YAZARLARIMIZ
İlyas Öztürk
E.Vergi Müfettişi
ymm.ilyasozturk@gmail.com



6111 Sayılı Kanun Kaynaklı Ticari(!) Zararların Mahsubunu Yapmayın!!!

Tarih: 29/05/2013
 

Bilindiği üzere 6111 sayılı yasa ile getirilen en önemli ve kapsamlı düzenlemelerin başında mükellefler ve meslek mensupları arasındaki pratik tabiri ile “Kasa Affı”, “Stok Affı” ve “Matrah Artırımı” ile ilgili düzenlemeler gelmekteydi.

Yapılan bu düzenlemelerden yararlanan mükelleflere birtakım imkanlar getirilmesinin bir nevi bedeli yanında ilave bazı külfet niteliğinde de düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin matrah artırımı yapılan yıllara ait mali zararların % 50 ‘nin takip eden dönemlerde indirim/mahsup hakkının kaybedilmesi gibi.[1]

Diğer yandan yine bilindiği üzere stok affının iki boyutu bulunmakta,

-          Bunlardan ilki; İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile ilgili olanı,

-          Diğeri ise; Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar ile ilgili olanıydı.

 

İşletmede mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile ilgili olanlar:

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal ettirdikleri emtia için ayrı; makine, teçhizat ve demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık hesabı açacaktır.

Emtia için ayrılan karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi halinde, sermayenin unsuru sayılacak ve vergilendirilmeyecektir. Bu cümle çok önemli.

Öte yandan, makine, teçhizat ve demirbaşlar ayrıca envantere kaydedilecek ve 6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, ayrılan karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak kaydedeceklerdir.

Örnek 1- (A) Limited Şirketi, stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan (X) malına ilişkin envanter listesini hazırlamış ve 20/5/2011 tarihi itibarıyla beyan etmiştir. Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın, kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 20.000 TL'dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.

 ________________________20/5/2011 ____________________________

153 TİCARİ MALLAR                  20.000.-TL

191 İNDİRİLECEK KDV                2.000.-TL

 

                       525 KAYDA ALINAN EMTİA                         20.000.-TL

                        ÖZEL KARŞILIK HESABI   

                        (6111 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi)

                       360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR             2.000.-TL

                        (Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)

__________________________    /   ______________________________

 

Yukarıdaki örnekten ve 1 seri nolu tebliğde yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere kyda alınan emtia karşılığında 525-Kayda Alınan Emtia Özel Karşılık Hesabına alınan tutar ;

-          Ortaklara dağıtılabilir,

-          Sermayeye eklenebilir,

-          Şirketin tasfiyesi sırasında yine ortağa sermaye iadesi gibi kabul edilerek stopajsız vergisiz iade edilebilir.
 

Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan emtia, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

"Kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:

            a) Bilanço esasına göre defter tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31/12/2010 tarihi itibarıyla düzenleyecekleri bilançolarında görülmekle birlikte işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutları ve işletmenin esas faaliyet konusu dışındaki işlemleri dolayısıyla (ödünç verme ve benzer nedenlerle ortaya çıkan) ortaklarından alacaklı bulunduğu tutarlar ile ortaklara borçlu bulunduğu tutarlar arasındaki net alacak tutarlarını bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını düzeltebilirler.

            b) (a) bendi kapsamında beyan edilen tutarlar üzerinden % 3 oranında hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.

            c) Bu fıkra kapsamında ödenen vergiler, gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmez; beyan edilen tutarlar ve ödenen vergiler, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmez. Bu fıkra uyarınca beyan edilen tutarlar nedeniyle ilave bir tarhiyat yapılmaz."hükmü yer almaktadır.

Yine konu ile ilgili olarak yayımlanan 1 seri no.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 sayılı Kanun Genel Tebliğinin "Kayıtlarda Yer Aldığı Halde İşletmede Mevcut Olmayan Kasa Mevcudu ve Ortaklardan Alacakların Beyanı" başlıklı (C) bölümünde konuya ilişkin açıklamalar yapılmış olup, 6111 sayılı Kanunun 11/2 inci maddesi kapsamında ortaklardan alacaklara ilişkin beyan edilen tutarların "Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar" hesabına alınacağı ve ayrıca nazım hesaplarında takip edileceği belirtilmiş ve konu ile ilgili örnek uygulamalara yer verilmiştir.

Ayrıca, aynı bölümün "4-Diğer Hususlar" başlıklı alt bölümünde ise; 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ödenen vergilerin, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyeceği, bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergilerin, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği ile kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacağı açıklanmıştır.

Buraya kadar yapılan açıklama ve bu açıklamalara istinaden yapılan uygulamalarda bir problem yok. Muhtemel problem İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 12.03.2013 tarih ve 84098128-125[15-2012/9]-145 sayılı özelgesini okuyanlar için (hatta okumayanlar için bile) ile başlıyor. Özelgenin tam metnine www.gib.gov.tr den erişilebilir. [2]

Yine bilindiği üzere 27.03.2013 tarih ve 28600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 425 seri nolu VUK Tebliği ile özelgeler artık özel olmaktan çıkmış genel hale hale gelmiştir. Konu için adı geçen tebliğe ve bu tebliğin açıklaması ile ilgili 02.04.2013 tarih ve VUK-63/2013-8 sayılı sirkülere bakabilir.

Konuyu dağıtmadan 12.03.2013 tarihli özelgeye geri dönelim.

İlgili özelge özet olarak yukardaki gibi konuyu özetliyor ve bize göre özetlenen konuyu düzenleyen yasa hükümleri ve tebliğ açıklamalarına aykırı olarak aşağıda açıklandığı şekilde Kar Dağıtımına bağlı stopja yapılması gerektiği sonucuna varıyor.

“Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre; şirketiniz 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında beyana konu edilen ve "Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar" hesabına kaydedilen tutarın, beyannamede kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurum kazancına eklenmesi gerekmekte olup, bu Kanun kapsamında kayıtların düzeltilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararın, izleyen yıllarda kurum kazancından indirim konusu yapılması da söz konusu değildir.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında, maddede yer alan ödemeler üzerinden vergi kesintisi yapmakla sorumlu olanlar sayılmış olup, anılan maddenin 6/b-i numaralı bendinde ise, tam mükellef kurumlar tarafından; tam mükellef gerçek kişilere, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisinden muaf olanlara dağıtılan, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarından (kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz.) % 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Dolayısıyla, şirketinizce 6111 sayılı Kanunun 11/2 inci maddesi kapsamında kayıtların düzeltilmesi nedeniyle "Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar" hesabına kaydedilen tutar gerçek anlamda ticari bir zarar niteliği taşımadığından; söz konusu zararın, geçmiş yıl kârlarından veya yedek akçelerden mahsup edilmesi halinde, bu mahsup işlemi kâr dağıtımı olarak değerlendirilecek ve mahsubu yapılan tutar üzerinden de kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacaktır.

Bilgi edinilmesini rica ederim. “

Özelgenin (bize göre) eksik/hatalı yönleri nelerdir?

 1-      İlgili tebliğin "4-Diğer Hususlar" başlıklı alt bölümünde ise; 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ödenen vergilerin, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyeceği, bu kapsamda beyan edilen tutarlar ile ödenen vergilerin, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceği ile kurumlar vergisi mükelleflerince 6111 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacağı açıklanmıştır.

Bunun ne demek olduğunu kasa affı üzerinden açıklamaya çalışırsak; öncelikle şirket ortakları vaktiyle peyderpey şirketten para çekmişler yada belgesiz harcama yapmışlar. Şirket kasasında/ortaklar cari hesabında kaydi olarak bulunan tutar neticede şirketten çekilmiştir. Getirilen düzenleme ile bu ters durum düzeltilmiş, düzeltme yapılırken de hani olur da biri çıkar “sen kasa affına girerek kasanı düzelttin, tamam bu kabul ama diğer yandan da bu parayı şirketten çektiğini kabul etmiş oldun, o zaman da kar dağıtımına bağlı stopaj yaparım” şeklinde bir iddia ile karşılaşılması ihtimaline karşın yasa ve tebliğ ile “yapılan beyanla ilgili olarak söz konusu tutarların ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacağı” ayrıca açıklanmıştır.

2-
      Özelgede belirtildiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 75 ve 94 maddeleri gereğince, karpayı dağıtımı ve bu dağıtıma bağlı olarak gelir vergisi stopajı yapılması hatta bir adım daha ileri gidecek elde edilen kar payının istisna haddi üstüne kalan kısmının yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edilmesi için öncelikle;              

a.
       GVK’ nın 75. 1,2,3. bentlerinde sayılı bir iradın elde edilmesi,

b.
      Dağıtılan kar payı tutarının, dolayısıyla gelir vergisi tevkifatına esas bir matrahın bulunması,

c.
       Yapılacak tevkifatın (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yapıldığı aşamada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben yapılması gerekir.[3]
 

 Dolayısıyla özelgede iddia edildiğinin aksine ortada ne hesaben ne de nakden dağıtılan bir karpayı vardır. Dolayısıyla Gelir Vergisine esas olacak bir matrah teşekkül etmediği gibi GVK 75. Maddede sayılan bir karpayı ödemesi (nakden veya hesaben[4]) ortaya çıkmamıştır.

3-      Ayrıca şirketten vakti zamanında parayı çeken ortağın çektiği paranın bizatihi kendisi  “ortaklara dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine yönelik ilave bir tarhiyat yapılmayacağı” açıklanmışken bu durumun affı ve düzeltilmesi ile ilgili yapılan muhasebe kaydına istinaden ortaya çıkan “ticari zararın” mükellefin varsa geçmiş yıl karlarından yada yedek akçelerinden karşılanması/mahsup edilmesi nasıl kar dağıtıma bağlı stopaja konu olabilir.

4-      Son olarak kanun koyucu yaptığı düzenleme ile hangi zararların kabul edileceğini yada hangi zararların indiriminin/mahsubunun mümkün olmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Örnek, 6111 sayılı Kanun Madde 6/9: “Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların % 50'si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez”. Bunun dışında kasa yada stok affı ile ortaya çıkan zararın ticari zarar kabul edilmeyeceği yada bir başka kısıtlama bulunmamaktadır.

Sonuç olarak yasal düzenlemeler, tebliğ ile yapılan açıklamalara rağmen idarenin halihazırdaki özelgesi (mükellef, idare, inceleme elemanı dahil herkesi bağlayabilen) ortada iken durduk yerde sıkıntıya girmemek için 6111 sayılı kanun kaynakları zararlarınızı geçmiş yıl karlarından yada olağanüstü yedeklerden karşılayarak mahsup etmeyin. 


 

[1]6111 sayılı Kanun Madde 6/9: “Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların % 50'si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez.”

[3]GVK Madde 94: (ilgili bölüm) (…… avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesabenyaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

[4]Hesaben Ödeme:Ayrıca, ilgili işyeri için nakden veya hesaben (vergi tevkifatına tabi kazanç ve iratları ödeyenleri, istihkak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemler, hesaplarda işyeri kirası karşılığı olarak gider gösterilmesi gibi) kira ödemesi yapmadığınız anlaşıldığından, tarafınızca gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır. (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=1079&uid=bWhtnH8fUIGni6aA&type=ozelge )

 

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM