YAZARLARIMIZ
İbrahim Çakır
Vergi Müfettişi
ibrahim.cakir2@outlook.com



Vergi İncelemelerinde Yanlış ve Yanıltıcı Bilgi Vermenin Sonuçları

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 134. maddesine göre vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır. Vergi incelemesine yetkili olanlar[1] yaptıkları incelemelerinde mükelleflerce ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırırken başvurdukları yöntemlerden birisi de VUK’un 148. maddesinde yer alan  “bilgi verme” müessesidir.

Bu çalışmamızda vergi incelemesi yapanlara yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi durumunun hukuki sonuç ve yaptırımları incelenecektir.

I-Vergi Usul Kanunu Bağlamında

VUK'unda bilgi toplama ile ilgili hükümler 148 ile 152'nci maddeler arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. 148. maddeye göre “kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzelkişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar.” hususlarına yer verilmiştir.

Aynı kanunun 257. maddesinde ise, Vergi inceleme ve kontrolları ile gayrimenkullerin rayiç bedelinin tespiti sırasında, mükellefler aşağıda yazılı ödevleri yerine getirmeye mecburdurlar.

2. İnceleme ile ilgili her türlü izahatı vermek (Bu mecburiyet hem iş sahibine, hem de işletmede çalışan memurlara şamildir). şeklindedir.

Yukarıda belirtilen madde hükümlerince bilgi vermekten çekinenler veya yanlış ve yanıltıcı bilgi vermenin cezası 355. madde de düzenlenmiştir. Buna göre,

“Bu Kanunun 86, 148, 149, 150, mükerrer 242, 256 ve 257 nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257 nci maddesi ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi uyarınca getirilen zorunluluklara uymayan (Kamu idare ve müesseselerinde bilgi verme görevini yerine getirmeyen yöneticiler dahil);

 1. Birinci sınıf tüccarlar ile serbest meslek erbabı hakkında 1.000 (522 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2021'dan itibaren 2.500 TL) Türk Lirası,

 2. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ile kazancı basıt usulde tespit edilenler hakkında 500 (522 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2021'dan itibaren 1.300 TL) Türk Lirası,

 3. Yukarıdaki bentlerde yazılı bulunanlar dışında kalanlar hakkında 250 (522 Sıra No.lu V.U.K Genel Tebliği ile 1.1.2021'dan itibaren 650 TL) Türk Lirası,

Özel usulsüzlük cezası kesilir.” şeklindedir.

Bu hükmün uygulanması için, bilgi ve ibraz ödevinin yerine getirilmesiyle ilgili olarak yapılacak tebliğlerde bilginin verilmesi için tayin olunan sürede [2]cevap verilmemesi, eksik veya yanıltıcı bilgi verilmesi veya defter ve belge ibrazı için tayin olunan süre ile defter ve belgelerin süresinde ibraz edilmemesi durumunda haklarında Kanunun ceza hükümlerinin uygulanması cihetine gidileceğinin ilgililere yazılı olarak bildirilmesi şarttır.

Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezaları bir kat artırılarak uygulanır.

II- Türk Ceza Kanunu Bağlamında

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan başlıklı 206 ncı maddesinde: “(1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklindedir.

Yukarıda kanun metninden anlaşılacağı üzere, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun karşılığında, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası olmak üzere seçimlik ceza öngörülmüştür. Bu suç bakımından adli para cezası seçimlik olarak öngörüldüğü için, bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz.

Mahkemece bir yıl veya daha az süreli hapis cezasına (TCK m.49) hükmedilirse, bu kısa süreli hapis cezası TCK’nın 50. maddesinde öngörülen adli para cezası dışındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilir (TCK m.50/ 2). Koşulları oluştuğu takdirde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (CMK 231/5)

Bu noktada adli para cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kavramlarına kısaca değinmek gerekir diye düşünüyorum. Buna göre,

Adli para cezası, bir suç işlendiğinde kanun ile kararlaştırılan paranın, Devletin Hazinesine ödenmesidir. Daha kısa bir anlatımla adli para cezası, bir suç işlenmesi durumunda hükmedilen bir yaptırımdır ve günümüzde adli para cezası genellikle ağırlığı hafif ve orta olan suçların hapis cezası yaptırımına karşı seçimlik olarak düzenlenmiş bir yaptırımdır.( TCK md.5 2/1)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi boyunca kasıtlı bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa ceza kararının ortadan kaldırılması ve davanın düşmesine yol açan bir cezanın bireyselleştirilmesi kurumudur. (CMK md.231)

Kaynakça

-213 sayılı Vergi Usul Kanunu

-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu

-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu


[1] VUK’un 135. maddesine göre vergi incelemesine yetkili olanlar; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır.

Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar her hal ve takdirde vergi inceleme yetkisini haizdir.

[2] Bu süreyi VUK'nun 14. Maddesi gereğince 15 günden aşağı olmamak şartıyla tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder

25.11.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM