YAZARLARIMIZ
Kadir Erkeçoğlu
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
kadirerkecoglu@deneyimymm.com



TTK’nın 376. Maddesi Kapsamında Şirketlerde Sermaye Kaybı, Borca Batıklık Nedir? Sonuçları Nelerdir? Ne Tür İyileştirici Tedbirler Alınabilir? (3)

Değerli okurlar, uzun bir aradan sonra tekrar merhaba , dünyayı paniğe sürükleyen ve ilk olarak 2019’ da Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan kentinde ortaya çıkan COVİD-19 adıyla bilinen korona virüsü daha sonra avrupa  ve  dünyanın bir çok ülkesini etkisi altına alarak, ikinci dalga halinde sürmekte olup  ve şu an için bir milyon  iki yüz elli binin üzerinde insanın yaşamına mal olarak büyük sosyal ve ekonomik yıkıma neden olmuş ve olumsuz etkisini hala devam ettirmektedir.

Bu nedenle, sosyal hayatımızı kontrollü bir şekilde sürdürerek , MASKE , MESAFE ve TEMİZLİK kurallarını hayatımızın temeline almamız gerektiğini lütfen unutmayalım.

Bir önceki yazımda, sermaye kaybı kavramı , sermaye kaybının ortaya konulması, sonuçları ve sermaye kaybı karşısında alınabilecek iyileştirici tedbirler, yönetim kurulunun sorumlulukları ve teknik iflas kavramları üzerinde durulmuş, bundan sonraki yazımın konusunu ise , borca batıklık , borca batıklığın ortaya konulması ve borca batıklık durumunda alınabilecek tedbirler ile borca batıklık bilançosunun oluşturacağını ifade etmiştim.

Borca Batıklık Nedir?

Türk Ticaret Kanununun 376/3.maddesine göre;

Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur.

15 Eylül 2018 tarihli 30536 Resmi Gazete de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376.Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin 12.maddesinin 1.fıkrasına göre,  borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir.

“ Borca batık olma ” ifadesi , şirket aktifleri , yıllık bilânçoda olduğu gibi defter (iktisap) değerleriyle değil , gerçek ( olası satış değerleri) değerleriyle değerlemeye tâbi tutulsalar bile alacaklıların, alacaklarını alamamaları, yani şirketin borç ve taahhütlerini karşılayamaması demektir.”

Madde hükmünden hareketle , borca batıklık kavramının, şirketin kısa ve uzun vadeli borç ve taahhütlerini karşılayamaması durumu ya da aktiflerin borçları karşılayamaması hali olarak ifade edilebilir.

Borca Batıklığın Ortaya Konulması?

Anonim Şirketler ile ilgili düzenlenmiş olan TTK ‘ nun 376.maddesinde, son yıllık bilançodaki sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamı esas alınarak belirlenen asgari tutarlar, pay sahiplerinin, şirket alacaklılarının ve sermaye piyasası aktörlerinin,  yatırımlarını ve en temel de genel ekonomik çıkarlarını korumayı amaçlar.

TTK madde 376’ nın 3. fıkrasında anonim şirketlerin borca batıklığı düzenlenmiş olup, TTK’ nın limited şirketlere ilişkin hükümlerinde borca batıklığa dair herhangi bir ilave düzenlemeye yer verilmemiştir. Fakat TTK’ nın limited şirketlere ilişkin 633.maddesinde, esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hallerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümlerin kıyas yolu ile limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarında bildirim sorumluluğu, limited şirketler içinde TTK madde 376 doğrultusunda uygulanacak ve yine aynı maddenin 3.fıkrası kapsamında  yönetim kuruluna yüklenen görevler, limited şirketlerde müdürler içinde geçerli sayılacaktır.

Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretlerin tespitinde ise ; yıllık ve ara dönem mali tablolarından , denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından ve yönetim kurulunun tespitlerinden yararlanılabilir. Şirketin borca batık olabileceği yıllık bilanço ile  değerlendirilse de , ara bilanço hazırlanmalı ve ara bilançodaki tespitlere göre hareket edilmesi daha sağlıklı olacaktır. Çünkü borca batıklık ara bilançodan anlaşılır. Yönetim Kurulunun borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeleri için  farklı esaslara göre ara bilanço çıkartılmalıdır. TTK 376/3.madde gerekçesinde varlıkların olası satış değerlerine göre hazırlanan ara bilançonun borca batıklık bildirimine esas olacağı ve yönetim kurulunun şirketin iflası için mahkemeye başvurmasına gerek olup olmadığını belirleyeceği, işletmenin sürekliliği esasına göre hazırlanacak bilançonun ise işletmenin faaliyetine devam edip etmeyeceğinin belirlenmesi bakımından önem teşkil ettiği belirtilmiştir.

15 Eylül 2018 tarihli 30536 Resmi Gazete de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376.Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin Geçici Madde 1/1’ e göre, 1/1/2023 tarihine kadar, TTK 376.maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir.

TTK madde 376/3 hükmü kapsamında, yönetim kurulu, ara bilanço üzerinden aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğini tespit etmesi durumunda, durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirerek , şirketin iflasını istemekle yükümlüdür. Bu durum, TTK 375 md.1/g maddesine göre yönetim kurulunun devredilemez görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

15 Eylül 2018 tarihli 30536 Resmi Gazete de yayımlanan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376.Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ Madde 12/4’ te yer alan düzenleme ile şirketin iflası için mahkemeye başvurmadan önce Tebliğ’in 7.maddesinde üçte ikilik sermaye kayıpları bakımından düzenlenen tedbirlerin borca batık durumdaki şirketler bakımından da alınabilmesi mümkün kılınmıştır.

Borca batık durumda olan şirketin, yönetim kurulu, TTK madde 376/3 hükmüne göre mahkemeye bildirimde bulunarak şirketin iflasını istemekle mükelleftir. Söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, İcra İflas Kanunu madde 345/a- hükmü gereği 179.maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse, alacaklılardan birinin şikâyeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası alabileceklerdir.

Ayrıca, yönetim kurulunun, borca batıklık şüphesini uyandıran emarelerin varlığına rağmen, ara bilanço düzenlenmemesi ve durumu mahkemeye bildirmemesi halinde , TTK madde 553 kapsamında da sorumluluğu doğabilecektir.

TTK 376/3.Maddesine göre Borca Batıklığa İlişkin Örnek

Borca Batıklıktan , Yönetim Kurulunun, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden çıkarttığı  ara bilançoya göre şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılmasıdır.

Şirket Borca Batıklık Durumu

Şirket Aktif Toplamı

Şirket Borçlar Toplamı

Karşılanamayan Borç Tutarı

51.559.240,99

89.119.029,96

- 37.559.788,97

TTK 376/3.Maddesine Şirketin Aktiflerinin Borçlarını Karşılayamaması Halinde Alınacak Tedbirler Nelerdir?

Sonuç olarak,

TTK ‘da sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarında şirket yönetim kurulu ve müdürlerine önemli görevler düşmektedir.

Şirketlerde idare ve temsil görevlerindekilerin şirketin sermaye kaybına ve borca batıklığa düşmeden önce iyileştirici önlemler dahilinde pozisyon almaları gerekir. Örneğin ; Satış , satın alma, üretim , finans ve çalışanlara ilişkin alınacak önlemler ile yönetimin profosyonelliğe kavuşturulması, masraf yönetimi, yeni pazarlar araştırılması, işletmenin küçülmeye gitmesi , düşük faiz oranlarının alacaklılara kabul ettirilmesi  gibi.

Bu iyileştirici önlemlerin temelinde şirket aktiflerinin şirket pasiflerini karşılayabilmesi ve şirketin hayatını devam ettirerek  , alacaklıların alacak haklarını kaybetmemesini sağlayarak ticari hayatın devamını getirmek olmalıdır.

Umarız hiçbir şirket bu kötü durumlara düşmeden üreterek , istihdam sağlayarak büyümeye devam eder ve güzel TÜRKİYE ‘ mize büyük katkılar sağlar.

16.11.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM