YAZARLARIMIZ
Caner Atik
Yeminli Mali Müşavir
Eski Hesap Uzmanı
Eski Vergi Müfettişi
Ankara Büyük Ölçekli Mükellefler Eski Grup Başkan Yrd.
caneratik@yukselisymm.com.tr



“İzahsız” İzaha Davette Ne Yapmak Gerek?

İzahsız İzaha Davet de nedir diyecek olursanız sizi 30.07.2020 tarihli, 31201 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 519 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine bir göz atmaya davet ederiz. Ya da daha iyisi sizi yormadan konuyu biz açıklayalım.

Adı “İzaha Davet” Ama İşleyişi Tam Olarak Öyle Değil

2016 yılında Vergi Usul Kanunu’nun 370’inci maddesinde yapılan değişiklik ile hayatımıza giren, sonrasında 2019 yılında yapılan yasal değişiklik ile genel hatları oluşturulan ve 519 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile de detayları belirlenen İzaha Davet Uygulaması mevcut haliyle adıyla tam da uyumlu olarak çalışmıyor. Uygulamanın adı “İzaha Davet” ancak sahte fatura kullanımına ilişkin süreçte mükelleflerden, izaha davet edilmeksizin doğrudan düzeltme yapmaları isteniyor.

Bu konuyu 21 Mayıs 2020 tarihinde yine bu platformda yayımlanan “Maliye: Sahte Fatura Kullandın Diyorsam, Kullanmışsındır. Nokta…” başlıklı yazımızda detaylıca açıklamıştık. O yüzden burada aynı hususlara tekrar değinmeyeceğiz. Bu yazımızda, İzahsız İzaha Davet uygulamasına muhatap olan mükelleflerin neler yapabileceğini, neler yapmaları gerektiğini açıklamaya çalışacağız.

Maliye’den Gelen Bir Acı Tebligat!

İdareden bir yazı aldınız ve yazıda, alım yaptığınız bir firmadan bahsedilerek bu alıma ilişkin KDV’lerin kayıtlarınızdan çıkarılarak beyannamelerinizin düzeltilmesi isteniyor. Peki şimdi ne yapmanız lazım?

Önce uygun komisyon karşılığı “şeytan”a uyan mükellefler açısından bakalım olaya. Lisedeki edebiyat öğretmenimin yazılı sınav öncesinde sınıfa yaptığı bir uyarı bu duruma uygun düşecek. “Çocuklar, kopya çekmek serbest ama yakalarsam sıfır veririm!”. Evet sahte belge kullanan mükellefler, kopya çekerken yakalandınız ve disiplin kuruluna sevkedilmek yerine aldığınız sıfıra şükredeceğiniz bir noktadasınız. O yüzden Maliye’nin sunduğu bu fırsatı sakın kaçırmayın, İdarenin istediği düzeltmeleri hemen yapın ve böylece konuyu en az hasarla kapatın.

Buradaki “en az hasar” kavramının muhteviyatı ise: (kullanılan sahte belgede gösterilen KDV tutarı) + (bu tutarın ödemesinin geciktiği her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51’inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı (izah zammı)) + (kesilecek vergi ziyaı cezasının %20’si). Ve tabi bir de sahte faturayı aldığınız firmaya ödediğiniz komisyon tutarı! Bu aşamada yararlanılabilecek “Vergi Cezalarında İndirim Uygulaması” hasar miktarını biraz olsun azaltacaktır. Bu uygulamaya göre, vergi dairesine dilekçe ile başvurulması durumunda vergi ziyaı cezasında %50’lik bir indirimden faydalanılabilir.

Peki ya alımları gerçek olan mükellefler? İdare onlara da iki seçenek sunuyor: “Ya istediğim düzeltmeleri yap ya da defter ve belgelerini hazırla, vergi incelemesine giriyorsun”. Yani alımları gerçek de olsa İzaha Davet Uygulamasına tabi tutulan mükellefler, verecekleri yeni beyannameler ile İdarenin istediği düzeltmeleri yaparak konuyu yukarıda açıkladığımız “en az hasar”la kapatabilirler.

Diğer bir seçenek olarak ise konuyu, vergi incelemesine taşıyarak bu inceleme sonucunda çözüme kavuşturmak. Bu inceleme sonucunda da iki olası ihtimalden birisi gerçekleşecektir.

1. İhtimal: Vergi Müfettişi yapacağı araştırmalar sonucunda alımın gerçek olduğu ve dolayısıyla faturanın sahte olmadığı sonucuna varabilir. Bu sonuçta parasal bir maliyet ortaya çıkmayacaktır ancak bu sonuca ulaşmak için uzun bir zaman geçmesi gerekecektir. Çünkü;

  • Düzeltme beyannameleri verilmeyen izaha davet dosyasının vergi incelemesine dönüştürülmesi için ilgili grubun İhbar ve İnceleme Taleplerini Değerlendirme Komisyonuna sevki,
  • Bu komisyonda işlem görerek dosyanın bir vergi inceleme görevine dönüştürülmesi,
  • Oluşturulan inceleme görevinin ilgili grubun görev havuzuna tanımlanması,
  • Bu inceleme görevinin bir vergi müfettişine işemri olarak gönderilmesi,
  • Vergi müfettişinin 1 aylık incelemeye başlama süresi içerisinde yapacağı ön çalışmalar,
  • İncelemeye başlama tutanağı alınarak incelemeye başlanılması,
  • İnceleme görevi için müfettişe tanınan 6 aylık süre,
  • Müfettişin talep etmesi durumunda verilebilecek 6 aylık ek süre,
  • Düzenlenen raporun Rapor Değerlendirme Komisyonuna sevki,
  • Bu komisyonda raporun değerlendirilmesi için gereken süre,
  • Komisyonun gerek görmesi halinde raporda yapılacak düzeltmeler için verilecek ilave süre,
  • Son halini alan raporun vergi dairesine gönderilmesi ve mükellefe sonuç hakkında bilgi verilmesi

için gereken süreleri dikkate aldığımızda 1 yılı aşkın bir süreç karşımıza çıkacaktır.

2. İhtimal: Vergi Müfettişi yapacağı araştırmalar sonucunda alımın ve dolayısıyla faturanın sahte olduğu sonucuna varabilir. Yukarıda sıraladığımız ve 1 yılı aşkın süre sonunda ulaşılan bu sonuç akabinde mükellefe çıkacak maliyet; (faturalardaki KDV tutarı) + (bu tutarın bir katı vergi ziyaı cezası (düzeltme yapılsaydı %20 oranında ödenecek olan)) + (faturaların kayıtlara alındığı tarihten rapora istinaden yapılan tarhiyata kadar olan süre için hesaplanan gecikme faizi (yukarıda anlatılan süreçteki 1 yılı aşkın süre de buna dahil edilmiş olacak)) + (sahte olduğu iddia edilen faturaların %10’u oranında hesaplanan özel usulsüzlük cezası). Bu noktada belirtmeden geçmeyelim, her ne kadar idare sahte belge kullanma incelemelerinde özel usulsüzlük cezası yazmakta ısrarcı olsa da Danıştay özellikle de son dönem kararlarında[1] özel usulsüzlük cezalarını kaldırmaktadır.

İncelemeye konu olan tutar düşük olduğu için vergi müfettişi büyük olasılıkla “bilmeden sahte fatura kullanma” sonucuna varacağından söz konusu raporlar için uzlaşma talep edilebilecektir. Uzlaşmada ise vergi aslı aynen korunurken vergi ziyaı cezasının yaklaşık %80’lik kısmı silinmektedir. Özel usulsüzlük cezası ise uzlaşmanın konusuna girmemektedir. Dolayısıyla inceleme sonucunda ortaya çıkan vergi ziyaı cezası için uzlaşmaya gidilmesi, uzlaşmanın kapsamı dışında kalan özel usulsüzlük cezası için ise vergi cezalarında indirim uygulamasından yararlanılarak %50’lik indirimden faydalanılması mantıklı olacaktır.

Bir İhtimal Daha Var. O da…

Ölmek değil elbette, “İhtirazi Kayıtla Beyanname Vermek”. Vergi hukukunda temel olarak, mükellefler kendi verdikleri beyannamelere ve bu beyannamelere göre tarh edilen vergilere dava yoluyla itiraz edemezler (VUK md. 378). Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler bu durumun istisnasını oluşturmaktadır. İhtirazi kayıtla beyanname vermenin detaylarını ise Vergi Daireleri İşlem Yönergesi’nde bulabiliriz. Yönergenin 55’inci maddesinin 2’nci fıkrasında, mükelleflerce kanuni gerekçe gösterilerek dava hakkının saklı tutulması yolunda şerh ile verilen beyannamenin ihtirazi kayıtla verilmiş kabul edileceği belirtilmiştir. Yönergenin diğer maddelerinde ise ihtirazi kayıtla verilen beyannameler için ne gibi işlemler yapılacağı açıklanmıştır.

Söz konusu düzenlemeler Vergi Usul Kanunu’nda ya da tebliğlerinde açıkça düzenlenmediği için geçmiş dönemlerde uygulamada tereddütler yaşanmış, yargıya intikal eden bazı olaylarda mükellef aleyhine kararlar alınmış ancak Danıştay’a[2] ve Anayasa Mahkemesi’ne[3] taşınan örnek olaylar için verilen kararlar neticesinde mükelleflerin ihtirazi kayıtla vereceklere beyannamelere karşı dava açabilecekleri sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, mükellefler izaha davet uygulaması nedeniyle kendilerinden istenen düzeltmeleri yaptıkları ihtirazi kayıtlı beyannamelere dava açabileceklerdir.

Sonuç

Yapılan son düzenlemeler ile hayata geçen “İzahsız” İzaha Davet Uygulamasına tabi tutulan mükellefler, İdarenin istediği düzeltmeleri yaparak işlemi sonuçlandırabileceği gibi vergi incelemesine girerek de olayın gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşmasını sağlayabilirler. Ancak bu seçenekler dışında yukarıda açıkladığımız şekilde istenilen düzeltmelerin yapıldığı beyannameleri ihtirazi kayıtla vererek ve sonrasında bu beyannamelere dava açarak da haklarını arayabileceklerdir. Dava yoluna gitmeyi tercih eden mükelleflerin, titizlikle hazırlanmış, hukuki alt yapısı sağlam bir dilekçe ile açacakları davanın, alımlarının gerçek olduğunun sağlam delillerle desteklenmesi durumunda lehlerine sonuçlanacağına inanıyoruz. Hatta mahkemelerde mükellefler lehine alınan kararların artması neticesinde İdarenin de bu uygulamayı yeniden gözden geçirebileceğini düşünüyoruz.


[1] Danıştay VDDK 21.11.2008 gün E:2007/334; K:2008/737 sayılı Kararı

[2] Danıştay 9. Dairesi'nin 13.12.2012 tarih ve E.2010/4896, K.2012/9474 sayılı kararı ve yine aynı Dairenin 27.03.2014 tarih ve E.2011/6478, K.2014/1243 sayılı kararı.

[3] 2015/15100 numaralı başvuruya istinaden 27.02.2019 tarihinde alınan ve 03.04.2019 tarihli, 30734 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan karar.

04.08.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM