YAZARLARIMIZ
Alper Aslıhak
Yeminli Mali Müşavir
E. Gelirler Kontrolörü
Bilim Uzmanı
Öğretim Görevlisi
alperaslihak@gmail.com



Turizm Payı İçin Hesapları Gözden Geçirme Vakti

Ülkece zor günlerden geçtiğimiz şu günlerde, ekonomi yönetimi finans kaynağı yaratmaya çalışıyor. Bu amaçla mevcut yükümlülüklerimiz artırıldığı gibi, yeni vergisel yükümlülükler de ihdas ediliyor. Şu aralar bu finans arayışından muzdarip olan sektörlerin başında turizm sektörü geliyor. Zira, hayatımıza turizm payı daha yeni girmiş iken, konaklama vergisinin de yapım aşamasında olduğunu görüyoruz. Böylece turizm faaliyetinin her iki tarafına, işletmeye ve müşteriye yükümlülük getirilmiş oluyor.

Söz konusu yükümlülüklerden, bu ay ilk defa beyannamesi verilecek olan turizm payına öncelik vermek istedim. Bu yazıda turizm payının matrahının daha doğru tespit edilmesi için dikkat edilmesi gerekenlere değinmeye çalıştım.

Turizm payı temelde turizme yönelik işletme sahipleri ve muhasebe meslek mensuplarının hayatına girmiş gibi görünse de, bizi ilgilendirmez demeyin. Satış hasılatı üzerinden alınan bir yükümlülük olduğuna göre, işletmeler bu tutarları mümkün olduğunca müşterilerine yansıtacaktır. Dolayısıyla yabancıların son derece ucuza tatil yaptığı cennet ülkemizde daha da pahalıya tatil yapacağımız anlaşılıyor. (Konaklama vergisine hiç girmiyorum)

15 Temmuz 2019 tarihli ve 30832 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7183 Sayılı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı kuruldu. Ajansın ihtiyaç duyacağı geliri karşılamak üzere, turizm payı ihdas edildi. Buna göre turizm işletmelerinin yatırımcısı veya işletmecisi olan gerçek veya tüzel kişiler, bu işletmelerdeki faaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kira gelirlerinin toplamı üzerinden değişen oranlarda (genel itibariyle binde 7,5 oranında) turizm payı ödeyecekler.

Kanun yayımlandıktan sonra, yapılan düzenlemede yer alan muğlak ifadeler nedeniyle sorunlar yaşanacağı yönünde değerlendirmeler yaptık. Zira mükellefin kim olduğu net kriterlere bağlanmamış, turizm payını eksik beyan etmenin cezai müeyyidesi ve denetim mekanizması düzenlenmemişti. Uygulamanın detaylarını düzenlemek için önce bir tebliğ taslağı yayımlandı. Tebliğ taslağında yer alan ifadeler ve verilen örnekler de aynı belirsizliği sürdürdü. Son olarak 26 Ekim Cumartesi günü bir Yönetmelik yayımlandı. Yönetmelikte turizm payının mükellefine yönelik belirsizliklerin giderildiğini, yatırımcı ifadesine yer verilmediğini, mükellefin işletmeci olarak belirlendiğini, işletmeci olmanın da işletme/kısmi işletme belgesine, ya da en azından işyeri açma ve çalışma ruhsatına bağlandığını gördük. Ancak diğer konulardaki belirsizlikler varlığını sürdürüyor.

Düzenlemelerin ilgimi çeken taraflarından bir tanesi, kira gelirleriyle beraber turizm payının matrahını teşkil eden “net satış” ifadesiyle ilgili. Bu konuya girmeden önce “kira gelirleri” ifadesinden kısaca bahsedelim. Kanun’da kast edilen, herhangi bir kişinin sahip olduğu mülkü turizm faaliyetinde kullanılmak üzere kiraya vermesinden elde ettiği kira değil. Daha doğrusu Yönetmelikten bunu anlıyoruz. Birleşik tesisler için Turizm işletme ve kısmi işletme belgesi, konaklama tesisleri için yine bu belgelerden birisi ya da işyeri açma ve çalışma ruhsatı sahiplerinin elde ettiği kiradan bahsediliyor.

Gelelim net satışlar ifadesinden ne anlaşılması gerektiğine. Yayımlanan Yönetmelik’te net satışlar aşağıdaki şekilde tanımlandı:

“Net satışlar: 7183 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince turizm payı ödeme yükümlülüğü bulunanların bu payın hesabında dikkate alınacak işletmelerindeki esas faaliyetleri çerçevesinde satılan mal ya da hizmetler karşılığında aldıkları veya tahakkuk ettirdikleri toplam değerler ile bunlarla ilgili sübvansiyonlar, satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili dönem içinde ortaya çıkan kur farkları gibi hasılat kalemlerine ait değerler toplamından, satış iskontoları ve iadeleri ile bu satışlar ile ilgili diğer indirimlerin (ihracatla ilgili dönem içinde ortaya çıkan olumsuz kur farkları gibi) düşülmesi sonucu bulunan tutarı, … ifade eder.”

Yukarıdaki tanımlamadan, 600, 601 ve 602 no’lu hesaplarda oluşan hasılattan iskonto ve iadelerin düşülmesi sonucu bulunacak tutarın, kira gelirleriyle birlikte turizm payı matrahını teşkil edeceği anlaşılıyor. Her ne kadar Yönetmelik’te net satışların tanımı yapılarak sınırları çizilmeye çalışılmış olsa da uygulamada sorunlar yaşanabileceği görüşündeyim. Bunun sebebi, mükelleflerin satış hasılatına ilişkin 600’lü hesaplara (600, 601, 602) girmemesi gereken gelir unsurlarını dâhil edebiliyor olmaları veya bu hesaplarda izlenmesi gereken kimi unsurları başka hesaplarda izlemeleri. Bu gibi sorunlarla karşılaşılmaması bakımından, Yönetmelikte yapılan tanımlamayı da dikkate alarak, tekdüzen hesap planı çerçevesinde hareket etmek gerekiyor. Konuya ilişkin uyarılara geçmeden önce brüt satışlarla ilgili hesaplara bir göz atmakta fayda var.

Tekdüzen hesap planı açıklamalarında ilgili hesapların kullanım amacı aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

“60. BRÜT SATIŞLAR

İşletmenin esas faaliyetleri çerçevesinde satılan mal ya da hizmetler karşılığında alınan ya da tahakkuk ettirilen toplam değerleri kapsar. Satılan mal ve hizmetlerle ilgili sübvansiyonlar, satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili dönem içinde ortaya çıkan kur farkları, vergi iadeleri brüt satışlar içinde gösterilir. Brüt Satışlara Katma Değer Vergisi dâhil edilmez.

Brüt Satışlar; yurtiçi satışlar, yurtdışı satışlar ve diğer gelirler şeklinde bölümlenir.

600. YURTİÇİ SATIŞLAR

Yurt içindeki gerçek ve tüzel kişilere satılan mal ve hizmetler karşılığında alınan ya da tahakkuk ettirilen toplam değerlerin izlendiği hesaptır. Gereksinime göre bölümlenebilir.

601. YURTDIŞI SATIŞLAR

Yurt dışında satılan mal ve hizmetler karşılığında alınan ya da alınacak olan toplam değerlerin izlendiği hesaptır.

602. DİĞER GELİRLER

İşletmenin korunması, ihracatı teşvik ya da hükümet politikasına uyma zorunluluğu karşısında oluşan işletmenin faaliyet hasılatındaki düşüklüğü veya faaliyet zararını gidermek için, sermaye katkısı niteliğinde olmayan, mali yardımlar (sübvansiyonlar), devletin bazı malları vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerden istisna etmesi yoluyla yaptığı yardımlar (vergi iadeleri) ve satış tarihindeki vade farkları, ihracatla ilgili fiyat istikrar destekleme primi vb.. hasılat kalemleri bu hesapta izlenir.”

Görüldüğü üzere, Yönetmelikte yapılan tanımlama ve hesap planı ekinde yer alan açıklama aşağı yukarı denk düşüyor. Ayrıca Yönetmelikte “gibi hasılat kalemleri” ifadesi kullanılarak, tam bir sınırlama yapılmasının önüne geçilmiş. Mükelleflerin tekdüzen hesap planı açıklamalarına uygun hareket etmeleri halinde turizm payı bakımından da sorun yaşanmamış olacaktır.

Uygulamada karşılaştığımız olayları dikkate alarak, mükelleflerin net satışlarını belirlerken genel olarak yaptıkları hatalar ve dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

  • Son dönemde, mükelleflerin dosya denetimlerini yaparken ilginç bir durumla karşılaşıyorum. Her türlü gelir unsuru “600.Yurtiçi Satışlar” hesabında muhasebeleştirilmiş. Öyle ki; satılan bir gayrimenkulün, taşıtın bedeli dahi bu hesapta. Tabi ki bunun kabul edilemez olduğunu belirtiyorum. Ancak hep aynı yanıtla karşılaşıyorum. “Vergi dairesi böyle istiyor”. Maalesef hem idare tarafında hem de mükellef tarafında eksik bilgiye dayanan yanlış işler yapılabiliyor. Malumunuz, brüt satışlar ile kümülatif KDV matrahları arasındaki farklılıklar için vergi daireleri mükelleflerden açıklama istiyor. Mükellefler de bu ikisinin birebir tutması gerektiğini düşünüyor. Bazen vergi dairesi memurlarının da böyle düşündüğüne tanık oluyoruz. Oysa böyle bir zorunluluk yok. Kümülatif KDV matrahı, çeşitli nedenlerle brüt satışlar tutarından farklı olabilir. Sadece son derece doğal olan bu durumun nedenlerinin açıklanması gerekiyor. Vergi dairesi bunu bize sormasın diye yapılan hatalı uygulamalar, turizm payının matrahının da hatalı tespit edilmesine yol açacaktır.
  • Mal alışı anında ya da belli bir alım için sonradan uygulanan iskontolar ilgili malın maliyetinden düşülür. Buna karşın dönem sonunda yapılan iskontolar, erken ödeme iskontosu ve ciro primleri “602-Diğer Gelirler” hesabında izlenmelidir. İskonto yerine bedelsiz mal verilmesi gibi hallerde de aynı hesap aracılığıyla gelir yazılmalıdır. Belirtmek gerekir ki, bu paragrafta bahsedilen gelirler için “649-Diğer Olağan Gelir ve Karlar Hesabının” kullanılması yönünde görüşler de mevcuttur. Katılmıyorum, ancak bu görüşler turizm payı için bir esneklik yaratabilir.
  • Devlet yardımlarının, SGK teşviklerinin, Hazinece karşılanan sigorta prim desteklerinin 649 no’lu hesapta izlendiğine şahit oluyoruz. Oysa bu gelirlerin 602 no’lu hesapta muhasebeleştirilmesi gerekir. Gelir İdaresinin son özelgeleri de bu yöndedir. (Bkz. Mersin Vergi Dairesi Başkanlığının 22.11.2017 tarih ve 121157 sayılı özelgesi)
  • Mükellefler oluşan kur farkı gelirlerini genel olarak 646 no’lu hesaba kaydetmek eğilimindeler. Ancak burada bir ayrım yapılması gerekmektedir. Cari dönem içinde yurtiçine döviz üzerinden yapılan satışlar için yapılan tahsilattan doğan kur farkı gelirinin 600 no’lu hesapta, ihracat bedellerinin tahsilatından doğan kur farkı gelirlerinin ise 601 no’lu hesapta izlenmesi gerekir. Önceki yıllarda yapılan satışlardan kaynaklanan veya değerleme sırasında ortaya çıkan kur farkları ise 646 no’lu hesapta izlenebilir.
  • Vade farkları için de bir ayrım yapılması gerekmektedir. Satış tarihinde ortaya çıkan vade farklarının 602 no’lu hesapta izlenmesi gerekiyor. Sonradan ortaya çıkan farklar için ise “642-Faiz Gelirleri” hesabı kullanılabilir.
  • Sözleşmeye dayanan tazminat gelirlerinin veya sigorta şirketlerinden alınan tazminatların “679.Diğer Olağandışı Gelir ve Karlar” hesabında muhasebeleştirilmesi, 602 no’lu hasaba alınmaması gerekir. Bu kapsamda, rezervasyon iptalleri dolayısıyla alınan ücretler de 679 no’lu hesapta izlenebilecektir.
  • Hurdaların, üretim artıklarının, yan ürünlerin satış gelirleri 649 no’lu hesapta izlenmelidir. 600, 601 ve 602 no’lu hesaplara alınmamalıdır.
  • Faturada yer almayan bahşiş gelirleri 649 no’lu hesapta izlenebilir.

Turizm payını beyan ederken bu gibi hususlara dikkat edilmesi, turizm payının matrahının daha doğru tespit edilmesini sağlayacak, aynı zamanda şirket muhasebesinin daha sağlıklı olmasına katkıda bulunacaktır. Ha diyelim dikkat etmediniz, eksik turizm payı beyan ettiniz, nasıl bir sorun yaşayacağınız da belli değil.

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

01.11.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM