YAZARLARIMIZ
Fahrettin Özkul
Yeminli Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
ozkul66@hotmail.com



Vergilerde Tahakkuk Mu? Yoksa Tahsilat Mı?

Bu yazıyı yazmaya sevk eden olay: Bundan birkaç ay önce bir mükellefi ziyaret ettiğimde vergi incelemesinde yakınmakta; "ben devletime vergi borçlarını zamanda ödeyen bir kişiyim ama sürekli vergi incelemesine tabi tutuluyorum ama benim çevremde en yüz mükellef sayarım, hepsinin dağlar kadar vergi borcu var ama devlet onlara bir şey yapmıyor. Bunu gördüğümde borcumu zamanında ödediğim içinde pişman oluyorum" şeklinde yakınmakta. O anda şu soru aklıma geldi mükellef nezdinde verginin tahakkukumu önemli yoksa tahsilimi. Bu açıdan bakıldığında mükellef açısından verginin tahsili daha önemli hale gelmekte

Bu anlayış; bir devletin devlet olabilmesi için ilk yapması gereken şey vergi koymak ve daha önemlisi koyduğu vergiyi toplayabilmekten geçer. Koyduğu vergiyi toplayamayan devlete saygınlık kalmaz. Başka bir ifade ile ülke vatandaşı;  meclisin çıkardığı kanunları tanımaması anlamına da gelir. Diğer yandan ekonomik bağımsızlıkta vergi tahsilinden geçer. Bu nedenle ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın olamayacağı sık tekrarlanan bir gerçektir. Kısacası vergi koymak ve daha önemlisi konulan vergileri toplamak egemenliğin önemli göstergelerinden birisidir. 

Ancak vergi hiçbir zaman gönüllülük esasına göre toplanmaz. Nasıl hukukun arkasında güç ve zor olmadan kurallar uygulanamazsa, zorlama olmadan vergi de toplanamaz. Zorlamayı yapacak olan da hukukun üstünlüğüne göre örgütlenmiş devlet dir. Oysa Türkiye’de son yıllarda vergi tahsilatında bir sorun var gibi.

Bu bağlamda aşağıdaki tabloya bakarsak.

    

Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

KDV

2006

86

80,7

2007

85

77,9

2008

83,2

71,1

2009

80,4

71,3

2010

76,8

68,3

2011

74,4

63,3

2012

70,1

64,6

2013

70,5

64,7

2014

69,2

59

2015

67,9

59

2016

64,7

52

 

Yukarıdaki tabloyu incelediğimizde: 2006-2016 arası on yıllık dönemde gelir üzerinden alınan vergilerde (Gelir ve Kurumlar Vergisi) ve KDV de tahsilat sürekli düşmektedir. Örneğin 2006 yılında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerin % 86'ü, KDV' nin %80,7 ü tahsil edilirken , 2016 yılında  bu rakam Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde % 64,7 ye ve KDV de % 52  düşmüştür.

Olayı tersinden okursak örneğin 2016 yılı için beyan edilen:

a-Gelir üzerinden alınan vergilerin yaklaşık %36 sı tahsil edilmemiştir.

b-KDV den ise bu oran %48 dir.

Devletimiz neden beyan edildiği halde neden vergileri tahsil edemiyor. Tahsil edilemeyen vergilerin olumsuz etkilerini ve bu olumsuzluğu gidermek için almış olduğu tedbirleri kısaca sıralayacak olursak:

a-Borçlanma,

Tahsile edilemeyen vergiler bütçe açığı oluşturmakta  buna bağlı olarak borçlanma ihtiyacı doğmakta. Devlet borç talep ettiği için banka faiz oranları yükselmektedir. Banka faiz oranlarının yüksek olmasının nedenlerinden biride bu. Buda faiz lobisinin işine gelmekte, ülkeye hizmet olarak dönmesi gereken kaynaklar faiz lobisine akmaktadır

b-Yeni vergiler koyma ya da Mevcut vergilerde oranları artırmak.

Devletin beyan edildiği halde tahsil edemediği vergiler  olduğu halde yeni vergiler koymak ya da mevcut vergi oranlarını artırmak mükellefler nezdinde hiç hoş karşılanmadığı gibi vergi adaleti açısından da sakıncalar doğurmaktadır.  Ayrıca:

Mevcut vergileri artırdığımızda vergi kaçırma eğilimi  ve kaçakçılık artmaktadır. Örneğin sigaraya vergi yolu ile devamlı zam yapılması sigara kaçakçılığını artmakta da bu bağlı olarak ülkede mafya vari örgütler ortaya çıktığı gibi terör örgütlerine de finansal kaynak sağlamaktadır. Ayrıca bunları ortaya çıkarmak için mücadele eden güvenlik görevliler içinde ahlaki zaafiyet varsa  ülkedeki huzur ortamı bozulmaktadır.  

b-Vergi mükellefler  arasında çok büyük hoşnutsuzluk ve adaletsizlik doğmaktadır. Vadesinde borcunu ödeyen mükellef kendini sorgulamakta;neden ben ödüyorum da karşı komşum ödemiyor, ödemediğinde o na herhangi bir şey olmuyor. devlet bir şey yapmıyor. bu algı dürüst mükellefi de huzursuz etmektedir.

Vergi borcunu vadesinde ödemeyenler, vergiyi kaynak olarak kullanmakta diğer mükelleflere göre daha rahat yaşamaktadır. Ayrıca vergi borcunu vadesinde ödeyen mükellefe birde vergi incelemesi geldiğinde hayal kırıklığı kat be kat artmaktadır.

Olaya bu açıdan bakınca, “vatan, millet” söylemlerinin hepsinin içi boş ve devlet  egemenliği zafiyete uğramış. Daha koyduğu vergiyi toplamaktan aciz bir yapı, nasıl “çağdaş” bir devlet olabilir?

Öneriler:

1-Vergi müfettişlik anlayışı değişmelidir. Müfettişlerin tahakkuk denetiminin yanında tahsilat denetimine ağırlık vermelidir.   Müfettişler tahakkuk denetiminde; beyan edilmeyen vergileri ortaya çıkarmaya çalışmakta bu da en az 3 ay sürmekte, ortaya çıkan matrah farkları üzerinden salınan ilave vergiler ve cezalarının hazineye intikali dava açılmaz ise  yaklaşık bir yıl sürmekte, dava açılır ise bu süre en az üç yıl sürmektedir. Ayrıca tahakkuk denetiminin oranı da yıllık  % 5 civarında.

Tahsilat Denetiminde müfettişler vergi borcunu ödemeyen mükellefi takibe alacak, mükellef gerçekten finansal anlamda sıkıntıya düştü de vergi borcunu ödemiyor yoksa kaynak temin etmek için mi vergi borcunu ödemiyor. Bunun araştırmasını yapıp vergi borcunu ödemek için takibe alınmalı, vergi müfettişi, vergi dairesi müdürü ve mükellefle birlik de  ödeme takvimi belirlenmelidir.

2-En fazla iki dönem vergi borcunu ödemeyen mükellefleri, aile efradını ve yakınları takibe alınmalı. Mal varlığının başkalarına devrinin önüne geçilmelidir.  Örneğin: borcu ödemediğinde zamanında müdahale edilmediği için işyerini ya da şirketini kapatmakta aile efradından birinin ya da yakınlarından birinin üzerinden faaliyetine devam etmektedir. Bunun önüne geçilmelidir.

3-Beyan edilen vergiler üzerinden örneğin: KDV , Geçici vergi en az bir ya da iki  dönem ödemediğinde mükellefi finansal açıdan sorgulanmalı vergi borcunu tahsil edebilir hale gelinmesi sağlanmalıdır. Borç uzadığında ödenemeyecek hale gelmektedir.

4-Vergi borcu olan spor kulüpleri  takibe alınmalı, milyonlarca dolar transfer adı altında ödenmektedir. Ancak ödenen bedeller üzerinden adaletli vergi alınmamaktadır. Yabancı sporcular için ödenen transfer ücretleri üzerinden %15 gelir vergisi alınmakta oysa bu ülkenin vatandaşında % 35 kadar gelir vergisi alınmaktadır.

Kısacası vergileri tahsilini sağlıklı bir şekilde yaparsak yeni vergiler koyarak ülke vatandaşı tedirgin olacağına, vergi borcunu zamanında ödemeyen mükellefler tedirgin olsun.

06.11.2017

Kaynak: www.MuhasebeTR.com

GÜNDEM