RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Asgari Ücret 2017 | Asgari Geçim İndirimi 2017 | Vergi Affı | Reklam | Bize Ulaşın    


YMM Recep Selimoğlu
TTK Md/376’ya Göre Şirket Bilançolarındaki Sermayenin Kaybı Konusunda VUK / THP / TMS Uygulama Farkları - Özel Maliyetler Uygulamasının Bilançoya Etkileri
(25.05.2017)
YAZARLARIMIZ
Gülcan Çifçi
Vergi Müfettiş Yrd.
İstanbul Küçük Ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı






Huzur Hakkı Ödemelerinin Vergi Kanunları Açısından Değerlendirilmesi

Tarih: 29.04.2015

ÖZ

Ticari hayatın omurgasını oluşturan şirketlerde ortakların, bu şirketi temsile ve idareye yetkili olanların kanunlar karşısında belirli sorumlulukları bulunmaktadır. Tüzel kişilerde kanuni temsilci olarak bu sorumluluklara sahip olan kişilerin yaptıkları hizmetin ve katlandıkları risklerin karşılığı olarak huzur hakkı ödemeleri yapılmaktadır. Huzur Hakkı ödemelerinin diğer bir işlevi ise, belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenmesidir.

Makalemizde şirket ortaklarına yapılan huzur hakkı ödemelerini vergi kanunları açısından değerlendirmeye çalışacağız.

Anahtar Kelimeler: Huzur Hakkı, Ücret, Tevkifat, Asgari Geçim İndirimi

1-GİRİŞ

Ticari hayatın omurgasını oluşturan şirketlerde ortakların, bu şirketi temsile ve idareye yetkili olanların kanunlar karşısında belirli sorumlulukları bulunmaktadır. Tüzel kişilerde kanuni temsilci olarak bu sorumluluklara sahip olan kişilerin yaptıkları hizmetin ve katlandıkları risklerin karşılığı olarak huzur hakkı ödemeleri yapılmaktadır. Huzur Hakkı ödemelerinin diğer bir işlevi ise, belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenmesidir.

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 394. Maddesi uyarınca; yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir. Bu hükümle huzur hakkı ödemelerinin esas sözleşme veya genel kurul kararına istinaden ödenebileceği anlaşılmaktadır.

Peki Huzur Hakkı nedir ve vergi kanunları karşısındaki yeri nerededir?

Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda gerekse 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda yönetim kuruluna önemli görev ve yetkiler verilerek, kurul üyelerine belli sorumluluk ve yükümlülükler getirilmiştir. Bu yükümlülük ve sorumluluklar karşısında da, belli risklere maruz kalabilecek olan yönetim kurulu üyelerine bir takım mali haklar da tanınmıştır.

Huzur hakkı şirket ortaklarının, şirketi temsile yetkili kılınanların sahip oldukları ve yüklendikleri sorumluluklar nedeniyle katlanmak zorunda oldukları risklerin karşılığı olarak yapılan ödemelerdir. Huzur Hakkı ödemelerinin diğer bir işlevi ise, belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenmesidir. Huzur hakkı ödemeleri uygulamada anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket müdürlerine yapılmaktadır.

 

 

2-KONU İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER

2.1- Huzur Hakkı Ödemelerinin Gelir Vergisi Kanunu Kapsamında Değerlendirilmesi

Huzur hakkı ödemeleri Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında ücret olarak nitelendirilmiş ve kanuni açıklama ilgili kanunun 61. Maddesinde yapılmıştır. Buna göre “Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.”

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. Maddesinin 4. Bendinde; Yönetim ve denetim kurulları başkanı ve üyeleriyle tasfiye memurlarına bu sıfatları dolayısıyla ödenen veya sağlanan para, ayın ve menfaatlerin de ücret sayıldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla huzur hakkı ödemeleri alanlar açısından Gelir Vergisi Kanunu uyarınca ücret olup, anılan ödemeleri yapan şirketler aynı kanunun 40/1 maddesi hükmü ( ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan giderler ) gereğince, söz konusu ödemeleri giderleştirebileceklerdir. Bu ödemelerin ticari kazançtan indirim konusu yapılabilmesi için, yapılan ödemelerle ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi arasında açık bir illiyet bağının olması gerektiği, aksi takdirde gider olarak indirilen huzur hakkı ödemeleri nedeniyle cezalı tarhiyatla karşılaşılabileceği hususu unutulmamalıdır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. Maddesi uyarınca;

“
Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

1. Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61’inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre,

……..”

Söz konusu madde hükmünden de açık olarak anlaşılacağı üzere gelir vergisi kanunu uygulamasında 61. Madde uyarınca ücret olarak kabul edilen huzur hakkı ödemeleri üzerinden, yine aynı kanunun 94. Maddesi hükmü uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. (Gelir Vergisi Kanunu’nun 98’inci maddesi uyarınca, "94’üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanlar bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü  günü akşamına kadar, ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecburdurlar.” Şirketler tarafından ödenen net huzur hakkı tutarlarının brütleştirilip, brüt tutar üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılması ve brüt tutarın gelir vergisi kanunu 40/1 maddesi hükmü uyarınca gider yazılması gerekmektedir.

Peki söz konusu vergi tevkifatını yaparken kendilerine huzur hakkı ödemeleri yapılanlar, çalışan sayısının hesaplanmasında dikkate alınacak mıdır? Başka bir deyişle Gelir Vergisi Kanunu’nun 98. Maddesinin devamında, ziraî ürün bedelleri üzerinden tevkifat yapanlar hariç olmak üzere, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanların, 94'üncü maddeye göre yapacakları tevkifatla ilgili muhtasar beyannamelerini, bağlı bulundukları vergi dairesine önceden bildirmek şartıyla her ay yerine Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarının yirmi üçüncü günü akşamına kadar verebileceklerine hükmedilmiştir. Bu hükme istinaden, kendilerine huzur hakkı ödemesi yapılanların, Gelir Vergisi Kanunu 61. Maddesi uyarınca ücret geliri elde edip vergilendirildiği kabul edilecek olursa, bu kişilerle ilgili muhtasar beyannamelerin verilmesi açısından da hizmet erbabı olarak kabul edilmesi yerinde olacaktır. Nitekim
Gelir İdaresi Başkanlığı, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının 29.04.2014 tarih ve 38418978-120[98-13/5]-456 sayılı özelgesinde konu ile ilgili özetle;

“…..Bu hükümlere göre, üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verme imkanından yararlanıyor iken bu yararlanma hakkını yitiren işverenler ve vergi sorumluları bu haklarını kaybettikleri aydan itibaren (bu ay dahil) tevkifatın yapıldığı her ay için muhtasar beyanname vereceklerdir.

Bu itibarla, şirketinizin yönetim kurulu üyelerine yapılan huzur hakkı ödemelerinin ücret olarak vergilendirilmesi dolayısıyla, bu kişilerin muhtasar beyanname verilmesi açısından hizmet erbabı hesabında dikkate alınması gerekmektedir.

Bu çerçevede muhtasar beyannamenin aylık veya üçer aylık verilmesinde dikkate alınması gereken aynı anda çalışan 10 hizmet erbabının anlaşılması gerektiğinden, şirketinizce huzur hakkı ödemesi yapıldığında bu kişiler ile birlikte çalışan hizmet erbabı sayısı 10 kişinin üstüne çıkması halinde bu döneme ait muhtasar beyannamenin ertesi ayın 23’üncü günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir.”  açıklaması yapılmıştır.

Bu itibarla, muhtasar beyannamelerin aylık veya üçer aylık verilmesinde, hizmet erbabı sayısının, kendilerine huzur hakkı ödemeleri yapılanlarla birlikte çalışan hizmet erbabının aynı anda 10 kişinin üzerine çıkması durumunda, verilmesi gereken muhtasar beyannameler aylık dönemler itibariyle verilecek olup,  üçer aylık dönemler halinde muhtasar beyanname verme imkanından yararlanılıyor olsa bile, bu hakkın kaybedildiği aydan itibaren (bu ay dahil) tevkifatın yapıldığı her ay için ertesi ayın 23. günü akşamına kadar muhtasar beyanname verilecektir.

2.2.-Huzur Hakkı Ödemelerine İstinaden Vergi Usul Kanunu Uyarınca Bordro Düzenlenip Düzenlenmeyeceği Hususu

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Ücret Bordrosu” başlıklı 238. maddesinde, işverenlerin her ay ödedikleri ücretler için (Ücret bordrosu) tutmaya mecbur oldukları, Gelir Vergisi Kanunu’na göre vergiden muaf olan ücretlerle diğer ücret üzerinden vergiye tabi hizmet erbabına yapılan ücret ödemeleri için bordro tutulmayacağı belirtilmiştir. Söz konusu madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, gelir vergisi uygulamasında ücret kabul edilen huzur hakkı ödemeleri için de bordro tutulması gerekmektedir.

2.3-Huzur Hakkı Ödemelerinin Damga Vergisi Kanunu Kapsamında Değerlendirilmesi

488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tablo IV-1/b uyarınca, huzur hakkı ödemeleri binde 7,59 nispetinde damga vergisine tabidir.

2.4- Huzur Hakkı Ödemelerinde Asgari Geçim İndirimi Uygulaması

Gelir Vergisi Kanunu’nun “Asgari Geçim İndirimi” başlıklı 32. maddesine göre, ücretlerin gerçek usulde vergilendirilmesinde asgari geçim indirimi uygulanır. Maddenin devamında, asgari geçim indiriminin; ücretin elde edildiği takvim yılı başında geçerli olan ve sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan asgari ücretin yıllık brüt tutarının; mükellefin kendisi için % 50'si, çalışmayan ve herhangi bir geliri olmayan eşi için % 10'u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere; ilk iki çocuk için % 7,5 diğer çocuklar için % 5'i olduğu, gelirin kısmi döneme ait olması halinde, ay kesirleri tam ay sayılmak suretiyle bu süreye isabet eden indirim tutarlarının esas alınacağı, asgari geçim indiriminin, bu fıkraya göre belirlenen tutar ile 103’üncü maddedeki gelir vergisi tarifesinin birinci gelir dilimine uygulanan oranın çarpılmasıyla bulunan tutarın, hesaplanan vergiden mahsup edilmesi suretiyle uygulanacağı, mahsup edilecek kısmın fazla olması halinde iade yapılmayacağı, hükmüne yer verilmiştir.

İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere; asgari geçim indirimi uygulamasından ücretleri gerçek usulde vergilendirilen gerçek kişiler yararlanabilecek olup, kendilerine Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesi kapsamında ücret olarak kabul edilen huzur hakkı ödemeleri yapılanların da, söz konusu ödemeler nedeniyle asgari geçim indirimi uygulamasından yararlanabilecekleri aşikardır. Zira Gelir İdaresi Başkanlığı, Denizli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 05.01.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.20.15.01-30-MUK-2010-66-1 sayılı özelgesinin sonuç kısmında; “….huzur hakkı dışında başka bir ücret geliri elde etmemeleri durumunda bu ödemelere asgari geçim indirimi uygulanacak olup,  huzur hakkı ödemeleri dışında başka bir ücret geliri de elde edilmesi halinde ise asgari geçim indiriminin en yüksek ücret gelirine uygulanması gerekmektedir.” denilmek suretiyle, konuya açıklık getirilmiştir.

2.5-Huzur Hakkı Ödemelerinin Örtülü Kazanç Dağıtımı Çerçevesinde İncelenmesi

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı” başlıklı 13. Maddesinde, kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması durumunda, kazancın tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı ve alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. İlgili kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere, yönetim kurulu üyelerine yapılan huzur hakkı ödemelerinin Kurumlar Vergisi Kanunun 13. Maddesi uyarınca örtülü kazanç kapsamında değerlendirilmemesi için, yönetim kurulu üyelerine yüklenen sorumluluklarla orantılı olmakla birlikte, şirketin mali yapısına ve emsallere uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olacak şekilde ödenen yüksek tutarlı huzur hakkı ödemelerinin gider olarak kabul edilmeyecek olmakla birlikte, cezalı tarhiyatla karşılaşılabileceği hususu da atlanmamalıdır. 

3-SONUÇ

Makalemizde, kısaca anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket müdürlerine yapılan huzur hakkı ödemelerini vergi kanunları açısından değerlendirmeye çalıştık. Buna göre huzur hakkı ödemelerinin özetle; Gelir Vergisi Kanunu açısından değerlendirildiğinde 61. Madde kapsamında ücret olarak vergilendirilmesi gerektiğinden, bu ödemeler üzerinden aynı kanunun 94. Maddesi kapsamında tevkifat yapılıp, yapılması gereken tevkifat nedeniyle muhtasar beyannamelerin aylık veya üçer aylık verilmesinde hizmet erbabı sayısının, kendilerine huzur hakkı ödemeleri yapılanlarla birlikte çalışan hizmet erbabının aynı anda 10 kişinin üzerine çıkması durumunda, verilmesi gereken muhtasar beyannamelerin aylık dönemler itibariyle verileceğinden ve huzur hakkı ödemelerinin Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. Maddesi kapsamında transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı sayılmaması için, şirketin mali yapısına ve emsallere uygun olarak ödenmesi, aksi halde cezalı tarhiyatla karşılaşılabileceği hususundan bahsettik.

 

KAYNAKÇA
·
         193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
·
         213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
·
         5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
·
         488 sayılı Damga Vergisi Kanunu
·
         www.gib.gov.tr
·
         Beyanname Düzenleme Kılavuzu, Hesap Uzmanları Derneği, 2013
·
         DİNÇ, Mutlu, Yeni Türk Ticaret Kanunu, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2012
·
         Gelir İdaresi Başkanlığı 29.04.2014 tarih ve 38418978-120[98-13/5]-456 sayılı özelgesi
·
         Gelir İdaresi Başkanlığı 05.01.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.20.15.01-30-MUK-2010-66-1 sayılı özelgesi

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 
 













MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN