YAZARLARIMIZ
Hakan Eren
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
hakanerenova@hotmail.com



Türkiye de Vergi Etiği Kavramı

Vergi, Devletin egemenlik hakkını kullanarak, kamu harcamalarının finansmanını karşılamak amacıyla birey ve kuruluşlardan, ödeme güçlerine göre zora dayalı ve karşılıksız olarak aldığı paradır. Verginin kamu harcamalarını karşılama görevi kadar ekonomik ve sosyal hayata müdahale görevi de vardır. Devletlerin maliye politikaları ile vergi mevzuatındaki değişikliklerle ekonomiye yön vermeleri mümkündür.

Devletin vergi dışında da gelirleri vardır. KİT ve kamu bankaları gelirleri, kurumlar karları, faizler, paylar ve cezalar bunlara örnek gösterilebilir. Fakat en büyük gelir vergi geliridir. Ülkemizde devletin toplam genel bütçe gelirlerinin çok büyük bir kısmını (Yaklaşık %85) vergi gelirleri oluşturmaktadır.

Bir maliye politikası aracına dönüşebilmesi ve genel bütçe içindeki yüksek payı nedeni ile vergiler devletler açısından hayati öneme sahiptir. Bu nedenle de kanunlarla sürekli olarak koruma altına alınırlar.

Vergi etiği, ülkedeki vergi kanunlarına vergi mükelleflerinin gönüllü uyumunun göstergesidir. Bir ülkede vergi etiğinden bahsetmek için öncelikle o ülkedeki vergi gelirlerinin dağılıma ve sürekli mükelleflerden toplanan vergilere bakmak gerekir. Buna göre dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının daha yüksek olması gerekir.

Dolaysız vergiler direkt vergi mükellefleri tarafından ödenen Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi gibi vergilerdir. Buna karşılık dolaylı vergiler son tüketiciyi ilgilendirir. Devletin vergi yükünün tabana yayılmasını sağlar. Bu vergilere örnek olarak Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi gösterilebilir. Gelişmiş ve vergi etiğinin yüksek olduğu ülkelerde dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı %45 düzeyindedir. Ülkemizde ise bu oran %70 düzeylerindedir.

Vergi etiği istenilen seviyelerde oluşmayan ülkelerde vergilerin önemli bir kısmı stopaj yani kaynağında kesinti yoluyla toplanır. Devlet verginin asıl mükellefinden alamayacağını düşündüğü vergiyi bir sorumlu tayin ederek ondan tahsil eder.  

Bazı dönemlerde devletler vergi alacağını tahsil edebilmek için yeniden yapılandırma ve vergi afları düzenlemektedirler. Bu düzenlemeler yeni vergi incelemelerine engel teşkil edecek şekilde de (matrah artırımların da olduğu gibi) hüküm ifade edebilmektedir.   

Vergileri istenilen seviyede toplayamayan devletler yüksek vergi oranları uygulayabilmektedirler. Böylece vergi kaçağının daha aza indirilmesi planlanmaktadır.

Vergi etiğinin oluşup oluşmadığı hakkında diğer bir veri de kayıt dışı ekonominin varlığıdır. Kayıt dışılık ya kanunların yetersizliğinden ya da uygulama eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizdeki kayıt dışı ekonomiye ‘Fiş almazsan şu kadar olur’ sözü ile örnek verilebilir. Ayrıca kayıt dışı istihdam da ülkemizde oldukça fazladır.

Modern vergi anlayışı beyan yoluyla vergilendirmeyi öngörür. Fakat ön şart beyan yolu ile vergilendirilmek olsa da resen, ikmalen ya da idarece tarh yöntemleri ile vergi ve ceza salınabilmektedir. Bu tarh yöntemleri ise ancak vergi incelemeleri ile mümkün olmaktadır. Vergi mükellef ve sorumlularının düzenli olarak incelenmesi de vergi etiği kavramının oluşmasında rol alacaktır.  

Öte yandan vergi kanunlarının yeteri kadar açık olmaması veya çok karmaşık ve teknik olması da anlaşılamaması nedeniyle vergisel anlamda olumsuz bir duruma neden olacaktır.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse bir ülkedeki vergi etiği kavramının olumlu yönde oluştuğu aşağıdaki verilerle incelenebilir.

  • Dolaylı vergilerin toplam vergi geliri içindeki payı,
  • Stopaj yolu ile alınan vergilerin miktarı,
  • Yeniden yapılandırma ve vergi aflarının düzenlenmesi ve sıklığı,
  • Vergi oranlarının yüksekliği,
  • Kayıt dışı ekonominin varlığı,
  • Mükellef ve sorumluların vergisel denetimi,
  • Vergi kanunlarının karmaşıklığı

Yukarıdaki veriler göz önüne alındığında ülkemizde henüz vergi etiği kavramının tam olarak oluşmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Dolaylı vergilerin oransal ağırlığı, yeniden yapılandırma ve aflar nedeniyle ekonominin yeteri kadar denetlenememesi, kayıt dışı ekonominin varlığı, bazı vergi oran ve miktarlarının Avrupa standartları ile uyuşmaması, vergi kanunlarının sistematiğinin zaman zaman bozulması gibi durumlar bunun birer göstergesidir.

Bir ülkede vergi etiğinin oluşması kendiliğinden beklenemez. Kısa vadeli fayda/maliyet analizi yapan şahıs ve kar maksimizasyonu için var olan ekonomik kişiler kendiliğinden vergi ödemek istemeyeceklerdir. Vergi etiği ancak, egemen güç olan devletin yasalarla kurallarını sağlamlaştırması ve adaletli bir vergi sistemi geliştirmesi ile mümkün olacaktır.

09.10.2018

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM