybı olmasa dahi ikinci işverenden alınan ücret, sınırı geçiyorsa vergisiz dahi olsa bir beyanname verilmesi gerekecektir.

Ancak bu durumu anlatan bir dilekçe ekinde ikinci işverenden aldığınız ilk maaş bordronuzu vergi dairenize iletirseniz bir problem çıkarmayacak ve sizden beyanname beklemeyeceklerdir diye düşünüyrum. Sonuçta amaç üzüm yemek.

Bununla birlikte beyanname vermek çalışana -yazımızda açıkladığımız- bazı indirim hakları veriyor, verginizin artan oranlı olma yönüyle tam ödendiğini düşünürsek bu durumunuzu avantaja çevirmeniz mümkün!

İMZA NAMUSTUR YOK SAYILAMAZ

Malum yazımızın başında yazdık artık idareyle önce mektuplaştınız sonra baktınız niyet ciddi randevulaştınız ve buluşma vakti geldi çattı. Çok heyecanlısınız tabi ilk kez vergi dairesine gidiyorsunuz. Kiminle karşılacaksınız, anlaşacak mısınız acaba? Kafanızda binbir türlü soru... Buluştunuz ve kem küm anlatamadınız derdinizi, karşınızdaki arkadaş da tabi okumuş eli yüzü temiz bir arkadaş, velakin sizi anlamadı. Ve sizin önünüze bir kağıt verdi ve resmi işlem yapacağız beyanname verme vaadiyle şu kağıdı imzalarsanız gidebilirsiniz dedi ve siz de boş bulundunuz o an imzaladınız. Sonra bu yazımızı okudunuz, konunun uzmanına danıştınız ve aslında ikinci işvereninizin teşviki olduğu ve bu kapsamda maaşınızın gelir vergisinden istisna olduğunu ve beyanname vermemeniz gerektiğini öğrendiniz... Eyvah! bi de imzalı söz verdik.

NE OLACAK ŞİMDİ?

İmza namustur elbet ancak haklı olduğunuz müddetçe korkacak birşey yok ve henüz hiçbir şey için geç değil. Çünkü medeni hukukun ikinci kitabı her ne kadar benzer bir durumda vaad neticesi olması gereken işlemi bozan tarafı tazminata bağlasa da şanslısınız ki vergi hukukumuzda bunun yeri yok. Özetle beyanname verme vaadiyle imzaladığınız bu evrakın sizin açınızdan hukuki hiçbir bağlayıcılığı yok. Vergi dairesi sadece uyumsuz mükellefleri tespit edebilmek ve gereğini bir an önce yapabilmek için bu işlemi yaptı. İşin vicdani ve prosedür kısmına gelince, o kısım en kolayı. Nihai durumunuzu vergi hukuku litaretürüne uygun olarak yazıp belgeleyerek ilgili vergi dairesine bir dilekçe ekinde vermeniz ve evrak kaydını aldıktan sonra bir örneğini de görüşme yaptığınız memur arkadaşa iletmeniz yeterli olacaktır. Geçmiş olsun.

Son Not: Ayrıca artık vergi aflarının çok revaçta olduğu son yıllarda uyanık (!) mükelleflerimizin bazıları idarenin cezalı tarhiyatını mahkemeye taşıyarak aradaki süreçte af çıkması durumunda cezanın tamamını silme, vergi aslının yarısını ortadan kaldırma, faizlerini de küçültme planları yapmaktadır. İdeal hukuk sistemi açısından çok da etik olmasa da ülkemizin bir gerçeği haline gelen bu aflardan da mükelleflerin bu şekilde yararlanması mümkün olabilecektir.

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

23.09.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM