Bilgen ÖZKAN
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Mazars&Denge Denetim YMM A.Ş.
bilgenozkan@gmail.com
İŞLETMELERDE KARA
GEÇİŞ: BAŞA BAŞ NOKTASI ANALİZİ
Tarih:
11.04.2009
Kar
maksimizasyonu amacıyla ticari hayata adım atan ve bu amaç doğrultusunda
faaliyetlerini sürdüren işletmeler, üretim ve faaliyet kararlarını saptarken,
kendilerine yol gösterecek bazı analizler yapmak durumundadırlar. Başa baş
noktası analizi işletmelere, hangi üretim miktarında, ne kadar gider ile ne
kadar gelir elde edeceklerini ve bu gelirin ne kadarının kar olduğunu gösteren
bir analiz olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla işletme kararlarının
alınmasında yol gösterici bir unsur olarak göz önünde bulundurulması ve
önemsenmesi gerektiğini düşündüğümüz “başa baş noktası analizi” konusuna bu
yazımızda ışık tutmak istedik.
Bilindiği üzere, işletmelerin varlıklarını
sürdürebilmek ve kar elde etmek amaçlarına ulaşabilmek için, ilgili süreçte
katlanmaları ya da vazgeçmeleri gereken bazı unsurlar vardır. Ticari süreçteki
bu unsurlar toplamına “maliyet” diyoruz. Maliyet işletmenin alım, üretim, takas
ve satış aşamalarının tümünde tükettiği mal ve hizmetlerle ilgili giderlerle,
alternatif yolları seçmemek ile katlandığı giderler toplamının parasal
ifadesidir. Gider kavramı ise “belirli bir zaman dilimi içinde kullanılan ve
tüketilen varlıkların (mal ve hizmetlerin) parasal değeri”ne
dikkat çeken, faydası tüketilmiş bir maliyettir. Örneğin kendi ürettiği ürünleri
satan bir ticari işletme üretime dahil edeceği hammaddeleri alırken bunlar için
taşıma, depolama giderlerine katlanmak, üretim süreci için bina kirası,
elektrik, sigorta giderlerine katlanmak, işçi çalıştırmak ya da satış için
reklam yapmak zorundadır. Tüm bu kalemler işletmenin giderlerini yansıtır.
Yapılan harcamaların gider sayılabilmesi için mutlaka işletmenin faaliyetleri
ile ilgili olması ve belirli bir döneme ait olması gerekir.
Bir işletmeye ait giderler
sabit ve değişken giderler olarak ikiye ayrılabilir. Sabit giderler; firmanın
faaliyette olduğu süre boyunca ne olursa olsun katlanmak zorunda olduğu
giderlerdir. Örnek olarak; işyeri kirası, sigorta, araç, makine-ekipman,
amortisman vs... Değişken giderler ise firmanın faaliyet hacmindeki
değişikliklere göre farklılık gösteren giderleri ifade eder. Örneğin; enerji
giderleri ve hammadde giderleri üretim hacmine bağlı olarak artan ya da azalan
giderler olduğundan değişken giderler kategorisinde yer almaktadırlar. Bir de
değişken ve sabit giderleri birlikte içeren yarı değişken giderler vardır ki;
onlara da örnek olarak tamir-bakım giderleri verilebilir.

Başa baş noktası analizi, kısa dönemde hem sabit,
hem de değişken giderlere sahip işletmelerin alacakları stratejik kararlara
yardımcı olan bir karlılık analizidir. Finansal analiz ve finansal karar üretme
konularındaki başlıca kullanım alanları şu şekilde sıralanabilir:
1. Firmanın zarar etmemesi
için ulaşılması gerekli iş hacmi seviyesinin saptanması,
2. Birim maliyetlerin ve
satış fiyatlarının hesaplanması,
3. Üretim kapasitesinin
belirlenmesi,
4. İşletme sermayesi
gereksiniminin tahmini,
5. En karlı ürün türlerinin
/ bileşiminin seçimi,
6. Değişken / sabit
giderler, satış fiyatı, satış hacmi veya kar beklentilerindeki
değişmelerin
birbirlerine etkileri,
7. Firmanın izleyeceği
üretim, fiyat, yatırım politikalarına karar desteği,
8. Planlama ile
gerçekleşmenin karşılaştırılarak değerlendirilmesi.
Zaman zaman satış karı,
faaliyet karı , net kar gibi kategorilendirmelerle karşımıza çıkan kar kavramı,
hangi tür değerlendirmeye göre yapılırsa yapılsın aslında o değerlendirme
alanına ait gelirler ile giderler arasındaki farkı ifade eder. Bu doğrultuda kar
denklemi aşağıda belirtilen şekilde gerçekleşir.

Bir firmanın bahsi geçen satış
miktarları, sabit giderleri, değişken giderleri ve kar kavramları arasındaki
ilişkileri başa baş noktası analiziyle incelenebilir. Bu analize göre; firmanın
gelirleri ile giderlerinin birbirine eşit olup, karlılığının sıfır olduğu ve
üretime devam edilmesi durumunda kar elde edilmeye başlanacak olan noktaya başa
baş noktası denir. Buna göre başa baş noktası aşağıdaki matematiksel formülle
ifade edilir:

Örnek:
60.000 adet ürün üretmeyi planlayan A firması gerçekleştireceği üretim için
toplam olarak 70.000 TL sabit, 180.000 TL ise değişken maliyete katlanması
gerektiğini tespit etmiş ve üreteceği her bir ürün için 8 TL satış fiyatı
belirlemiştir. Bu durumda firmanın satış ve miktar bazında başa baş noktaları
aşağıdaki gibi gerçekleşecektir.

Buna göre işletme 14.000 birim
ürün ürettiğinde yada 112.000 TL’lik satış hacmine ulaştığında gelir toplamı,
gider toplamına eşit olacak yani sıfır kara ulaşacak, fakat bu noktadan sonra
ürettiği her bir birim üründen kar elde etmeye başlayacaktır.
Başa baş noktası formülü
belirttiğimiz gibi karın sıfır olduğu noktayı bize işaret etmektedir. Bu
formülden yola çıkarak işletmeler, belirledikleri kar hedeflerine ulaşmak için
gereken üretim miktarlarını, sabit maliyetleri ile hedefledikleri kar tutarını
toplayarak formülü revize etmekle bulabilirler. Şöyle ki;
Formülü örneğimiz üzerinde
uygulamak istersek, bahsi geçen işletmenin 100.000 TL kar hedeflediğini
düşündüğümüzde hedef kar noktasına ulaşmak için gerekli miktar şu şekilde
olmalıdır:

Her iki formülde de payda da
yer alan ( 8 – 3 ) yani birim değişken gider ile birim satış fiyatı arasındaki
fark bize, satış fiyatının değişken maliyeti karşıladıktan sonra geriye kalan
ve böylece sabit giderlerin karşılanmasına ve kar oluşumuna katkıda bulunan payı
verir. Bu değere ise katkı payı denmektedir.
Katkı payı işletmelere karar
alma sürecinde oldukça yol gösterici bir figürdür. İşletmenin faaliyet sonuçları
zarar şeklinde ortaya çıksa dahi katkı payının pozitif olması durumunda sabit
giderlerinin bir kısmını karşılayabildiği anlamına gelir. Bu durumda zarar
pozisyonunda olsa bile faaliyetlerine devam eden işletmelerin en azından gelecek
dönemlere ilişkin zararını azaltabileceği ve finansal durumunun iyileşebileceği
sonucu çıkarılabilir. Katkı payının sabit maliyete eşit olduğu nokta “başa baş”
noktasıdır.
Başa baş noktası analizinin
başka bir yöntemi de grafik ile gösterimdir. Aşağıdaki örnek grafikte de
göreceğimiz üzere; başa noktası grafiğinin yatay ekseni bize üretim
kapasitesini, dikey ekseni ise satış rakamlarını gösterir. Buna göre,
matematiksel yöntem ile ulaştığımız başa baş noktası miktar ve satış
tutarlarının kesiştiği nokta, toplam gelirlerin toplam giderlere eşit olduğu
yani karın sıfır olduğu noktayı belirtir.
Grafikte görüleceği üzere başa
baş noktası olan 14.000 birime kadar yapılan üretimde firmanın giderleri
gelirler tarafından karşılanamaz durumda olduğundan net kayıp durumu söz
konusudur. Sabit gider sınırı ile başa baş noktası arasında kalan alan katkı
payının pozitif olup sabit maliyetlerin karşılandığı fakat yine de kar mevzuunun
söz konusu olmadığı durumu gösterir. Başa baş noktası üzerine çıkılan her bir
birim üretim kar getirisini sağlayacak demektir.
Görüldüğü üzere başa baş
noktası analizi ile işletmenin “kar”a geçeceği noktayı analiz edebiliyoruz. Bu
durumda akla başka sorular gelmektedir: “Kara geçen şirketin yapması gereken
nedir? Vergi ödeme durumu ne olacaktır?”
Kara geçen işletmelerin
öncelikle geçmiş yıllara ait mali zararları varsa bu tutarlar yeni yılın mali
karından mahsup edilecektir. Mali zararın nedenleri ticari zarara neden olan şu
unsurlardan kaynaklanıyor olabilir:
·
İşletmenin sahip olduğu kaynakları verimli kullanamaması, üretim maliyetlerinin
çok yüksek oluşu, ani ve büyük teknolojik gelişimlere ayak uyduramaması,
·
Yeni
kurulmuş bir işletme ise yatırım maliyetlerinin yüksek oluşu, yanlış üretim
yöntemlerine başvurulmuş olması,
·
İçinde bulunulan ekonomik ortamdaki krizler,
·
Yetersiz sermaye,
·
Varlık-kaynak-vade uyumunu yakalayamamış olması ya da ticari faaliyetlere
ilişkin borç yükünün tamamını kendi üzerine yüklemiş olması,
·
Yönetim tarafından maliyeti azaltıcı tedbirlerin zamanında ve yeterli olarak
alınmamış olması
·
Pazara ilişkin analizlerin yeterince yapılmaması ve yanlış pazarlama
politikaları seçilmesi.
Şirketlerin bu şekilde ticari
faaliyetlerden doğan zararları KVK Md. 9’a göre kurumlar vergisi beyannamesinde
her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla ;
a) 5 yıldan fazla nakledilmemek
şartıyla geçmiş yıl beyannamelerinde yer alan zararlar,
b) Türkiye’de kurumlar
vergisinden istisna edilmiş olanlar hariç olmak üzere 5 yıldan fazla
nakledilmemek şartıyla yurtdışı faaliyetlerinden doğan zararlar kurumlar vergisi
matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilir.
Bahsi geçen tüm bu durumlardan
hareketle, bir işletmenin başa baş noktasını yakalayıp kara geçmesinin her zaman
vergi ödeyeceği anlamına gelmediği söylenebilir. Burada önem kazanan ve
yapılması gereken başka bir analizle karşı karşıya kalınır: Vergi Ödeme Noktası
Analizi.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)