YAZARLARIMIZ
Kayhan Surat
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
ASMMMO Disiplin Kurulu Başkan Yrd
kayhan@hotmail.com.tr



Meslekte Azami İş Kapasitesi (Kota) Uygulamasının; Ücret, Tahsilat, Haksız Rekabet Sorunlarına Etkisi ve Disiplin Suçlarını Tetiklemesi Açısından Değerlendirilmesi

Haber Yönetim Paneli HABERLER ÇIKIŞ Yeni Haber Ekle Başlama Tarihi 2020-06-03 (Örnek; 2006-12-31) Başlık Özet

1. GİRİŞ

Mali Müşavirlik mesleği dinamik bir meslek olmakla birlikte, neredeyse her gün değişen mevzuat, teknolojik gelişim ve vergi politikaları neticesinde; asla sorunsuz kalamayacak, hatta bu sorunları yapısal olarak üretecek bir meslektir. Burada irdelenmesi gereken; neredeyse kanunlaşma tarihi ile yaşıt olan kemikleşmiş sorunlarının bulunması ve bu sorunların zaman ile doğru orantılı olarak artmaya devam etmesidir. Her bir meslektaşın bir çırpıda sayacağı şikayetler ise artık ezberlenmiştir. Ücret düşüklüğü, tahsilat yapmaktaki zorluklar ve haksız rekabet. 

Bununla birlikte meslek mensuplarının hizmet sözleşmesi ile kabul edebilecekleri iş kapasitesi sınırlandırılmamıştır. Yazımda, meslekte sınırsız sözleşme yapabilme özgürlüğünün; söz konusu temel sorunlar üzerindeki etkisi ve disiplin suçlarını tetiklemesi hususu değerlendirilmiştir.

2. MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEĞİNİN ÖNEMİ, SORUMLULUKLARI VE MESLEKTE AZAMİ İŞ KAPASİTESİ (KOTA) UYGULAMASI

3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun amacı  “İşletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak ve yüksek mesleki standartları gerçekleştirmek üzere…” şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanımlar çerçevesinde Mali Müşavirlik mesleğinin devletin denetim yükünü azalttığı ve bu nedenle ciddi bir kamu menfaati içerdiği tabiidir.

Mali Müşavirlik mesleği tüm serbest meslek faaliyetlerinde olduğu gibi şahsi emek, mesai ve bilgi birikimine dayanmaktadır. Meslek mensupları mesleki faaliyetlerini yürütürken, ticari hayatı etkileyen birçok kanun maddesini; hizmet verdiği müşterileri adına takip etmek, yorumlamak ve uygulamak zorundadırlar. Bu zorunluluk, 213 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak hüküm altına alınmıştır. Bu maddenin Maliye Bakanlığı’na verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan tebliğe1 göre de;

“Meslek mensupları, bilerek kullandıkları veya harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacaklardır. Miktar veya tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgeler, meslek mensuplarının sorumluluğu kapsamındadır.” denilerek detaylandırılmıştır.

Mesleğimiz, doğru vergi matrahı hazırlanması ve gerçeğe uygun mali tablo üretimi ile ülke ekonomisinin temel işlevlerini yerine getirmekle kalmayıp; mali politikaların işleyişi için hayati önem taşımaktadır. Buna karşılık meslektaşlarımızın üzerindeki sorumluluklar artmakta ve akabinde SMMM Sorumluluk Raporuna maruz kalmaktadırlar. Dördüncü bölüm de sorumluluk raporları ve nedenleri ile ilgili detaylı açıklamaları bulabilirsiniz.

Mesleğin en önemli paydaş kurumu olan Gelir İdaresi Başkanlığı, mesleğin önemini, sorumluluklarını ve kapasite uygulaması kapsamında çözüm önerilerini TÜRMOB’a detaylı bir yazı2 ile iletmiştir. Meslek mensuplarının azami iş kapasitesinin belirlenmesi başlıklı 2015 tarihli bu yazının ilk 5 paragrafındaki tek ortak kelimenin “sorumluluk” olması ve sadece bir kez “yetki” kelimesinin geçmesi, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından da yetkimizin çok üstünde sorumluluğumuzun olduğunun kabul edilmesi açısından önemlidir. Bir diğer önemi ise TÜRMOB’un ve Odaların sıklıkla üstünde durduğu “görüş isteme” mekanizmasının işletilmesidir. TÜRMOB söz konusu yazıyı ilgi tutarak YMM ve SMMM Oda Başkanlıklarına göndermiştir3.

Kapasite uygulaması birçok meslekte değişik yöntemler ile uygulanmaktadır. Yapı Denetim firmasının yıl içerisinde kabul edeceği işler m2 cinsinden, eczanelerde; nüfus, mesafe, reçete ve ciro ölçütleri üzerinden, noterlerde ise il ve ilçelerde açılabilecek noterlikler, adet olarak belirlenmiştir. Ayrıca seyahat firmalarında yolcu güvenliği açısından uzun yola çıkan şoförlerinin, kanunen araç kullanma ve mola süreleri dahi belirlenmiştir.

Mali Müşavirlik mesleğinde de verilen hizmetin kalitesi, optimizasyonu ve alınacak ücretin belirlenmesindeki en önemli ölçü birimi zamandır. Pek tabiidir ki harcanan zaman meslek mensuplarının faaliyetlerini gerekli özen ve titizlik içerisinde sürdürmeleri açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu itibarla bir meslek mensubunun, belirli bir zaman dilimi içerisinde; belirli ölçekler ile belirlenmiş işletmelere, belirli ortaklık veya personel yapısı içerisinde verebileceği hizmetin sınırlarının belirlenmesine “Meslekte Azami İş Kapasitesi” denmektedir.

3. ÜCRET, TAHSİLAT, HAKSIZ REKABET SORUNLARI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRME

Mali Müşavirlik ücret tarifesinin, meslektaşın her geçen gün artan iş yükü ve teknolojik gelişimlerden doğan yeni hizmet türlerine cevap veremediği ve kısacası çağın gerisinde kaldığı rahatlıkla söylenebilir. Mesleğin, iş yükünü doğru analiz edebilen, yaşayan bir ücret tarifesine şiddetle ihtiyacı vardır. TÜRMOB’un “Zaman Esaslı Ücret” tarifesi modeli üzerindeki ciddi çalışmaları sonlandığında, bu ihtiyaca önemli ölçüde cevap verilmiş olacaktır.

Meslek mensubunun harcadığı zaman ile talep etmesi gereken ücret doğru orantılıdır ve harcanabilecek azami zaman çok basit yöntemler ile belirlenebilir. İş kabulü yapılacak müşterinin zamana, zamanında tatmin edici bir ücret tarifesine oranlanması neticesinde bu sorun ortadan kalkacaktır. Bu nedenle “Kapasite” ve “Ücret Tarifesi” ortaklaştırılmalıdır.

Uygulanabilir, tatmin edici ve yaşayan bir ücret tarifesinin hayata geçirilmesi maalesef söz konusu ücretlerin tahsilatı konusunda yardımcı olamayacaktır. Kapasite uygulaması, özünde ters bir mantıkla çalışmaktadır. Yani müşteri arttıkça, tahsilatın da aynı oranda artacağı yanılgısını ortadan kaldırmayı da hedeflemiştir. Ekonomik şartlar ve müşterileri ile olması gerektiğinden daha fazla samimi olmak gibi nedenler; meslektaşların yıllar geçtikçe neredeyse sıfır tahsilat oranına düşmesine rağmen hizmet vermeye devam etmesine sebep olmaktadır. Bu durum Haksız Rekabet Yönetmeliği’nin 7. Maddesinin (a) bendinde “Asgari ücret tarifesinin altında ücret talep etmek veya ücretsiz hizmet vermek.” ifadesi ile cezai hüküm altına da alınmıştır.

Azami iş kapasitesinin sınırlandırılması, kapasite üstünde iş kabulü yapan meslektaşların veya ofislerin önüne iki seçenek sunacaktır. Birincisi kapasite ölçütlerine uyacak şekilde sözleşme feshi (ki bu öncelikle tahsilat sorunu yaşadıkları veya düşük ücret aldıkları müşteriler olacaktır) İkincisi ise kapasite arttırmak için bir meslek mensubu istihdamı ya da bir meslek mensubu ile ortaklık yapmak. İkinci seçenek, daha çok ücret ve zaman optimizasyonunu yakalamış ve tahsilat sorunu olmayan ofisler için geçerli olacaktır.

Birinci seçeneği tercih etmek zorunda kalan meslek mensupları ise sebep oldukları haksız rekabet fiilini işlemekten zorunlu da olsa kurtulacaktır. Ülkemizdeki işletme ve meslektaş sayısı gözetilerek doğru kurgulanmış bir kapasite uygulaması kısa vadede denge sağlayacak, ücret ödemekten imtina eden işletmeler ise kapasite boşluğu olan ve iyi ücretle bu boşluğu doldurmak isteyen meslektaşlar ile görüşmek durumda kalacaklardır.

Kapasite fazlası iş kabulüne yönelten nedenler ayrıntılı bir şekilde incelenmeye muhtaçtır. Yeni açılan veya genel ekonomik zorluklar nedeniyle ayakta durmakta zorlanan ofislerdeki; düşük ücret, tahsilat ve haksız rekabet sorunlarının çözümü için gerekli tedbirlerin, ne kadarı kapasite uygulaması gibi “zorlayıcı” ne kadarının ise eğitim ve etik ilkeler gibi “kılavuz” tedbirler ile çözülebileceği artık tecrübe edilmiş olmalıdır.

Kapasite uygulamasında kanun koyucunun birinci önceliği, mesleki özen ve titizlikle yapılmayan iş ve işlemlerde yaşanması olası hazine kaybının engellenmesidir. Bu nedenle Vergi Denetim Kurulu tarafından riskli mükellefler grubunun ilk sıralarında, kapasite fazlası iş kabul eden meslek mensuplarının müşterilerinin olması kaçınılmazdır.

Meslekte kurumsallaşma üzerine büyük emekler veren meslek örgütümüzün, bu amacı gerçekleştirmek için de Kapasite Uygulamasına ihtiyacı vardır. Şöyle ki; kapasite artışı için istihdam edilecek her bir meslek mensubu, %10 ve toplamda %20’yi geçmeyecek şekilde katkı vermesi, ancak bunun yerine, meslek mensubu ile ortaklık yapılması ise kapasite artışını %100 oranında arttırması kurgulanmaktadır. Bu düşünce iş sahibi olan meslek mensubunun daha özenle çalışacağı mantığını içeren çok doğru bir tespit olmakla birlikte, birden fazla meslektaşın bir araya gelip kurumsallaşabilmesinin de önünü açmaktadır. Ayrıca uygulamada hiç konu edilmese de, işletmelerde hizmet akdi ile çalışan meslek mensubunun bulunması, kapasite artışı sağlayan bir faktör olarak dikkate alınmalıdır.         

4.   DİSİPLİN SUÇLARININ TETİKLENMESİ

Disiplin kurullarında yürütülen kovuşturmaların büyük çoğunluğunu, ne yazık ki meslek mensupları hakkında yazılan sorumluluk raporları oluşturmaktadır. Raporların dayanağını teşkil eden tebliğde1 ise “harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacaklardır.” ifadesi, sorumluluk raporunu düzenleyen vergi müfettişi açısından doğrulanabilir bir bilgiye dayandırma ihtiyacını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum meslek mensuplarını, vergi müfettişlerinin objektif ölçütlerine muhtaç bırakmaktadır.

Faturaların kayıt altına alınması işlemi büroların çoğunda yardımcı personeller tarafından yapılmaktadır. Kapasite fazlası iş kabul eden meslek mensuplarının ise tüm faturaların gerçeğe uygunluğunu kontrol ve tespit etme şansı olamayacaktır.  Kaldı ki, Danıştay  “Biçimsel kurallara uygun olan faturaların, gerçeğe aykırılığı her zaman usulüne uygun saptamalarla kanıtlanabilir”4 hükmünü vererek Mali Müşavirlerin denetim alanını genişletmiştir. Benzer hükümlere örnek vermek gerekirse;

- “Faturalarda yazılı tutarlarda malı alıp satabilecek ticari geçmiş ve kapasiteye sahip olmadığı anlaşılan kişi tarafından düzenlenen faturalar gerçek değildir”5

- “VUK’un kayıt düzeni ile ilgili hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş faturaların içeriği taraflarınca doğrulanmış olsa da, vergi idaresince işlemin mahiyeti hakkında aksine tespitler yapılması halinde faturaların gerçeği yansıttığı kabul edilemez”6

- “Faturanın sahteliğine; düzenleyenin ekonomik durumu, iştigal konusu, işçi çalıştırıp çalıştırmadığı, emtia alışlarının niteliği gibi kriterlere bakılarak karar verilebilir” 7

- “Sahte faturaları maliyet olarak kayıtlayabilmek amacıyla bu sahte faturaların bilerek temin edildiği ve olaya gerçek görüntüsü verebilmek amacıyla şeklen çekle ödeme yapılmasının, bu faturalara yasallık kazandırmayacağının kabul edilmesi gerekir”8

Tüm bu hükümler ışığında faturaların içeriği ve ödeme aşaması titizlikle takip edilmelidir. Çünkü yanıltıcı belgenin kullanımında kastın9 bulunup bulunmadığı konusu, kaçakçılık suçunun ortaya çıkmasında ve müteselsilen ağır vergi ceza ihbarnamelerine muhatap olunmasında hayati önem taşımaktadır.

Ancak mükelleflerin iş hacmi, iştigal konusu ve hasılattaki anormal yükselişler gibi teknik detayların takibi, şahsi mesai ve hizmet kalitesi gerektirmektedir. Günümüzde Mali Müşavirlik hizmet kalitesini sağlayabilmek ise; e-dönüşüm süreçlerini takip eden, iyi yetişmiş, uzmanlaşmış, mesleki özen ve titizlik içinde çalışabilecek bir kadro ile mümkündür. Tüm bu nedenlerle, yetişmiş bir kadro olmadan kapasite üzeri alınan her müşteri; artan “Sorumluluk Raporu” ve artan “Disiplin Kovuşturması” demektir.

Her meslek grubunda olduğu gibi, çok az da olsa çıkar sağlamak amacı ile suçlara iştirak eden Mali Müşavirler olduğu bir gerçektir. Ancak meslek mensuplarının artan iş yükleri ve tahsilat konusunda yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle oluştuğunu düşündüğüm disiplin dosyası sayıca çok daha fazladır. Birçok meslek mensubunun muhatap kaldığı ve disiplin dosyasına dönüşme ihtimali olan hataların birkaçından bahsetmek gerekirse;

- Son günde gelen ve fiziken kontrol imkanı olmayan faturaların ve işe giriş belgelerinin whatsapp, faks ya da mail yoluyla işleme alınması.

- Faturaların Mali Müşavirler tarafından düzenlenmesi

- SGK şifreleri meslek mensubu üzerine olan müşterilerin devrinde iptal işleminin unutulması

- Tahsilat yöntemi olarak müşterisinde bir yakınını sahte sigortalı gösterilmesi

- Emeklilikteki avantajlar nedeniyle meslek mensubunun kendisini müşterisinde sgk’lı olarak göstermesi. ( Bu konu kesinlikle meslek mensubu lehine düzeltilmelidir.)

- Geç tescil edilen adres değişikliklerinde, eski adreste görünen personellerin tespit halinde sahte sigortalı olarak işlem görmesi.

- Kamu İhale Kurumu’na verilen Birim Maliyet Hesaplamalarının detaylı bir inceleme yerine, mevcut faturalar üzerinden yapılması.

Sıkıntılı sonuçlar doğuracağı tahmin edilemeyen bu örnekler çoğaltılacağı gibi, tahsilatı ve ekonomisi düzgün hale gelmiş, müşterilerine gerekli kaliteli zamanı ayırabilen meslek mensupları sayesinde azaltılabileceği de bir gerçektir. Disiplin suçlarında; ceza müessesesinden ziyade, önleyici tedbirlerin hayata geçirilmesi meslek yöneticilerinin sorumluluğundadır. Bu önlemlerden en önemlisi olduğunu düşündüğüm, Kapasite Uygulaması için; Gelir İdaresi Başkanlığı ve TÜRMOB’un sıcak baktığı şu ortamda tek ihtiyacımız olan, daha güçlü bir “mesleki kamuoyu” yaratmaktır. 

5.   SONUÇ VE ÖNERİLER

Yazımda bahsetmeye çalıştığım yöntemler ve gerekçelerle, Mali Müşavirlik mesleğinde kronik hale gelmiş; Ücret, Tahsilat ve Haksız Rekabet sorunlarının kısa vadede ortadan kaldıracağına inandığım “Meslekte Azami İş Kapasitesi (Kota) uygulamasının” ciddi bir şekilde ele alınması ve sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu uygulama aynı zamanda; vergi kayıplarını azaltacağı gibi, meslekte kurumsallaşmanın önünü açacak ve Mali Müşavirlik mesleğini çok daha saygın hale getirecektir.

“Tahsilatı güçleştiren kaybetme riskidir”10 Kapasite (Kota) uygulamasının bu riski en az seviyeye indirirken, tahsilat oranını da aynı ölçüde arttıracağı düşüncesindeyim. Uygulama, ofislerde hazırlıkların tamamlanması ve sürecin sağlıklı yönetilmesi adına kademeli olarak başlatılabilir. Yöntem olarak puanlama sisteminin tercih edilmesi en ideali olacaktır. Puanlama sisteminin detayları ayrı bir makale konusu olacak kadar hassas öğeler barındırmakla birlikte, hizmet akdi ile çalışan meslek mensuplarının puan sistemine katkısı göz ardı edilmemelidir.  

Mesleğimize ilişkin tüm tebliğlerin, “Tek Tebliğ”11 haline getirildiği taslağın; birinci bölümünün, IV. Maddesi “Düzenledikleri hizmet ve tasdik sözleşmelerinin değerlendirilmesi neticesinde kapasitelerinin üzerinde iş kabul ettikleri yönünde kanaat oluşan meslek mensuplarından izahat istenmesi ve bu hususta gerekli idari tedbirlerin alınması” başlığını taşımaktadır. Taslak önemle takip edilmeli, gerekli düzeltmeler ve eklemeler yapılarak sonuçlandırılması sağlanmalıdır. Ayrıca Kapasite (Kota) uygulaması, Mayıs 2015 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığının TÜRMOB’a gönderdiği yazı2 içeriğinde puanlama sistemi üzerinden gayet anlaşılabilir şekilde detaylandırmıştır. Yapılması gereken tüm bu çalışmaların biran önce ortaklaştırılmasıdır.

“Biraz yağmur yağmadan gökkuşağını göremezsiniz.” Bu nedenle; Kapasite (Kota) uygulaması için; detaylı bir çalışma, güçlü bir irade ve sabır gerekmektedir. Mesleğimiz Buna Değer.

DİPNOTLAR

1 4 Seri No’lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ

2 T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı 08.05.2015 tarih ve 60801812-205.99-E.44713 sayılı yazısı

3 TÜRMOB 18.05.2015 tarih ve 03366 sayılı yazısı
4 Danıştay Vergi Dava Daireleri 12.04.1994 tarih E. No: 1994/355 K.No: 1995/23 No’lu kararı

5 Danıştay 7. Dairesinin 1989/4179 Esas ve 1991/2686 No’lu kararı

6 Danıştay Vergi Dava Daireleri 09.03.1990 tarih E. No: 1989/205 K. No: 1990/17 No’lu kararı

7 Danıştay 7. Dairesinin 12.06.2001 tarih E. No: 2000/7368 K. No: 2001/220 nolu kararı
8 Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu 28.11.1997 tarih 1996/170 Esas No. ve 1997/496 sayılı kararı

9 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu 359.Kaçakçılık Suçları ve Cezaları Maddesi

10 TATLI Mehmet Emin, Tahsil@t, Sokak Yayın Grubu, İstanbul 2020

11 https://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/user_upload/Tebligler/Taslaklar/3568/3568_tek_teb_taslak.pdf

Resim Dosyası sukrukizilot veysisevig erdalaydin Kaynak: Numan Emre ERGİN, VERGİ ALGI nın yazılarını yayınlama.

03.06.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM