YAZARLARIMIZ
Aslan Değirmenci
Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı
asldgrmnc@gmail.com


Adi Şirketlerin Vergi Kanunları Karşısındaki Durumları

Adi ortaklık sözleşmesi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Adi ortaklıklar Türk Ticaret Kanunu kapsamında yer alan diğer şahıs şirketleri gibi tüzel kişiliği yoktur.  Bu nedenle kendilerine ait mal varlıkları olamayacağı gibi hukuki eylem ve işlemlerde de bulunamazlar. Her türlü işlemleri ortakları tarafından yerine getirilir.

Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir.

Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.

ADİ ŞİRKETLERİN GELİR VERGİSİ KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMLARI

Otomasyonlu işlem yönergesi hükümleri gereği, adi ortaklıklarda, ortakların her birinin mükellefiyeti olması gerektiğinden, mükellefiyeti bulunmayan ortaklar için gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet tesisi yapıldıktan sonra, adi ortaklığın katma değer vergisi ve talep edilen diğer vergi türleri için mükellefiyet tesisi yapılır ve ortaklık adına vergi kimlik numarası alınır.

Kollektif ortaklıklarda ortakların, adi veya eshamlı komandit ortaklıklarda komandite ortakların ortaklık karından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir. 

Zirai faaliyetle iştigal eden kollektif şirketlerin ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortaklarının şirket kârından aldıkları paylar şahsi ticari kazanç hükmündedir.

Serbest meslek faaliyetinde bulunan kollektif ve adi şirketlerde ortaklar, adi komandit şirketlerde komanditeler serbest meslek erbabı sayılırlar.

Ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar ise değer artış kazancıdır.

ADİ ŞİRKETLERİN KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMLARI              

KDV uygulamasında adi ortaklıklar, bağımsız işletme birimleri olarak ayrı vergi mükellefiyetine sahiptir. Buna göre; adi ortaklıklarca defter tutma, belge düzenleme, muhafaza ve ibraz gibi vergi ödevleri ile beyanname verme ve vergi ödeme gibi mükellefiyetlerinin ortaklarından ayrı olarak yerine getirilmesi, ortaklığın KDV ile ilgili hesaplarının, ortakların varsa şahsi işletmelerindeki işlemlerden ayrı yapılması gerekir.

Adi ortaklıklarda, ortaklığın sona ermesi sonucunu doğurmayan hisse devri işlemleri KDV’ye tabi değildir.

Ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuran devir işlemlerinde ise vergi uygulanır.

Buna göre bir adi ortaklıkta, ortaklardan biri veya birkaçının hisselerini diğer ortaklara veya üçüncü şahıslara devretmesi, bu şekilde ortaklıktan bazı ortakların ayrılması veya ortaklığa yeni ortakların alınması halinde, mevcut adi ortaklık, ortak sayısındaki değişiklik dışında aynen devam ediyorsa, bu hisse devri işlemlerinde vergi uygulanmaz.

Hisse devri işlemleri adi ortaklığın sona ermesi sonucunu doğuruyor veya ortaklık, ortakların kararı ile feshediliyorsa, bu devir işlemlerine vergi uygulanması gerekir. Vergi uygulaması aşağıdaki şekilde yapılır.

Ortaklardan biri veya birkaçının hisselerinin diğer ortak veya ortaklara devredilmesi suretiyle ortaklığın sona ermesi halinde; devralan ortak veya ortakların kendi hisseleri ile satın aldıkları hisseler dikkate alınmaksızın, ortaklıkça, devralan ortak veya ortaklara teslim edilen toplam mal bedeli üzerinden KDV hesaplanır. Ortaklık tarafından düzenlenecek olan faturada ayrıca gösterilecek olan bu vergi, ilgili dönem işlemleri ile birlikte adi ortaklığın son beyannamesine dahil edilerek beyan edilir.

Devralan ortak veya ortaklar tarafından ise genel hükümler çerçevesinde indirim konusu yapılabilir.

KDV yönünden işletme bazında değerlendirilen adi ortaklıklarda, KDV beyannamesi ortaklık adına düzenlenir ve ortaklardan birisi tarafından imzalanmak suretiyle ilgili vergi dairesine verilir. Ortakların verginin ödenmesi bakımından müteselsil sorumluluk taşımaları nedeniyle, ortakların adı, soyadı, adresleri ve bağlı bulundukları vergi dairelerini gösteren bir liste vergi dairesine verilir. Listede yer alan bilgilerde değişiklik olması halinde bu değişikliler de vergi dairesine bildirilir.

ADİ ŞİRKETLERİN KAMU BORÇLARI KARŞISINDAKİ DURUMLARI

Türk Borçlar Kanununda, ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Ortaklığın özel hukuk sözleşmesinden kaynaklanan borçlarına karşılık önce şirkete gidilirken, şirketten tahsil edilemeyen borç için ortaklar bütün mal varlıkları ile müteselsilen sorumlu olurlar. Ancak ortalık sözleşmesinde her ortağın şirket borcundan sorumlu olacağı oran belli edilmişse bu durumda ortakların müteselsil sorumluluğundan söz edilemez.

Türk Borçlar kanunundaki bu hüküm özel hukuk sözleşmesi kapsamında doğan borçlar için geçerli olup, vergi borçları için geçerli değildir.

Nitekim Vergi Usul Kanunu mükellef ve vergi sorumluluğunu düzenleyen 8. maddesinde ‘Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna mütaallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.’ hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla adi ortaklık sözleşmesinde ortakların sorumlu olacağı pay sözleşmede belirlenmişse de bu sözleşme vergi dairesini bağlamayacak ve ortaklığın vergi borcundan ilk olarak ortaklık sorumlu olurken, ortaklıktan tahsil edilemeyen vergi borcu için tüm ortaklar tüm mal varlıkları ile müteselsilen sorumlu olacaklardır.

14.10.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM