YAZARLARIMIZ
Ayhan Kılınçkaya
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Emekli Vergi Müfettişi ayhankk@hotmail.com



Devletin Hesabı mı, Milletin Hesabı mı?

Devletimizin hesap, kitap işleri, istatistikleri eski adı Devlet İstatistik Enstitüsü Kurumu yeni adı TUİK olan Türkiye İstatistik Kurumu tarafından tutulur. Bu kurum tarafından her ay fiyat artışları, nüfus artışları, ekonomik göstergeler gibi birçok veri kayıt altına alınır ve belli zamanlarda da kamuoyuna açıklanır. Bu günlerde gündem TUİK’in açıklamış olduğu en son enflasyon rakamları, tüketici fiyat endeksleri ile piyasada oluşan, halkın muhatap olduğu rakamların birbirleriyle uyumlu olup olmadığı konusunda yoğunlaşıyor.

TUİK verilerine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından son kaç yılın en düşük enflasyon rakamlarının yakalandığı, ekonomik verilerin iyi gittiği şeklinde açıklamalar yapılıyor. Bazı basın yayın organlarında ise gerçek durumun bu şekilde olmadığı, açıklanan rakamların yanıltıcı olduğu enflasyonun % 50’den aşağı olmadığı gibi yorumlar yapılıyor. Hatta 23 Aralık 2019 tarihli ve 30987 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 512 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile Maliye Bakanlığı'nın 2020 yılında bir çok vergi ve cezanın artış oranlarının belirlenmesinde baz alınan yeniden değerleme oranını % 22,58 olarak açıkladığı, Hazine ve Maliye Bakanlığına göre bile gerçek enflasyonun %23'ten aşağı olmadığı ifade edilmektedir.

Bu ifadeler ve yorumlar aklıma şu fıkrayı getirdi. Esnafın biri ekonomik vaziyetinin çok iyi olduğu, zenginliğinin arttığı şeklinde kendisiyle ilgili yapılan değerlendirmelere şu karşılığı verir. Hesaba bakarsanız hac farz olmuş, kasa ve keseye bakarsanız zekata muhtacız! Türkiye'mizin durumu da bu hikaye ye benziyor gibi, ne dersiniz?

Eskiden Hazine ve Maliye Bakanlığımızın taşra teşkilatı olan vergi dairesi başkanlıkları, defterdarlıklar ve vergi daireleri Mart ayının sonuna kadar gelir vergisi beyannamelerini aldıktan kısa bir süre sonra o ilin ve/veya ilçenin en çok gelir vergisi ödemeyi beyan eden mükelleflerini, Nisan ayının sonuna kadar da en çok Kurumlar Vergisi ödemeyi beyan eden mükelleflerini açıklardı. Şimdiler de bu açıklamalar oldukça geç bir zamanda yapılıyor veya hiç yapılmıyor. Vergi rekortmenleri açıklandığında da yasadan kaynaklanan haklarını kullanarak bazı mükellefler isimlerinin açıklanmasını istemiyorlar. Kendilerinin hakları tabi ki ama bu durum benim garibime gidiyor, sanki yüzsüzler açıklanıyor da isimlerinin açıklanmasını istemiyorlar. Devlete vergi vererek ülke kalkınmasına katkı sağlamak oldukça şerefli bir vatandaşlık görevi. Bu durumun açıklanması her mükellef için bir gurur olsa gerek, şahsen bu durumda olsam adımın açıklamasından memnuniyet duyarım.

Vergi rekortmenleri açıklanınca bakarsınız listelerde genellikle hep aynı bilinen kişi ve kurumlar. Bunların arasında anlı şanlı, toplumun hep gözü önünde olan ünlüler, özellikle de siyasetçiler pek görünmezler nedense. Bu kişiler listelerde olmadığı gibi, bunların lüks ve şatafatlı harcamalarına kaynaklık teşkil eden, yüksek gelirler elde ettikleri işleriyle ilgili vergi kayıtları var mı, o da pek bilinmez. Kayseri’de de son on, on beş yıldır açıklanan hem gerçek kişi, hem de tüzel kişi olan kurumlarla ilgili vergi listelerinde de isimler aynı bu şekilde. Okulun birinde tarih dersinde öğretmen öğrencisine Osmanlı padişahlarından on tanesini say bakayım diye sorar. Öğrenci de pratik zekalı, hazır cevap anlaşılan bir süre düşündükten sonra şu şekilde cevap verir. Hocam beş Murat, beş Mehmet. Evet dostlar ülkemizde Muratların ve Mehmetlerin yerini başka başka isimler almaz veya bunlara farklı Murat ve Mehmetler katılmaz ise ülkemizin müzmin problemleri çözülmeyecek gibi. Hep aynı Murat ve Mehmetler ile zaman geçireceğiz.

Vergi, liste dedim de aklıma geldi. Yıllardır, Amerikan filmlerini seyrede, seyre de ilginç bir huy edindik. Hani filmlerde özellikle polis ile muhatap olan Amerikan vatandaşları “Ben vergisi ödeyen bir Amerikan vatandaşıyım.” diyerek polislere kendilerine daha saygılı davranmaları gerektiğini hatırlatıp, adeta devletlerinden hesap sorarlar. Bu davranış güzel de, son yıllarda bizim vatandaşlar da bu şekilde devlet görevlileri ile muhatap olduklarında vergi ödemedikleri ve hatta vergi mükellefi bile olmadıkları halde devlete kafa tutup, devlet görevlilerinden hesap sorar oldular. Son TUİK verilerine göre Türkiye'nin nüfusu 2019 yıl sonu itibariyle 83 milyon 154 bin 997 kişiye ulaştı. En son yapılan mahalli seçimlerdeki seçmen sayısı ise 57 milyon 94 bindi. Bu verilere göre vergi mükellefi sayısı kaç olması gerekir sizce?

Sıkı durun rakam vereceğim hukuki kişi olan kurumlar, sadece kira geliri elde edip yılda bir sefer beyanname veren kira geliri elde eden mükellefler, gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olarak sayıldıktan sonra bir de KDV ve stopaj gelir vergisi mükellefi olarak ikinci defa sayıldıkları halde Türkiye’de ki toplam vergi mükellefi sayısı Anadolu Ajansı (AA) haberi ve Gelir İdaresi Başkanlığı(GİB) verilerine göre 2019 yılında bir önceki yıla göre % 2,9 artarak 11 milyon 270 bin 157 kişi olmuş. Aşağıda hesaplayacağım üzere aslında gerçek vergi mükellefi sayısı bu sayının ancak yarısı kadar.  GİB verilerine göre Türkiye'de geçen yıl itibarıyla 1 milyon 964 bin 548 gelir, 2 milyon 888 bin 386 gelir stopaj, 2 milyon 30 bin 265 gayrimenkul sermaye iradı (GMSİ-kira geliri vergisi), 783 bin 455 basit usulde vergilendirilen gelir, 848 bin 904 kurumlar ve 2 milyon 754 bin 599 Katma Değer Vergisi (KDV) mükellefi bulunuyor. Ne kadar çok değil mi, 83 milyon nüfus, 11 milyon vergi mükellefi. Aslında bu sayıdan bir kere de KDV ve gelir stopaj mükellefi olarak sayıldıkları için gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükellefi sayılarını iki kere çıkarıp gerçek mükellef sayısını [(1.964.48+848.904)x2] 5 milyon 643 bin 253 olarak hesaplayabiliriz.

Bu tespit ve rakamlar şunu gösteriyor, maalesef ülkemizde vergi vermesi gereken bir çok kişi vergi vermiyor. Bu şekilde vergi alamayan devlet de çoğu zaman mal ve/veya hizmet fiyat/tutarlarının içerisine gizlenmiş zengin ve fakirden aynı oranlar da alınan adaletsiz olan, dolaylı vergiler (KDV, ÖTV vb) ile vergi toplayarak kamu harcamalarını finanse etmektedir. Ülkemizde uzun yıllardan beridir dolaylı vergiler oranları toplam vergi gelirleri içerisinde % 70’lerden aşağıya düşmemektedir. Bunlara tipik örnek olarak akaryakıt(benzin, dizel), doğalgaz fiyatlarını verebiliriz. Bunlar ülkemize satış fiyatlarının çok altında ithal edildikleri halde dolaylı vergiler ile vatandaşlarımıza oldukça yüksek fiyatlara satılmaktadır. 

Bu hafta az söyledim, siz çok anlayın. Hani bizim Kayseri’de de çok söylenen güzel bir ata sözümüz var ya! “Lafın çoğu ahmağa söylenir, dinleyen anlatandan ârif gerektir.” diye. Atatürk’ümüzün dediği gibi “Türk Milleti Zekidir.” Ülkemize ve milletimize sağlık, dirlik, düzenlik, huzur diliyorum.

06.04.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM