Kemal ETÇİ
Yeminli Mali Müşavir
Erciyes YMM ve Bağımsız Denetim A.Ş.
ketci@erciyesymm.com.tr
Tarih: 17.01.2011
Halen TBMM
Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunan ve ''Torba Tasarı'' olarak adlandırılan
tasarının ilk 11 maddesinde; kesinleşmiş ve kesinleşmemiş amme alacaklarına,
inceleme ve tarhiyat safhasında bulunan vergisel işlemlere, matrah ve vergi
artırımına, stok beyanlarına ilişkin düzenlemeler öngörülmektedir. İlk bakışta,
tasarının 2003 yılında yayımlanan 4811 sayılı Vergi Barışı Kanunundan
esinlendiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen, önemli bir farklılık mevcuttur. Bu
makalemizde tasarıda, 213 sayılı VUK’nun 359.maddesinde yer alan suçlara ve bu
suçların faillerine ne gibi imkanlar sağlandığı üzerinde durulacak, ayrıca bu
konuda 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununda yapılan düzenlemelerle mukayese
yapılacaktır.
Tasarının
1.maddesinde, Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kısımlarda yer alan
hükümlerin, 213 sayılı VUK kapsamına giren; 31.07.2010 tarihine (bu tarih dahil)
kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi
cezalarına, gecikme faizlerine, gecikme zamlarına, bu tarihten 01.08.2010
tarihinden önce tahakkuk eden vergilere ve bunlara bağlı vergi cezalarına,
gecikme faizlerine, gecikme zamlarına, 01.08.2010 tarihinden önce yapılan
tespitlere dayalı olarak vergi aslına bağlı olmayan vergi cezalarına
uygulanacağı belirtilmektedir.
Tasarının 3.maddesinde, bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilk derece
yargı mercileri nezdinde dava açılmış ya da dava açma suresi henüz geçmemiş olan
ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatlarında; vergilerin % 50’si
ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi ve gecikme zammı yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/UFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen şekilde tamamen ödenmesi şartıyla
vergilerin % 50’si ile bunlara bağlı faiz, gecikme faizi, gecikme zammı ve asla
bağlı olarak kesilen cezalar ile bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının,
asla bağlı olmayan cezaların ise %75’inin tahsilinden vazgeçileceği
belirtilerek, yargı sürecinin çeşitli aşamalarında bulunan farklı durumlar için
çeşitli tahsilat oranları belirlenmiştir. Tasarının 4.maddesinde de inceleme ve
tarhiyat safhasında bulunan işlemler için benzer imkanlar sağlanmıştır.
Tasarının 9.maddesinin (6)
nolu fıkrasında; 213 sayılı VUK’nun 359.maddesinin (b) fıkrasındaki “defter,
kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka
yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya
suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler”in, tasarının 6., 7.
ve 8. maddelerinde düzenlenen matrah ve vergi artırımından yararlanamayacakları
belirtilmiştir. Madde gerekçesinde ise sahte belge kullananların, matrah ve
vergi artımından yararlanabilecekleri ayrıca belirtilmiştir. Maddenin diğer bend
ve fıkralarında tanımlanan suçların failleri ise hiçbir kısıtlamaya tabi olmadan
tasarıyla sağlanan imkanların tümünden yararlanabilecektir.
Diğer taraftan, VUK’nun
359.maddesinin (b) fıkrasında tanımlanan;
-
Defter, kayıt ve
belgeleri yok edenlerin,
-
Defter
sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanların veya hiç yaprak
koymayanların,
-
Sahte
belge düzenleyenlerin,
Tasarının 3. ve 4.
maddelerinde sağlanan imkanlardan yararlanmasını engelleyen bir hüküm de mevcut
değildir. Bu durumda örneğin, sahte belge düzenleyerek komisyon geliri elde eden
ve bu sebeple tarhiyat yapılanların, cezalarının kaldırılması ve vergilerinden
de indirim yapılması mümkündür. Ancak bu kimselerin 6., 7. ve 8. maddelerde
düzenlenen matrah ve vergi artırımından yararlanmaları mümkün değildir.
27.02.2003 tarihli resmi
gazetede yayımlanan 4811 sayılı Vergi Barışı Kanununda da benzer şekilde vergi
indirimi, cezaların silinmesi ve matrah artırımı imkanları sağlanmıştır. 4811
sayılı Kanunun 7., 8. ve 9. maddelerinde matrah artırımı düzenlenmiş,
“Uygulanmayacak Hükümler” başlıklı 14.maddesinde ise Torba Tasarıda bulunmayan
önemli düzenlemeler yapılmıştır.
4811 sayılı Kanunun
14.maddesinde;
1. Vergi Usul
Kanununun 359 uncu maddesinde sayılan fiilleri 31.8.2002 tarihinden önce
işleyenler hakkında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmaz,
soruşturma aşamasında olanlar için takibat yapılmaz, açılmış bulunan kamu
davaları ortadan kaldırılır ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararları infaz edilmez.
2. Anılan Kanunun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasının (1) numaralı bendindeki
"Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek
yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl
veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler", (2) numaralı
bendindeki "belgeleri sahte olarak basanlar" hakkında (1) numaralı fıkra
hükümleri uygulanmaz ve bahsi geçenler bu Kanunun 7, 8 ve 9 uncu madde
hükümlerinden yararlanamaz.
3. İşlenen kaçakçılık suçlarından dolayı vergi ziyaına sebebiyet verildiği
hallerde, (1) numaralı fıkra hükümlerinden yararlanılabilmesi için; salınan
vergi ve kesilen cezalar ile gecikme faizi ve zamlarının, bu Kanunun
yürürlüğünden önce ya da bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak suretiyle
öngörülen süre ve tutarda tamamen ödenmiş olması ve bunlara karşı idari yargı
yerlerinde dava açılmaması veya açılan davalardan vazgeçilmesi şarttır.
denilmektedir.
Madde bir bütün olarak
incelendiğinde; “Defter,
kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka
yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya
suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler" ile "belgeleri sahte
olarak basanlar"ın matrah artırımından ve hapis cezası ile yargılanmaktan
kurtulamayacakları görülmektedir. Ancak, 359.maddede belirtilen ve suç olarak
tanımlanan diğer fiilleri işleyenlerin; salınan vergi ve kesilen cezalar ile
gecikme faizi ve zamlarını ödemeleri ve, dava açmamaları veya açılan davalardan
feragat etmeleri şartıyla, Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda
bulunulmayacağı, soruşturma aşamasında olanlar için takibat yapılmayacağı,
açılmış bulunan kamu davalarının ortadan kaldırılacağı ve kesinleşmiş mahkûmiyet
kararlarının infaz edilmeyeceği belirtilmiştir.
Bu madde ile
esas itibariyle, Kanunla sahte belge kullananlar için getirilen vergi barışı
anlayışı, hapis cezası hükümlerini de dikkate alarak, af niteliğinde düzenleme
yapılmaktadır. Bu durumda, sahte belge kullanma suçundan yargılananların ya da
mahkum olanların, Kanunda belirtilen şartlara uymaları halinde, yargılanmaları
veya infazları sonlandırılmaktadır.
Ancak Torba
Tasarıda, 4811 sayılı
Kanunun 14.maddesinde açıklanan, hapis cezası yargılamasını sonlandıran bir
düzenleme öngörülmemiştir.
Bu durumda, sahte belge kullanımı yoluyla ortaya çıkan hazine zararını Torba
Kanundan yararlanarak telafi eden bir kimsenin, ceza yargılaması devam edecek ve
belki de mahkumiyetine hükmedilecektir.
Yıl içindeki alışları
toplamının 900.000,00 TL’na ulaştığı, ve bu alışlarından sadece 12.000,00 TL’nın
sahte belge ile belgelendirildiği iddiası ile, şirket yöneticilerinin hapis
cezası ile yargılandığı ülkemizde, Anayasanın 87.maddesinin de gözetilerek,
4811 sayılı Kanunun 14.maddesinde yapılan düzenlemelerin bir benzerinin Torba
Tasarıya eklenmesi mükellefleri hapis cezası baskısından kurtaracaktır. Kaldı ki
bu durumdaki mükelleflerin vergi indiriminden yararlandırılmaması da bir seçenek
olarak konulabilir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)