Ali ÖZBEK
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Marka ve Patent Vekili
aliozbek68@gmail.com
LİMİTED ŞİRKETLER APEL VE İSKAT
Tarih: 23.04.2009
A- GENEL
BİLGİLER
İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs
tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı
taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirkete
Limited Şirket denir.
Ortaklar tarafından konulan sermaye için, anonim şirkette
olduğu gibi hisse senedi çıkarılamaz. Ortakların sayısı ikiden az ve elliden çok
olamaz.
Limited şirketin esas sermayesinin en az beş milyar Türk lirası olması
gerektiği şartı ise 6762 sayılı yasanın 507.maddesinde açıklanmıştır.
Ortakların koyacakları sermaye ise birbirinden farklı
olabilir. Ancak, ortakların koyacakları sermayenin en az yirmi beş Türk lirası
veya bunun katları olması lazımdır.
Devir için bölme ve mirasın taksimi hali hariç olmak üzere
ortağın sermayesi bölünmez bir bütündür.
Ortaklardan biri, sermayeyi ayın olarak
koymayı taahhüt etmişse mukavelede; aynın neden ibaret olacağı, değerinin nasıl
biçileceği ve taahhüt ettiği sermayeye ne miktarda mahsup edileceği ve bunun
karşılığı olarak esas sermayeden kendine ne miktarda bir iştirak payı düşeceği
hususlarının açıkça yazılı olması şarttır. Ve sermaye payı, konulması taahhüt
edilen sermayeye göre tayin olunur.
Sermaye koyma borcu tamamen yerine
getirilmedikçe payların şirket tarafından iktisabı veya rehin olarak kabulü
muteber olmaz; meğerki bu muameleler esas sermayeye iştirak ten doğmayan
alacakların ödenmesi maksadıyla vuku bulsun.
Sermaye koyma borcu tamamen yerine getirildikten sonra paylar
ortaklık tarafından iktisap edilebilirse de bunların bedelleri ancak ortaklık
mallarının esas sermayeyi aşan kısmı ile ödenebilir; aksi takdirde muamele
muteber olmaz.
Şirket mukavelesinde aksine hüküm
bulunmadıkça ortaklar; koymayı taahhüt ettikleri sermayeleri itibari değerleri
nispetinde para olarak ödemeye mecburdurlar. Ayın nevinden sermaye hakkındaki
hükümler mahfuzdur.
Esas sermayenin azaltılması hali müstesna olmak üzere,
ortakların koymayı taahhüt ettikleri sermayenin ödenmesi tecil olunamayacağı
gibi ortakların bu borçtan ibra edilmeleri de caiz değildir.
Sermaye koyma borcunu tayin edilen müddet içinde yerine getirmeyen ortak,
temerrüt faizini ve şirket mukavelesine cezai bir şart konmuşsa bunu da ödemekle
mükelleftir.
Noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin
edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu
ödemeyen ortak şirketten çıkarılabilir. Çıkarılan ortağın ödemediği borçtan
dolayı mesuliyeti eskisi gibi devam eder.
Şirketten çıkarılan ortağın payı diğer bir
ortak tarafından hakiki değeri üzerinden devralınamadığı takdirde şirket
tarafından açık artırma yoluyla satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olduğu
halde bütün ortakların muvafakatiyle payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi
caizdir.
Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri
kalanı ortağa verilir.
Çıkarılan ortağın payı paraya çevrildiği
halde elde edilen para şirkete olan borcuna yetmezse, adı geçen ortağın pay
defterine kaydedildiği tarihten önce beş yıl içinde pay defterine kayıtlı bütün
selefleri aradaki farktan dolayı şirkete karşı ikinci derecede mesul olurlar.
Ancak, çıkarma tarihine göre en az on yıl evvel ortak sıfatını kaybetmiş olanlar
bu hükümden müstesnadır.
Bu mesuliyet kayıt sırasına göre olup
ödemede bulunan eski ortağın, kendisinden önce gelen kimselere rücu hakkı
vardır.
Ancak, sıra itibariyle sonra gelen kimse, davet tarihinden
itibaren bir aylık müddet içinde ödemede bulunmadığı takdirde ondan önce gelene
müracaat edilir.
Ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine
getirdikleri nispette, mesuliyetten kurtulurlar. Şu kadar ki, ortaklara
koydukları sermaye kısmen veya tamamen geri verilmiş veya haksız yere kar yahut
faiz ödenmiş ise aldıkları para nispetinde mesuldürler.
Şirket mukavelesinde aksine hüküm
bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri nispette,
yıllık bilânçoya göre, elde edilmiş olan safi kardan pay alırlar.
Ortaklara, koydukları sermaye için faiz verilemez. Sermaye
koyma borcunu vaktinde yerine getirmeyen pay sahibi ihtara lüzum olmaksızın
temerrüt faizi ödemekle mükelleftir.
Her ortak, usulüne göre tanzim ve imza
edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt eylediği sermayeden dolayı şirkete
karşı borçludur.
Sermaye olarak gayrimenkul mülkiyeti veya gayrimenkul
üzerinde mevcut veya tesis edilecek ayni bir hakkın konulması taahhüdünü ihtiva
eden şirket mukavelesi hükümleri, resmi şekil aranmaksızın muteberdir.
Sermaye olarak konulması taahhüt edilen diğer hakların devri
kanunen hususi şekilleri tabi olsa dahi şirket mukavelesi, devredecek ortağın
ayrıca rızasına bakılmaksızın, şirkete alakalı mercilerden bu hakların devrini
istemek salahiyetini verir.
Şirket, her ortağın sermaye koyma taahhüdünü yerine
getirmesine talep ve dava edebileceği gibi ifada gecikme sebebiyle uğradığı
zararın tazminini de isteyebilir. Tazminat talebi için ihtar şarttır.
Vaktinde konulmayan sermaye para ise, 140 ıncı madde gereğince tazminat
hakkına halel gelmemek şartıyla, sermayenin ödenmesi gereken günden itibaren
kanuni faizin de verilmesi lazımdır.
Bu genel bilgilerden sonra apel nedir? Kanunun hangi
maddesinde belirtiliyor. Açıklayacağım.
B- APEL
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın yayımladığı
2 nolu Tebliğ 'de bu duruma paralel şekil de, anonim şirketlerin kuruluşu
sırasında tanzim edilecek ana sözleşmelerde sermaye maddesinde; “sermayenin
muvazaadan arî biçimde taahhüt edildiği ve nakdi sermayenin ¼'ü nün ödendiği ya
da şirketin kuruluşunun tescili tarihinden itibaren üç ay içerisinde, kalanının
da en geç üç yıl içerisinde olmak üzere şirkete ödenme zamanının belirtileceği”
açıklanmıştır.
Buna göre; ortakların taahhüt edilen sermaye
payının 1/4'ünü şirketin tescil edildiği tarihten itibaren üç ay içinde,
kalanını ise üç yıl içinde ödemesi gerekmektedir.
Sermaye koyma borcunun kalan ¾'lük kısmının
ödenme zamanı, ana sözleşmede miktar ve tarih olarak belirtilebileceği gibi,
ortak kurulunca alınacak bir kararla da belirtilebilir. Türk Ticaret Kanunu'nun
406. maddesi gereğince ortakların sermaye borcunun kalan kısmını yerine
getirmeleri için ilan yoluyla yapılan çağrıya uygulamada “APEL” denilmektedir.
Borsa terimleri sözlüğünde de; “Pay bedelinin taksitle
ödenmesinin söz konusu olduğu durumlarda, ortaklık yönetim kurulu tarafından
ortaklara yapılan çağrıya denir.” tanımı yapılmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu, Limited şirketlerde
sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortaklarla ilgili düzenlemeler 6672 sayılı
yasanın 529 ve 530.maddelerinde açıklanmıştır.
Buna
göre;
a)Limited şirketlerde ortaklıktan çıkarma işleminden önce ilgili ortağa, noter
aracılığı ile 15 günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek sürelerle ödeme
yapmadığı takdirde ortaklıktan çıkarılacağının iki kez ihtar edilmesi gerekir
(TTK Md. 529/II). Bu 15 günlük sürenin başlangıcı ihtarın ortağa ulaştığı
gündür.
Bu ihtarlara rağmen, sermaye borcunu yerine getirmeyen ortak, ortaklar kurulunun
esas sermayenin en az yarısından fazlasını temsil eden çoğunluğunun alacağı
karar la şirketten çıkarılabilir.
b)
Ortaklıktan çıkan ortağın payı, diğer bir ortak tarafından gerçek değeri
üzerinden satın alınmadığı takdirde, şirket tarafından açık artırma yoluyla
satılabilir. Çıkarılan ortak da dahil olmak üzere, bütün ortakların onayıyla
payın diğer bir şekilde paraya çevrilmesi de mümkündür. (TTK Md. 530/I).
c)
Elde edilen paradan ortağın borcu kesildikten sonra geri kalanı ortağa verilir
(TTK Md. 530/II).
C- İSKAT İŞLEMİ
İskat;
kısaca “sermaye taahhüdünü yerine getirmeyen ortakların ortaklıktan çıkarılması”
olarak tanımlanabilir. Borsa terimleri sözlüğünde ise “düşürme, silme, hükümsüz
bırakma” olarak tanımlanmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 407. maddesinin
ikinci fıkrasına göre; “pay sahibi belirlenen tarihte sermaye koyma borcunu
yerine getirmeyip, temerrüde düşerse, şirket yöne tim kurulu mütemerrit pay
sahibini kısmi ödemelerden doğan haklardan mahrum etme ye ve şirketten çıkarmaya
yetkilidir.”
Yukarda Apel mevzuunda anlattığım prosedür
yerine getirildikten sonra artık iskat işlemi için bir bilirkişi sermaye tespiti
yaptırılıp iskat kararı alınmalı ve bu kararında Ticaret sicil memurluğuna
iletilerek tescil edilmesi sağlanmalıdır.
Sonuç olarak; Kriz dönemlerinde birçok ortak
sermaye taahhüdünü yerine getirememekte ve hatta şahsi borçlarından dolayı haciz
işlemleriyle karşı karşıya gelmektedir. Bu durumda da ortağın sermaye payı
bulunan şirketlere icrai işlem başlatılmaktadır. Ortak hem sermaye taahhüdünü
yerine getirmemiş, fakat şirketin demirbaşları ve alacakları haczedilmektedir.
Bu durumda da şirketlerin diğer ortakları
sıkıntı yaşamaktadırlar. Böyle bir durumla karşılaşılabilmesi durumunda yukarda
anlattığım Apel ve İskat işlemlerine başvurulması son derece önem arz
etmektedir. Sonuçta da yasal olmayan haciz işlemi de bertaraf edilmiş olacaktır.
Kaynaklar;
—
Şükrü KIZILOT, Memleketimden Vergi Manzaraları, Sabah Kitapları,
—
Şükrü KIZILOT - Saygın EYÜPGİLLER, Şirketler Muhasebesi,
— 6762 sayılı TTK. Ve Tebliğleri
— Yusuf Ziya TAŞKAN (Kırıkkale Üniversitesi İİBF Öğretim Görevlisi)’ın
makaleleri.