Cevdet AKÇAKOCA
Yeminli Mali Müşavir
cevdet@cevdetakcakoca.com
YURT DIŞINA GİDEN TÜRK
SERMAYESİ
Tarih:
16/02/2007
29
Ocak 2003 tarihli bir yazımı aynen alıyor ve bugünkü
durumla ilgili olarak birkaç satır ilave ediyorum.
Bakın bakalım; şartlar ne kadar değişmiş ve neler olmuş?
Yurtdışına yatırım yapanlar ne derecede haklılar?
BAŞLIK;
KAÇIN BAKALIM
Yukarıdaki başlık Sabahat EMİR’ in bir gazetede 17 Nisan
2001 tarihinde yayımlanan yazısının başlığı. Bu yazıdan
bazı ifadeleri aşağıya alıyorum. Sonra kendi düşüncemizi
açıklayacağız.
Analar babalar çocuklarına, “Evladım, varımız yoğumuz
sensin! Bu memleketten hayır yok!.. Aman kaç, kendini
kurtar!.. Düzenini dışarıda kur, adam gibi yaşa!“
diyorlar.
Herkes öfkeli, herkes herkesi suçluyor, kıyasıya
eleştiriyor. Yani, insafın artık bu yerde namı kalmamış!
İyi de, kendinden başka herkesi eleştirenlere sormak
istiyorum. Bugünlere gelmemizde sizin de hiç
sorumluluğunuz yok mu?
Şimdi, sizden başka herkes suçlu ve siz buna
katlanamadığınız için kaçmak istiyorsunuz. Pekalâ.
Kaçın bakalım!
Batan gemileri ilk önce kimlerin terk ettiğini
unutmayın, kaçın..
Ama krizin sillesini en ağır biçimde yiyen biz, bu
ülkenin kara sevdalıları burdayız. Yeniden yapılanmak
için; pırıl pırıl ve güçlü bir Türkiye’ nin yeniden
inşası için... Burdayız!
Yazıyı kesip saklamıştım. Bugün, yeniden okuyunca yazı,
milliyetçilik duygularının dışında bana başka
çağrışımlar yaptırdı.
Son yıllarda, bir takım sanayici ve tüccarlarımız, gerek
ekonomik problemler, gerek bürokrasi ve gerekse de
siyasi baskılardan dolayı Bulgaristan, Romanya, Ukrayna
gibi ülkelerde milyarlarca dolar harcayarak tesisler
kurdular. Kendi vatandaşımız yerine bu ülke
vatandaşlarına ekmek verdiler. Bu ülkelerin
kalkınmalarına yardım ettiler. Yapılan yatırımların
milyarlarca $ olduğu, buralardaki Türk firmalarında
çalışan işçi sayısının yüz binlerce olduğu ifade
ediliyor.
Neticede, bu ülkelerde ihracat, fert başına milli gelir,
biz Türklerin de katkısıyla arttı. 2003 yılında
Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Polonya vs. gibi ülkeler
Avrupa Birliği’ne aday oldular.
İşçi ücretleri aylık 30-50 $’ lardan 150-300 $’lara
tırmandı. Şimdi, bizim firmaların o ülkelerdeki
yatırımlarının rekabet gücünü kaybettiğini, hatta
tesislerini olduğu gibi bırakarak geri geldiklerini
görüyoruz.
Ne olurdu? Son senelerdeki çalkantılar olmasaydı. O
ülkelere yapılan yatırımlar ülkemizde yapılsaydı.
O gün kaçanlar, bugün oradaki yatırım ve tesislerinizi
terk edip yine kaçın bakalım! Çoluğunuzu, çocuğunuzu,
ülkenizi düşünmeden kaçın bakalım. Oysa, şimdi orada bir
köprübaşı tuttunuz. Bence kaçmayın. Direnin. O
pazarlarda önderlik yapın bakalım derim. ŞEKLİNDE BİR
YAZI İDİ YAZIM.
Büyük hayal kırıklığı
2001 krizinden sonra Bulgaristan, Romanya, Macaristan,
Polonya, Ukrayna, Moldavya vs. gibi Avrupa ülkelerinde
yatırımlar yapanlardan bir kısmının daha sonra büyük
hayal kırıklıkları ile karşılaştıkları, yazımın son
satırında belirttiğim gibi o ülkelerden de kaçtıklarını
biliyorum.
Direnenler ise o ülkelerde köprü başları tuttular ve
Avrupa Birliği’ne girdiler.
Şimdi bu ülkelere ilaveten başımıza Mısır çıktı.
Zannediyorum ileride, Tunus, Dubai, Ürdün, İran,
Pakistan, Fas , Cezayir ve hatta hatta Kaddafi’ye rağmen
Libya da çıkacak gibi.
Ben önceki yazımda, dışarıya kaçanların mümkünse içeride
yatırıma devam ederek direnmelerini istemiş ve
direnemeyip gittilerse, bu defa o ülkelerde
direnmelerini ve başarı kazanmalarını dilemiştim.
Yeni furya başladı
Aradan 5 sene geçti. Yeni bir furya başladı. Bu defa az
gelişmiş ülkelere kayma başladı. Bu yatırımları da iki
şekilde olumlu veya olumsuz düşünebiliriz.
Olumlu düşünce: Globalleşmeye uyuyor, Türk sermayesini
dünya sermayesi haline getiriyoruz.
Olumsuz düşünce: Ülkemizdeki yatırımları gözardı ediyor,
ülkemizi işsizliğe, fakirliğe terkediyoruz.
Bunun orta yolunu bulmalı. Hem ülkemizi kalkındırmalı ,
hem de dünyada global rekabette öne çıkmalıyız.
Not: Bu yazı Eko Haber gazetesinden iktibas edilmiştir (Sayı: 562).
|
|