Güray ÖĞREDİK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
www.MuhasebeTR.com Site Başyazarı
gogredik@mazarsdenge.com.tr
ÜCRETLİ İHBAR
TAZMİNATINI ÖDEYEREK DERHAL İŞTEN AYRILABİLİR Mİ? KADIN İŞÇİ EVLİLİK SEBEBİYLE
İŞTEN AYRILIRKEN İHBAR SÜRESİNE UYMAK ZORUNDA MIDIR?
Tarih:
04.07.2007
1- GİRİŞ
4857 sayılı İş Kanunu’nun
17. maddesine göre; süresi belirli olmayan hizmet akdi feshedilmeden -
işi altı aydan az sürmüş ise iki hafta, altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş
ise dört hafta, birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş ise altı hafta, üç yıldan
fazla sürmüş ise sekiz hafta- önce karşı tarafa bildirilmesi gerekmektedir.
Bildirim önelleri hem işçiye hem de işverene tanınmıştır. Bu nedenle bildirim
önellerine uyulmadan hizmet akitlerinin feshedilmesi durumunda işçi veya
işverenin ihbar tazminatı isteme hakları doğmaktadır.
İstifa ederek işten ayrılan işçi,
bildirim öneline uymakla yükümlüdür; aksi takdirde, ihbar tazminatı ödemek
zorunda kalır.
Çalışmamızda, ihbar tazminatı
hakkında çok kısa bilgi verildikten sonra, ücretlinin ihbar süresine ait ücreti
ödeyerek derhal işten ayrılmak gibi bir hakkı olup olmadığı incelenecek ve konu
ile yakın ilgisi olduğunu düşündüğümüz kadın işçinin evlilik sebebiyle kıdem
tazminatı almak amacıyla işten ayrılması durumunda ihbar süresine uyma
zorunluluğu olup olmadığı incelenecektir.
2- İHBAR TAZMİNATI HAKKINDA
İhbar tazminatının özelliklerini İş
Mevzuatı ve ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında şu şekilde sıralamamız
mümkündür.
1- Yasalarda belirtilen bildirim
önelleri asgari olup hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile
artırılabilir. Bildirim önellerinde yasal bir tavan bulunmamaktadır.
2- Yargıtay ihbar tazminatının
işçinin ölümü halinde mirasçılarına geçemeyeceğini kabul etmiştir. Yasalarda bu
konuda bir boşluk bulunmaktadır. Yargıtay kararında, ihbar tazminatının
devredilemez şahıs alacaklarından olduğunu ve bu nedenle mirasçılara geçmesinin
mümkün olmadığını ifade etmektedir. Ancak bu görüşe katılmak mümkün değildir.
Çünkü diğer işçilik hakları gibi ihbar tazminatının da işçinin ölümünden önce
hizmet akdinin feshi ile doğmuştur. Ancak işçi ölümü nedeni ile bu alacağını
fiilen alamamaktadır. İşçinin alamayacak olması, bu hakkın ortadan kalktığını
göstermemektedir.
3- İhbar tazminatı gelir vergisi ve
damga vergisine tabidir. 193 sayılı Gelir Vergisi Yasası’nın 25/7. bendine göre,
işten çıkarma tazminatları vergiden muaf olmasına rağmen, Maliye Bakanlığı işten
çıkarma tazminatı olarak kabul etmemekte ve vergilendirmektedir. İzmir 1. Vergi
Mahkemesi’nin 1991/996 Esas, 1992/212 sayılı Kararı’nda belirttiği üzere, ihbar
tazminatının gelir vergisinden istisna olması yerinde olacaktır.
4- İhbar tazminatı SSK Madde 77’nin
ikinci fıkrası ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’nın 512 ve 963 sayılı
Genelgelerine göre sigorta priminden muaftır.
5- İhbar tazminatı İcra İflas
Yasası’nın 206. maddesi gereğince, işverenin iflası halinde beşinci sıradaki
imtiyazlı alacaklar içinde yer almaktadır.
6- İhbar tazminatı Borçlar Yasası’na
göre, on yıllık zamanaşımına tabidir.
7- Borçlar Yasası’nın 333/2.
maddesine göre, işçinin işverene olan ihbar tazminatı borcu işverenden olan
ücret alacağından mahsup edilebilir.
8-
İhbar tazminatının hesaplanmasında işçinin ücretine
ilaveten sağlanmış bulunan para ve parayla ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan
doğan menfaatler de göz önünde tutulur.
9- Yargıtay ihbar tazminatı için gecikme faizinin hizmet akdinin sona erdiği
tarihten değil, temerrüt tarihinden itibaren yürütüleceğini ve faiz oranının da
yasanın kıdem tazminatı için öngördüğü “mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı
uygulanır” hükmün aksine, yasal faiz oranının olacağını öngörmektedir. Yasamızda
faiz oranın ne olacağı ve hangi tarihten itibaren başlayacağı konusunda bir
hüküm bulunmamaktadır. Uygulamada geniş bir kabul görmüş olan ve uygulanan
Yargıtay görüşünün kabil edilmesi dışında bir çözüm bulunmamaktadır.
10- İhbar tazminatının ödenmemesi durumunda mülga 1475 sayılı İş Yasası’nın
aksine 4857 sayılı İş Yasası’nda idari para cezası öngörülmemiştir.
Bildirim öneli (ihbar süresi) hem işçi hem de işverenin yararına olan bir
düzenlemedir. Bildirim önelleri ile işçi yeni bir iş, işverende işçinin yerine
yeni bir işçi bulma fırsatı yakalayabilecektir.
Bildirim önellerinin kullandırılmaması halinde işçiler olduğu kadar işverenlerin
de yasal ihbar tazminatı talep etmeleri çalışma yaşamında disiplinin sağlanması,
işçilerin işyerlerini ve işverenleri düşünmelerine katkıda bulunacaktır. İhbar
tazminatı bildirim öneli kullandırmayan taraf için medeni bir ceza, diğer taraf
için ise uğradığı zararın bir ölçüde karşılanmasını sağlayacak bir bedeldir.
3- ÜCRETLİNİN İHBAR ÖNELLERİNE UYMADAN ANCAK
BU SÜREYE İSABET EDEN ÜCRETİ ÖDEYEREK DERHAL İSTİFA ETMESİ
Uygulamada bu tarz bir işten ayrılma vakasına pek sık rastlanmamaktadır. Hatta
genel olarak istifa eden personel derhal işten ayrılabilmekte ve işverenlerde
genellikle ihbar süresine uyma şartı aramamaktadırlar. Ancak, tabii ki istifa
eden personel işveren için kilit konumda olan bir personelse, yapılan iş
itibariyle yeni bir eleman bulunması zaman alacaksa ve yeni elemana işlerin
devredilmesi zorunlu ise bu durumda işten ayrılacak personel için işveren ihbar
süresine uymasını isteyecektir.
Ancak, ücretli bu durumda dahi (işveren ihbar
süresi kadar daha çalışmasını zorunlu tutması durumunda) ihbar süresine
uymayarak, bu süreye isabet eden ücretini (ihbar tazminatını) ödeyerek işten
derhal ayrılabilir mi?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesinde
işverene, bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini
feshedebilme hakkı tanınmıştır. Bu şekilde bir hak ise Kanun metninde lafzi
olarak işçiye tanınmamıştır.
Kanun metninde, bildirim sürelerine uymadan yapılan bir fesihte her iki
tarafında tazminat (ihbar tazminatı) ödeyeceği açıklanmasına rağmen, sadece
işverene ihbar tazminatını peşin ödeyerek iş akdini derhal sonlandırma hakkı
tanınması acaba bilinçli bir düzenleme midir? Ayrıca bilindiği üzere, iş
sözleşmelerinin derhal (ihbar süresini dikkate alma zorunluluğu olmadan) işçi
tarafından feshi İş Kanununun 24. maddesinde, işveren açısından ise 25.
maddesinde ayrıca ele alınmıştır.
Bize göre, böyle bir hakkın işverene tanınması elbette mantıklıdır. İşveren,
işten çıkarmaya karar verdiği işçiyi çeşitli sebeplerle derhal iş yerinden
uzaklaştırmak isteyebilir. İşverenin böyle bir karar vermesi halinde,
işyerindeki işin akışı açısından olabilecek her türlü aksamaya karşı da
hazırlıklı olması gerekir. Ancak, işçinin işinden istifa etmesi ve derhal
ayrılması, işvereni hazırlıksız bir durumda yakalayabilir. İşin sağlıklı bir
şekilde devamı açısından ve yeni bir işçi bulunması açısından, işverenin zor
durumda kalmaması için işçinin ihbar süresine uyması zorunludur. Bu gerekçe ile
de Kanunda işçiye, işverene tanındığı gibi ihbar süresine ait ücreti ödeyerek
derhal işten ayrılma imkanı verilmemiştir görüşündeyiz.
Diğer bir söyleyişle, işveren her halükarda işçiden ihbar süresine uymasını
isteme hakkına sahiptir. İşçinin, ihbar süresine ait ücreti ödeyerek işten
ayrılma teklifini de işveren isterse kabul eder, isterse kabul etmez. Kabul
etmemesi halinde işçi, İş Kanunu hükümlerine uygun bir şekilde ihbar süresi
içinde işine devam etmek zorundadır görüşündeyiz.
Diğer taraftan ise, işçi ve işveren aralarında anlaşırlarsa ve işçi, ihbar
süresine ait ücretini peşinen öder ya da alacağı varsa mahsup ettirmesi
durumunda işinden derhal istifa ederek ayrılabileceği kanaatindeyiz. Elbette
bu mutabakatın yazılması yapılması ileride oluşabilecek hukuki ihtilafları da
engelleyecektir. Yazılı yapılacak bu mutabakat ise elbette damga vergisi
Kanunu açısından binde 7,5 oranında damga vergisine tabii olacaktır. Damga
vergisi matrahı ise hesaplanan brüt ihbar tazminatı olacaktır.
Bu mutabakata istinaden, işçinin
ödemesi gereken ihbar tazminatı, elbette işverenin ödemesi gerekseydi nasıl
hesaplanacak ise aynı şekilde hesaplanacaktır. İhbar tazminatı hesabında;
ücretliye süreklilik arz eden bir şekilde sağlanan ve para ile
ölçülebilen ayni ve nakdi tüm menfaatlerin brüt tutarı dikkate
alınacaktır. Örneğin; fazla mesai ödemeleri süreklilik arz eden bir ödeme olarak
kabul edilmemektedir. Ancak, her yıl mutad bir şekilde ödenen ikramiyeler ihbar
tazminatı hesabında dikkate alınacaktır. Her yıl mutad bir şekilde ödenen
primler..v.b. ihbar tazminatı hesabında dikkate alınacaktır.
Bilindiği gibi ihbar tazminatı
ödemeleri gelir vergisi ve damga vergisi kesintisine tabiidir. Ancak, gerek
gelir vergisi madde 94’de ve gerekse damga vergisi Kanununda kesinti yapmaktan
sorumlu tutulan kişiler arasında ücretliler sayılmamıştır. Ayrıca, söz konusu
Kanun metinlerinde kesintiye tabi tutulması zorunlu olan unsurlar “ücret” olarak
belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu örnekte ücretli tarafından işverene ödenecek
“tazminat” söz konusu Kanun metinlerinde sayılmamıştır. Diğer bir söyleyişle
yasal bir dayanak yoktur. Kaldı ki, kesinti yapılsa dahi, bu kesintiyi kim,
hangi beyanname ile ve nereye beyan edecektir? Tazminatı alan işverenin bu
durumda herhangi bir kesinti yapma sorumluluğu olmadığı açıktır. Bize göre
bulunan ihbar tazminatı ücretli tarafından aynen ödenecek, hiçbir kesintiye tabi
olmayacak ve işveren tarafından gelir olarak kayıtlarına intikal ettirilecektir.
İşçinin herhangi bir alacağı yok
ise;
----------------------------- /
---------------------------------
102 BANKALAR
679 DİĞER
OLAĞANDIŞI GELİR
VE
KARLAR
---------------------------- /
----------------------------------
İşçinin bir alacağı varsa, alacağın
mahsubu ve kalan kısmın nakden tahsili;
----------------------------- /
----------------------------------
102 BANKALAR
335 PERSONELE BORÇLAR
679 DİĞER
OLAĞANDIŞI GELİR
VE
KARLAR
---------------------------- /
--------------------------------
3.1- Evlilik Sebebiyle Kıdem
Tazminatı Almak Amacıyla Kadın İşçi İstifa Ederek Derhal (İhbar süresine
uymadan) İşten Ayrılabilir mi? İhbar Borcunu Kıdem Alacağından Mahsup
Ettirebilir mi?
1475 sayılı iş yasamızın halen
yürürlükte olan tek maddesi kıdem tazminatını düzenleyen ünlü 14. maddesidir.
Gerek işçi, gerekse işveren tarafı yönünden son derece önem arz eden bu madde,
kadın işçinin evlenme tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılması
koşulunda kıdem tazminatının ödenmesi hükmüne de yer vermektedir. Aslında
söz konusu madde çıkartılış amacı bakımından günümüzde geçerliliğini
yitirmiştir. Gerçekten de yasa koyucunun ailenin korunması amacından hareketle
Medeni Yasamıza koyduğu kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan 159. maddesi
Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Evlilik 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24
ve 25. maddelerinde yer alan derhal fesih hallerinden birini
oluşturmamaktadır. Bir başka deyişle evliliği yasa koyucu bildirimsiz fesih
hallerinden saymamaktadır. Yasada bu konuda açık bir düzenleme bulunmadığından
konu içtihatlar çerçevesinde çözümlenmeye çalışılmaktadır. Yüksek yargımız ise
verdiği çeşitli kararlarında işçinin bu konuda ihbar süresine uyma yükümlülüğü
olmadığı görüşündedir. Ancak iş yaşamı ve işletme gerçeklerinden son derece uzak
ve kanımızca isabetsiz olan bu kararların aslında İş Yasamızın 17. maddesi ile
de çeliştiği son derece açıktır.
Yargıtay, bir kararında, "Dairemizin
kararlılık kazanan uygulamasına göre, kıdem tazminatını
gerektirecek şekilde kadın işçinin evlenmesi... nedeni ile hizmet sözleşmesinin
feshi halinde karşı tarafa önel verme zorunluluğu yoktur (Yargıtay 9. HD.
E.1997/14623, K.1997/18913, T.12.11.1997)" denilmek suretiyle evlenme
nedeniyle iş sözleşmesini bir yıl içinde fesheden kadın işçinin süre vermesine
gerek bulunmadığı hükme bağlanmıştır.
Gerek uygulamada, gerekse de yargı
kararlarında kadın işçinin evlenme nedeniyle işten ayrılırken herhangi bir ihbar
süresi vermesine gerek bulunmadığı kabul edilmektedir.
Bu nedenle, işçinin herhangi bir bildirim süresi
vermeden, evlendikten itibaren bir yıl içinde işverene müracaat ederek kıdem
tazminatını talep etmesi halinde, önceden bildirim süresi verilmemesi gerekçe
gösterilerek işçiden bildirim süresi istenilmemesi gerekmektedir.
Evlenme nedeniyle hizmet akdinin
feshinde, işçinin bildirim süresi vermesi gerekip gerekmediği konusunda Kanun’da
bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak, öğretide bazı yazarlar kadın işçinin evlenme
nedeniyle hizmet akdini feshederken kıdemine göre bildirim süresi vermesi
gerektiğini belirtmekle beraber gerek iş müfettişlerinin uygulamalarında gerekse
de Yargı Kararlarında kadın işçinin evlenme nedeniyle hizmet akdini feshederken
herhangi bir bildirim süresi verilmesine gerek bulunmadığı kabul edilmektedir.
Her şeyden önce Evlilik insan
yaşamında aniden ortaya çıkan plansız, hesapsız özetle ön görülmeyen bir olgu
değildir. İnsanlar ülkemizde evlilik kararını aldıktan sonra bir de sözlenme,
nişanlılık gibi kimi zaman son derece uzun olan ön evreler yaşamaktadırlar.
Ayrıca evliliğin yasal prosedürleri bu konuyu düzenleyen yasalarımız gereği
belirli bir zaman sürecine yayılmaktadır. Hal böyle iken evliliği işten
derhal ayrılmak konusunda geçerli bir neden olarak kabul eden bu görüşlerin
yaşamın doğal akışından uzak görüşler olduğu son derece açıktır. Ayrıca
konunun içinde olanların yakından bildiği gibi evlilik nedeniyle iş sözleşmesini
sona erdiren ve kıdem tazminatını alan pek çok kadın işçimiz ertesi gün, ya da
bir süre sonra başka işyerlerinde hatta çoğu kez aynı işyerlerinde çalışma
yaşamlarını sürdürmektedirler. Yani aslında evlilik sebebiyle işten ayrılmalar
pratikte artık tamamıyla yasanın konuluş amacının dışına çıkmış durumdadır.
Özellikle de son dönemde kıdem tazminatının fona dönüşme çalışmalarının hız
kazanması kadın çalışanlarımızın bu haklarını yitirme kaygıları ile bu tür
istifaları arttırmıştır. (Burada hemen belirtmeliyiz ki yasal bir haklarını
kullanan kadın çalışanlarımızın bu haklarını kullanmalarına bizim herhangi bir
karşı görüşümüz söz konusu değildir.)
Konunun ihbar süresi ile ilgili
yönüne dönecek olursak;
İstifa ederek işten ayrılan bir
işçinin bildirim süresine uymaması koşulunda işverenin uğrayacağı zararı
düşünerek yaptırım getiren, hatta bu ayrılmaya yeni işverenin bilerek sebep
olması durumunda yeni işverene de yaptırım ön gören İş Yasamızın konuya verdiği
önem son derece açıktır. Evlilik sebebi ile işten ayrılacak olan işçinin
işverenin son derece stratejik (kilit) bir personeli olması sıkça karşılaşılan
bir durumken bu işçinin evlenip nikah gününün ertesinde işi bırakması işin
devamlılığına ve dolayısı ile de işverene zarar vereceği son derece açıktır. Bu
zararı bir yana bırakın bu tür bir davranışın yıllarca o işyerinde çalışan ve bu
emeğinin karşılığını da alarak işyerinden ayrılan işçinin temel borçları
arasında yer alan sadakat borcuna da aykırı olacağını söylemek sanırız
yerindedir.
Yasaların bir tarafı korurken diğer
tarafa zarar veremeyeceği düşüncesinden hareketle evlilik sebebi ile de olsa
işten ayrılacak kadın işçinin evlilik akdinin gerçekleşmesinden sonra en azından
makul bir süre yerine yeni bir personelin alınması ve görevlerini bu personel
devir etmesi bakımından işyerinde çalışmaya devam etmesi gereklidir.
Evlendikten sonra veya evlilik
nedeniyle evlenmeden önce, iş sözleşmesini fesih edeceğini işverene gerekli
yasal süre önce bildirecek olan kadın işçi, bu ihbar önelini yerine getirmez ise
bu süre kadar tazminat ödemek zorunda kalabilir.
Çalışmamız açısından, evlilik
sebebiyle işten derhal ayrılmak amacıyla istifa eden kadın işçinin aynı zamanda
ihbar süresine ait ücreti de ödeyeceğini kabul edelim. Bu durumda, kıdem
tazminatı alacağı, ihbar tazminatı borcuna mahsup edilebilir mi? Bizce bu
mümkündür. Bu durumda yapılacak muhasebe kayıtları;
------------------------------- /
------------------------------------
770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ
Kıdem Tazminatı
360 ÖDENECEK
VERGİLER
Damga Vergisi
335
PERSONELE BORÇLAR
Kıdem Tazminatı
----------------------------- /
--------------------------------------
335 PERSONELE BORÇLAR
Kıdem Tazminatı
102 BANKALAR
679 DİĞER
OLAĞANDIŞI
GELİR
VE KARLAR
Mahsup Edilen İhbar Alacağı
----------------------------- /
--------------------------------------