YAZARLARIMIZ
Korkut Yılmaz
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
korkutyilmaz@yahoo.com.tr



Hile Denetimi

Tarih: 13.02.2014

GİRİŞ:

İnsanların kar ve kazanç sağlamak üzere dâhil oldukları ticaret hayatında karşılıklı güven duyacakları ortak, her kademeden yönetici, çalışan, tedarikçi aramaları tabiidir. Kendi bilgi birikimleri ve firma dışından sağladıkları çeşitli hizmetler sayesinde bu güven ortamının istikrarı için bugüne kadar alışılagelmiş yöntemler üzerinden denetim ve kontrollerini gerçekleştirmeye çalıştılar. İş hacimlerinin yıldan yıla büyümesi, işlemlerin ve süreçlerin gitgide karmaşık hale gelmesi, mevcut sistemin çalışmasını engeller hale gelmiştir. Artık firmaların; yalnız geçmiş dönem denetimleri değil yeni, dinamik, gelecekte oluşabilecek risklerin önceden belirlenebilmesi, doğru yatırım kararlarının alınabilmesi, mevcut pozisyonların korunması, doğru işe doğru personel/yönetici yerleştirilmesinin de içinde yer aldığı titiz ve geniş kapsamlı denetim uygulamalara geçmeleri zorunlu hale gelmiştir.   

TÜRKİYE’DE DENETİM

Ülkemizde denetim denince ilk akla gelen; firmaların, çeşitli mali müşavirlik firmaları ile yapmış oldukları sözleşmelere bağlı olarak özetle; bağımsız denetim, tam tasdik ve gerçekleştirdikleri ihracata yönelik olarak KDV İadesi denetimleridir. Unutulamamalıdır ki bu tür denetimler daha çok vergi kanunları çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu tarz denetimlerde denetçiler:

Finansal Tabloların Denetiminde; Genel Kabul Görmüş Muhasebe ilkelerine göre mali tabloların düzenlenip düzenlenmediğini,

Uygunluk Denetiminde; yetkili bir üst makam tarafından saptanmış kurallara uyulup uyulmadığının araştırılması, (Vergi Kanunları, SGK ya da şirket anayasası vb.)

İç Denetimde; mali nitelikte olan ya da olmayan faaliyetlerin gözden geçirilerek değerlemesinin yapılması.

Faaliyet Denetiminde; işletmenin örgütsel yapısını, iç kontrol sistemlerini, iş akışlarını ve yönetimin başarısını saptamaya yönelik, denetim faaliyetlerini yerine getirmeye çalışmaktadırlar.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız denetim türleri hemen hepsi kâğıda ve kırtasiyeye bağımlı, hareketli olmayan, geçmiş olayların irdelenmesi, geçmişin hesabının doğrulanması şeklinde karşımızda durmaktadır. Geriye doğru yapılan bu düzeltmelerin bazılarında vergi idaresi ile firma karşı karşıya kalmakta, çeşitli vergi cezaları ödenebilmekte, firma haklılığını mahkemede öne sürüp uzun ve bitmeyecekmiş gibi duran adli süreçlerle vakit kaybı yaşayabilmektedirler.

Hâlbuki gelişen ekonomi ve hızla artan kapasitelere bağlı olarak firmalarımızın artık durağan denetim anlayışından kurtulup dinamik bir denetim anlayışına kendilerini adapte etme zorunlu hale gelmiştir.

Kurumsallaşma, ilk olarak giderilmesi gereken sorun olarak firmaların karşısında durmaktadır. Son zamanlarda kurumsallaşma yapılanmasında yol alan firmalarımız olmasına rağmen, hâlihazırda kurumsal yapı oluşturulması firmaların başlıca problemidir. Basit bir örnekle konuya şöyle bir detay getirelim. Ülkemizde kurulan şirketlerin büyük çoğunluğunu aile şirketleri (%70) oluşturmaktadır. Mesai saatleri içerisinde yer alan diyaloglarda kimin ast, kimin üst, kimlerin hangi görevi yürütmekte olduğu, alternatif görev paylaşımları ve iş sistematiğinin bulunmadığı çok rahat şekilde gözlemlenebilir.

Kurumsal yapının oluşturulmasının daha başlangıç aşamasında firmaların karşılarında duran en büyük sorun      “ Bu organizasyonun nasıl denetleneceğidir? “. Hemen her oluşum kendi yapısına uygun bir denetim mekanizmasını hayata geçirme faaliyetine yönelmektedir. Bu denetim sistemi içerisindeki en büyük yardımcılar –özellikle aile şirketlerinde- en güvenilir (!) olarak kanaat getirilen kişilerden oluşmaktadır. Bu kişilerin firmalarını bilerek ya da bilmeyerek uğrattıkları zararın bilinmesine dair herhangi bir çalışma ülkemizde bu güne kadar ortaya çıkmamıştır. Görebildiklerimiz yazılı-görsel basına yansıyan banka/finans kuruluşlarının bazılarında meydana gelen zimmete para geçirme, müşteri hesapları üzerinden yolsuzluk, para nakil araçlarının soyulması vb. kamu davası haline dönüşmüş örneklerdir. Bu konuda ülkemizde yayımlanan kısıtlı sayıdaki kitaplarda verilen örnekler ve istatistikî bilgilerin tamamına yakını Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine aittir. 

“Kol kırılır yen içinde kalır” atasözü denetim sonuçları için ülkemizde bu yönde neden bilgi eksikliğimizin bulunduğunu en iyi anlatan kavramdır. Bu sözden yola çıkan firmalarımızın birçoğu, kendi kurdukları denetim sisteminin çalışmaları sonucunda firmayı zarara uğratan ister beyaz yakalı personelin isterse de üst yönetim kadrosundan birinin veya ortaklardan birinin tazminat ödenmeden işten çıkarılması ve o kişi ile alakalı herhangi bir referans vermeme yolunu ısrarla takip etmektedirler. Alınan tedbirler de bu aşamadan sonra hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

Nerede olursa olsun firmaların maruz kaldıkları hileleri şu şekilde ana başlık olarak verebiliriz:

-          Çalışan Hileleri

-          Yönetim Hileleri

-          Yatırım Hileleri

-          Satıcı Hileleri

-          Müşteri Hileleri

-          İşletme içi ve dışı Hileler

-          Kayıt içi ve dışı Hileler

-          Gizlenmemiş ve gizlenmiş Hileler

-          Bir defaya mahsus ve tekrarlayan Hileler

-          İşletme varlıklarının kişisel amaçlı kullanımı

-          Yolsuzluk ve ahlaki olmayan Davranışlar

-          Yıkıcı hileler

-          Rüşvet 

Bahsi geçen hile ve hata türleri de kendi içlerinde detaylanmaktadır. Bu detayların tamamı için cilt cilt kitap yazılması gerekmektedir. Önemli olan firmaların bünyelerinde bu tür olumsuzluklar meydana gelmeden kendilerini korumak amacıyla tedbir almalıdır. Çünkü önleme tedbirleri için oluşturulacak bütçe ve katlanılan maliyet, kayba uğrayan değerlerden çok daha az olmaktadır.  Bütün bunların yanında verimlilik, iş kaybı, işsizlik oluşumu, yasal işlemler ve moral bozuklukları gibi doğrudan olmayan zararlar da göz önünde bulundurulmalıdır.

Şu aşamada akıllara şöyle bir soru gelebilir: Yapılan hilelerin tamamı ortaya çıkmakta veya çıkarılabilmekte mi? Bu soruya “hayır” cevabını vermek durumundayız. Çünkü:

-          İşletmelerde yapılan birçok hile eylemi ortaya çıkarılmaktadır.

-          İşletmelerde yapılan birçok hile eylemi ortaya çıkartılmadan yok olup gitmektedir. (Bir defaya mahsus hileler veya vur kaç taktiği)

-          İşletmelerde yapılan birçok hile ortaya çıkarılmakta, ancak yönetim tarafından gizlenerek, kamuoyuna açıklama yapılmamaktadır.

Yapılan Hilelerin Sektörlere Göre Dağılımı:

Hilenin en yaygın olarak başvurulduğu sektörler aşağıda verilmiştir. Oranlar yıllara göre değişiklik göstermesine rağmen hemen hemen ilgili herkes aynı sonuçlara ulaşabilmektedir.

(Örnekler ve istatistikî bilgilerin tamamına yakını Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine aittir.)

Bankacılık & Finansal Hizmetler 14,3

Üretim 9,7

Sağlık 8,6

Sigorta 7,5

Perakende 7,2

Eğitim 7,0

Genel Hizmetler 5,8

Teknik Hizmetler 5,6

İnşaat 3,4

Lojistik Hizmetler 3,3

Petrol 3,1

Emlak 2,9

Toptan Ticaret 2,9

Ulaşım ve Depolama 2,6

Eğlence 2,1

İletişim 1,5

Ziraat 0,8

Madencilik 0,1

(Kamu kurumları hariç) 

İşleyiş İle İlgili Hile Denetimi İhtiyacı Belirtileri:

-          Bir ya da birkaç çalışanın şüpheli hareketlerde bulunması,

-          Görevler ayrılığı ilkesinin çalışanlarca kabul edilmesine direnç gösterilmesi,

-          Önemli belge ve/veya belgelerin kaybolması,

-          Firma yönetimi/ortaklarına mantıklı olmayan gecikmelerle bilgi verilmesi,

-          Mali kontrol sisteminin olmaması,

-          Gereksiz yere karmaşık hale getirilen muhasebe işlemleri,

-          Mali tablo rakamlarında açıklanamayan değişikler,

-          İşletme kültürünün zayıf bir görüntü vermesi,

-          Etkili olmayan iç denetim bölümünün bulunması,

-          İç denetim faaliyetlerinin kısıtlanmaya çalışılması,

-          Denetçilere gönülsüz veya yanıltıcı bilgi verilmeye çalışılması,

-          Aşırı derecede karmaşık işletme yapısı,

-          Değişime direnen personel ve üst düzey yöneticiler,

-          Departmanlar arası yoğun uyumsuzluk ve tartışmalar,

-          Sektör ortalamalarına göre olağanüstü pozitif görünüm, satış ve karlarda meydana gelen hızlı yükselişler,

-          Gerçekçi olmayan satış ve kar hedefleri,

-          Uzun süredir bekleyen yüksek tutarlı şüpheli alacaklar,

-          Vadesi geçen hesaplarda artışlar,

-          Gelirlerden daha hızlı artan giderler,

-          Yüksek borç ve faiz kıskacı,

-          Fazla mesailerde süreklilik ve anlamlı olmayan artışlar,

-          Hurda ve firelerde meydana gelen artışlar,

-          Firmaya karşı açılan anlamlı davalar,

-          Kamu kurumları ile yaşanan sorunların gitgide kronikleşmesi,

Bu ve benzeri nitelikteki uyaranların bulunması firmaların kendi içlerinde bir sorun yaşandığına dair önemli belirtilerdir. Yapılacak gerekli çalışmalar sonucunda belki korkulduğu gibi bir olumsuzluk tespit edilemeyecektir. Farklı sonuçlara da ulaşmak mümkün olabilecektir. Bununla beraber etkili bir denetim organizasyonun varlığı, özellikle çalışanları hile yapıp yapmama konusunda daha dikkatli olmaya sevk edecektir.

Bu Denetim Modelinin Firmalara Kazançları:

-          Yönetime daha açık ve iyi haber akışı sağlanması

-          Raporlamalarda kalite ve süre düzelmeleri

-          İç kontrol ve muhasebe organizasyonunda düzelmeler

      -    Mali yapının daha iyi analiz edilebilir hale gelmesi

-          İşletme sadakatinde artış

-          Uzun vadeli planlama yapabilme

-          Devamsızlıkların azalması

-          Dinamik ve katılımcı bir organizasyon yapısı

      -     İşletme içi işlem kalitesi ve sürelerinde olumlu düzelmeler

-          Hile, suiistimal gibi davranışların en aza indirilmesi

-          Hile, suiistimal gibi davranışların tekrarlanmasının en aza indirilmesi

-          Departman işlem kalite ve standartlarında artış

-          Dürüst Çalışanların işe alınmasının sağlanması

-          Olumlu bir çalışma ortamının oluşturulmasına katkı

-          Etik kuralların geliştirilmesine katkı

-          Ödül sistemli yaklaşım politikasına katkı

-          Organizasyon içi aksayan yönlerin giderilmesi

-          Organizasyon içi haksızlıkların açığa çıkması ve yönetimin bilgilendirilmesi

-          Müşteri ve Satıcı kayıtlarında düzelmeler ve istihbarı kalitede artış

-          Tahsil edilemeyen (davalık) alacaklarda azalma

-          Ceza & Ödül Bilincinin oluşturulması

-          Başarı

Son söz olarak şunu söyleyebiliriz: Her zaman daha fazla para, silahın namlusu ile değil kalemin ucu ile çalınmıştır.

KAYNAKÇA:
—ACFE (The Association of Certified Fraud Examiner) Raporları
—AICPA (American Institute Of Certified Public Accountants) Raporları
—Bozkurt, Nejat: İşletmelerin Kara Deliği-Hile
 —Güredin, Ersin: Denetim
 —KPMG Hile Araştırma Raporu
—PWC Avrupa Ekonomik Suç Araştırma Raporu
 —SOX (Sarbanes-Oxley) Yasası

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM