YAZARLARIMIZ
Faruk Taşyürek
Vergi Müfettişi
erkbilgif@gmail.com



Ticari Kazanç ve Disiplin Hükümleri

Öz

Bu çalışmamızın amacı; GVK’da yer alan kazanç türleri hakkında kısaca bilgi vererek, özellikle ticari kazanç sayılan haller ile kazancın ticari sayılması durumunun olası sonuçları, memurlar ve meslek mensupları üzerindeki disiplin müeyyideleri hakkında siz değerli okurlarımıza bilgi sunmaktır.

Giriş

Bilindiği üzere gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Anılan safi tutarı meydana getiren unsurlar ise ticari, zirai ve meslek kazançlar ile menkul ve gayrimenkul sermaye iratları, ücretler ve diğer kazanç ve iratlardır.

Gelirin unsurları bu şekilde sayılmakla birlikte bu unsurların her biri vergi hukukunda ve özel hukukta farklı yükümlülük ve müeyyidelere tabi tutulmuştur. Buna mukabil bu unsurlar bir kısım benzerlikler sergiledikleri için mükellefiyet tür ve tesislerinde hatalı işlemlere sebebiyet verebilmektedir.

Bu karışıklıklar kazancın ticari mi mesleki mi olduğu, yâda ticari mi zirai mi olduğu yahut ticari mi değer artış kazancı mı olduğu şeklinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Gerek Gelir Vergisi Kanunu gerekse Türk Ticaret Kanunu ticari ve ticari işlemi diğer işlemlere göre daha fazla yükümlülüğe tabi tutmuştur. Benzer şekilde 657 Sayılı Devlet Memuru Kanunu ile 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ve diğer bir kısım mesleki kanunlar da ticari kazancı diğer kazançlara göre daha ağır yaptırımlara tabi tutmuştur.

1- Ticari Kazanç

GVK 37. Madde de ticari kazancın tanımı yapılarak “her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır” ifadelerine yer verilmiştir. Ayrıca mezkûr madde de bir kısım faaliyetler belirtilerek, zikredilen faaliyetlerin ticari kazanç sayılacağı ifade edilmiştir.

Ticari faaliyete bağlı olarak, mükellefler tarafından mükellefiyet tesis edilmesi esnasında faaliyetin kodu ve ticari olduğunun belirtildiği durumlarda, beyan esas alınmakta ve beyana dayalı olarak ticari kazanç mükellefiyeti tesis edilmektedir. Bir diğer ifadeyle de mükellefler ticari kazanç için ortada çekişme olmaksızın beyanda bulundukları vakit beyan esası kaynaklı olarak genellikle sorunsuz şekilde kazanç türünün adı konmaktadır.

Ancak gündelik hayatta bu durum her zaman bu şekilde karşımıza çıkmamaktadır. Şöyle ki mükellefler kimi zaman potansiyel mükellef olduklarını veya kazanç türlerinin farklı olduğunu düşünerek ticari kazanç hasebiyle mükellefiyet tesis ettirmemektedir. Bir diğer deyişle de faaliyetlerinin ve kazançlarının ticari olmadığını düşünmekte yâda ticari olduğunu düşünmüşse de buna yönelik bildirim ve yükümlülüklerini yerine getirmemektedir.

Bu gibi durumlarda kazancın ticari olup olmadığının belirlenmesinde sermaye, organizasyon ve süreklilik kavramları referans alınmaktadır. Ancak burada ki sermaye, organizasyon ve sürekliliğin tanımı, şekli, miktarı gibi ölçütleri vergi mevzuatı ile tanımlanmış değildir. Tanım olmamakla birlikte vergi mevzuatındaki genel tanımlar, ticaret kanundaki tanımlar ve ticaret sicil yönetmeliğindeki ifadeler derlenerek vergi idaresi tarafından ortak bir anlayış ortaya konmaya çalışılmaktadır.

Buna göre bir işletmeyi idare edecek miktardaki sermayenin olması sermaye faktörü olarak, alım-satım için gerekli ortamın oluşturulması organizasyon olarak,  bir yılda birden fazla ve/veya cari yıl ile izleyen yılda satışların olması devamlılık olarak kabul edilmektedir.

Gelir İdaresi Başkanlığı Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığının 2014 yılında yayımlamış olduğu 179 Nolu Ticari Kazancın Gerçek Usulde Vergilendirilmesi Rehberi ile 186 Nolu Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasında Vergisel Yükümlülükler Rehberi bu konulara bir nebze ışık tutmaktadır.

2- Ticari Kazançla Diğer Kazançlar Arasındaki Benzerlik ve Farklar

Daha öncede belirttiğimiz üzere gelirin unsurları yedi kazanç türünden oluşmaktadır. Bu kazanç türleri kanun maddesine göre kısaca şu şekilde açıklanabilmektedir.

1. GVK 37 Ticari Kazanç: Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.

2. GVK 52 Zirai Kazanç: Zirai faaliyetten doğan kazanç zirai kazançtır. Zirai faaliyet; arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veyahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle nebat, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin istihsalini, avlanmasını, avcıları ve yetiştiricileri tarafından muhafazasını, taşınmasını, satılmasını veya bu mahsullerden sair bir şekilde faydalanılmasını ifade eder.

3. GVK 61 Ücret: Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.

4. GVK 65 Serbest Meslek Kazancı: Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmıyan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.

5. KVK 70 Gayrimenkul Sermaye İradı: (kanun maddesinde) yazılı mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradıdır:

6. GVK 75 Menkul Sermaye İradı: Sahibinin ticari, zirai veya mesleki faaliyeti dışında nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden müteşekkül sermaye dolayısıyla elde ettiği kar payı, faiz, kira ve benzeri iratlar menkul sermaye iradıdır.

7. GVK 80 Diğer Kazanç ve İratlar: Aşağıda yazılı olup geçen bölümlerin dışında kalan kazanç ve iratlar bu bölümdeki hükümlere göre vergiye tâbi gelire dâhildir: Bunlar 1. Değer artış kazançları 2. Arızî kazançlar

Üstteki açıklamalar ve genel bilgiler eşliğinde ticari kazanç ücret ve iratlar dışındaki diğer kazançlarla bir kısım benzerlikler göstermektedir. Bu benzerliklerin temel nedeni zirai kazançta yetiştirmenin (üretimin) olması, serbest meslek kazancında kısmi sermayenin olması, diğer kazanç ve iratlarda ise elden çıkartılan mal veya hakkın ticari kazançta da yer alıyor bulunmasıdır.

Benzerlikler bu şekilde iken temel farklılıklar ise zirai kazançta üretim yetiştirme ile sınırlı olup sınai kapsamda olmamasıdır. Diğer bir ifadeyle de yetiştirilen ürünün ticari kapsamda alım satımı ile sınai kapsamda işletilmesi, zirai kazancın değil, ticari kazancın konusuna girmesidir.

Serbest meslek kazancını ticari kazançtan ayıran temel faktör ise yürütülen işin ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması ve faaliyet konusunun bu kapsamda olmasıdır. Ticari kazançta sınai üretime konu alım-satım yahut da ticaret maksatla alınan bir mal veya hizmetin doğrudan yâda işlenerek satılması sonucunda kazanç elde etmek vardır. Diğer bir deyişle ticari kazançta parasal bir alım ve yine parasal bir satım vardır ve yine bunun içinde faaliyetle orantılı sermaye gereklidir. Oysa serbest meslekte parasal bir alımın karlı satışı yerine bir bilginin, tecrübenin veya ihtisaslaşmanın kullanılması sonucu elde edilen bir gelir vardır.

Diğer kazanç ve iratların ticari kazançtan farkı ise ticari kazanç sürekli olan bir eylemdir. Oysaki diğer kazanç ve iratlarda ya varlık ve hakların değerindeki artış vergilendirmekte yâda daha önceden farklı kazanç türünde yer alan bir faaliyetin arızi olarak yapılmasından kaynaklı kazanç elde edilmektedir. Buradaki temel farklılık ticari kazançla ilgili daha önce belirtmiş olduğumuz devamlılık unsurundan kaynaklı farklılıktır.

3- Ticari Kazancın Memur ve Meslek Mensupları Üzerindeki Etkisi

Ticari kazanç kimi zaman bu kazancı yapanlar tarafından ya ticari kazanç olarak bilinmemekte yâda bilinmesine rağmen mali idareye bildirimde bulunularak yükümlülük altına girilmek istenmemektedir. Bu gibi durumlarda vergi idaresi tarafından tespit edilene kadar sorun yaşanmamakla birlikte, tespit edildikten sonra geriye dönük 5 yıllık zaman aşımı da dikkate alınarak re’sen mükellefiyet tesisi yapılmakta ve yükümlülüklerin aranması yoluna gidilmektedir.

Belirtmiş olduğumuz bu yükümlülükler şüphesiz mali idarenin mali yükümlülükleri ile ilgili olup, bu işi yapanlara daha çok parasal yükümlülük olarak dönmektedir. Diğer bir deyişle de mali idarenin uyguladığı müeyyide mali yükümlülükle ilgili olup, kişilerin parasal kayba neden olmasıyla sınırlıdır. Oysaki kişilerin statülerine bakıldığı zaman ticari faaliyet tek başına mali yükümlülükten ibaret değildir. Aynı zamanda disiplin hükümlerinin de uygulanmasına gerekçedir.

Bilindiği üzere 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 28. Maddesinde Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı başlığı altında “Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. …” ifadeleri yer almaktadır. Mezkûr kanunun disiplin cezalarına yönelik 125 maddesinde ise disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller başlığı altında disiplin cezası gerektiren konulara ve ceza türlerine yer verilmiş olup, h bendinde “Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,” fiili kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile özdeşleşmiştir.

Memuriyette kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memuriyetten çıkarma cezasından sonraki en ağır ceza türüdür. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının tekerrürü halinde uygulanacak bir derece ağır ceza ise devlet memurluğundan çıkarma cezasıdır.

Devlet memurları kanundaki düzenlemelere benzer düzenlemeye 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda da yer verildiği görülmektedir. Mezkûr kanunun 45. maddesinde yasaklar başlığı altında “Serbest muhasebeci mali müşavirler bu unvanlarla, yeminlimali müşavirler ise bu unvan ve tasdik yetkisiyle; 2 nci maddede yazılı işlerin yürütülmesi amacıyla gerçek ve tüzelkişilere tabi ve onların işyerlerine bağlı olarak hizmet akdi ile çalışamazlar, ticari faaliyette bulunamazlar, meslekle ve meslek onuru ile bağdaşmayan işlerle uğraşamazlar.” ifadeleri yer almaktadır.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinin 7. Maddesinde Geçici Olarak Mesleki Faaliyetten Alıkoyma Cezası başlığı altında Ticari faaliyet yasağına uyulmaması (7/e bendi) ifadesine yer verildiği görülmektedir. Belirtilen bu ceza yine meslekten çıkarma cezasından sonraki en ağır yaptırımı olan cezadır. Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının yönetmelikte belirlenen sürede tekrarlanması halinde verilecek ceza ise meslekten çıkarma cezası başlığı altında tanımlanmıştır.

Durumun ciddiyeti bu şekilde olmakla birlikte internet ortamında belli bazı siteler vasıtasıyla araç ve gayrimenkul alım-satımının sıklıkla yapıldığı genel olarak bilinmektedir. Buradaki alım-satımların amaç ve kapsamının dikkatli bir şekilde irdelenmesi gerekmektedir. İnternet ortamında yada çeşitli vesilelerle araç alım satımı (kayıtsız galericilik) konut alım satımı (kayıtsız emlakçılık) yapılması halinde diğer şartlarında oluşması ile birlikte, bu işi yapanlar ticari faaliyet kapsamında mali yaptırıma tabi tutulmakla birlikte, statülerine göre üstte zikredilen idari (disiplin hükümlerine) yaptırımlara da tabi tutulabileceklerdir.

Sonuç

 Ticari kazanç diğer kazanç türlerine göre daha fazla yükümlülüklere tabi tutulmuştur. Bir kazancın ticari olmasında vergi idaresi sermaye, organizasyon, süreklilik gibi bazı kavramları esas almaktadır.

Ticari kazancı diğer kazançlardan ayıran en belirgin özellik, sermaye gerektiriyor olması ve alınan bir şeyin satışının doğrudan yâda işlenerek devamlılık arz edecek şekilde yapılmasıdır.

Ticari kazanç diğer kazanç türlerine göre kişilerin statülerine bağlı olarak bir kısım yaptırımları da beraberinde getirmiştir. Bu yaptırımlar disiplin hükümleri kapsamında olup, memurlar için kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, meslek mensupları (smmm ve ymm)  için ise mesleki faaliyetten alıkoyma cezası şeklindedir. Bu cezalar en ağır cezadan önceki cezalar olup, tekrarlanmış olması halinde en ağır cezaya sebebiyet vermektedir.

Belirli bazı internet siteleri aracılığıyla araç ve gayrimenkul alım satımının kolaylıkla yapıldığı genel olarak bilinmektedir. Bu kolaylık eşliğinde araç alım satımının ve gayrimenkul alım satımının ticari boyutlar eşliğinde yapılması memurlar ve meslek mensupları için ayrıca disiplin hükümlerinin işletilmesine neden olabilecektir.

Kaynak

193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu

3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin

Yönetmeliği

179 Nolu Ticari Kazancın Gerçek Usulde Vergilendirilmesi Rehberi

186 Nolu Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasında Vergisel Yükümlülükler Rehberi

15.03.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM