YAZARLARIMIZ
Bülent Şişman
Eski Baş Hesap Uzmanır
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
bulent@turkeyaudit.com



Vergi İncelemelerinde Defter ve Belgelerin İnceleme Elemanına İbraz Edilmemesinde Danıştay’ın Mükellef Lehine İçtihadı Birleştirme Kararı

Vergi Usul Kanunu’nun 134. ve devamı maddelerinde Vergi İnceleme konusu düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 30. Maddesinde defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesi re’sen tarhiyat sebebi sayılmış, defter ve belgeleri ibraz etmeyen mükelleflere re’sen tarhiyat yapılır iken aynı zamanda VUK’nun 359. Maddesine istinaden kaçakçılık suçunu işlemekten 3 kat vergi ziyaı cezası, ayrıca suç raporu düzenlenmektedir.

Yazımızın konusu mükellefin defter ve belgelerini inceleme elemanı değil de mahkemeye ibrazı durumunda yapılan bu cezalı tarhiyatların hukuki olmadığı konusunda Danıştay’ın 25.7.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan İçtihadı Birleştirme Kararı’dır. İlgili Kararın alınmasına giden süreç yazımız içinde ele alınmıştır. Bundan sonra defter ve belge ibraz edilmeyen durumlarda vergi inceleme süreçlerini daha özenli ve ayrıntılı yapmak konusunda vergi idaresine önemli bir sorumluluk yüklenmiş olmaktadır.

A- Vergi İncelemesi ve Mahiyeti

Vergi Usul Kanunu’nun 134. Maddesine göre “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamaktır.

İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.”

Vergi İncelemelerinde kanunun 134/1. Fıkrasının inceleme elemanı (vergi müfettişi, vergi dairesi müdürü gibi) dikkatlice ve özenli olarak uygulanması gerekir. Kanunun ilk çıktığı zamanlarda, elektronik ortamda BA-BS verme uygulamaları bulunmadığından, inceleme elemanlarının tek bilgi kaynağı mükellefin kendisi idi. Bu sebeple mükellef defter ve belge ibraz etmediğinde inceleme elemanlarının yapacak bir şeyi kalmıyor, kanundan kaynaklanan diğer yetkilerin rahatlıkla kullanılması yolu hemen açılıyordu. Ancak ilerleyen teknoloji ile birlikte artık inceleme elemanının bilgi kaynakları sadece mükellefin defter ve belgeleri ile sınırlı değildir. Bu sebeple inceleme elemanlarının mükellef kendilerine bilgi vermesi dahi ellerindeki tüm kaynakları değerlendirerek konuyu özenli ve dikkatli bir şekilde incelemeleri gerekmektedir.

B- Vergi İncelemesine Defter ve Belgelerin İbraz Edilme Mecburiyeti

Defter ve belgelerin ibrazı Vergi Usul Kanunu’nun 256. Maddesinde düzenlenmiştir.

Bu maddeye göre “Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.

Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belglerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.”

Vergi Usul Kanunu’nun 256. Maddesinden açıkça görüleceği üzere mükellef defter ve belgeleri vergi idaresine ve bu konuda yetkili kişilere (vergi inceleme elemanı, vergi dairesi müdürü gibi) incelenmesi için ibraz etmek zorundadır.

Kanunda geçen muhafaza süresi genelde zamanaşımı süresi olan ilgili yıl bittikten sonraki 5. Yılın sonuna kadar olan süreyi, yetkili makam ve memurlar ise vergi dairelerini, vergi inceleme elemanları, yoklama memurları ve vergi dairesi müdürleri gibi kişileri ifade etmektedir.

C- Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Durumunda Vergi İdaresinin Re’sen Tarh Yetkisi

Defter ve belgelerin süresi için inceleme elemanına ibraz edilmemesi re’sen tarh nedenidir. Bu husus Vergi Usul Kanunun’nun 30. Maddesinde hüküm altına alınmıştır.

Buna göre; “Re'sen vergi tarhı: Madde 30 – (Değişik birinci fıkra: 21/1/1983-2791/1 md.) Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.

(Değişik paragraf: 30/12/1980-2365/4 md.) Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.

3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her hangi bir sebeple ibraz edilmezse,”

Aynı ibraz konusu Vergi Usul Kanunu’nun 139. Maddesinde de düzenlenmiştir. Buna göre defter ve belgeleri ibraz etmeyenler, ibraz etmemiş sayılır, bu durumda Vergi Usul Kanunu’ndaki diğer yaptırımlara maruz kalacaktır.

“İncelemenin yapılacağı yer:

Madde 139 – Vergi incelemeleri, esas itibariyle incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır.  İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. Bu takdirde incelemeye tabi olanın lüzumlu defter ve vesikalarını daireye getirmesi kendisinden yazılı olarak istenilir.

İncelemenin dairede yapılması halinde istenilen defter veya vesikaları belli edilen zamanda mazeretsiz olarak getirmiyenler, bunları ibraz etmemiş sayılırlar. Haklı bir mazeret gösterenlere, defter ve vesikalarını daireye getirmesi için münasip bir mühlet verilir.”

D- Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Durumunda Mükellefin Vermiş Olduğu BA-BS formlarının, E-Defter ve E-Fatura Bilgilerinin Kullanılması Gerektiği Konusundaki Kanaatimiz

Vergi Usul Kanunu 4.1.1961 tarihinde kabul edilmiş, muhafaza ve ibraz ödevleri kanun ilk kabul edildiğinden bu yana kanunda bulunmaktadır. Geçmişte incelemelerde inceleme elemanlarının tek bilgi kaynağı mükellef tarafından tutulan defter ve belgeler idi. Artık gelişen teknoloji ile birlikte inceleme elemanının tek bilgi kaynağı mükellefin muhafaza ettiği defter ve belgeler ile sınırlı değildir.

E-fatura uygulamasına tabi mükelleflerin bu bilgileri belli elektronik kayıt ortamlarında saklanmaktadır. Mükellef ibraz etmese dahi inceleme elemanlarının bu bilgilere ulaşması mümkündür.

E-defter uygulamasına tabi mükelleflerin e-fatura ve e-defter bilgileri yine belli elektronik kayıt ortamlarında saklanmaktadır. İnceleme elemanlarının bu bilgilere ulaşması da mümkündür.

E-defter ve e-fatura uygulamasına tabi olsun veya olmasın mükellefler her ay BA-BS formları vermekte, bu formlarda KDV hariç 5.000 TL üzeri alışlar ve satışlar beyan edilmekte, bu kapsamda kimlerden alış ve satış yapıldığı bilgisi, karşı tarafın vergi dairesi ve vergi kimlik numarası bilgisi Maliye Bakanlığı/Gelir İdaresi Başkanlığı kayıtlarına girmektedir. Bu şekilde inceleme elemanlarının mükellefe dahi sormadan bu bilgilere ulaşması mümkündür.

Yukarıda bahsettiğimiz teknolojik imkanlar sebebiyle inceleme elemanlarının incelemeye konu defter ve belgelerde en azından önemli yekün tutan kısımları için mükellefe dahi ihtiyacı bulunmamaktadır. Hatta mükellef BA-BS formu vermese dahi mükellefin alış yaptığı ve satış yaptığı firmalar bu mükelleften olan alış ve satışları için kendi BA ve BS’lerini verdiğinden Maliye Bakanlığı veri tabanında çapraz karşılaştırmalar ile inceleme elemanının bu mükellefe mal satan ve bu mükelleften mal alan firmaların bilgilerini Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan elde etmesi mümkündür. Bu sebeple mükellef defter ve belge ibraz etmediğinde/edemediğinde ilk uygulanması gereken yöntem mükellefe cezalı tarhiyatlar yapmak olmamalıdır.

E- İnceleme Elemanları Tarafından Genellikle Uygulanan Yöntem, Yapılan Tarhiyatlar ve Kesilen Cezalar

Defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak istenen mükellefe defter ve belgelerini ibraz etmesi için 15 günlük süre verilmektedir. Mükellefin bu defter ve belgeleri ibraz etmesi gerektiği yasa hükümleri ile sabittir. Mükellef bu defter ve belgeleri ibraz etmek mecburiyetindedir.

Ancak bazen yangın, sel, su basması, hırsızlık, kaybolma gibi sebepler ile mükellefler defter ve belgelerini ibraz etmekte zorluk yaşayabilmektedir. Bu tür durumlarda mükellefler durumu tespit eden karakol, zabıta, yangın idaresi gibi kurumlarda tutanak tutturmakta, hatta üstüne defter ve belgelerin zayi olduğuna ilişkin mahkemelerden karar alanlar dahi bulunmaktadır.

Defter ve belgelerin zayi olması ve istendiği an ibraz edilemeyecek olması mükellefin muhafaza ve ibraz ödevlerini kaldırmaz. Mükellefin defter ve belgeleri zayi olsa bile, mükellef basiretli işadamı gibi hareket etmek mecburiyetindedir. İlgili faturalar yangında yansa dahi, mükellef büyük ölçekte mal alıp sattığı yerleri kendisi bilir. Mahkemeden zayi durumuna ilişkin karar dahi çıkarılsa, mükellef büyük mal alış ve satışı yaptığı yerlerden almış ve vermiş olduğu fatura ve belgelerin birer örneklerini talep etmelidir.

Gelir İdaresi Başkanlığı sisteminde mükellef tarafından verilen BA-BS formları ve ayrıntıları her an mükellefin kullanımına açıktır. Mükellef bu BA-BS formlarındaki bilgileri kullanarak dahi mal alıp sattığı yerlerin listesini kendisi tespit edebilir, bu yerlerden almış ve vermiş olduğu faturaların birer örneklerini, karşı tarafta tutulmuş cari hesapların bilgilerini talep edebilir, Gelir İdaresi Başkanlığı’na dilekçe ile başvurarak, kendisine ait olan BA-BS bilgilerini tedarik edebilir. Özetle mükellef fatura ve belgelere sahip olmasa dahi, kimlerle ticaret yaptığını bilir, bilmek zorundadır.

Günümüzde artık mükelleflerin defter ve bilgileri bilgisayar programları aracılığı ile elektronik olarak tutulmaktadır. Bazı programlar bilgilerin yedekleme işlemini de kendisi yapmakta, mükellefin yedekleme yapmasına gerek dahi yoktur. Bu tür veriler tedarik edilerek de mükellef her zaman eksik olan bilgi ve belgeleri tamamını olmasa bile kısmen dahi olsa tamamlayabilme imkanına sahiptir.

İnceleme sırasında inceleme elemanı ve vergi idaresi ile mükellefin her ikisi birden iyiniyetli davranmalı, VUK’un 134. Maddesi gereği doğrunun ortaya çıkması için bilgilerin alınabileceği yukarıda bahsettiğimiz tüm kaynakları kullanarak bilgileri tamamlamaya çalışmalıdır.

Ancak uygulamada, inceleme elemanları tarafından vergi incelemesi sırasında mükelleflerin defter ve belge ibraz etmemesi/edememesi durumunda bu durum hemen tutanak altına alınmakta ve ardından defter ve belgeler ibraz edilmediği gerekçesi ile re’sen tarhiyatlar ve cezalar kesilmeye başlanmaktadır. Bu tür işlemler yapılabilecek en kolay işlemler olup, her mükellefin kötü niyetli olduğu gibi genel bir kabulden kaynaklanmaktadır. Özellikle zamanaşımının son yılına kalan incelemelerde mükellefler de bu durumu kullanabilmekte, inceleme elemanları da en kolay yoldan tutanak tutup, indirim kdv’leri reddederek, özel usulsüzlük cezaları kesip, kaçakçılık fiili sebebiyle 3 kat vergi ziyaı cezası keserek kendilerine verilen görevi bir anlamda şekli olarak yerine getirmiş olmaktadır. Bu tür yaklaşımlar ile VUK’un 134. Maddesine göre inceleme esaslarına uyulmadığı da açıktır.

F- Defter ve Belgelerin İbraz Edilmemesi Durumunda Yapılan Tarhiyat ve Cezalar

Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda inceleme elemanları tarafından Vergi Usul Kanunu’nun usul hükümlerine dayanılarak öncelikle daha önce bu defter ve belgelere göre indirim konusu yapılan KDV beyannamelerindeki İndirim KDV’ler reddedilmektedir. Özetle, bu KDV’ler sanki piyasaya hiç ödenmemiş gibi işlem yapılmaktadır.

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/1-a Maddesine göre mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısı ile hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirim konusu yapabilir.

Ayrıca indirim hakkı 29/3. Maddeye göre “İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.”

KDV Kanunu’nun 34. Maddesine göre de indirimin belgelendirilmesi gerekmektedir. “İndirimin belgelendirilmesi: Madde 34 – 1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.”

Ortada mükellef tarafından ibraz edilen indirim hakkının kullanıldığı faturalar ve defterler olmadığına göre, bu faturalarında defterlere kayıtlı olup olmadığı bilinemediğine göre, mükellefin defter ve belge ibraz etmemesi, inceleme elemanı tarafından da yukarıda bahsi geçen çalışmalar ile bu belgelerin bulunamaması durumlarında inceleme elemanına daha önce indirilen KDV’leri reddetmekten başka seçenek kalmamaktadır.

Ancak uygulamada genelde, belgelerin bulunması için yukarıda bahsi geçen kaynaklar olmasına rağmen, bu kaynaklar araştırılmadan sadece defter ve belgelerin ibraz edilmediğine ilişkin tutanak tutularak, mükellefin ilgili dönem indirim kdv’leri reddedilmekte, inceleme elemanlarının haklı oldukları yönler olmakla birlikte bir çok mağduriyetler de yaşanmaktadır.

Vergi ekonomik bir olaydır. İlgili vergi incelemesi, inceleme elemanı ve vergi idaresi açısından sadece günlük rutin bir işlem iken, mükellef açısından çok büyük ekonomik ve sosyal sonuçları olacak, tüm hayatını etkileyecek bir potansiyele sahiptir. Bu sebeple, inceleme sırasında idare ve mükellefin iyi niyetli davranarak olabilecek tüm verileri içtenlikle tedarik etmesi/etmeye çalışması gerekmektedir. Hatta bazı durumlarda mükellefin mal alış ve satışı yaptığı karşı taraflarla ilişkisi daha sonradan bozulmuş ve karşı tarafın mükellefe bilgi vermediği durumlarda, mükellef bu bilgiyi inceleme elemanı ile paylaşarak inceleme elemanı vasıtasıyla belgeleri elde etmeye çalışmalıdır. En azından ilgili belgelerin hangi karşı mükelleflerden alınıp verildiğine ilişkin objektif ve somut bilgi inceleme elemanı ile paylaşılmalıdır.

  1. Genel Usulsüzlük Cezası : Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi öncelikle genel usulsüzlük cezasını gerektirir. Bu durum Vergi Usul Kanunu’nun 352/II-8 nolu maddesinde belirtilmiştir. “8. Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikaların bulunmaması veya ibraz edilmemesi.” Aynı zamanda re’sen takdir yapılacağından bu ceza 2 kat olarak kesilecektir.
  2. Özel Usulsüzlük Cezası : Aynı durum VUK’nun 353/4. Maddesine göre özel usulsüzlük cezasını da gerektirmektedir. Ancak bu durumlarda VUK’nun 336. Maddesi hükümleri de dikkate alınacak, eğer aynı fiil ile usulsüzlük cezaları ile birlikte vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller mevcut ise bu durumda daha ağır olan ceza kesilecektir. Özetle; aynı fiil için iki ceza birden kesilmeyecektir.
  3. Daha Önce İndirim KDV Olarak Dikkate Alınan KDV’ler Reddedilecektir. : Mükellefin defter ve belge ibraz etmediği, bu defter ve belgelerin yukarıda bahsettiğimiz diğer bilgi kaynakları vasıtasıyla da bulunamadığı durumlarda, bu durumda mükellefin bu defter ve belgelerde olduğunu iddia ettiği ve İndirim KDV olarak beyan ettiği KDV’lerin gerçekte oluştuğuna ilişkin hiçbir somut veri bulunmamaktadır. Tüm araştırmalara rağmen de bulunamamış olmaktadır. (Fiili durumlarda diğer bilgi kaynakları dediğimiz yöntemlere inceleme elemanları başvurmamakta, mükellefin taleplerini de incelemeyi geciktirici bir direnç olarak algılamakta, bu sebeple mağduriyetler oluşmaktadır.) Bu şekildeki bir durumda İndirim KDV’lerin yasal dayanağı bulunmadığından, bu indirim KDV’ler reddedilmektedir. Bu durumda mükellefin indirim KDV’leri tamamen 0 (sıfır) olarak dikkate alınmakta, mükellef tarafından beyan edilen Hesaplanan KDV’ler ise mükellef beyanı esas olduğundan olduğu gibi kalmaktadır. Hesaplanan KDV’lerin de yok sayılması gibi bir durum olmamaktadır. Mükellefin indirim kdv’leri sıfır kabul edildiğinde mükellefin ilgili aylardaki tüm hesaplanan kdv’leri ödenecek kdv’ye dönüşmektedir. Reddedilen İndirim KDV’ler kadar ödenecek kdv’ler çıkmaktadır. Ödenecek KDV olarak belirlenen bu tutarların mükelleften istenmesi söz konusu olmakta, bu da KDV’nin aslının mükelleften istenmesi ile ilgili KDV tarhiyatı doğurmaktadır.
  4. Kurumlar veya Gelir Vergisi Açısından : Katma Değer Vergisi Kanunu çok şekli bir kanundur ve usule sıkı sıkıya bağlıdır. Bunun anlamı; fatura var ise, geçerli ise, deftere kaydedilmiş ise indirim kdv hakkı kullanılabilir. Fatura var ancak zamanında deftere kaydedilmemiş ise yine indirim hakkı kullanılmaz. Bu sebeple indirim kdv’lere ilişkin faturaların olmadığı varsayımı doğru kabul edilirse, inceleme elemanına bu KDV’leri reddetmekten başka bir seçenek kanun koyucu tarafından da tanınmamıştır. Ancak Kurumlar ve Gelir Vergisi açısından aynı durum söz konusu değildir. Kurumlar Vergisi veya Gelir Vergisi tamamen ilgili yılda elde edilen kazancı hesaplamaya yöneliktir. Bu sebeple ister belgeli ister belgesiz olsun mükellefin yapmış olduğu iş ile ilgili harcamalar kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınmalıdır. KDV kanunundaki gibi tüm belgelerin maliyetinin de iptali gibi bir durumda bu şekilde mükellefin ilgili işte %100 kar elde ettiği gibi bir durum varsaymak gerekir ki bu durum ticari hayatın gerekleri ile uyuşmamaktadır. Bu sebeple inceleme elemanları mükelleflerin belgesiz harcamalarını da gider olarak dikkate almalıdır. Özetle; sadece defter ve belge ibraz edilmediği için inceleme yapıldığı durumlarda kurumlar vergisi ve gelir vergisi açısından da tarhiyat yapmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
  5. Vergi Ziyaı Cezası (3 Kat) : Vergi Usul Kanunu’nun 359-a maddesinde defter ve belgelerin inceleme elemanına ibraz edilmemesi gizleme olarak kabul edilmiş, bu fiilleri işleyenlerin kaçakçılık suçunu işlediği belirtilmiştir. Vergi Usul Kanunu’nun 344/2. Fıkrasına göre ise 359. Maddedeki haller ile kaçakçılık suçuna sebebiyet verenlere vergi ziyaı cezasının 3 kat uygulanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu şekilde defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükelleflere yapılacak tarhiyatlarda 3 kat kaçakçılık cezası uygulanacaktır.
  6. Tarhiyat Öncesi veya Sonrası Uzlaşma Haklarından Faydalanamama : Kaçakçılık cezası kesilen mükellefler tarhiyat öncesi veya sonrası uzlaşma hakkına sahip değildir.
  7. Cumhuriyet Savcılıklarına Bildirme ve Ceza Davası : Defter ve belge gizleme suçunu işleyenler hakkında VUK’un 359-a maddesine göre 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu cezaya hükmolunabilmesi için kişinin ceza mahkemesinde yargılanması (Asliye Ceza Mahkemesi), suçunun sabit görülmesi ve ceza verilmesi gerekmektedir.

G- Danıştay’ın Mükellef Lehine İçtihadı Birleştirme Kararı ve Gerekçesi, Olumlu ve Olumsuz Yönleri

1-Kararların Olumlu Yönleri

Kararlar defter ve belge ibrazının mümkün olmadığı veya ibrazı mümkün olsa bile mükellef tarafından ibraz edilmediği durumlarda idarenin başkaca hiçbir araştırma yapmaksızın doğrudan kdv indirimlerini reddetmesi durumunda, mükellefin dava açarak bu defter ve belgeleri vergi mahkemesine ibraz etme alternatifini göz önünde bulundurmuş, nihai olarak defter ve belgeler eğer hukuken zayi olduğu gerekçesi ile ibraz edilemiyor veya inceleme elemanına değil de mahkemeye ibraz ediliyor ise mükellefin yine de kendisini savunma hakkını kabul etmiştir.

Bu kararlar bu yönüyle, idarenin artık İndirim KDV’lerin reddini yaparken, diğer veri kaynaklarını da değerlendirme ve kendi veri tabanından bulabildiği belgeler haricindeki kısımları reddetmesi (kısmi-red) durumunu doğuracaktır. Bu şekilde inceleme elemanları ve idare mükellef hiçbir yardım göstermese dahi diğer veri kaynaklarını değerlendirerek bu işlemlerin gerçek olup olmadığını kendisi bulabilir. Bu durumda üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş olacaktır. Bundan sonra idareye kalan kısmı reddetmekten başka çıkar yol kalmayacaktır. İnceleme elemanlarını ve idareyi bu şekilde daha ayrıntılı ve özenli inceleme yapmaya sevk edecek olmasından dolayı kararın olumlu yönü bulunmaktadır.

2-Kararların Olumsuz Yönleri

Bu karar özellikle hiçbir gerekçe göstermeksizin defter ve belgelerini ibraz etmek istemeyen mükelleflerin bu tür davranışlarını artırmalarına sebebiyet verecektir. Mükellefler idare tarafından defter ve belgeler talep edildiğinde, bu defter ve belgeleri idareye ibraz edemeyeceğini, eğer tarhiyat yapılır ise mahkemeye ibraz edeceğini beyan ettiklerinde idarenin bu durumda ne yapacağı belirsizleşmektedir.

Zira ilgili tüm tarhiyatları yapar ise ilerde defter ve belgeler mahkemeye ibraz edildiğinde, tarhiyat raporları, kaçakçılık cezalı raporlar ve suç raporları bir nevi askıda kalmış olacak, mükellefin defter ve belgeleri muteber olduğunda bu tarhiyatların kaldırılması gerekecektir. Tarhiyat yapmadığı durumlarda ise idare önüne gelen bir işlemde Vergi Usul Kanunu ve KDV Kanunu’na göre yapması gereken işlemleri yapmayan bir idare konumuna düşecektir.

H- Sonuç

Defter ve belgelerini mücbir sebep nedeniyle ibraz edemeyen veya böyle bir sebep olmasa da idareye değil de mahkemeye ibraz etmek isteyen mükellefler açısından Danıştay’ın İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı’nın uygulamada olumlu ve olumsuz yanları bulunmaktadır. Bu tür bir kararın ortaya çıkmasında, defter ve belgeler ibraz edilmediği/edilemediği için sadece tutanak tutularak reddiyatların geçmişte yapılmış olmasının ve sonuçta bu davaların mükellef lehine sonuçlanmasının da etkileri bulunmaktadır.

Karar bundan sonraki süreçte idarenin vergi incelemesini, mükellef herhangibir defter ve belge sunmasa dahi kendi sahip olduğu belgeler ve bilgileri dikkate alarak yapması, kendisinde belge ve bilgi olmadığı kısımlarda hala mükellef tarafından belge ve bilgi ibraz edilmiyor ise bu kısımlar için KDV’lerin reddi gibi bir inceleme sürecine idareyi yönlendirebilir. Kanımızca kararın bu şekilde idare tarafından algılanması inceleme süreçlerinin daha adilane yürütülmesine imkan sağlayacaktır.

Defter ve belgeleri var olduğu halde bunu idareye sunmayan mükelleflerin en önemli gerekçesi adil bir inceleme yapılmadığına ilişkin düşünceleridir. Bu sebeple defter ve belgelerin idareye değil de öncelikle mahkemeye ibrazı bazı mükellefler nezdinde itibar görmektedir. Bu tür bir algının ortadan kaldırılması için idarenin defter ve belge ibraz edilmeyen süreçlerde nasıl bir inceleme süreci yapılacağına ilişkin mükellefin haklarını da düşünen bir yöntem belirlemesi uygun olacaktır.

Söz konusu kararlar ile bundan sonra defter ve belge ibraz edilmeyen durumlarda vergi inceleme süreçlerini daha özenli ve ayrıntılı yapmak konusunda vergi idaresine önemli bir sorumluluk yüklenmiş olmaktadır.

26.07.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM