Burçin BOZDOĞANOĞLU
Deloitte & Touche Vergi Bölümü
Gazi Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Maliye Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi
burcindogan@gmail.com
YENİ KURUMLAR VERGİSİ KAPSAMINDA KONTROL EDİLEN YABANCI KURUM KAZANCI
Tarih:
29/11/2006
I- GİRİŞ
21.06.2006 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) ile Türk
vergi sistemine dahil edilen yeniliklerden biri de “kontrol edilen
yabancı kurum” ile ilgili düzenlemedir. Bu düzenlemenin nedeni , bazı
ülkelerin yabancı sermaye yatırımlarını kendi ekonomilerine kazandırmak
amacıyla, diğer ülkelerin çıkarlarına ters düşen, haksız rekabete dayalı zararlı
vergilendirme rejimlerine sahip olmalarıdır. Modern bir vergi sistemine sahip
olmayan söz konusu vergilendirme rejimlerine karşı kendi vergileme hakkını
korumak isteyen ülkeler, kontrol edilen yabancı kurum (Controlled Foreign
Company-CFC) ile ilgili düzenlemeleri vergi sistemlerine dahil
etmektedirler.
Bu bağlamda KVK’ ya yerleştirilen bu
müessese ile vergiden kaçınmak amacıyla sıfır veya oldukça düşük oranlı efektif
vergi yükü taşıyan, haksız vergi rejimlerini kuruluş yeri olarak seçen finansal
yatırımlar niteliğinde olup; ticari ve sınai mahiyette olmayan yatırımlarını
düşük vergi oranlı ülkelere kaydıran mükellefler ile bunların aksine
yatırımlarını Türkiye’de değerlendiren mükellefler arasındaki vergi eşitsizliği
ile uygulamanın bir vergiden kaçınma aracı olarak kullanılmasını engellemek
amaçlanmaktadır.
Kurumlar vergisi sistemimiz,
kurumlar vergisi yönünden iştirak yoluyla yapılan yatırımlardan elde edilen
kazançları , söz konusu iştirakin elde ettiği kazancın kar dağıtmasına bağlı
olarak vergilendirme konusu yapmaktadır. Genel kural bu şekilde olmasına rağmen
; sıfır veya düşük oranlı vergi uygulamaları olan ülkelerde , genellikle kar
dağıtımı yapma zorunluluğu bulunmaması nedeniyle, bu ülkelerdeki kurumlar veya
hakim ortak kar dağıtımı yapmadığı için , oluşan kazançların vergilenmesinin
ertelenmesi için çok uygun bir ortam bulunmaktadır.
Kontrol edilen yabancı kurum
düzenlemeleri ile , haksız vergi rekabeti ile mücadele amacıyla, yurtdışı
iştiraklere yatırım yapan mükelleflerin bu iştiraklerindeki karları dağıtılsın
veya dağıtılmasın , vergi uygulamaları açısından elde edilmiş sayılarak
bu iştiraklere atfedilen kazançları Türkiye’de kurumlar vergisi kapsamına
alınmaktadır. Yeni düzenleme ile tam mükellef kurumların ; sermayesinin , kar
payının ya da oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip olmak koşuluyla, kontrol
ettikleri yabancı kurum kazançlarının fiilen dağıtılmaması durumunda bile vergi
uygulamaları açısından dağıtılmış kabul edilerek , Türkiye’de kurumlar vergisine
tabi tutulması uygulaması getirilmiştir.
Bu çalışmada 5520 sayılı KVK’ nın 7.
maddesi ile getirilen kontrol edilen yabancı kurum kazancı uygulaması
incelenecektir.
II-“KONTROL EDİLEN KURUM” KAVRAMI
5520 sayılı KVK’ nın 7. maddesinin
(1) numaralı fıkrasında hüküm altına alındığı üzere; tam mükellefiyete tabi
gerçek kişi ve kurumların doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte
; sermayesinin , kar payının veya oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip
olmak suretiyle kontrol ettikleri yurtdışı iştirakleri ,kontrol edilen yabancı
kurum olarak adlandırmakta ve bu iştiraklerin kurum kazançları dağıtılsın ,
dağıtılmasın belirli şartlar altında Türkiye’de kurumlar vergisine tabi
tutulmaktadır.
Burada dikkat çekici nokta , en az
%50 oranındaki kar payı , sermaye ya da oy kullanma hakkına sahip olma şartının
gerçekleşmesinde tam mükellef gerçek kişi ve kurumların “doğrudan veya
dolaylı” ve “ayrı ayrı ya da birlikte” sahip olmalarının herhangi bir
önemi olmamasıdır. Söz konusu düzenleme ile
iştirak paylarının grup şirketleri arasında paylaştırılıp , maddede belirtilen
iştirak oranının altında kalınarak yapılan düzenlemenin dışına çıkılması
engellenmek istenmiştir.
Belirtilen kanunun 7. maddesinin (4)
numaralı fıkrasında; yurtdışındaki iştirak açısından belirtilen maddenin (1)
numaralı fıkrasında yer alan şartların mevcut olması durumunda , söz konusu
iştirak tarafından elde edilen kar , yurtdışındaki iştirakin hesap döneminin
kapandığı ayı içeren hesap dönemi itibariyle tam mükellef kurumlarca hisseleri
oranında kurumlar vergisi matrahına dahil edileceği hüküm altına
alınmıştır.Anılan maddede tam mükellef gerçek kişilerin de kontrol oranının
gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinde dikkate alınacağı belirtilmişti.Ancak
maddede gerçek kişilerin yurtdışında kontrol ettikleri kurum kazançlarının
Türkiye’de hisseleri oranında vergilendirileceği hüküm altına alınmamıştır. Buna
göre tam mükellef gerçek kişilerce , yurtdışındaki iştirak tarafından kar
dağıtımında bulunulmadığı sürece yurtdışında elde edilmiş ve Türkiye’de
vergilendirilecek bir kazançtan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Buna karşılık tam
mükellef gerçek kişiler ile tam mükellef kurumların yurtdışındaki iştiraklerinin
kontrol edilen kurum kapsamında olup olmadığının tespitinde gerçek kişilerin
sahip oldukları ; sermaye , kar payı veya oy hakkı oranı da dikkate alınacaktır.
5520 sayılı KVK’ nın 7. maddesi
uyarınca tam mükellef gerçek kişi ve kurumların yurtdışındaki kurumların
sermayesine , oy kullanma hakkına veya kar payına en az %50 oranında sahip
olmaları söz konusu kurumların kontrol edilen kurum olarak değerlendirilmeleri
için yeterli değildir.Buna ek olarak belirtilen maddenin (1) numaralı
fıkrasında 3 ayrı bent halinde hüküm altına alınan şartların da bulunması
gerekmektedir.Bu şartlar aşağıda incelenmiştir.
A-KONTROL EDİLEN KURUM KAZANCININ
YAPISI
5520 sayılı KVK’nın 7.maddesi (1)
numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca yurtdışındaki iştirakin ilgili yıldaki
toplam gayri safi hasılatının % 25 veya fazlasının faaliyeti ile orantılı
sermaye , organizasyon ve eleman istihdamı suretiyle yürütülen ticari , zirai
veya serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen gelirler dışındaki faiz , kar
payı , kira , lisans ücreti , menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli
gelirlerden oluşması gerekmektedir. Burada ticari , zirai veya serbest meslek
kazancı belli bir sermayenin yanı sıra belli bir emek ve organizasyon ihtiyacı
da gerektirdiği için aktif nitelikteki gelir olarak değerlendirilmekte ve bu tip
iştirakler kontrol edilen yabancı kurum kapsamı dışında tutulmaktadır.
Örneğin tam mükellef gerçek kişi
veya kurumların , sermayesinin , kar payının veya oy kullanma hakkının en az
%50’sine sahip oldukları yurtdışındaki kurumun toplam 100 olan gayri safi
hasılatının aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluştuğunu varsayalım ;
Ticari
hasılat 30
Kar Payı 10
Faiz 40
Menkul kıymet satış geliri 20
Bu durumdaki pasif nitelikteki
gelirlerin (kar payı , faiz ve menkul kıymet satış geliri) toplam gayrisafi
hasılata oranı (70/100=) %70 olduğu için yukarıda kontrol edilen yabancı kurum
için belirtilen koşul gerçekleşmiş olacaktır.Bununla birlikte örneğimizde yer
alan kurumun ticari hasılatının 75 veya daha fazla olması durumunda kontrol
edilen yabancı kurum için belirlenen koşul gerçekleşmemiş olacaktır.Kuşkusuz söz
konusu yurt dışındaki iştirakin ticari hasılatı için yapılan açıklamalar ,
iştirakin gayrisafi hasılatında yer alacak, zirai hasılat veya serbest meslek
faaliyeti çerçevesinde elde edilen hasılat açısından da geçerli olacaktır.
B-KONTROL EDİLEN KURUMUN VERGİ
YÜKÜ
5520 sayılı KVK’ nın 7. maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yurt dışındaki iştirakin kontrol edilen
kurum olarak değerlendirilebilmesi için , ticari bilanço karı üzerinden %10’dan
az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması gerektiği
hüküm altına alınmıştır.Burada belirtilen yurt dışında kurulu iştiraklerin kurum
kazançlarının %10’dan az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri gelir
üzerinden alınan bir vergi yükü taşıması ifadesi ile nominal vergi oranı değil ,
efektif vergi yükü karşılaştırmaya esas alınacak; vergi yükü toplam gelir ve
kurumlar vergisi benzeri verginin bu dönemde elde edilen toplam dağıtılabilir
kurum kazancı ile tahakkuk eden gelir ve kurumlar vergisi toplamına oranlanması
suretiyle tespit edilecektir.
Örneğin , kurumun ticari kazancı 90
, vergiye tabi kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmeyen tutar da 10 ise
vergiye tabi kazanç 100 olacaktır.Bu kazancın yarısı vergiden istisna edilmişse
ve ilgili ülkedeki vergi oranı da %15 ise hesaplanacak kurumlar vergisi tutarı
(100/2 x 0.15 =) 7.5 olacaktır.Bu verginin vergi öncesi kara oranı da
(7.5/90=)%8.33 olacaktır.Bu durumda , her ne kadar ülke mevzuatına göre
uygulanan nominal vergi oranı %15 olsa da efektif vergi yükü %8.33 olduğu için ,
iştirak edilen şirketin kontrol edilen yabancı kurum olarak değerlendirilmesi
için , kazançları üzerinden maddede belirtilen “%10’dan az oranda gelir ve
kurumlar vergisi veya benzeri gelir üzerinden alınan vergi yükü” taşıması
şartı gerçekleşmiş olacaktır.
C-KONTROL EDİLEN KURUMUN ASGARİ
HASILATI
5520 sayılı KVK’nın 7. maddesinin
(1) numaralı fıkrasının (c) bendinde , yurtdışındaki iştiraklerin “kontrol
edilen yabancı kurum” çerçevesinde değerlendirilebilmesi için minimum bir
hasılat tutarı öngörülmüştür.Buna göre yurtdışındaki iştiraklerin ilgili yıldaki
toplam gayrisafi hasılatının 100.000 YTL karşılığı yabancı parayı geçmesi
gerekmektedir.Bu toplam hasılatın altında kalan iştirakler , diğer tüm koşullar
bulunsa dahi madde kapsamında değerlendirilmeyeceklerdir.Bu şartın gerçekleşip
gerçekleşmediğinin tespitinde , yurt dışındaki iştirakin hasılatının YTL’ ye
çevrilmesinde , ilgili iştirakin hesap döneminin son gününde geçerli olan T.C.
Merkez Bankası’nca açıklanan döviz alış kuru esas alınacaktır.
III-KONTROL EDİLEN KURUMLARIN
TÜRKİYE’DE VERGİLENDİRİLECEK KAZANÇLARI
5520 sayılı KVK’nın 7. maddesinin
(1) numaralı fıkrası uyarınca ; tam mükellef gerçek kişi ve kurumların
sermayesine , kar payına veya oy kullanma hakkına en az %50 oranında sahip
oldukları ve ;
-Toplam gayrisafi hasılatının %25
veya daha fazlası pasif nitelikteki gelirlerden oluşan ,
-Ticari bilanço karı üzerinden
%10’dan daha az oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü
taşıyan,
-Toplam gayri safi hasılatı 100.000
YTL karşılığı yabancı parayı aşan,
yurtdışı iştirakleri kontrol edilen
yabancı kurum olarak değerlendirilecek ve bunların hesap dönemi sonu itibariyle
gelir tablosunda yer alan vergi öncesi kurum kazancı , Türkiye’de tam mükellef
kurum kazancına dahil edilecek kazanç tutarının tespitinde esas alınacaktır.
Türkiye’de vergiye tabi tutulacak
kurum kazancı , Türkiye’deki kurumun yurt dışı iştirakinde ilgili hesap dönemi
içerisinde sahip olduğu en yüksek hisse oranı dikkate alınmak suretiyle
bulunacaktır.Bununla birlikte yıl içerinde ortak olunan yurt dışı iştirakin
hisseleri hesap döneminin son gününe gelmeden herhangi bir muvazaa olmaksızın
elden çıkarılmış ise madde hükümleri uygulanmayacaktır.Ancak kapanış günü
itibariyle halen kontrol unsuru devam ediyor ise, o zaman Türkiye’de vergiye
tabi tutulacak kazanç , hesap döneminin son günü itibariyle hesaplanan kontrol
oranı değil , ilgili hesap dönemi içinde sahip olunan en yüksek kontrol oranı
esas alınarak hesaplanacaktır.
Tam mükellef kurumlarca Türkiye’de
kurum kazancına dahil edilen kontrol edilen yabancı kurum kazançları üzerinden
yurt dışında ödenen vergiler , Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup
edilebileceği gibi 5520 sayılı KVK’ nın 7. maddesinin (5) numaralı fıkrası
uyarınca kontrol edilen yabancı kurumun kar payı dağıtımında bulunması durumunda
, elde edilen kar paylarının daha önce Türkiye’de bu madde kapsamında
vergilenmemiş kısmı üzerinden Türkiye’de kurumlar vergisi hesaplanması
gerekmektedir.
IV-SONUÇ
Vergi literatürümüzde, tam mükellef
kurum olarak ifade edilen yerli kurumların gerek yurtiçinde ve gerekse
yurtdışında elde etmiş olduğu tüm kazançların Türkiye’de beyan edilmesi ve
vergilendirilmesi esası benimsenmiştir. Ancak yurtdışında bir şirket
kurulduğunda, ayrı bir tüzel kişilik oluştuğundan bu yabancı şirket karını
dağıtmadığı sürece kazancı Türkiye ile ilişkilendirilememekteydi. Bu durum ,
özellikle vergi cenneti olarak nitelendirilen , vergi alınmayan veya çok düşük
oranlı vergi uygulamasına sahip , çoğunlukla kar dağıtımı uygulaması olmayan
ülkeler göz önüne alındığında , yerli şirketlere önemli bir fırsat
yaratmaktaydı.OECD tarafından vergi cenneti olarak nitelendirilen Malta , San
Marino , Cayman Adaları , Bahama , Bahreyn , Isle of Man , Virjin Adaları ,
Jersey , Lihtenştayn gibi ülkelerde , kurulacak şirketin gerçek bir ekonomik
faaliyet ile uğraşması zorunlu değildir.Ayrıca kambiyo kontrolü , sermaye
kısıtlaması gibi uygulamalar bulunmamakta ve ticari gizlilik ön planda
tutulmaktadır. Bu zararlı vergi rekabetini , önlemek için getirilen bir
düzenleme olan “Kontrol Edilen Yabancı Kurum” uygulaması ise , 5520 sayılı KVK
ile mevzuatımıza girmiştir. Bu düzenleme ile kurumlar kendi kazançlarının yanı
sıra , kontrolü altında bulundurdukları yabancı kurumların kazançları için de
vergilendirileceklerdir.Yeni KVK kapsamında tam mükellef gerçek kişi ve
kurumların doğrudan veya dolaylı olarak “ayrı ayrı ya da birlikte”
,sermayesinin , kar payının veya oy kullanma hakkının en az %50’sine sahip olmak
suretiyle kontrol ettikleri yurtdışı iştiraklerinin kurum kazançları dağıtılsın
yada dağıtılmasın , çalışmamızda açıklanan şartların “birlikte”
gerçekleşmesi halinde Türkiye’de Kurumlar Vergisine tabi olacaktır.
Çalışmamızda açıkladığımız
şartlardan da anlaşılacağı gibi Kontrol Edilen Yabancı Kurum uygulaması,
yurtdışı iştirak faaliyetinin en ince ayrıntısına kadar kavranabilmesini
gerektirmektedir.Bunun sağlanabilmesi için düzenli , güvenilir bir belge
akışının olması ve ilgili ülkeyle bilgi değişimi anlaşmasının bulunması sistemin
işlemesi açısından büyük önem taşımaktadır.OECD
listesinde bulunan vergi cenneti ülkelerin büyük bir çoğunluğu OECD ile
işbirliğini kabul etmiş olmakla beraber , Türkiye’nin bu ülkelerle bilgi değişim
anlaşması bulunmamaktadır.Dolayısıyla , yeni Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan
Kontrol Edilen Yabancı Kurum uygulamasında bilgi ve belge akışında güçlük
yaşanabilir ve bu da uygulamanın kendisinden beklenen yararı sağlamasına engel
teşkil edebilir.
Kontrol Edilen Yabancı Kurum
uygulamasının gerçek kişileri kapsayacak şekilde Gelir Vergisi Kanununda yer
almaması düzenlemede yer alan bir boşluk olarak görülmektedir.
Kurumlar Vergisi Kanunundaki Kontrol
Edilen Yabancı Kurum düzenlemesine Gelir Vergisi Kanununda da yer verilmesi ve
vergi cenneti ülkeler ile bilgi değişimi konusunda anlaşmalar sağlanması
durumunda uygulamada yaşanabilecek olası güçlükler önlenebilecektir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)