EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
SON YAZILAR
YAZARLARIMIZ
Fazlı Emektar
Vergi Uzmanı
E. Maliye Müfettişi
emektarf@gmail.com



Anonim Şirket Mi Limited Şirket Mi Kurmalıyım?

1. GİRİŞ

Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur. Mezkur Kanunun 329 ila 563. arası maddeler anonim şirketlere ilişkin düzenlemeleri kapsamaktadır.

Anonim şirketlerin limited şirketlere göre tercih edilmesini sağlayabilecek avantajlı tarafları çalışmamızın kapsamını oluşturmaktadır. Ayrıca anonim şirketler için sağlanmış vergisel avantajlarda çalışmamızda incelenmiştir.

2. ANONİM ŞİRKETİN LİMİTED ŞİRKETE GÖRE AVANTAJLARI

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile limited şirketler için anonim şirketlerinkine benzer hükümler getirilmiştir. Bu benzerliklerin dışında farklılık teşkil eden hususlar aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir.

2.1. Sermaye Tutarı ve Sermayenin Ödenmesi

Tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade eden esas sermaye 50.000-TL ve kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi 100.000-TL’dan aşağı olamaz. Limited şirketlerde en az 10.000 TL sermaye ile şirket kuruluşu gerçekleştirilebilir.

AŞ’lerin nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az 25% tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen 24 ay içinde ödenir. Limited şirketlerde ticaret sicilde tescilden önce bankaya para yatırılması ve bu paranın bloke edilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak Anonim şirketlerde en az sermayenin ¼’ü(12.500 TL) tutarında para bankada bloke edilmesi gerekmektedir.

Limited şirketlerde Şirketin tescilinden 24 ay içinde en az 10.000 TL tutarındaki paranın şirkete konulması gerekmektedir. Anonim Şirketlerde ise tescilden sonra en geç 24 ay içinde kalan ¾’ü(Kuruluşta bankaya konulan tutar sonrası kalan 37.500 TL) daha şirkete konulması ve sermayenin tamamlanması gerekmektedir.

Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz. Türk Ticaret Kanunu’nun 128 inci madde hükmü saklıdır.

Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve Kanun’un 342’nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile TL karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

2.2. Kayıtlı Sermaye Sistemi

Halka açık ya da halka kapalı olup olmadığına bakılmaksızın tüm AŞ'lerde "Kayıtlı Sermaye Sistemini" kabul etmek mümkün olup, genel kurul toplantısı yapılmaksızın kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi Yönetim kuruluna tanınmıştır.  

Limited şirketlerde kayıtlı sermaye sistemi kabul edilmemiştir. Bu sebeple Ltd. Şti.'nin sermaye artırımı yapabilmesi için genel kurul toplantısı yapmaları gerekmektedir.

2.3. Ortak Sayısı

Limited şirketlerde ortak sayısı en az 1, en fazla 50 dir. Anonim şirketlerde ortak sayısı en az 1, en fazla 500 hissedar olabilir. 500 üzeri hissedarın varlığı, halka açık şirket olma ile mümkün olabilmektedir. Tabi özel izin ile kurulan şirketler için ilgili mevzuatta yer alan sınırlamalar geçerlidir.

2.4. Halka Açılma ve Tahvil Çıkarma

AŞ’lerin halka açılma ve tahvil çıkarma imkanı vardır. Ancak Limited Şirketlerin, halka açılma ve tahvil çıkarma imkanı yoktur.

2.5. Pay Senedi ve Pay Senedi Bastırılması

Pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz.

Paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren 3 ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilan edilir, ayrıca şirketin internet sitesine konulur. Pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkarılabilir. İlmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır. Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.

Anonim şirketlerde hamiline pay senedi bastırmadan kaynaklanan bazı özel avantajlar var. Hamiline hisse devri teslimle tamam olmaktadır.

Limited şirketler hamiline pay senedi bastıramaz. “nama yazılı pay senedi” bastırabilir ama bunu sadece ortaklığı ispat için kullanabilir. Limited şirketlerin nama yazılı pay senedini satışında vergi avantajı bulunmamaktadır.  Devir gibi vergiye tabi olacaktır. Bu durum çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde genişçe ele alınmıştır.

2.6. Pay Devri

Anonim Şirket hissesinin satışının, “noterden yapılma mecburiyeti” yok. Hamiline yazılı pay senedi varsa pay senedinin teslimi yeterlidir. Ticaret sicilinde tescil mecburiyeti bulunmuyor. Yönetim kurulu karar defterine pay devrini yazıp, sonrada ortaklar defterine yazılıyor.

Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder Noter huzurunda devir, genel kurulda onaylanma ve tescil mecburiyeti yoktur.

Limited şirketlerde esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. ) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Pay devri onayının, Ticaret Siciline tescili gerekiyor. Limited Şirket hissesi satışında damga vergisi var.

2.7. Avukat İle Çalışma Zorunluluğu

Limited şirketler için avukat ile çalışma zorunlu olmayıp, anonim şirketlerde sermaye tutarı 250.000 TL üzeri olur ise avukat ile çalışmak zorunludur.

Aanonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğunun yasal dayanağı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun[1] 35. maddesinin üçüncü fıkrasında yer almaktadır. Anılan hüküm aşağıdaki gibidir:

“Dava açmaya yeteneği olan herkes kendi davasına ait evrakı düzenleyebilir, davasını bizzat açabilir ve işini takip edebilir. Ancak, Türk Ticaret Kanununun 272’nci maddesinde ön görülen esas sermaye(50.000-TL) miktarının beş katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısı yüz veya daha fazla olan yapı kooperatifleri sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorundadırBu fıkra hükmüne aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet Savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idarî para cezası verilir.”

Bu zorunluluğa uymayan anonim şirketlerin Avukatlık Kanunu’na göre işbu bedellerin asgari brüt tutarının iki katı idari para cezası alması söz konusudur. İşbu tutar  2019 yılı senelik 61.401,60-TL tutarında olacaktır.

2.8. Esas Sözleşme Değişikliğinde Toplantı Ve Karar Nisabı

TTK madde 421 uyarınca, anonim şirketlerde esas sözleşme, esas sermayesinin “yarısını” temsil eden ortakların kararıyla değişebiliyor. TTK madde 589 uyarınca, limited şirket sözleşmesi, esas sermayenin “üçte ikisini” temsil eden ortakların kararıyla değiştirilebilir.

2.9. Yönetim Hakkı ve Temsil Yetkisi

TTK madde 359 uyarınca, anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. Mezkur Kanunun 365’nci maddesine göre, anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur.

Anonim şirketlerde ortaklardan en az birinin müdür veya yönetim kurulu üyesi olma zorunluluğu yoktur. Şirket ortağının yönetim kurulunda olması zorunlu değildir. Dışardan birisi müdür atanabiliyor. Limited şirketlerde ise ortaklardan en az birinin müdür olması zorunludur. Bu da müdürün, vergi ve sigorta primi borçlarından, bütün mal varlığı ile sorumlu olması anlamına gelmektedir.

2.10. Genel Kurul Toplantılarına Bakanlık Temsilcisinin Katılımı

Kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunludur.

Anonim şirketlerde aşağıdaki konularda karar alınması halinde genel kurul toplantılarına Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisinin katılımı zorunludur.

  • Sermayenin arttırılması veya azaltılması,
  • Kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi ve kayıtlı sermaye sisteminden çıkılması, kayıtlı sermaye tavanının arttırılması
  • Faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği
  • Birleşme, bölünme veya tür değişikliği         

Limited şirketlerin genel kurul toplantılarına Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisi katılmamaktadır.

2.11. Bağ-Kur Zorunluluğu

Anonim şirketlerde, yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların Bağkur sigortalılığı zorunluluğu yoktur. Limited şirketlerde tüm ortaklar Bağ-Kur’lu olarak tescil edilmesi gerekmektedir.

2.12. Kurumsal Yönetim

Türk Ticaret Kanunu kapsamında AŞ’ler ile Limited şirketlerin farklılıkları ve AŞ için tanınmış haklar yukarıda yer alan bölümlerde ele alınmıştır. Yeni Ticaret Kanunu’nda anonim şirketler ile ilgili birçok düzenleme mevcuttur. Bu düzenlemeler anonim şirkete dönüşmeyi teşvik etmektedir. Bu bölümde ise anonim şirketin kurumsallaşma açısından faydalarını ele almaya çalışacağız.

Organizasyon ve kurumsal kimliğin oluşturulması yönünden anonim şirket daha avantajlıdır. Anonim şirket olunması durumunda; şirket aile şirketi görünümünden çıkarak kurumsal bir görünüm kazanacaktır. Dışarıya karşı daha itibarlı ve prestijli bir firma kimliği algısı da oluşturmaktadır.

Bankalar ve vb finansman şirketleri; kredi ve ikrazat işlemleri için anonim şirketleri daha çok tercih etmektedirler. Anonim şirket olunması durumunda; finansal kuruluşlara karşı daha kurumsal bir yapı ortaya çıkacaktır. Bu da finansal kaynaklara ulaşmada ve kaynak miktarında; kısacası kredibilitede önemli bir artışa yol açacaktır.

Büyüme ve dış pazarlara açılma düşüncesinde olan firmaların, anonim şirkete dönüşmeleri tavsiye edilmektedir. Keza yurtdışı pazar müşterileri ve ithalatçılar; anonim şirket olunması durumunda daha çok itibar göstermektedirler.

3. ANONİM ŞİRKETLERE SAĞLANAN VERGİSEL AVANTAJLARI

Anonim Şirketler, diğer sermaye şirketleri ile benzer kurallarla Kurumlar Vergisi Kanunu’na tabidir. İndirilebilecek giderler veya kanunen kabul edilmeyen giderler, hesaplanan mali kârın %20(2018-2019 yıllarında %22) kurumlar vergisine tabi olması konularında bir farklılık bulunmamaktadır.

3.1. Şirket Borçlarından Ortakların Sorumluluğu

Yeni Türk Ticaret Kanunu, anonim şirket ortaklarının sorumluluklarında da bir takım iyileştirmeler yapmıştır. TTK madde 329 uyarınca, anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir. Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur. Şahıs ve limited şirketlere oranla özellikle iflas durumunda daha fazla koruma öngören anonim şirket şartları, günümüz zor ticari hayatı içerisinde ciddi bir önem arz etmektedir.

3.2. Şirket Kamu Borçlarından Ortakların Sorumluluğu

Anonim şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından(vergi ve SGK prim borçları); şirket ortağının sorumluluğu yoktur. Bunun için sermayenin tamamının ödenmiş olması şarttır. Özellikle kaçakçılık cezası gerektiren vergi suçlarında önemli bir husus olmaktadır.   Ancak ortak, aynı zamanda yönetim kurulunda ise, sınırsız sorumluluğu vardır. Kanuni temsilcileri (temsil yetkisi murahhas üye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamışsa yönetim kurulu; üçüncü kişilere bırakılmış ise bu kişiler) amme alacağının tamamından şahsi mal varlıkları ile sorumludurlar.

Limited şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağından; ortağın koyduğu sermaye tutarı değil sermaye payı oranında sorumluluğu bulunmaktadır. Kanuni temsilcileri (müdür sıfatını taşıyan ortak/ortaklar veya üçüncü kişiler) şahsi mal varlıkları ile sorumludurlar.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. Maddesi'ne[2] göre; Ltd'den tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçları için şirket ortakları sermaye payı oranları ölçüsünde sorumlu tutulabilecektir. Örneğin şirketin sermayesi 20.000-TL ama vergi borcu 100.000 ise; % 60 ortak olan ortağın sorumluluğu 60.000-TL olmaktadır. Eğer bu ortak limited şirket müdürüyse bu vergi borcunun tamamından sorumlu olmaktadır.

3.3. Şirket/Pay Devrinde Vergilendirme

Gelir Vergisi Kanunu[3]’nun mükerrer 80. maddesinin 1. bendinde “İvazsız olarak iktisap edilenler ile tam mükellef kurumlara ait olan ve iki yıldan fazla süreyle elde tutulan hisse senetleri hariç, menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlanan kazançların değer artış kazancı olarak nitelendirileceği” ifade edilmiştir. Bu madde kapsamında bir gerçek kişinin 2 yıldan daha uzun süreli elde tutmuş olduğu anonim şirket ortaklık paylarını temsil eden hisse senetlerini satması halinde elde edilen karların vergilendirilecek bir kazanç olarak nitelendirilmeyeceğine hükmedilmiştir. Ayrıca, payların satışında maliyet bedeli toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilir.  Bu endekslemenin yapılabilmesi için artış oranının %10 veya üzerinde olması şarttır.

Anonim şirketlerde, hisse senetlerinin (veya hisse senedi yerini alan geçici ilmühaberlerin) edinme tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra elden çıkartılmasından doğan kazanç, tutarı ne olursa olsun “değer artışı kazancı” olarak vergilendirilmiyor (GVK. Mükerrer Md.80/1). Fakat limited şirket hissesi, kaç yıl geçtikten sonra elden çıkartılırsa çıkartılsın, elde edilen kazanç “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabidir (GVK. Mük. Md.80/4).

Katma Değer Vergisi (KDV) Kanunu[4]’nun, 17/4-g maddesinde, “külçe altın, külçe gümüş, kıymetli taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci, kübik, virconia) döviz, para, damga pulu, değerli kağıtlar, hisse senedi, tahvil ile metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıkların teslimlerinin,” KDV’den istisnadır.

Bir sermaye şirketi, bir anonim şirkete iştirak ettiğinde, o şirketin hisse senedini almışsa, ileride o hisseyi elden çıkardığında, bu olay KDV’den müstesnadır(KDV Kanunu Md.17/4-g).

KDV Kanunu’nun 17/4-r bendine göre; “Kurumların aktifinde en az 2 tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara, finansal kiralama ve finansman şirketlerine devir ve teslimleri ile bu taşınmaz ve iştirak hisselerinin finansal kiralama ve finansman şirketlerince devir ve teslimi.” KDV’den istisnadır.

Hisse senedi veya ilmühaber yoksa, edinme tarihinden itibaren iki yıl içinde elden çıkardığında KDV’ye tabi tutuluyor (KDV Kanunu Md.17/4-r).

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının 09/09/2013 tarihli ve 39044742-KDV.17-1460 sayılı Özelgesinde; …geçici ilmühaberler anonim şirketler tarafından hisse senetlerinin yerini tutmak amacıyla çıkartılan menkul kıymetlerdir. Sahiplerine genel kurul toplantılarına katılmak, oy kullanmak, kar payı almak gibi pay sahipliği haklarını kazandıran ilmühaberler, ilgili anonim şirketçe hisse senetleri düzenlenip ortaklara teslim edildiği anda geçerliliğini kaybetmektedir.

Geçici ilmühaberin hisse senedi mahiyetinde değil iştirak hisselerinin teslimi mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiğinden, bu teslimlerin Kanunun 17/4-g maddesi kapsamda KDV den istisna tutulması mümkün bulunmamaktadır.

Diğer taraftan, geçici ilmühaberle temsil edilen ortaklık hisselerinin teslimi, ortaklık hisselerinin iki tam yıl süre ile şirket aktifinde kayıtlı olması halinde Kanunun 17/4-r maddesi kapsamında KDV den istisna tutulacak, aksi takdirde genel oranda (%18) KDV ye tabi olacaktır.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1e bendine göre; “Kurumların, en az 2 tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların %75'lik kısmı ile aynı süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançların %50'lik kısmı.

Bu istisna, satışın yapıldığı dönemde uygulanır ve satış kazancının istisnadan yararlanan kısmı satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulur. Ancak satış bedelinin, satışın yapıldığı yılı izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar tahsil edilmesi şarttır. Bu süre içinde tahsil edilmeyen satış bedeline isabet eden istisna nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır.

İstisna edilen kazançtan 5 yıl içinde sermayeye ilave dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen ya da dar mükellef kurumlarca ana merkeze aktarılan kısım için uygulanan istisna dolayısıyla zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğramış sayılır. Aynı süre içinde işletmenin tasfiyesi (bu Kanuna göre yapılan devir ve bölünmeler hariç) halinde de bu hüküm uygulanır.

Bedelsiz olarak veya rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle itibarî değeriyle elde edilen hisse senetlerinin elde edilme tarihi olarak, sahip olunan eski hisse senetlerinin elde edilme tarihi esas alınır.

Devir veya bölünme suretiyle devralınan taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının satışında aktifte bulundurma sürelerinin hesabında, devir olunan veya bölünen kurumda geçen süreler de dikkate alınır. 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kapsamında geri kiralama amacıyla ve sözleşme sonunda geri alınması şartıyla, kurumlar tarafından finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ile kalkınma ve yatırım bankalarına veya 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kira sertifikası ihracı amacıyla varlık kiralama şirketlerine devredilen taşınmazların kiracı ya da kaynak kuruluş tarafından üçüncü kişilere satışında, aktifte bulundurma sürelerinin hesabında, bu taşınmazların finansal kiralama şirketi, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile varlık kiralama şirketinin aktifinde bulunduğu süreler de dikkate alınır.

Menkul kıymet veya taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları değerlerin satışından elde ettikleri kazançlar istisna kapsamı dışındadır.”

Tüzel kişilerin pay devrinde,  en az 2 yıl elde tutulan payların satışında elde edilecek karın %75’i istisna, %25’i vergilenecektir.

3.4. Defter Tutma

Anonim şirketler tarafından tutulması zorunlu defterler şunlardır;

  • Yevmiye Defteri
  • Defteri kebir,
  • Envanter Defteri
  • Ortaklar Pay defteri,
  • Genel kurul toplantı ve müzakere defteri.
  • Yönetim Kurulu karar Defteri

Limited şirketler tarafından tutulması zorunlu defterler şunlardır;

  • Yevmiye Defteri
  • Defteri kebir,
  • Envanter Defteri
  • Ortaklar pay defteri,
  • Genel kurul toplantı ve müzakere defteri.
  • Müdürler kurulu karar defteri (Müdür/Müdürler kurulu kararları genel kurul toplantı ve müzakere defterine yapıştırılabileceği gibi ayrı defter de tutulabilir)

4. ÖZEL İZNE TABİ AŞ’LER

Özel kanunlara tabi anonim şirketlere, özel hükümler dışında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Anonim Ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine Ve Kuruluşu Ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ[5] uyarınca, kuruluşu ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Gümrük ve Ticaret Bakanlığı iznine tabi olan şirketler şunlardır;

  • Bankalar,
  • Finansal kiralama şirketleri,
  • Faktoring şirketleri,
  • Tüketici finansmanı ve kart hizmetleri şirketleri,
  • Varlık yönetim şirketleri,
  • Sigorta şirketleri,
  • Anonim şirket şeklinde kurulan holdingler,
  • Döviz büfesi işleten şirketler, umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler,
  • Tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri,
  • Ürün ihtisas borsası şirketleri, bağımsız denetim şirketleri, gözetim şirketleri,
  • Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri,
  • Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler ile
  • Serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketleri

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı izninin, şirketin kuruluşunda ticaret sicili müdürlüğüne tescil başvurusundan önce, esas sözleşme değişikliklerinde ise genel kurul tarihinden önce alınması gerekir. Bakanlık izni alınmadan kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri ticaret sicili müdürlüğüne tescil edilemez. Burada sayılan şirketler dışında hukuki konumu, niteliği ve işletme konusu ne olursa olsun anonim şirketin kuruluşu ve esas sözleşme değişiklikleri herhangi bir makamın iznine bağlanamaz.

5. SONUÇ

Girişimcilerimiz kuracakları şirket türünü seçerken Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Kanunlarımızın düzenlemelerini ele alarak tercihte bulunmaları gerekmektedir.  Anonim şirketin girişimcilerimize sağlayacağı imkanları değerlendirmelerinde fayda mülahaza etmekteyiz.

Şirket/Pay devrinin vergilendirmesinde, şirket kamu borçlarından ortakların sorumluluğu ile kurumsal yönetim konularında anonim şirketlere sağlanan imkanların göz önünde bulundurulması yatırımcılarımız açısından önem arz etmektedir. Anonim şirketlerde hamiline pay senedi bastırmadan kaynaklanan bazı özel avantajlar vardır. Zira anonim şirket hisse senetlerinin 2 yıl geçmesinden sonra şirket satılması halinde değer artışı vergilendirilmemektedir.

Anonim şirket ortakları şirketin borçlarından şirkete taahhüt ettikleri sermaye tutarı ile sorumludurlar. Ayrıca şirketlerin kurumsal yapılanmalarını da dikkate alarak hareket etmeleri ulus ötesi şirketleşmede de önem arz etmektedir


[1] 07/04/1969 tarih ve 13168 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[2] Limited Şirketlerin Amme Borçları

Madde 35

Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

[3] 06/01/1961 tarihli ve 10700 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[4] 02/11/1984 tarih ve 18563 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[5] 15.11.2012 tarih ve 28468 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

12.03.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM