YAZARLARIMIZ
Erhan Selim
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
erhanselim@yahoo.com



Arşiv Fatura Düzenleme Zorunluluğu Hakkında Bir Eleştiri

509 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile beraber arşiv fatura uygulamasına kayıtlı olmayan mükelleflerin, 01.01.2020 tarihinden itibaren düzenleyecekleri faturaların vergiler dâhil toplam tutarının 30.000 TL’yi; vergi mükelleflerine düzenlenenler açısından vergiler dâhil 5.000 TLyi aşması halinde, söz konusu faturaların arşiv fatura olarak düzenlenmesi zorunluluğu getirildi.

Ocak ayının içerisinde bulunduğumuz zaman dilimi itibariyle de esnaftan, meslek örgütlerinden ve meslek mensuplarından tepkiler alınmaya başlandı. Birebir tanışıklığımız sebebiyle durumu aktaran mali müşavirler dışında bu konuda aldığım 10’un üzerinde e-posta var. Eminim çok daha fazlası uygulamadan sorumlu yetkilere ulaşmıştır. Bu yüzden bu yazımızda arşiv fatura düzenleme zorunluluğunu ele alalım istedim.

Siz Bana Birini Android

Başkanlık tarafından gerçekleştirilen duyurularda uygulama kapsamında fatura düzenlenmesi için e-Belge Portalinde gerekli geliştirmelerin tamamlanmış olduğu ve 01.01.2020 tarihi itibariyle mükelleflerin kullanımına açılacak sistem ile birlikte e-Arşiv Faturaların bilgisayar, tablet, cep telefonu vb. cihazlar üzerinden düzenlenebileceği duyurulmuştu.

Açıkçası bu duyuruyu ilk okuduğum andan itibaren nakliyeci Ali Bey’in bir yandan evinin konforunda filtre kahvesini yudumlarken bir yandan android telefonundan e-arşiv fatura düzenlediği sahneyi aklımda canlandırmaya çalıştım. Ancak bir türlü kafamda parçaları yerine oturtamadım. Nakliyecilerimiz alınmasın… Birincisi evde filtre kahvenin tadını tutturmak gerçekten zordu, ikincisi muhtemelen kendileri üçüncü nesil kahvecileri tercih ediyorlardı.

İstatistik Bilimi

Peş peşe gelen tepkiler, açıklamalar, yazılar ve e-postalar sonrasında mali müşavirlerin mükelleflerin teknik yetenek ve imkânlarının sınırlı olmasından bahsettiklerini gördüm. Tablodaki sorun kahve değilmiş… Uzunca süredir kamuda görev yaptığımdan ticari hayatın gerçeklerinden uzak kalmış olabilirim. Sonuçta ekmek yoksa pasta yesinler ikileminde kalmak istemediğimden araştırmaya koyuldum.

Dışarıda gerçekten internet erişiminin zor olduğu, erişimin sağlanacağı nitelikte cihazların bulunmadığı işletmeler veya bu imkânlar bulunsa bile teknoloji ile teması veya teknoloji kullanımı gerçekten düşük mükellefler olabilir miydi? Bu soruya mantıklı bir cevap verebilmek için Türk Halkının teknolojik eğilimlerini bilmem gerekliydi. Neyse ki bu konuda TÜİK’in yürüttüğü bir çalışma mevcut: 2019 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması.

Anket yoluyla elde edilen bilgilerden oluşan bu araştırmaya göre 16-74 yaş arasında genel internet kullanım oranı %75,3 olarak tespit edilmiş. Ankete katılanların sadece %34,1’i internetten alışveriş yaptıklarını ifade etmiş. Araştırmanın en ilginç yanı ise Girişimlerde Bilgi Teknolojileri kullanımı istatistiğine göre girişimlerde bilgisayar kullanım oranının %96,7; internet erişiminin %94,7 olarak tespit edilmiş olması.

Elektronik Dönüşüm Sarmalı

Doksan küsürlü rakamların arşiv fatura politikasının hayata geçirilmesi için teşvik edici göründüğünü söyleyebilirim. Buna karşın yine de desteksiz konuşmak istemem. Mali müşavirlerimizin yakındığı mükelleflerimizin % 4- 6 aralığındaki mükellefler arasında bulunması her zaman ihtimal dahilinde. Dahası mükelleflerin internete erişimi ve bilgisayar kullanım alışkanlığı olsa bile bu rakamlar mükelleflerin başarılı bir şekilde arşiv fatura düzenleyebileceğini göstermiyor.  Peki sorun ne? Sorun e-dönüşüm sarmalının yeninden ortaya çıkması.

Söz konusu sarmal, önceki yazılarda da açıkladığımız üzere, e-dönüşüm kapsamında bir karar alınması, bu kararın bir takım (bizim örneğimizde mükellefler ve meslek mensuplarının)kesimlerin hayatlarını zorlaştırması, gösterilen tepki üzerine geri adım atılması ve sonuçta elektronik uygulamaların amaçlarına ulaşamaması ve ekonomiye katkılarının sınırlı kalması üzerineydi. Bu geriye ket vurma sürecinin ortaya çıkmasında üç temel faktör söz konusu: istatistik eksikliği, mükelleften kopukluk, kervan yolda dizilsin stratejisi.

Mali Politikanın Üç Atlısı

İstatistikten başlayalım. Arşiv fatura zorunluluğu devreye alınmadan önce kamuoyu ile paylaşılan tek bir istatistik olmadığını görüyoruz. İdare pekala 2019 yılı BA-BS’lerinden, e-fatura ve e-arşiv istatistiklerinden bir etki analizi yürütebilir ve bu politikadan etkilenmesi düşünülen mükellef sayısını kamuoyuna açıklayabilirdi. Böyle bir analiz yürütüldü mü bilmiyoruz.

Hepsinden önemlisi politikadan etkileneceği düşünülen mükelleflerden ülke genelinde yeter sayıda mükellef seçilebilirdi. Seçilen bu mükelleflerle, tıpkı TÜİK tarafından yapıldığı gibi, anket yoluyla bu mükelleflerin teknolojik eğilim ve yeterlilikleri test edilebilirdi. Aynı işi TÜRMOB meslek mensupları eliyle de gerçekleştirebilirdi.

Sonuçta geldiğimiz noktada hiç kimse desteksiz konuşmak zorunda kalmazdı. Alınan eleştirilere ilk ağızdan istatistik bilimine dayanarak cevap verilebilirdi. Aynı eleştiri idarenin arşiv fatura politikasını beğenmeyen müşavirlerimiz için de geçerli. Türkiye bir desteksiz konuşma ülkesi ve hepimiz desteksiz konuşuyoruz.

Mükelleften kopukluk ise başlı başına bir unsur. Bu politika hayata geçirilirken esnaf odalarının görüşleri alınabilirdi. Politikanın amaçları, ki ulaşılmak istenen amaçların oldukça müspet ve ülke menfaatine olduğuna şehadet edebilirim, mükelleflerle paylaşılabilirdi. Gelen e-postaların %80’ini neden böyle bir uygulama olduğunu sorguluyor. Her paylaşımda, yazıda, e-postada “esnafın halini düşünen yok” ifadesini görebiliyorum.

Açıkçası bu ifade üzerinden empati de yapabiliyorum. Çünkü bir ara ben de “müfettişin halini düşünen yok” ruh halini takınmıştım. Çünkü elektronik defter ve belgeye ilişkin müfettişlerin sorunlarını çözdüğümüz bir görevde, elektronik defter ve belgeye ilişkin Başkanlık toplantılarına sadece iki defa çağrıldığımızı hatırlıyorum. O da kendi çabamızla gerçekleşti. Bu yüzden defter ve belge teknolojilerinin fikirleri sorulmayan bir paydaşı olarak halinizden anladığımızı bilmenizi isterim. Yalnız değilsiniz.

Son olarak kervan yolda dizilsin stratejisini de değerlendirelim. Bununla “yaptım oldu stratejisi” iki yakın akraba. Sadece rehber videoyu izlerken bile bir sürü teknik eksikliği görebiliyorum. Burada bunları ele alarak bu yazıyı uzatmak istemem. Şu an devreye alınan bu sistem için performans, stres ve yük testleri yapıldı mı? Birim testleri hazırlandı mı? Sağlıklı bir dokümantasyon var mı? Rehber video bu kadar geç mi yayına verilmek zorundaydı? Kervanın yolda dizilmediği yolda üzüldüğü zor zamanlardan geçiyoruz belirtmek isterim.

Dr. Richard Kimble

Tüm bu sıkıntılara rağmen bana sorarsanız e-fatura veya arşiv fatura yıllar önce ekonominin %90’ına ulaşmalıydı. Bu yüzden yıllardır hayalini kurduğum bir politikanın aleyhine konuşmamı ve bu politikada geri adım atılmasını dile getirmemi beklememelisiniz. Aman ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey stratejisi nedeniyle elektronik dönüşümümüzde kayda değer bir adım atamadığımızı; e-defter ve belge teknolojilerinin risk analizinde, istatistik üretiminde ve en önemlisi otomasyona tabi bir denetim sürecinde kullanılamadığını önceki yazılarımızda ortaya koymuştuk. Kağıt tasarrufu tezinin bile ne kadar desteksiz olduğunu anlatabildiğimizi düşünüyorum.

Yedi sekiz senelik bir sürenin sonunda, alınan cesur kararlarla elektronik defter ve belge teknolojilerine ilk defa yukardaki tüm başlıklarda kendini gösterme imkânı tanındı. Eğer içinde bulunduğumuz dönemde geri adım atılacak ve sorumlular konuşulmaya başlanacaksa bu kararları alanların değil de defter ve belge teknolojilerinin yıllardır emeklemesine göz yumanların konuşulması daha adaletli olacaktır. Çünkü bu noktaya zaman içerisinde yavaş yavaş, istikrarlı ve kararlı bir şekilde gelmeliydik.

Buna karşın ülke ekonomisinin içerisinde bulunduğu durum nedeniyle, yürütülecek(risk analizi, sahte belgeyle mücadele, istatistik vb.) politikaları desteklemek amacıyla arşiv fatura düzenleme zorunluluğunun radikal bir şekilde düşürüldüğünü gördük. Erteleme kararı elbette mali idarenin inisiyatifinde ve bir kayıp olmayacaktır. Buna karşın politikadan bütünüyle vazgeçilmesi durumunda kaybedenin yine Türk mali sistemi ve Türk mükellefi olacağına tüm samimiyetimle garanti verebilirim.

15.01.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM