RSS | Sitene Ekle | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Asgari Ücret 2017 | Asgari Geçim İndirimi 2017 | Vergi Affı | Reklam | Bize Ulaşın    


SMMM Engin Malay
SGK Yapılandırmasında Ayrıcalık!
(18.08.2017)
YAZARLARIMIZ
Ali Rıza Akbulut
Yeminli Mali Müşavir
E. Baş Hesap Uzmanı






'Bir Devletin Tüm Eserleri, O Devletin Aslındaki Kuvveti Nisbetindedir'

Tarih: 09.08.2017 

Der, İbni Haldun (1332-1406) Mukaddime adlı eserinde. 
Ve devam eder, 'Sebebi şudur; Eserler ve abideler, başlangıçta devletin vücuda gelmesine esas teşkil eden kuvvete istinaden meydana gelir. Eserler işte bu kuvvet miktarınca ve nisbetinde olur. Büyük heykeller ve devlete ait binalar bu cümledendir. Bu gibi eser ve anıtlar sadece devletin ve hanedanlığın aslındaki kuvveti nisbetinde vücuda gelir. Zira bu çeşit abideler çok sayıda işçi ve bu konuda çalışmak için bir takım eller ve kişiler bir araya gelmeden gerçekleşmez. Devlet muazzam, çevresi ve sahası geniş, memleketleri ve raiyyesi çok olunca, işçiler de cidden çok olur, devletin her yanından ve yöresinden toplanarak bir araya getirilir. Bu suretle heykellerin ve abidelerin en büyüğünü yapma işi gerçekleşmiş olur.'

Kısacası İbni Haldun'a göre devletin büyüklüğü, eserlerin ihtişamı ile doğru orantılıdır. Buna bir de zarafeti (estetik) eklemek gerekecek.

Gelgelim günümüze. Estetikten uzak, ilham vermeyen ve asla kalıcı olamayacak şeyler yapıyoruz. Şey diyorum çünkü eser demek içimden gelmiyor. 
Medeniyetimizin nasıl da geriye gittiğini, eserlerdeki zarafet ve ihtişamın geçmişe doğru arttığını, bugüne yaklaştığımızda ise zarafet ve ihtişamdan eser kalmadığını görerek bizzat kendimiz bile anlayabiliriz.

Selçuklu ve Osmanlı eserleri ile günümüz eserlerini kıyaslayın demek istediklerimi çok rahat anlayacaksınız. O vakit devletin kuvvetinin de eskisi gibi olmadığı da ortadadır.

Eserleri sadece anıtlar ve camiler olarak düşünmeyin. Mezar işçiliklerinden tutunda oturmakta olduğumuz modern hapishanelere (site ve apartmanlar) kadar her yerde zarafetten eser yok. Çünkü her alanda kolaycılığın ve sıradanlığın esiri olmuşuz. Hiç zahmet çekmeden bir şeyler elde etmeye çalışan toplumların durumundayız. Geriye mesaj bırakmak gibi bir kaygımız olmadığı gibi, nefretle anılmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz sanki.
Merak ediyorum yüzyıllar sonra antik bir kent olarak toprak altında bugünkü yapılar bulunsa ne düşünecekler diye. Nasıl geri kalmış bir medeniyetin eserleri mi yoksa ne sıradan bir medeniyetin eserleri mi diye anılacaklar ?

Birbirimize saygımız kalmadığı gibi gelecek nesillere de saygımız yok. Her şey bizle başlamış ve bizle bitecek gibi yaşıyoruz. Hep tüketmek üzere programlanmış birer robot gibiyiz. Hiç bir mesaj kaygısı olmadan yaşayan canlılar için bu böyle ama ya bizim için, bizim için de mi böyle olmalı ?

(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz)















MAİL LİSTEMİZE KAYIT OLMAK İÇİN TIKLAYIN