YAZARLARIMIZ
Ali Durmaz
Vergi Başmüfettişi
durmaz.ali@hotmail.com



“Müşteri Bulma” Veya “Müşteri Bulmaya/Ticarete Aracılık” Hizmeti Karşılığında Yurtdışında Yerleşik Firmalara Ödenen Komisyonların Vergilendirilmesi

Geçmişte ihracat müşterisi bulmak ciddi bir yatırım ve zaman istediğinden, ihracat, sadece belirli nitelik ve büyüklükteki işletmeler tarafından gerçekleştirilen bir faaliyet olarak bilinmekteydi. Günümüzde ise bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler tüm işletmeleri ihracat müşterisi bulma imkânına kavuşturmuştur. Dünya internet ağının gelişmsi, iletişimin internet üzerinden kolayca yürütülebilmesi, tüm bilgil ve mevzuatın kolay ulaşılabilir hale gelmesi gibi birçok etken dış ticarete yeni bir boyut getirmiştir.

Bu boyut, özellikle ihracat yapan şirketlere büyük fırsatlar sunmaktadır. Haberleşme, ulaşım ve iletişim maliyetlerinde gerçekleşen düşüşler sayesinde dış ticaret işlemleri daha hızlı bir şekilde sonuçlanmaktadır. Azalan bürokrasi sonucunda dış ticaret daha kolay hale gelmektedir. Mal takip ve denetimi de kolaylaşmaktadır. Bunlar, pazar araştırmalarının masrafsız yapılabilmesini sağlarken yeni pazarlara erişim fırsatları ortaya çıkmaktadır. İşletmeler, artık, binlerce üretici,  satıcı ve aracının birada bulunduğu sanal ortam üzerinden (internet aracılığıyla) dünyanın farklı bölgelerindeki üreticiler veya satıcılar ile  kolaylıkla  iletişime geçebilmektedir. 

İşte yurtdışında sadece bu kapsamda faaliyette bulunan ve yurtdışına mal veya hizmet satmak isteyen firmalara müşteri bulma veya dış ticarete aracılık yapmakta olan firmalar bulunmaktadır. Günümüzde gittikçe artan sayıda firma dış ticarette alıcı ve satıcı firmaları bir araya getirmekte veya alım ve satıma aracılık etmektedirler. Bu firmalar, bir anlamda ihracat yapmak isteyen işletmelere müşteri bulmakta ve bu işlem üzerinden komisyon almaktadırlar. Ayrıca ihracat yapmak isteyen işletmelere mal veya hizmet satışında aracılık edilerek mal ve hizmetin satışına aracılık hizmeti karşılığında belli bir komisyon alınmaktadır. Her iki durumda da yurtdışında mukim firma ihracat yapan işletmeye komisyon faturası düzenlemektedir.

İşte, mükellefler, söz konusu “müşteri bulma hizmeti” veya mal veya hizmet satışına (dış ticarete) “aracılık” hizmetinin vergilendirilmesi hususunda tereddütler yaşamaktadırlar. Mükellefler, yurtdışı mukimi firmaya yapılan pazarlama ve satış komisyonu ödemelerinin Kurumlar Vergisi Kanunu ve Katma Değer Vergisi Kanunu ile Vergi Usul Kanunu karşısındaki durumu ile ödenen komisyonların kayıtlara gider olarak işlenmesi hususunda net bilgi sahibi olmak istemektedirler. Bu bakımdan, makalemizin konusu, yurtdışında mukim firmalardan alınan “müşteri bulma hizmeti” veya mal veya hizmet satışına “aracılık” hizmeti karşılığında ödenen komisyonların vergilendirilmesidir.

Burada en önemli nokta alınan hizmetin mahiyetidir. Yurtdışı mukimi firma tarafından gerçekleştirilen faaliyet “müşteri bulma” veya ticarete “aracılık” hizmeti ile sınırlı ise yapılan faaliyet, ticari faaliyet kapsamında değerlendirilecektir. Ancak, yurtdışı mukimi firma tarafından gerçekleştirilen faaliyet, yurt dışında pazar araştırması yapılması, pazarlama ve yönetim hizmetleri, danışmanlık hizmeti gibi geniş bir alana yayılması durumunda, yapılan faaliyet salt komisyonculuk faaliyetini aşmaktadır. Bu durumda, yurtdışı mukimi firma tarafından yapılan faaliyet, dar mükellef kurum tarafından yapılan serbest meslek faaliyetine dönüşmektedir. İşte vergilendirmede de bu ince çizgi dikkate alınarak sonuca varılacaktır.

1- Kurumlar/Gelir Vergisi Kanunu Yönünden Yapılan Değerlendirme:

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "Mükellefler" başlıklı 3 üncü maddesinde, Türkiye'de yerleşmiş olan gerçek kişiler ile resmi daire ve müesseselere veya merkezi Türkiye'de bulunan kurumlara bağlı olup bunların işleri dolayısıyla yabancı memleketlerde oturan Türk vatandaşlarının Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden vergilendirilecekleri kabul edilmiştir.

Aynı kanunun "Mükellefler ve Mevzu" başlıklı 6 ncı maddesinde ise "Türkiye'de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler sadece Türkiye'de elde ettikleri kazanç ve iratlar üzerinden vergilendirilirler." Denilmiştir. Kanunun "Kazanç Veya İradın Türkiye'de Elde Edilmesi" başlıklı 7 nci maddesine göre, ticari kazançlarda, dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından, kazanç sahibinin Türkiye'de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlanması durumunda "Dar mükellefiyete tabi kimseler bakımından kazanç ve iradın Türkiye'de elde edildiği kabul edilecektir. Ancak, bu şartlar gerçekleşse dahi iş merkezi Türkiye'de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye'de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye'de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye'de elde edilmiş sayılmaz.

Diğer yandan, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun "Tam ve dar mükellefiyet" başlıklı 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında, Kanunun l inci maddesinde sayılı kurumlardan kanunî ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükmü getirilmiş; aynı maddenin 3 üncü fıkrasında ise dar mükellefiyette kurum kazancının ticari kazançlar, zirai kazançlar, serbest meslek kazançları, gayrimenkul ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir.

Buna göre, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayan mükellefler yalnızca Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilmektedir. Eğer Türkiye'de şube ya da temsilci var ise verginin ödenmesinden bunlar sorumlu olmaktadır. Yurt dışındaki firmanın Türkiye'de temsilci bulundurmadan mal veya hizmeti kendisinin satması halinde de bu kurumun dar mükellef olma özelliği değişmeyecek, verginin ödenmesinden mal veya hizmeti alan kurum sorumlu olacaktır.

Öte yandan, Gelir Vergisi Kanununun 37 nci ve 5l inci maddelerine göre ile tavassut (aracılık) işi ticari kazanç olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla, ticarete (alım-satım işlerine) aracılık işlerinin ticari faaliyet olarak kabul edilmesi ve bu kapsamda vergilendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi, dar mükellef kurum (yurtdışı mukimi firma) tarafından elde edilen ticari kazancın Türkiye’de vergilendirilebilmesi için; Dar mükellefiyete tabi ticari kazanç sahibinin Türkiye'de işyerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlanması gerekmektedir.

Buna göre, yurtdışı mukimi firmanın kanuni ve iş merkezlerinin her ikisinin de Türkiye'de bulunmaması durumunda, yurtdışı mukimi firma tarafından yurtdışında verilen “müşteri bulma hizmeti” veya “aracılık” hizmetinin Türkiye’de vergilendirilmesi mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla, yurt dışındaki firma tarafından ülkemizdeki ihracatçı mükelleflere verilen aracılık hizmetleri ticari faaliyet kapsamında bulunmaktadır. Yani, dar mükellefiyete tabi kurumlara, “müşteri bulma hizmeti” veya mal veya hizmet satışına “aracılık” hizmeti karşılığında ödenen komisyonlar, ticari faaliyet kapsamında yapılan ödemelerdir. Ancak,  Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 30 uncu maddesinde tevkifata tabi ödemeler arasında, dar mükellefiyete tabi kurumlar tarafından elde edilen ticari kazançlar sayılmadığından, ihracatçı mükelleflerin yurt dışından müşteri bulmasına aracılık eden firmalara yapılan komisyon ödemeleri üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

2- Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden Yapılan Değerlendirme:

3065 Sayılı KDV Kanununun; 1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan teslim ve hizmetlerin ve her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu ve 6 ncı maddesinde, işlemlerin Türkiye'de yapılmasının; malların teslim anında Türkiye'de bulunmasını, hizmetin Türkiye'de yapılmasını veya hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Aynı kanunun 9 uncu maddesinde, bir vergi güvenlik müessesesi olarak, mükellefin Türkiye içinde ikametgahının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığının vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği kabul edilmiştir.

Yapılan bu açıklamalara göre, hizmetin Türkiye'de yapılması veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması durumunda, işlemler Türkiye’de yapılmış kabul edilecek ve bu durumda yapılan işlem katma değer vergisine tabi olacaktır. Ancak, yurt dışındaki firma tarafından yurtdışında verilen “müşteri bulma” veya “aracılık” hizmeti Türkiye’de verilmediğinden ve hizmetten Türkiye’de yararlanılmadığından katma değer vergisine tabi olmayacaktır.

Yurt dışındaki bir firmanın mallarının, yine yurt dışındaki bir başka firmaya pazarlanmasına yönelik olarak yurt dışında verilen satış komisyonculuğu hizmeti, Türkiye’de ifa edilmediğinden veya bu hizmetlerden Türkiye’de faydalanılmadığından KDV’nin konusuna girmemektedir. Bu itibarla, yurt dışına yapılan satışlarla ilgili olarak yurt dışında mukim firmaların yurt dışında vermiş olduğu müşteri bulma hizmeti, ihraç edilen ilgili satışlar yurt dışında tüketileceğinden ve dolayısıyla hizmetten de yurt dışında faydalanıldığından KDV’nin konusuna girmemektedir.

Bu durumda da sorumlu sıfatıyla katma değer vergisi tevkif edilmesi söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla, ihracat yapan firmalar tarafından yurt dışında yerleşik firmalardan yurt dışında alınan ve yurt dışında yararlanılan “müşteri bulma” veya “aracılık” hizmeti, KDV Kanununun 6/b maddesi uyarınca katma değer vergisinin konusuna girmediğinden, ihracatçı firma tarafından sorumlu sıfatıyla KDV tevkifatı yapılmayacaktır.

3- Vergi Usul Kanunu Yönünden

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmü yer almaktadır. Söz konusu kayıtların ise mezkûr Kanunun 229 ve müteakip maddelerinde yer alan, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu şeklindeki belgelerden herhangi birisi ile tevsik edilmesi gerekmektedir. Buna göre, üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtlar vesikalara dayanılarak tevsik edilecektir.

Diğer taraftan, 253 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin "Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan Belgelerle İlgili İşlemler" başlıklı (B) bölümünde, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldıkları muteber belgeleri gider olarak defterlerine kaydedebildikleri belirtilerek, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükelleflerin, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bedelleri, belgelerin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında gösterecekleri, ancak inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde, mükelleflerin bu belgelerini tercüme ettirmek zorunda oldukları açıklanmış bulunmaktadır.

Buna göre; müşteri bulma hizmeti karşılığında yurt dışında bulunan firmalara ödenen komisyon bedellerinin, muteber bir belge ile tevsik edilmesi şartıyla, gider olarak dikkate alınması ve söz konusu belgelerin defterlere gider olarak kaydedilmesi mümkündür.

28.02.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM