YAZARLARIMIZ
Kadir Karakaş
Yeminli Mali Müşavir
Alternatif YMM A.Ş.
kadir@alternatifymm.com



Bireysel Emeklilikte Gelir Vergisi Stopajı Hk. Bir Danıştay Kararı

Tarih: 11.05.2011

Bilindiği üzere, Bireysel Emeklilik Sistemi kişilerin çalışma döneminde gelirlerinin bir kısmını gönüllü katılım esasına dayalı olarak biriktirdiği ve sosyal güvenlik sistemine ilave olarak emeklilik döneminde ise yapılan birikimlerin meyvesini topladıkları güzel ve Hazine Müsteşarlığı güvencesinden dolayı en güvenilir uzun vadeli yatırım araçlarından birisidir.

Bankalardaki mevduat belli bir limite kadar garanti altında olmasına rağmen bireysel emeklilik sistemindeki paranın tamamı devlet güvencesi altındadır. Bu sistemde katılımcılar emeklilik şirketleri nezdinde bireysel emeklilik hesaplarına sözleşmeyle belirlenen miktarlarda katkı payı ödemekte ve işverenler de isteğe bağlı olarak sisteme çalışanları adına katkı sağlayabilmektedirler. Katılımcılar ve varsa işverenleri tarafından sağlanan katkı payları, emeklilik şirketleri tarafından kurulan çeşitli emeklilik yatırım fonlarında katılımcıların istekleri doğrultusunda değerlendirilmektedir. Sistemden emekli olmak için her bir katılımcının 10 yıl boyunca sistemde kalması ve 56 yaşını tamamlaması gerekmektedir. Emekliliğe hak kazanıldıktan sonra, bireysel emeklilik hesaplarındaki birikimlerin bir kısmı veya tamamı toplu olarak ya da katılımcının isteğine bağlı olarak ömür boyu maaş şeklinde de alınabilmektedir.

Bordrolu çalışanlar veya yıllık gelir vergisi beyannamelerinde bireysel emeklilik prim ödemelerini gösterenler bireysel emeklilik sistemine yatırdıkları paranın bir kısmını devletten vergi avantajı olarak da geri almaktadırlar.

Burada sorun emekli olarak veya 10 yıllık süreden önce sistemden çıkışta katılımcıya yapılacak geri ödeme üzerinden, geri ödeme tutarının ana para ve nema kısmının ayrıştırılmadan tevkif edilecek gelir vergisinin hesaplanmasından ortaya çıkmaktadır. Ancak, bu şekilde hesaplama Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. ve 94. maddesi hükümlerinden kaynaklanmaktadır.

GVK’nun 75. maddesinin 15. bendine göre; Tüzel kişiliği haiz emekli sandıkları, yardım sandıkları ile emeklilik ve sigorta şirketleri tarafından;

a) On yıl süreyle prim, aidat veya katkı payı ödemeden ayrılanlara yapılan ödemeler,

b) On yıl süreyle katkı payı ödemiş olmakla birlikte bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazanmadan ayrılanlar ile diğer sandık ve sigortalardan on yıl süreyle prim veya aidat ödeyenlere ve vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,

c) Bireysel emeklilik sisteminden emeklilik hakkı kazananlar ile bu sistemden vefat, malûliyet veya tasfiye gibi zorunlu nedenlerle ayrılanlara yapılan ödemeler,

Menkul sermaye iradı sayılmış ve aynı Kanunun 94.maddesinin 15. bendine göre de ödeme esnasında;

-75 inci maddenin ikinci fıkrasının (15) numaralı bendinin (a) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından 2003/6577 sayılı B.K.K. ile %15,

-(b) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından 2003/6577 sayılı B.K.K. ile %10 ve

-(c) alt bendinde yer alan menkul sermaye iratlarından 2003/6577 sayılı B.K.K. ile %5 oranında Gelir Vergisi Stopajı yapılması hükme bağlanmıştır.

(GVK’nun 22.maddesindeki istisna hükümlerinin de ayrıca dikkate alınması gerekmektedir.)

Burada görüleceği üzere, tevkifata konu matrahın belirlenmesinde emeklilik şirketinin yapacağı ödeme için ana para ve nema (faiz vs.) ayrımı yapılmamış ve ödemenin tamamı üzerinden tevkifatın yapılması öngörülmüştür.

Konu ile ilgili olarak İstanbul 3.Vergi Mahkemesinin 30.01.2009 tarihli bir kararında, “…maddede ödemelerden kastedilen davacıya ödenen tutarın (anapara dahil) tamamı değil, elde edilen gelir olduğu, dolayısıyla elde edilen gelirin menkul sermaye iradı olduğu kabul edilmesi ve tevkifatın bu miktar üzerinden yapılması gerektiği anlaşıldığından….yapılan tevkifatın davacının ödediği prim tutarına isabet eden kısmının iadesine..”şeklinde karar vermiş ve bu karar Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilmediğinden kesinleşmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı 18.09.2009 tarihinde Danıştaya müracaat ederek kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir.

Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 08.04.2011 tarihli ve 27899 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Esas No: 2009/8882 ve Karar No: 2011/269 sayılı kararına göre de, “yürürlükteki hukuka aykırı bir sonuç ifade etmeyen İstanbul 3.Vergi Mahkemesi kararının kanun yararına bozulmasının hukuken olanaklı olmadığına ve kanun yararına bozma isteminin reddine” oybirliği ile karar verilmiştir.

Bu itibarla GVK’nun 94.maddesinin 15.bendine göre yapılacak vergi tevkifatı matrahlarının tespitinde emeklilik şirketleri anapara dahil tutarları esas almaya devam etmekle birlikte, (her ne kadar daha önce vergi avantajından yararlanan katılımcılar için hakkaniyete uymasa bile) bütün katılımcılar Danıştayın yukarıda belirttiğimiz kararını emsal göstererek kendilerine yapılan ödemelerden anaparaya isabet eden kısmından kesilen vergi tevkifatlarının geri iadesini dava yoluyla isteyebileceklerdir.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM