Hülya ÇAKIR
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
cakirhulya@yahoo.com
TÜRK VERGİ SİSTEMİ VE
ÜCRETLİLER ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ
Tarih: 12/12/2005
Tüm
dünyada uygulanan vergi sistemlerine göz attığımızda,
gelişmiş ülkelerde dolaysız vergiler hakim iken,
gelişmekte olan ülkelerde dolaylı vergiler ağırlık
kazanmaktadır. Vergi sistemlerinde önemli ölçüde artan
oranlı vergi tarifesi uygulanmaktadır. Devletler bir çok
nedenle vergi sistemlerine çok sayıda vergi istisna,
muafiyet ve indirimleri dahil etmektedirler. Öte yandan
tüm dünyada vergi kanunlarının yapısı birbirine benzer
özellikler taşımaktadır. Vergi kanunları sık sık
değiştirilmekte ve bu değişiklikler vergi kanunlarını
karmaşık ve anlaşılmaz bir hale getirmektedir. Gerek
kanunların gerekse vergi sisteminin karmaşık bir hal
alması, hem vergi idaresinin hem de vergi mükelleflerinin
bu konudaki maliyetlerini artırmaktadır.
Her
ay birden fazla beyanname verme zorunluluğu ile
işletmelere büyük yük getirilmektedir Vergi sistemimizde
çok sayıda vergi, fon ve harç adı altında getirilmiş
yükümlülük vardır. Bu durum hem sistemin karmaşık olmasına
hem de vergi yükünün ağırlaşmasına neden olmaktadır. Vergi
sistemimizde dolaylı vergiler ağırlıktadır. Bu durum vergi
sisteminde adaletsizliğe neden olmaktadır Vergi
sistemimizde olması en sık karşılaşılan olaylardan biri de
vergi kanunlarının sık sık değişmesidir.
Vergi
kanunlarının karmaşık olması, vergiden kaçınma ve vergi
kanunlarının ihlali için daha
çok imkan ortaya çıkarır. Vergi kanunları karmaşıklıkla
birlikte genişlediği için vergi idaresinin böyle bir
ortamda yetkisi ve vergi kanunlarını uygulama gücü artmış
olur. Fakat vergi idaresinin bu şekilde ortaya çıkan
vergiden kaçınma ve vergi kanunlarının ihlalini önleme
çabası, vergi kanunlarını ihlal etmesinden şüphelenilen
dürüst vergi mükellefleri üzerinde baskı oluşturulması
anlamına gelir..
Türk
vergi sisteminde temelde benimsenen tarife tipi, artan
oranlı vergi tarifesidir. Gelir vergisinde artan oranlı
vergi tarifesi, kurumlar vergisinde ise düz oranlı vergi
tarifesi uygulanmaktadır. Vergi sistemimiz bu
özellikleriyle diğer ülkelerdeki vergi sistemlerine benzer
özellikler göstermektedir. Bu çerçevede vergi sistemimizin
içinde bulunduğu sorunlar da benzerdir. Türk vergi
sisteminde genellikle artan oranlı bir vergi tarifesinin
uygulanması, her ne kadar adalet ilkesine uyuluyormuş gibi
bir izlenim verse de, vergi sistemimizin bünyesinde
bulundurduğu birçok sayıdaki muafiyet ve istisnaların
politik amaçlarla kullanılması, gelirden alınan vergilerde
farklı gelir unsurlarında farklı şekilde vergi tarhının
(beyanname ve stopaj) yapılması, vergi yükünün ücretli
kesim üzerine bindirilmesi gibi faktörler kanun
önünde eşitlik ilkesine ters düşmektedir.
Vergi
sistemimiz gelir, servet, tüketim ve dış ticaret üzerinden
alınan vergilerden oluşmaktadır. Vergi sistemimizin ideal
bir vergi sisteminde olması gereken açıklık, basitlik,
adalet, vergi politikaları ile ilgili diğer bir konu gelir ve servet üzerinden
alınan dolaysız vergilerin bileşimidir.Ülkemizde gelirden
alınan vergiler,toplam vergi gelirlerinin % 32,4 ünü
servetten alınan vergiler ise % 1,20sini oluşturmaktadır.
Servet vergisi ,gerçek anlamda bir birikmiş zenginliğin
vergilendirilmesi aracı olmayıp, daha çok motorlu taşıtlar
vergisi niteliğindedir.
Vergi
yükünün ağırlığı en çok ücretliler üzerinde
görülmektedir. Hizmet akdiyle çalışanlar, işe
alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar ve sigortalı
ile işvereni hakkındaki sigorta hak ve yükümlülükleri
sigortalının işe alındığı tarihte başlar. İş kazaları,
meslek hastalıkları, hastalık, analık, malüllük, yaşlılık
ve ölüm hallerinde yasada yazılı koşullar doğrultusunda
sigorta yardımlarının sağlanması amacıyla yapılan sigorta
zorunludur. SSK ,bu sigorta yardımlarını ve yönetim
giderlerini karşılamak üzere yasaya dayanarak işçi ve
işverenden prim adı altında bir ücret almaktadır.Bir
işçinin brüt ücretinden SSK Primi, İşsizlik Sigortası
Primi, Gelir Vergisi, Damga Vergisi kesilmektedir. İşçinin
ödediği paya ek olarak işverenin belli oranda SSK ve
İşsizlik Primi İşveren Payı ödemesi bulunmaktadır.
Ücretlilerin doğrudan ve dolaylı olarak ödedikleri vergi
ve diğer yükümlülükler ücretliler üzerindeki vergi yükünün
ne kadar olduğunu göstermektedir.
Gelir
vergisinin ayrıntısına baktığımızda bu verginin beklenenin
aksine gelir eşitsizliğini giderici bir işlevin
olamayacağı görülmektedir.Beyana dayalı gelir vergisi
(ücret dışı gelirlerin vergisi) % 15 iken gelir vergisi
tevkifatı yoluyla doğrudan ücretliler tarafından ödenen
vergilerin toplam vergi gelirlerine oranı % 20,9 ‘dur.Gelir
Vergisinin %90 ı kaynakta kesiliyor .Yani maaş ve
ücretliler tarafından ödeniyor.İşgücüne yapılan ödemeler
GSYİH ‘nın dörtte biri olduğuna göre, gelirin dörtte
birini kazananlar verginin hemen hemen çok büyük bir
bölümünü ödüyor.
Kurumlar Vergisi üzerinde ve Gelir Vergisi dilimleri
üzerinde yapılan indirimlerin Ücretler üzerinde de
yapılarak vergi yükü hafifletilmelidir.Bunun
yanında gelirin ve servetin daha adaletli yeniden
dağılımının gerçekleştirilebilmesi için mali güce göre
vergilendirmeye yönelen tedbirleri daha yoğun biçimde
kullanmak gerekmektedir. Örneğin; gelir
vergisi tarifesine daha belirli bir artan oranlılık
kazandırabilir; geliri belli bir düzeyin altında olanlara
devlet yardımı yapılabilir (negatif gelir vergisi); lüks
mallardan alınanlar dışında muamele ve özel tüketim
vergileri hafifletilebilir, zorunlu gereksinim maddeleri
üzerinden alınanlar kaldırılabilir; veraset ve intikal
vergilerinin oranı yükseltilebilir; sosyal amaçlı vergi
muaflık ve istisnalarının kapsamı genişletilebilir.
Son
uygulamayla sadece ticari kazanç sahibi olan
mükelleflerin yararına bir düzenleme getirilmiştir.
İndirimler yüksek kazanç sağlayan grupların bulunduğu üst
dilimlere yapılmıştır. Ücretli olarak çalışan işçi ve
memurların bu indirimden yararlanması şimdilik mümkün
değil. Ücretlilerin vergi kesintisi yüzde 15’den
başlamakta iken ticari kazanç sahiplerini yüzde 20’den
başlayarak yüzde 40’a kadar gitmekteydi. Ücretliler ile
ticari kazanç sahibi zenginlerin aynı vergi oranından
başlamaması nispeten “az kazanandan az çok kazanandan çok
ilkesine” yakındı. Ancak şimdi her iki grupta yani
ücretliler ve patronlar da aynı orandan vergilendirilmeye
başlanacak.
Ülkemizde gelir vergisi asıl olarak bir ücretliler
vergisidir.
Gelirin
yeniden dağılımı açısından önemli bir araç olan ücret
gelirlerine ilişkin vergi muafiyeti yöntemi son derece
sınırlı uygulanmıştır. Böylece düşük ücretliler daha fazla
vergi ödemek durumunda kalıyorlar.
Türkiye
de en önemli sorunların başında gelen işsizlik probleminin
çözülmesi, verimliliğin arttırılması, kayıt dışı
ekonominin azaltılması planlanıyorsa, ilk önce kayıt
altında alınan vergilerin oranları düşürülmeli ve işverene
önce işçilik maliyetlerini düşürücü önlemler getirilmekle,
bunula birlikte vergi oranlarındaki indirimlerle
desteklenmeli ve faiz oranlarının , finansal aracılık
hizmetlerinden alınan vergi gelirlerinin düşmesiyle vergi
gelirlerinde beklenen yapısal daralmanın telafi
edilebilmesi açısından ilave vergi reformları son derece
önemlidir.
Vergi
reformlarında yapılacak düzenlemelerin aşağıdaki sözün tam
tersine uygulanması dileğiyle….
Yaşamın
amacı,en yüksek dalların ucundaki filizleri yemektir.Bunu
başarmanın en muhtemel yolu ise uzun bacaklı zürafaların
kısa bacaklıları açlığa mahkum etmesidir.
Keynes
KAYNAKÇA
1-DPT, Ekonomik ve Sosyal Göstergeler (1950-1997).
2-Dünya Kalkınma Raporu 1997 “Değişen Dünyada Devlet”,
İşletme ve Finans, Yıl:12, Sayı:137, Ağustos 1997.
3-ERÇEL, Gazi, “2000 Yılı Enflasyonu Düşürme Programı: Kur
ve Para Politikası Uygulaması”, 9 Aralık 1999,
http://www.tcmb.gov.tr/yenı/evds/yayın/paraprog2/baskanmat5y.html
4-Küreselleşme, Bölgesel Entegrasyonlar ve Türkiye
(Değerlendirme Raporu), Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı
Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Yayın No: DPT:2374-ÖİK:439,
Ankara: DPT Yayını, 1995.
5-Maliye Bakanlığı, 1999 Yıllık Ekonomik Rapor.
6-Boratav,Korkut Türkiye iktisat tarihi gözden geçirilmiş
ve genişletilmiş 7.baskı anakara 2003
7-Çelik Aziz Ücretliler Daha Çok Vergi Ödeyecek,Dünya
Gazetesi ocak 2004
8-DPT, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Çalışma
Raporu Sunuş Metni:İzmir İktisat Kongresi 2004
9-Keynes,John Maynard The End of Laissez-Faire 1929
www.panarchy.org/keynes/laissezfaire.1926.htm
10-Maliye Bakanlığı Bütçe Ve Kontrol Müdürlüğü
İstatistikleri
11-OECD .Revenue Statistics, Paris,2003
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)