Emre KARTALOĞLU
Gelirler Kontrolörü
emre.kartaloglu@yahoo.com.tr
KURUMLARIN YURT DIŞINDA BULUNAN
TAŞINMAZLARININ SATIŞINDAN ELDE EDİLEN KAZANÇLARDAN VERGİ ALINACAK MI?
Tarih: 18.10.2007
Tam mükellef kurumların iki tam yıl
süre ile aktiflerinde bulunan gayrimenkul ve iştirak hisselerinin satışından
kaynaklanan kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesine ilişkin
düzenleme; 5422 sayılı eski KVK’nın geçici 28. maddesinde 31.12.2004 tarihine
kadar yer almaktaydı. Daha sonra 5281 sayılı Kanun ile 5422 sayılı eski KVK’nın
8. maddesine eklenen (12) numaralı bent ile kurumlar vergisi mükelleflerinin
gayrimenkul ve iştirak hissesi satış kazançlarına ilişkin istisna uygulaması
kalıcı hale getirilmişti.
5520 sayılı yeni KVK’nın 5.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının e) bendinde, kurumların, en az iki tam yıl
süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazların satışından doğan kazançlarının %
75'lik kısmının kurumlar vergisinden istisna olacağı belirtilmiş, ancak,
taşınmazların yurt içinde ya da yurt dışında bulunmaları gerektiğine ilişkin
herhangi bir belirleme yapılmamıştır.
İşletme aktiflerinde,
yurt içinde bulunan taşınmazlar olabileceği gibi, yurt dışında bulunan
taşınmazlar da olabilir. Ayrıca yurt dışında bulunan üretim tesislerinin
ayrılmaz parçası (mütemmim cüzü) niteliğinde olan makine ve tesisatlar da
bulunabilmektedir.
Kanun maddesinde özel bir belirleme
yapılmadığı sürece bu tür taşınmazların satışından elde edilen kazançların %
75’inin Kanun maddesinde belirtilen diğer şartların sağlanması halinde istisna
kapsamına gireceğini düşünmekteyiz. Ancak, 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi
Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalar, satış kazançlarının % 75’i kurumlar
vergisinden istisna olacak taşınmazların yurt içinde bulunması gerektiği
izlenimini yaratmaktadır. Aşağıda tebliğde ve madde gerekçesinde yapılan
açıklamaları birarada değerlendirerek bir sonuca ulaşacağız.
1 seri numaralı
Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde Konuya İlişkin Olarak Yapılan Açıklamalar
Anılan tebliğde istisnaya konu
taşınmazlar Türk Medeni Kanunu’na atıf yapılarak tanımlanmıştır. Buna göre,
istisnaya konu olan taşınmazlar, Türk Medeni Kanunu’nda “Taşınmaz” olarak
tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması
mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.
Bunlar Türk Medeni Kanununun 704
üncü maddesinde, arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve
sürekli haklar, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler, olarak
sayılmıştır.
Ayrıca söz konusu tebliğde, elden
çıkarılacak taşınmazlardan doğacak kazancın, bu istisna uygulamasına konu
olabilmesi için, taşınmazın, Türk Medeni Kanununun 705’inci maddesi gereğince
kurum adına tapuya tescil edilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle,
ilgili kurum adına tapuya tescili yapılmamış bir taşınmazın satışından doğan
kazanca bu istisna uygulanmayacaktır.
Tebliğde yapılan açıklamalardan
istisna kapsamına girecek taşınmazların, Türk Medeni Kanunu’nun 704. maddesinde
tanımlanan ve 705. maddesi gereğince kurum adına tapuya tescil edilmiş
taşınmazlar olduğu anlaşılabilmektedir. Ancak, tebliğde yapılan açıklamalardan
sadece Türkiye’de bulunan taşınmazların istisna kapsamında olacağı sonucuna
ulaşmak istisnanın getiriliş amacıyla çelişki oluşturacaktır.
İstisnanın Getiriliş Amacı
Maddenin gerekçesinde istisnanın ne
amaçla getirildiği belirtilmiştir. Buna göre, istisnanın amacı, kurumların bağlı
değerlerinin ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılmasına olanak
sağlanması ve kurumların mali bünyelerinin güçlendirilmesidir. Bu kapsamda, bu
tür kıymetlerin mevcut borçlar karşılığında rızaen veya icra yoluyla
devredilmesi işlemleri ile kamulaştırma işlemleri, kurumların finansman
olanaklarını artıracağından istisna uygulaması kapsamında bulunmaktadır.
Maddenin gerekçesinde yapılan
açıklamalardan anlaşılacağı üzere, istisnanın temel amacı, kurumların mali
yapılarının güçlendirilmesinin teşvikidir. Kurumlar, mali yapılarını
güçlendirmek amacıyla, yurt içinde bulunan taşınmazlarını nakte
dönüştürebilecekleri gibi yurt dışında bulunan taşınmazlarını da nakte
dönüştürebilirler. Bu açıdan değerlendirildiğinde, yurt içinde bulunan
taşınmazların satışından elde edilen kazançlara istisna tanınması, yurt dışında
bulunan taşınmazların satışından elde edilen kazançlardan ise vergi alınması
doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Bu görüşümüzü doğrulayan bir
açıklama maliye Bakanlığı tarafından, 1997 yılında yapılmıştır. Gelir Vergisi
Kanunu’nun 38. maddesinde düzenlenen ve 5024 sayılı Kanun yürürlüğe girinceye
kadar uygulanan, maliyet bedeli artırımına ilişkin açıklamaların yapıldığı 57
seri numaralı Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nde, bahsedilen 38. maddede
iştirak hissesinin tam mükellef kurumlara ait olması zorunluluğu
bulunmadığından, tam mükellef kurumlara yanısıra yabancı kurumlara ait iştirak
hisselerinin elden çıkarılması halinde de bunların maliyet bedelinin artırılarak
kazancın tespitinde dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Aynı yorum tarzı,
5520 sayılı yeni K.V.K.’nın 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının e) bendi ile
taşınmaz satışlarına tanınan istisna için de benimsenmelidir. Bu durumda, yurt
dışında bulunan taşınmaz satışlarına istisna uygulanmaması için herhangi bir
neden bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, yurt dışında bulunan
taşınmazların satışından elde edilen kazançların % 75’inin de KVK’nın 5/1-e
bendinde sayılan diğer şartların yerine getirilmesi halinde kurumlar vergisinden
istisna olması gerekmektedir. 1 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde
Türk Medeni Kanununa atıf yapılmış olmasına rağmen bu atfı taşınmazın bulunduğu
ülkedeki Medeni Kanuna yapılmış saymak gerekmektedir. Örneğin, Rusya’da bulunan
bir taşınmazın satışından elde edilen kazancın % 75’inin kurumlar vergisinden
istisna olabilmesi için Rusya Medeni Kanununa göre tapuya tescil edilmiş olması
gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalardan
anlaşılacağı üzere, yurt dışında bulunan taşınmaz satışlarına istisna
uygulanmaması için Kanun maddesinde herhangi bir belirleme yapılmamıştır.
Tebliğde yapılan düzenleme, sadece Türkiye’de bulunan taşınmazların istisna
kapsamında olacağı izlenimini doğurmaktadır. Ancak, istisnanın getiriliş amacı
göz önüne alındığında yurt dışında bulunan taşınmazlar için istisna
uygulanmaması istisnadan beklenen amacın gerçekleşmesini engelleyecektir. Bu
nedenle, yurt dışında bulunan taşınmazların ve bunların bütünleyici parçalarının
anılan istisnadan yararlanması gerektiği kanaatindeyiz.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)