İrfan AYDIN
Eski İdari Yargı Hakimi
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
irfanaydin1949@ttmail.com
VEKALET ÜCRETLERİNİN VERGİLENDİRİLMESİ
Tarih:
04/04/2006
MAHKEMELERİN TAKDİR ETTİĞİ VEKALET ÜCRETİNİN SERBEST MESLEK KAZANCI OLARAK
KABULÜ SURETİYLE VERGİYE (GELİR VE KATMA DEĞER VERGİLERİNE) TABİ TUTULMASI
HUKUKEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.
Giriş
356
sıra numaralı olup 23.02.2006 günlü ve 26089 sayılı resmi gazetede yayınlanarak
yürürlüğe girmiş bulunan 213 sayılı VUK Genel Tebliğinin 213 sayılı “B. İcra
Dairelerince Alacaklı Taraf Avukatına Ödenmesine Karar Verilen Vekalet
Ücretlerinin Belgelendirilmesi” bölüm başlığı altında yapılan “İcra
dairelerince borçludan alınarak müvekkili adına takibat yapan alacaklı taraf
avukatına ödenmesine karar verilen avukatlık (vekalet) ücretinin avukata
ödendiği anda, avukat tarafından borçlu adına en az 2 nüsha serbest meslek
makbuzu düzenlenecek ve makbuzun avukatta kalan nüshasına da icra dairesince
ödemenin yapılmış olduğuna dair bir şerh düşülerek, ödemeyi yapan memur
tarafından (sicil numarası da yazılarak) imzalanacaktır.
Yukarıda belirtilen şekilde yetkili memura
imzalattırılmadığı tespit edilen her bir serbest meslek makbuzu için ayrı ayrı
Vergi Usul Kanununun 352-II/7. nci maddesine göre söz konusu avukat adına
usulsüzlük cezası kesilecektir .”
şeklindeki düzenlemenin
hukuka aykırı olup olmadığı hususu incelememizin konusunu oluşturmaktadır.
Yukarıda işaret edilen konuda bir görüş ya da
düşünce oluşturabilmek için öncelikle yapılan yargılama sonunda mahkemelerin
hükmetmiş olduğu vekalet ücretinin davada haklı çıkan tarafın vekiline mi yoksa
asile mi ait olması gerektiği hususunun açık ve net olarak ortaya konulması
gerekir.
Konuya ilişkin Yasal Açıklamalar:
1- 1136 sayılı Avukatlık
Kanunu’nun 164. maddesinin 1. fıkrası “Avukatlık ücreti, avukatın hukuki
yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder.”hükmünü içermektedir.
Bu kurala göre avukat, hukuki yardımı; kendisini vekil olarak atayan kişi ya da
kuruluşa yapmaktadır. Dolayısıyla da, vekalet ücretini, karşı taraftan değil
vekil edeninden ya da onun mal varlığından tahsil etmesi gerekir.
2- Avukata ödenecek
ücretin miktarı nasıl saptanır?
Vekalet ücretinin miktarı, 1136 sayılı
Avukatlık Yasası’nın (AY’nın) 164. maddesinin son fıkrasında yer alan “Dava
sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti
avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez,
haczedilemez.” şeklindeki kural avukatın vekil edeniyle yaptığı sözleşmeye göre
tahsil etmesi gereken vekalet ücretinin, mahkemenin o olay için takdir ettiği
vekalet ücretinin altına düşmemesini ve bu miktarın güvence altına alınmasını
sağlamak amacıyla getirilmiştir. Daha açık bir ifade ile, iş sahibinin (hukuki
yardımdan yararlananın) avukata ödeyeceği ücret, mahkemenin takdir ettiğinin
altında olamayacaktır. Yoksa bu düzenlemenin maksadı mahkemenin karşı tarafa
yüklediği vekalet ücretinin avukata verileceği anlamını taşımamaktadır.
Çünkü, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun
Masarifi Muhakeme; aşağıda beyan olunan şeylerdir başlıklı 423. maddesinin 6.
fıkrası “Davanın ehemmiyetine göre kanun mucibince takdir olunacak vekil
ücretleri” hükmünü içermektedir. Bu hükme göre mahkeme masrafları davanın
taraflarınca karşılandığına göre davanın tamamen ya da kısmen kazanılması
halinde davayı kazanan tarafın peşin olarak yaptığı masraflarını karşı taraf
ödemekle yükümlüdür. Zaten mahkemelerde bu doğrultuda hüküm kurmaktadır.
Mahkemenin takdir ettiği vekalet ücreti de 3086 sayılı HUMK’nun 423. maddesinin
6. fıkrası hükmü uyarınca mahkeme masrafı olarak kabul edildiğinden mahkemece
takdir edilip hüküm altına alınan vekalet ücreti taraflara aittir. Mahkemenin
vekalet ücreti takdir sebebi, vekil tayin etmiş olan tarafın vekil için yaptığı
masrafları karşı taraftan almasını sağlamak içindir. Vekil edeni ile yaptığı
avukatlık ücret sözleşmesinde öngörülen ücreti tahsil etmiş olan avukatın
mahkemenin takdir ettiği ve mahkeme masrafı niteliğinde olan vekalet ücretinde
hiçbir hakkı yoktur.
Nitekim Yargıtay Y. 1. HD.’nin 19.06.2003 tarih
ve Esas;2003/7052, Karar;2003/7435 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Avukatlar hangi hallerde
serbest meslek makbuzu düzenleyeceklerdir? Mahkemenin takdir ettiği vekalet
ücretinin tamamını ya da bir kısmını icra daireleri aracılığıyla tahsil etmeleri
halinde, serbest meslek makbuzu düzenlemeleri gerekmekte midir?
213 sayılı VUK’ un serbest meslek makbuzu
başlıklı 236. maddesi hükmü “serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine
ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek
ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteri de bu makbuzu istemek ve almak
mecburiyetindedir.” uyarınca, serbest meslek makbuzunun müşteri adına
düzenlenmesi gerekmektedir. Avukatın müşterisi ise vekil edenleri ile vekalet
ilişkisi kurulmadan yazılı veya sözlü danışmanlık hizmeti verdiği kimselerdir.
Bu bakımdan, avukat; icra daireleri aracılığıyla tahsil ettiği vekalet ücreti
için serbest meslek makbuzu düzenleyecektir. Ancak adına makbuz düzenleyeceği
kişi mahkemenin vekalet ücreti ödemeye mahkum ettiği borçlu (davayı kaybeden
taraf) değil, vekil edeni olacaktır. Çünkü avukatın hukuki yardımından işvereni
yararlanmaktadır. Yapılan bu açıklamalarda açıkça göstermektedir ki Maliye
Bakanlığı’nın 213 sayılı VUK’ un mükerrer 257. maddesi hükmüne dayanarak
yürürlüğe koyduğu 356. sayılı VUK Genel Tebliğin “B. İcra Dairelerince
Alacaklı Taraf Avukatına Ödenmesine Karar Verilen Vekalet Ücretlerinin
Belgelendirilmesi” bölümünün 213 sayılı VUK’un 236. maddesi hükmüne açıkça
aykırı olduğu gibi, yine işaret edilen düzenleme ile 2. dereceden usulsüzlük
cezası ihdası, T.C. Anayasa’sının “vergi resim, harç ve benzeri mali
yükümlülükler kanunla konulur değiştirilir veya kaldırılır” kuralını, öngören
73. maddesine 3. fıkrası hükmüne de açıkça aykırıdır. Nitekim Danıştay 9.
Dairesi’nin 15/10/2002 tarihli ve Esas:2000/3900, Karar:2002/4186 sayılı kararı
da bu doğrultudadır.
Mahkemelerce aleyhlerine vekalet ücreti hükmedilenlerin vekalet ücretinden ayrı
olarak KDV ödemeleri gerekip gerekmediği hususu ile mahkemelerce lehlerine
vekalet ücretleri takdir edilmiş olan avukatların bu ücretler nedeni ile KDV
ödemeleri gerekip gerekmediği hususunun incelenmesi :
3065 sayılı yasanın 1. maddesi
hükmüne göre, serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler
katma değer vergisine tabidir. Yasanın bu hükmüne göre, serbest meslek faaliyeti
icra edenlerin bu uğraşlarının karşılığı olarak her ne ad altında olursa olsun
elde ettikleri hasılat (Bu yasanın öngördüğü istisnalar hariç) katma değer
vergisinin matrahını oluşturmaktadır.
3065 sayılı Kanunun 27/5.
maddesi hükmü uyarınca, serbest meslek mensuplarının tahsil etmeleri gereken
katma değer vergisinin matrahı, ilgilinin üyesi olduğu mesleki teşekkülleri
tarafından belirlenen ve Adalet Bakanlığınca onaylanıp resmi gazetede
yayınlanmak suretiyle yürürlüğe giren tarifelerde öngörülen ücretten düşük
olamaz.
Bu itibarla, avukat ile vekil
edeni arasında yapılmış bir ücret sözleşmesi mevcutsa,KDV nin matrahı, bu
sözleşmeye göre,avukatın müşterisinden tahsil etmesi gereken para KDV nin
matrahını oluşturacaktır. Sözleşmede ücret KDV dahil olarak belirlenmişse o
takdirde matrah , (KDV dahil ücret *100/118) olarak hesaplanacaktır.
Vekil edenleri lehine
mahkemelerce takdir ettikleri ücretlerle yetinmeyi kabul etmiş olan avukatların
tahsil etmeleri gereken KDV nin matrahı ise mahkeme ücreti (KDV hariç ) olarak
takdir etmişse matrah mahkemenin takdir ettiği ücret, Mahkeme vekalet ücretini
KDV dahil olarak takdir etmişse o takdirde avukat yönünden KDV nin matrahı
(Mahkemece takdir ettiği ücret *100:118) olarak hesaplanacaktır.
Yapılan bu açıklamalarda
göstermektedir ki, aleyhlerine vekalet ücreti hükmedilmiş olan taraflar asgari
ücret tarifesine göre hükmedilen ücrete (KDV hariç) ek olarak KDV de ödemek
mecburiyetindedirler.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)