YAZARLARIMIZ
Hüseyin Karabayır
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
huseyinkarabayir34@gmail.com



Yarım Ücret Yükümlülüğü İle Kısa Çalışma Ödeneği Uygulamasında Çelişkili Durum

Mikrobun üç farklı çeşidinden biri olan virüsün, mutasyona uğramış hali olduğu belirtilen koronavirüs (covid-19) salgınının ülkemizde olumsuz yönde meydana getirdiği ekonomik etkilerinin işveren ve işçi açısından azaltılmasına yönelik mevzuatımızda çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden bir tanesi kısa çalışma ödeneği uygulamasıdır.

4447 sayılı yasanın Ek 2. maddesinde düzenleme alanı bulan kısa çalışma ödeneği; ülke genelinde ekonomik kriz, sektörel kriz, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebepler nedeniyle işyerindeki haftalık çalışma süresinin önemli ölçüde azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen (bazı bölümlerinde) durdurulması hallerinde İŞKUR tarafından işçiye verilen ve işsizlik sigortası fonundan karşılanan ödenektir.

Covid-19 salgını, yukarıda belirtilen sebeplerden zorlayıcı sebebin varlığını oluşturmaktadır. Bu nedenle, kısa çalışma ödeneği ile ilgili yönetmelik hükümleri de dikkate alındığında, işverenlerin işyerindeki çalışma sürelerini en az üçte bir oranında azaltması ve/veya faaliyetinin tamamını ya da bir bölümünü süreklilik koşulu aranmaksızın en az dört hafta süreyle durdurmuş olması halinde, işçileri ile devam eden iş akitleri askıda kalmaktadır. İş akdinin askıda kalmasının neticesinde ise işçinin iş görme, işverenin ise ücret ödeme yükümlülüğü bu sürelerde olmamaktadır.

4857 SAYILI İŞ KANUNU HÜKÜMLERİNİN UYGULAMA ALANI

4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulama kapsamı, kanunun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Kanun, 4 üncü Maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.” Şeklinde düzenlenerek belirlenmiş, 4 üncü maddesinde ise istisna tutulan işler ve ilişkileri belirtilmiştir. Söz konusu 4. Maddedeki istisna işler;

a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,

b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,

c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit yapı işleri, d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,

e) Ev hizmetlerinde,

f) Çıraklar hakkında,

g) Sporcular hakkında,

h) Rehabilite edilenler hakkında,

ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.

Yürütülen iş ilişkilerinde 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiş olup, aynı madde içinde istisnanın istisnası olarak aşağıda tahdidi olarak belirtilen işlerin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında olduğu belirtilmiştir. Bu işler;

a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,

b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,

c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,

d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,

e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,

f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi olmaktadır.

Ayrıca, birinci fıkranın (a) bendinde belirtilen Deniz taşıma işleri için 1967 tarihli 854 sayılı Deniz İş Kanunu, basın çalışanları ile ilgili 1952 tarihli 5953 sayılı Basın İş Kanunu, bunların dışında kalan işler ve işyerlerinde ise genel kanun niteliğinde olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun Hizmet Akdine İlişkin hükümleri uygulanmaktadır.

YARIM ÜCRET YÜKÜMLÜĞÜ VE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN BAŞLANGICI

Covid-19 virüsünün iş ilişkilerine yansıması sonucu, zorlayıcı sebep nedeniyle iş akdinin askıya alınması halinde, işçinin çalıştığı işyeri 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında ise 40 ıncı maddesine göre; 854 sayılı Deniz İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı gemi adamları için ise 42 inci maddesine (geniş yorumla) göre, bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için işverenin işçisine-gemi adamına yarım ücret ödeme, ücretinden vergi kesme ve duruma göre SGK primi ödeme yükümlülüğü doğmaktadır.  Ancak, bu işyeri 5953 sayılı Basın İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümlerinin uygulandığı bir işyeri ise bu durumda, işverenin ilk bir haftalık süre için ücret ödeme yükümlülüğü yoktur. İşverenin zorlayıcı sebep nedenli ücret ödeme yükümlülüğü ile ilgili referans alınabilecek TBK’nın 409. Maddesi; “Uzun süreli bir hizmet ilişkisinde işçi, hastalık, askerlik veya kanundan doğan çalışma ve benzeri sebeplerle kusuru olmaksızın, iş gördüğü süreye oranla kısa bir süre için işgörme edimini ifa edemezse işveren, başka bir yolla karşılanmadığı takdirde, o süre için işçiye hakkaniyete uygun bir ücret ödemekle yükümlüdür.” Şeklinde düzenlenmişse de bu madde, işçinin zorlayıcı nedenle iş görme edimini yerine getirememesi hali için uygulanabilecektir. Fakat, Covid-19 kaynaklı bu durum aynı zamanda işverene düşen edimin ifa edilememesine de sebep olmaktadır. Dolayısıyla bu dönemde TBK’nın 409. maddesinin uygulama alanı bulamayacağı değerlendirilmektedir.

6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanacağı iş ilişkilerinde en önemli kesimden birisi olan, üç kişinin çalıştığı esnaf işletmeleridir. Esnaf işletmelerinin tanımı, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 2. Maddesinde, “İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri ifade eder.” şeklinde düzenlenmiştir.

Esnaf ve sanatkar meslek kolları, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu kararı ile 13/02/2019 tarih ve 30685 sayılı resmi gazetede yayımlanarak belirlenmiştir.

Bu açıklamalara göre, en fazla üç kişinin çalıştığı, işyerinin faaliyet konusunun kurul kararında belirtilen meslek kolları içerisinde yer aldığı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu çerçevesinde basit usulde ticari kazanç veya işletme hesabı esasında ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilen işletmeler, tüm bu şartların bir arada yerine gelmesi durumunda esnaf işletmesi olmakta ve işçileri ile iş ilişkilerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmaktadır. Bu nedenle, belirtilen esnaf işletmelerinde ve yukarıda belirtildiği gibi hakkında TBK hükümleri uygulanacak işler ve işyerlerinde, 5953 sayılı Basın İş Kanunu kapsamındaki gazetecilerde, faaliyetin 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun aradığı ölçüde durdurulması halinde, TBK’da buna ilişkin düzenleme olmaması nedeniyle işverenin ilk bir haftalık sürede ücret ödeme yükümlülüğünün olmayacağı değerlendirilmektedir.

Zorlayıcı sebep nedeniyle, şartları sağlaması halinde işçilere İŞKUR tarafından ödenecek olan Kısa Çalışma Ödeneği ile ilgili usul ve esasların düzenlendiği yönetmeliğin 7/6 maddesinde, “Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılması halinde, ödemeler 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar. Bu bir haftalık süre içerisinde ücret ve prim ödeme yükümlülükleri işverene aittir.” Şeklinde düzenlenen madde hükmü değerlendirildiğinde, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin uygulandığı işyerlerinde çalışan işçilere verilecek olan kısa çalışma ödeneğinin ilk bir haftalık süreden sonra başlayacağı anlaşılmaktadır. Buna gerekçe olarak, 4857 sayılı İş Kanunu 40. Maddesinde düzenlenen işverenin ilk bir haftalık süre için işçilerine yarım ücret ödeme yükümlülüğünün olmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. Buna benzer yükümlülük, yukarıda belirtildiği gibi 854 sayılı Deniz İş Kanununda da düzenlenmiştir. Fakat, 5953 sayılı Basın İş Kanunu hükümleri uygulanan gazeteci ile 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulandığı işyerlerinde, yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi, işverenin ilk bir haftalık süre için ücret ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bu işyerlerinde çalışan işçilere, İŞKUR tarafından ödenecek olan kısa çalışma ödeneğinin başlangıç tarihinin, kısa çalışmanın başlandığı günden itibaren yani ilk bir haftalık süre de dahil edilerek verilmesi gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır.

SONUÇ

Tüm bu açıklamalar sonucunda, işyerinde uygulanacak kanunun 4857 sayılı İş Kanunu veya 854 sayılı olan Deniz İş Kanunu olması durumda, işçilere ilk bir haftalık süre için işverenleri tarafından yarım ücret ödeme yükümlülüğü bulunduğundan, İŞKUR tarafından işçilere ödenecek olan kısa çalışma ödeneğinin başlangıç tarihinin ilk bir haftalık süreden sonraki gün itibariyle başlaması; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulandığı esnaf işletmeleri gibi işyeri ve işler ile 5953 sayılı Basın İş Kanununa tabi gazetecilerde ise, işverenlerin ücret ödeme yükümlüğü bulunmadığından, İŞKUR tarafından işçilere verilecek olan kısa çalışma ödeneğinin ilk bir haftalık süre de dahil edilerek verilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

30.04.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM