YAZARLARIMIZ
Koray Ateş
Vergi Uzmanı
korayates@muhasebetr.com



Geçici Vergi Dönemlerinde En Çok Yapılan Hatalar Ve Uygulamalı Çözüm Yolları Rehberi

I. GİRİŞ 

Değerli okurlar, bilindiği üzere vergi kanunlarındaki değişikliklerin takibi oldukça dikkat gerektiren bir konu haline gelmiştir. İnternet kullanımının yaygınlaşmasına rağmen elektronik ortamda dahi bunların takibi kolay olmamaktadır. Bu nedenle, devamlı değişen mevzuat karşısında, özellikle de geçici vergi dönemlerinde belli hataların kanun ve değişikliklerin yeterince takip edilememesi neticesinde tekrarlandığına sıkça şahit olmuşuzdur.  

Bu çalışmada, geçici vergi dönemlerinde sıkça yapılan hatalar irdelenecek olup bunların çözüm yolları üzerinde durulacaktır.

II. ÖZELLİKLİ DURUMLAR

a) Diğer Faaliyetlerden Elde Edilen Kazançlar Kapsamında Azami İndirimli Kurumlar Vergisi Matrahı Nasıl Hesaplanır?

Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlarda, yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara da indirimli kurumlar vergisi uygulanabilmektedir (KVK md. 32/A ve 2012/3305 sayılı BKK md. 15/5). Ancak bu imkânın iki adet üst sınırı vardır ve uygulamada en çok bu sınırlar gözden kaçırılmaktadır.

Örneğimizin verileri şöyledir:

- İlgili Dönem Gerçekleşen Yatırım Harcaması : 1.000.000,00 TL

- Yatırıma Katkı Oranı                       : 0,35

- Vergi İndirim Oranı                        : 0,80

- Kurumlar Vergisi Oranı (2026)     : 0,25
 

Hesaplamalar:

1.000.000 x 0,35 = 350.000 TL  (Yatırıma Katkı Tutarı)

0,25 x (1 - 0,80) = 0,05       (İndirimli Kurumlar Vergisi Oranı: %5)

0,25 - 0,05 = 0,20             (Vazgeçilen vergi oranı / puan farkı)

 

Yatırım döneminde diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlara uygulanacak indirimli kurumlar vergisi, yatırıma katkı tutarının %80'ini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını aşamaz. Buna göre:

350.000 x 0,80 = 280.000 TL   (Diğer faaliyetler için kullanılabilecek azami YKT)

Gerçekleşen yatırım harcaması 1.000.000 TL > 280.000 TL olduğundan sınır 280.000 TL'dir.

280.000 / 0,20 = 1.400.000 TL (Yararlanılabilecek azami matrah)

 

Vergi indirim oranının %100 olarak belirlendiği (yani indirimli kurumlar vergisi oranının %0 olduğu) bir teşvik belgesinde ise vazgeçilen oran doğrudan %25 olacağından hesaplama şu şekilde değişecektir:

280.000 / 0,25 = 1.120.000 TL (Yararlanılabilecek azami matrah)

 

Önemle belirtmek isterim ki, diğer faaliyetlerden elde edilen kazanca yönelik matrah hesaplanırken, teşvik belgesinde yer alan yatırıma katkı tutarına erişinceye kadar harcama tutarının kendisini bölmek gibi bir yöntem tercih edilmemelidir. Yani teşvik belgesindeki yatırıma katkı tutarı 2.000.000 TL olsa dahi, 1.000.000 TL'lik harcama tutarının doğrudan 0,20'ye bölünmesi doğru değildir. Zira şirket yatırımın ortasında yatırımdan vazgeçtiği takdirde fazladan yararlanılan yatırıma katkı tutarını gecikme faiziyle birlikte Hazine'ye iade etmek zorunda kalacaktır ki bu da şirket açısından ciddi bir finansal külfet yaratacaktır. Normal şartlarda bölme işlemine konu edilmesi gereken tutar harcamanın kendisi değil, o harcamaya isabet eden yatırıma katkı tutarıdır.

Bu tutar bulunduktan sonra sıra yatırımdan elde edilen kazancın hesaplanmasına gelir. Söz konusu kazanç, yatırımlardan elde edilen kazancın ayrı hesaplarda izlenmesi veya -ayrı tespitin mümkün olmadığı hâllerde- yatırım harcamasının toplam sabit kıymetlere oranlanması suretiyle bulunacaktır.

2026 yılı bakımından ilave bir uyarı: İndirimli kurumlar vergisi uygulaması sonucunda hesaplanan vergi, KVK md. 32/C kapsamında hesaplanacak yurt içi asgari kurumlar vergisinden az olamaz. Yalnızca 2/8/2024 tarihinden önce alınmış (veya bu tarihten önce yatırım teşvik belgesi almak üzere başvurulmuş) teşvik belgeleri kapsamındaki indirimli kurumlar vergisi nedeniyle alınmayan vergi, asgari vergiden düşülebilmektedir. Bu tarihten sonra alınan belgelerde böyle bir düşüm imkânı bulunmadığından, teşvikten beklenen nakit etkisi geçici vergi dönemlerinde gerçekleşmeyebilir.

b) Bağış ve Yardımların Giderleştirilmesi ve Vergisel Boyutu

İşletmeler tarafından KVK md. 10 çerçevesinde yapılan bağış ve yardımlar ilk yapıldıkları dönemde kayıtlara gider olarak alınmalı ve geçici vergi dönemlerinde Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak matraha eklenmelidir. Zira yapılan bağış ve yardımlar, KVK md. 10'da belirtilen kurum ve kuruluşlara yapıldığı tevsik edildiği müddetçe aynı beyannamede bu sefer "Kazancın Bulunması Hâlinde İndirilecek İstisna ve İndirimler" bölümünde vergi matrahından tenzil edilmelidir.

Burada sıkça atlanan hususlar şunlardır: (i) KVK md. 10/1-(c) kapsamındaki genel nitelikli bağış ve yardımlar, o yıla ait kurum kazancının %5'i ile sınırlıdır; (ii) okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, çocuk yuvası, huzurevi, ibadethane ve benzeri tesislerin inşası dolayısıyla yapılan harcamalar ile Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan ayni ve nakdî bağışlarda ise sınır bulunmamaktadır; (iii) indirimin şartı kazancın bulunmasıdır, zarar hâlinde indirim yapılamaz ve sonraki yıllara devretmez; (iv) bağışın makbuz karşılığı yapılmış olması ve ayni bağışlarda kayıtlı değerin (yoksa takdir komisyonunca belirlenen değerin) esas alınması gerekir.

2026 yılına ilişkin kritik nokta: Yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahının tespitinde bağış ve yardımlar ile sponsorluk harcamalarına ilişkin indirimler dikkate alınamamaktadır. Dolayısıyla bağış yapan bir kurumun normal kurumlar vergisi matrahı düşerken asgari vergi matrahı değişmemekte, netice itibarıyla vergi avantajı beklenenden düşük kalabilmektedir. Bu husus özellikle geçici vergi dönemlerinde nakit planlaması yapılırken göz önünde bulundurulmalıdır.

Bağış ve yardımların yapıldıkları dönemde yapılması gereken muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olmalıdır:

--------------------------------- / ---------------------------------

770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ         XXX

        100/102 KASA / BANKALAR                     XXX

---------------------------------------------------------------------

--------------------------------- / ---------------------------------

900 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER       XXX

        901 KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİD. KARŞ.      XXX

---------------------------------------------------------------------

c) Borçlu ve Alacaklı Hesapların Değerlemesi ve Kur Farkı Faturası

18/1/2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Kanun ile KDV Kanunu'nun 24/c maddesine "kur farkı" ibaresi eklenmiş, böylece kur farkının matrahın bir unsuru olduğu hususu tartışmasız hâle gelmiştir. Akabinde KDV Genel Uygulama Tebliği'nde 25 Seri No.lu Tebliğ ile yapılan değişiklikle uygulamanın esasları netleştirilmiştir. Buna göre:

• Bedelin döviz cinsinden veya dövize endekslenerek ifade edildiği işlemlerde, bedelin kısmen veya tamamen vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihten sonra ödenmesi hâlinde, satıcı lehine ortaya çıkan kur farkı esas itibarıyla vade farkı mahiyetinde olduğundan matrahın bir unsuru olarak vergilendirilir.

• Yıl sonlarında ve geçici vergi dönemlerinde Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılan değerlemeler sonucu oluşan kur farkları için fatura düzenlenmez ve KDV hesaplanmaz. Bu husus artık "ihtiyari" değil, Tebliğ ile açıkça düzenlenmiş bir kuraldır. Geçici vergi döneminde ihtiyaten KDV'li kur farkı faturası düzenlemek, karşı tarafta indirim reddi riski doğurabileceğinden isabetli bir uygulama değildir.

• Matraha dâhil edilecek kur farkı, yalnızca mal veya hizmet bedeline isabet eden kısımdır. Hesaplanan KDV'ye ilişkin olarak ortaya çıkan kur farkı KDV matrahına dâhil edilmez. Uygulamada en sık yapılan hata, döviz cinsinden borcun tamamı (KDV dâhil) üzerinden hesaplanan kur farkına iç yüzde yöntemiyle KDV uygulanmasıdır. Mal bedeli ile KDV ayrıştırılabildiği sürece iç yüzde yöntemine başvurulmaz.

Örnek Uygulama:

18.01.2026 tarihinde 12.000 USD + 2.400 USD KDV bedelli ticari mal alındığı (KDV oranı %20) ve bu tarihte kurun 1 USD = 42 TL olduğu varsayımı altında kayıtlar şöyle olacaktır:

12.000 x 42 = 504.000 TL  (Mal Bedeli)

 2.400 x 42 = 100.800 TL  (KDV)

14.400 x 42 = 604.800 TL  (Toplam Borç)

------------------------------ 18.01.2026 ---------------------------

153 TİCARİ MALLAR HS.            504.000,00

191 İNDİRİLECEK KDV HS.          100.800,00

        320 SATICILAR HS.                        604.800,00

            - 01.03 X A.Ş.

---------------------------------------------------------------------

Söz konusu faturanın vadesinin 05.04.2026 olduğu ve ilk geçici vergi dönemi sonunda (31.03.2026) T.C. Merkez Bankası döviz alış kurunun 1 USD = 45 TL olduğu varsayımı altında:

31.03.2026 Geçici Vergi Dönemi : 14.400 USD x 45 = 648.000 TL

648.000 - 604.800 = 43.200 TL  (Kur farkı gideri)

------------------------------ 31.03.2026 ---------------------------

656 KAMBİYO ZARARLARI HS.         43.200,00

        320 SATICILAR HS.                         43.200,00

            - 01.03 X A.Ş.

---------------------------------------------------------------------

Bu aşamada fatura düzenlenmeyeceğini ve KDV hesaplanmayacağını tekrar vurgulayalım. Ödeme tarihi olan 05.04.2026 itibarıyla kurun 1 USD = 47 TL olduğu varsayımı altında ise sırasıyla aşağıdaki işlemler yapılmalıdır:

05.04.2026 Ödeme Günü : 14.400 USD x 47 = 676.800 TL

676.800 - 604.800 = 72.000 TL  (Toplam kur farkı)

72.000 - 43.200   = 28.800 TL  (Ödeme gününde kaydedilecek ilave kur farkı gideri)

Kur farkı faturasının matrahı ise toplam 72.000 TL üzerinden değil, yalnızca mal bedeline isabet eden kısım üzerinden hesaplanacaktır:

Mal bedeline isabet eden kur farkı                      : 12.000 x (47-42) = 60.000 TL

      --> KDV matrahına DÂHİLDİR

KDV'ye isabet eden kur farkı                                :  2.400 x (47-42) = 12.000 TL

      --> KDV matrahına DÂHİL DEĞİLDİR

Hesaplanan KDV                                                    : 60.000 x 0,20    = 12.000 TL

Düzenlenecek fatura toplamı                                           : 60.000 + 12.000  = 72.000 TL

Görüldüğü üzere satıcı firma, 60.000 TL matrah ve 12.000 TL KDV içeren bir kur farkı faturası düzenleyecektir. Eski uygulamada olduğu gibi 72.000 TL'nin tamamına iç yüzde yöntemi uygulanması hâlinde matrah 60.000 TL yerine 60.000 TL'ye yakın fakat farklı bir tutar olarak bulunacak ve özellikle KDV oranının %20'ye yükseldiği dönemde ciddi sapmalar oluşacaktır. Doğru yöntem, döviz cinsinden borcun mal bedeli ve KDV bileşenlerine ayrıştırılarak yalnızca mal bedeli bileşenine kur farkı KDV'si hesaplanmasıdır.

------------------------------ 05.04.2026 ---------------------------

656 KAMBİYO ZARARLARI HS.   28.800,00

191 İNDİRİLECEK KDV HS.           12.000,00

        320 SATICILAR HS.                         40.800,00

            - 01.03 X A.Ş.

---------------------------------------------------------------------

------------------------------ 05.04.2026 ---------------------------

320 SATICILAR HS.                688.800,00

    - 01.03 X A.Ş.

        102 BANKALAR HS.                         688.800,00

---------------------------------------------------------------------

Son olarak, alıcı lehine ortaya çıkan kur farklarında da (yani borcun değerinin düşmesi hâlinde) alıcının satıcıya KDV'li kur farkı faturası düzenlemesi gerektiği, kur farkı faturasında uygulanacak KDV oranının asıl işlemin tabi olduğu oran olduğu ve avans mahiyetindeki ödemelerde vergiyi doğuran olay henüz gerçekleşmediğinden kur farkı KDV'si doğmayacağı hususları da göz ardı edilmemelidir.

d) Geçmiş Yıl Zararlarının Tenzili

Bazı işletmeler geçmiş yıllarda oluşan ve beyannamede gösterilen mali zararlarını sadece ilk geçici vergi döneminde matrahtan tenzil etmektedir. Oysaki geçici vergi beyannameleri kümülatif matrahtan ibaret olduğundan, sadece ilk geçici vergi döneminde değil her dönem geçmiş yıl mali zararlarının matrahtan tenzil edilmesi gerekmektedir.

Burada hatırlatılması gereken diğer bir husus, KVK md. 9/1-(a) uyarınca zarar mahsubunun beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla mümkün olduğu ve her yıla ait zararın ilgili yıllar itibarıyla ayrı ayrı beyannamede gösterilmesinin zorunlu olduğudur. Sırası gelen zarar mahsup edilmezse hakkın kaybedileceği unutulmamalıdır.

2026 yılı bakımından tartışmalı ve mutlaka takip edilmesi gereken nokta ise, geçmiş yıl zararlarının yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceğidir. İdare, ilgili Genel Tebliğ düzenlemesi ve beyanname programı üzerinden bu mahsubu sınırlandırma yönünde bir yaklaşım benimsemiş; Danıştay Üçüncü Dairesi ise Kanun'da böyle bir sınırlamaya cevaz veren bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle önce yürütmenin durdurulmasına, sonrasında da anılan Tebliğ düzenlemesinin iptaline karar vermiştir. Uyuşmazlığın seyri devam ettiğinden, mükelleflerin geçici vergi dönemlerinde bu hususu ihtirazi kayıtla beyan seçeneğini de değerlendirerek, güncel yargı kararları ve İdare açıklamaları ışığında pozisyon belirlemeleri yerinde olacaktır.

e) Serbest Bölgede Dövizli Olarak Tutulan Hesaplarda Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlerin Değerlemesi

Bunu bir örnek ile açıklamak gerekirse; serbest bölgede 1. geçici vergi döneminde 1.250 USD tutarında Kanunen Kabul Edilmeyen Gider bulunduğunu varsayalım. Bunun değerlemesi, geçici vergi beyannamesinin verileceği ayın ilk gününün döviz kuru ile yapılır. Yani birinci geçici vergi dönemi için Mayıs ayının ilk gününe ait T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınacaktır. Beyanname verme süresinin ayın 17'sine kadar olması bu tespiti değiştirmez; değerlemede esas alınan tarih beyannamenin fiilen verildiği gün değil, beyannamenin verileceği ayın ilk günüdür.

Diğer hesapların değerleme tarihi ise normal olarak ilk geçici vergi dönemi için 31.03 tarihli kur olacaktır. İki farklı tarihe ait kurun aynı beyannamede kullanılıyor olması, uygulamada sıkça karışıklığa yol açmaktadır.

f) Serbest Bölgede Şubesi Olan İşletmelerde 393 No.lu Hesabın Kur Değerlemesine Tabi Olup Olmadığı

Yurt dışında veya Türkiye'deki serbest bölgelerde kurulan şubelere resmen tahsis edilmiş olan "sermaye" iştirak niteliğindedir. Bu nedenle söz konusu sermayenin 242 no.lu hesapta izlenmesi gerekir. Bu hesap, dönem sonlarında kur değerlemesine tabi tutulmaz. Şube şayet kapatılır ve sermaye geri gelirse kur farkı o zaman ortaya çıkar ve sermaye geri geldiği dönemde gelir tablosuna dâhil edilir. Şube ile merkez arasındaki cari nitelikli borç-alacak ilişkisinin izlendiği hesaplar ise bu kapsamda olmayıp genel esaslara göre değerlemeye tabidir.

g) Telefon, Elektrik, Su ve Doğalgaz Faturalarının Geç Ödenmesi Hâlinde Uygulanan Gecikme Zammının Gider Olarak Kayıtlara Alınıp Alınmayacağı

Çoğu firma; elektrik, su, doğalgaz ve telefon faturalarının gecikme bedellerini kanunen kabul edilmeyen gider olarak kayıtlarına almaktadır. Ancak Maliye Bakanlığı'nın 14.06.2001 tarih ve 32996 sayılı özelgesi ile bu tür faturaların gecikme zamlarının da gider olarak kayıtlara alınabileceği belirtilmiştir. Zira bu bedeller kamu alacağına ilişkin bir gecikme zammı değil, sözleşmeden doğan ve vade farkı niteliği taşıyan bir bedeldir.

Buna karşılık 6183 sayılı Kanun kapsamındaki gecikme zamları ile vergi cezaları, para cezaları ve gecikme faizleri GVK md. 41 ve KVK md. 11 uyarınca kanunen kabul edilmeyen giderdir. İki kalem birbirine karıştırılmamalıdır.

h) Geçici Vergi Beyannamesinde "Mahsup Edilecek Tevkifat Tutarının" Hesaplanması

193 no.lu hesapta takip edilen, kaynağında kesilmiş olan vergilerin her geçici vergi döneminde bu hesaptaki tutarın tamamı değil, yalnızca ilgili döneme (son üç aya) ait kısmının mahsup edilmesi gerekir. Bunun nedeni, geçici vergi beyannamesinde "önceki dönemlerde hesaplanan geçici vergi" tutarının brüt olarak (tevkifat mahsubundan önceki hâliyle) düşülmesidir; aksi hâlde önceki dönemlere ait tevkifat mükerrer olarak mahsup edilmiş olur.

Örneğin 3. geçici vergi döneminde (Ocak-Eylül) 193 no.lu hesabın kümülatif bakiyesi 250.000 TL, ancak Temmuz-Ağustos-Eylül dönemine ait kesinti tutarı 80.000 TL ise, 3. dönem geçici vergi beyannamesinde mahsup edilecek tevkifat tutarı 80.000 TL olacaktır. Yıllık kurumlar vergisi beyannamesinde ise kümülatif tutarın tamamı mahsuba konu edilir.

i) Stoklar

Geçici vergi dönemlerinde sıkça yapılan hatalardan biri de satılan ticari mal/mamul/hizmet maliyetinin tam olarak belirlenmemesidir. Bunun en sağlıklı yolu, her geçici vergi döneminde stok sayımının yapılmasıdır.

İşletmenin dönem başı stok tutarı + dönem içi alışlar - alıştan iadeler tutarı kayıtlarında bulunmaktadır. Bunu bir örnek yardımıyla açıklamak daha doğru olacaktır:

Dönem Başı Mal Mevcudu            :   150.000 TL

Dönem İçi Alışlar                            : 1.500.000 TL

Alıştan İadeler                                 :    25.000 TL

Dolayısıyla işletmenin 1. geçici vergi döneminde 153/150 no.lu hesabın bakiyesi (150.000 + 1.500.000 - 25.000 =) 1.625.000 TL olacaktır. Aynı gün yapılan stok sayımında ise 31.03 itibarıyla 350.000 TL'lik mal mevcudu bulunduğunu varsayalım.

1.625.000 - 350.000 = 1.275.000 TL  (Satılan Ticari Mal / Mamul Maliyeti)

2025-2027 döneminde enflasyon düzeltmesi yapılmayacak olması, stokların düzeltilmiş değerlerle değil tarihî maliyetleriyle izlenmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durum, yüksek enflasyon ortamında stok maliyetlerinin olduğundan düşük, dolayısıyla kârın olduğundan yüksek görünmesine yol açacağından, geçici vergi dönemlerinde stok sayımının ve maliyet tespitinin önemi daha da artmıştır.

j) Kıst Dönem Faiz Gelirinin Hesaplanması ve Gelir Tahakkuku

Vadesi izleyen dönemlerde dolan mevduat hesaplarında, geçici vergi dönemi sonu itibarıyla işlemiş bulunan faizin VUK md. 281 uyarınca kıst esasında gelir yazılması gerekmektedir. Uygulamada bu tahakkuk sıklıkla atlanmakta ve gelirin tamamı vade sonunda kayıtlara alınmaktadır.

Bunu uygulamalı bir örnek yardımıyla açıklayacak olursak; şirket 10.000.000 TL tutarındaki mevduatını yıllık %41 faiz oranı üzerinden 01.01.2026-31.07.2026 (7 ay) vadeli mevduat hesabına yatırmıştır. Geçici vergi dönemi kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.

Faiz = A x N x T / 36.500

Birinci dönem geçici vergi faiz hesaplaması (90 gün):

10.000.000 x 90 x 41 / 36.500 = 1.010.958,90 TL

------------------------------ 31.03.2026 ---------------------------

181 GELİR TAHAKKUKLARI HS.     1.010.958,90

        642 FAİZ GELİRLERİ HS.                 1.010.958,90

    Kıst dönem (1. dönem) faiz geliri ve tahakkuk kaydı

---------------------------------------------------------------------

İkinci dönem geçici vergi faiz hesaplaması (91 gün):

10.000.000 x 91 x 41 / 36.500 = 1.022.191,78 TL

------------------------------ 30.06.2026 ---------------------------

181 GELİR TAHAKKUKLARI HS.     1.022.191,78

        642 FAİZ GELİRLERİ HS.                 1.022.191,78

    Kıst dönem (2. dönem) faiz geliri ve tahakkuk kaydı

---------------------------------------------------------------------

Vade bitiminde hesaplanacak kıst faiz (31 gün):

10.000.000 x 31 x 41 / 36.500 =   348.219,18 TL

------------------------------ 31.07.2026 ---------------------------

181 GELİR TAHAKKUKLARI HS.       348.219,18

        642 FAİZ GELİRLERİ HS.                   348.219,18

    Kıst dönem (vade bitimi) faiz geliri ve tahakkuk kaydı

---------------------------------------------------------------------

Mevduat faizlerinde GVK geçici 67. madde kapsamında uygulanan tevkifat oranları 2025 yılında yapılan değişikliklerle yükseltilmiş olup, 31.12.2026 tarihine kadar geçerli olmak üzere TL mevduat hesaplarında vadesiz ve 6 aya kadar vadeli hesaplarda %17,5, 1 yıla kadar vadeli hesaplarda %15, 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda ise %10 olarak uygulanmaktadır. Makalenin ilk hâlindeki %5 oranı güncelliğini yitirmiştir. Örneğimizde vade 7 ay olduğundan %15 oranı esas alınacaktır.

Toplam Faiz Geliri : 1.010.958,90 + 1.022.191,78 + 348.219,18 = 2.381.369,86 TL

Stopaj (%15)       : 2.381.369,86 x 0,15                      =   357.205,48 TL

Net Faiz Geliri    : 2.381.369,86 - 357.205,48                = 2.024.164,38 TL

------------------------------ 31.07.2026 ---------------------------

102 BANKALAR HS.               2.024.164,38

193 PEŞİN ÖDENEN VERGİ VE FONLAR 357.205,48

        181 GELİR TAHAKKUKLARI HS.             2.381.369,86

---------------------------------------------------------------------

Kurumlar vergisi mükelleflerinde bu tevkifat nihai vergi olmayıp, yukarıda (h) bölümünde açıklanan esaslar çerçevesinde ilgili geçici vergi döneminde mahsup edilecektir. Ayrıca faiz gelirinin tahakkuk ettirildiği dönem ile tevkifatın yapıldığı dönemin farklılaşabildiği, mahsubun ise tevkifatın fiilen yapıldığı döneme ait beyannamede yapılabileceği gözden kaçırılmamalıdır.

k) Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisinin Geçici Vergi Dönemlerinde Hesaplanmaması

7524 sayılı Kanun ile KVK'ya eklenen 32/C maddesi uyarınca, 2025 ve izleyen vergilendirme dönemlerinde hesaplanan kurumlar vergisi; indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının %10'undan az olamaz. Uygulamanın geçici vergi dönemlerinde de yapılacak olmasına rağmen, pratikte bu hesaplamanın yalnızca yıllık beyanname aşamasında akla gelmesi, yıl içinde eksik geçici vergi ödenmesine ve dönem sonunda beklenmedik bir vergi yüküyle karşılaşılmasına yol açmaktadır.

Asgari verginin matrahı, ticari bilanço kârına kanunen kabul edilmeyen giderlerin eklenmesi suretiyle bulunan "indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancı"dır. Bu tutardan yalnızca Kanun'da sayılan belirli istisna ve indirimler düşülebilir. Düşülebilecek başlıca kalemler; iştirak kazançları istisnası, emisyon primi kazancı istisnası, yatırım fon ve ortaklıklarının portföy işletmeciliği kazancı istisnası (taşınmaz gelirleri hariç), risturn istisnası, teknoloji geliştirme bölgeleri kazanç istisnası, Ar-Ge ve tasarım indirimi, girişim sermayesi fonu indirimi ile korumalı işyeri indirimidir.

Buna karşılık; yurt dışı iştirak kazançları istisnası, taşınmaz satış kazancı istisnası, yurt dışı şube kazançları istisnası, yatırım indirimi istisnası ile bağış, yardım ve sponsorluk indirimleri asgari vergi matrahının tespitinde dikkate alınamaz. Hesaplanan asgari vergiden ise; ihracat kazançlarına ilişkin 5 puanlık indirim, üretim faaliyetlerine ilişkin 1 puanlık indirim ve 2/8/2024 tarihinden önce alınmış teşvik belgeleri kapsamındaki indirimli kurumlar vergisi nedeniyle alınmayan vergiler düşülebilir.

İlk defa faaliyete başlayan kurumların faaliyete başladıkları hesap döneminden itibaren üç hesap dönemi boyunca asgari kurumlar vergisi kapsamında olmadığını da hatırlatalım. Geçici vergi beyannamesi hazırlanırken, normal usulde hesaplanan geçici vergi ile asgari usule göre hesaplanan tutar karşılaştırılmalı ve yüksek olan beyan edilmelidir.

l) Enflasyon Düzeltmesi Yerine Yeniden Değerleme Uygulamasının Atlanması

7571 sayılı Kanun ile VUK'a eklenen geçici 37. madde uyarınca, 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde (özel hesap dönemi tayin edilenlerde bu dönemlerde başlayan hesap dönemlerinde) VUK mükerrer 298/A maddesindeki şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın enflasyon düzeltmesi yapılmayacaktır. Dolayısıyla 2026 yılı geçici vergi dönemlerinde bilançolar enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacaktır.

Ancak bu, hiçbir düzeltme imkânı bulunmadığı anlamına gelmez. Enflasyon düzeltmesi yapılmayan bu dönemlerde, bilanço esasına göre defter tutan tam mükellef gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri VUK mükerrer 298/Ç maddesi kapsamında amortismana tabi iktisadi kıymetlerini yeniden değerlemeye tabi tutabilirler. Sürekli olarak işlenmiş altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal edenler ile kayıtlarını Türk parası dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler bu imkândan yararlanamaz.

Yeniden değerleme, geçici vergi dönemleri itibarıyla da yapılabilmekte olup, her geçici vergi dönemi için Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından ilan edilen oran esas alınır. 2026 yılında bu oran birinci geçici vergi dönemi için %4,19, ikinci geçici vergi dönemi için %11,51 olarak açıklanmıştır. Değer artışı özel bir pasif fon hesabında (522 - Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışları) izlenir ve bu tutar vergiye tabi tutulmaz; ancak sermayeye ilave edilme dışında başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi hâlinde o dönem kazancıyla ilişkilendirilmeksizin vergilendirilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan hatalar; bir yıla ait oranın başka bir yıl için kullanılması, yeniden değerleme yapılmayan bir dönem için sonradan geriye dönük değerleme yapılmaya çalışılması ve ilgili geçici vergi döneminde iktisap edilen kıymetlerin de değerlemeye dâhil edilmesidir. Ayrıca yeniden değerleme sonrası artan amortisman tutarının geçici vergi matrahına yansıtılması gerektiği unutulmamalıdır.

III. SONUÇ

Geçici vergi, yıllık verginin peşin ödenmesinden ibaret bir yükümlülük gibi görünse de, uygulamada yıllık beyannameye taşınan hataların büyük kısmı bu dönemlerde doğmaktadır. 2026 yılı itibarıyla tablo daha da karmaşık hâle gelmiştir: kurumlar vergisi oranının %25 (finans kurumlarında %30) olması, yurt içi asgari kurumlar vergisinin geçici vergi dönemlerinde de hesaplanacak olması, enflasyon düzeltmesinin 2025-2027 döneminde askıya alınmasına karşılık yeniden değerleme müessesesinin yürürlükte bulunması ve kur farkı KDV'sine ilişkin esasların netleşmiş olması, dönemsel kontrol listelerinin yenilenmesini zorunlu kılmaktadır.

Her geçici vergi döneminde; mizanın alınması, cari hesap mutabakatlarının tamamlanması, stok sayımının yapılması, dövizli hesapların doğru kurlarla değerlenmesi, kıst gelir ve gider tahakkuklarının kaydedilmesi, geçmiş yıl zararlarının ve tevkifatların doğru tutarlarla mahsup edilmesi ve son olarak normal usul ile asgari usul karşılaştırmasının yapılması, hem cezai risklerin hem de nakit sürprizlerinin önüne geçecektir.

Faydalı olması dileğiyle…

11.08.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)


>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM