BASINDAN YAZILAR
Ocak Ayı Enflasyon Rakamları Ve Döviz Kuru / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

Ocak Ayı Enflasyon Rakamları Ve Döviz Kuru / Osman Arıoğlu

 



Önceki yazımızda dünya krizi ve bu çerçevede Türkiye'ye yönelik değerlendirmelerde bulunmuş ve konuya devam edeceğimizi belirtmiştik.

              Bu arada TÜİK tarafından ocak ayı enflasyon verileri de yayınlandı. Ocak ayında TÜFE yüzde 0,56, ÜFE yüzde 0,38, yıllık bazda ise sırasıyla yüzde 10,61 ve yüzde 11,13 olarak gerçekleşti. 
Bu veriler piyasa beklentilerinin biraz üzerinde olmakla birlikte çok da panik havası yaratacak durumda değil. Hem ağır kış koşullarının işlenmemiş gıda fiyatları üzerinde yaptığı baskı hem de döviz kurunun gecikmeli etkisi bu sonuçta etkili olmuştur. Nitekim Merkez Bankası da yayınladığı raporda döviz kurunun gecikmeli etkisinden bahsederken, hizmet fiyatlarının genelde ılımlı seyrini koruduğunu belirterek, geleceğe yönelik temel enflasyon göstergelerinin aşağı yönlü bir seyir izleyeceği beklentisinde olunduğunu ifade etmiştir. 

Kurdaki gidişat 

Hatırlanacağı üzere ocak ayına dolar kuru 1,90'ları zorlayarak girmiş, Merkez Bankası da yılın ilk günlerinde piyasaya döviz satışlarıyla müdahalede bulunmuştu. Üstelik de olağanüstü gün değerlendirmesi çerçevesinde bankaları faiz koridorunun üst diliminden fonlama yoluna gitmişti. Oysa ocak ayının ikinci haftasından itibaren, ABD ve AB Merkez bankalarından gelen açıklamaların dünya piyasalarında yarattığı olumlu etki paralelinde, gösterge faiz üzerinden fonlamaya başlamıştır. Bu arada döviz kuru hızla geriye gelmiş yarım dolar ve yarım euro'dan oluşan sepet kur 2,19'lu seviyelerden 2 civarına inmiştir. Kurdaki bu gerilemenin özellikle enerji maliyeti dolayısıyla fiyatlar üzerine olumlu yansıması mutlaka olacaktır. Ancak kur gerilemesinin fiyat bağlantısının kur yükselmesinin ektisine göre daha dolaylı kalacağını da bir tespit olarak belirtmek durumundayız. Zaten diğer bozucu etkileri yanında, bu nedenle de Merkez Bankası'nın kurun seviyesinden ziyade oynaklığından rahatsız olduğu açıktır. 
Şubat ayının ilk günleri ağır kış şartları nedeniyle yine işlenmemiş gıda fiyatlarının enflasyon üzerinde olumsuz etki yapacağı günler olmuştur. Ancak en son geçen hafta yayınlanan ABD istihdam verilerinin de iyi gelmesi ve dünya piyasalarındaki olumlu algının devam ediyor olması, kısa dönemde yeniden bir kur baskısı yaratmayacaktır. Üstelik gelişen ülkeler içerisinde Türkiye'nin getiri marjı gayet iyi durumdadır. 

Aşırı iyimserliğe dikkat! 

Enflasyonun yılın ilk aylarında biraz yüksek seyredeceği zaten beklenen bir gerçekti. Önemli olan bu iyileşme havasının piyasa canlanmasını beklenenden daha hızlı tetiklemesinin dikkatle izlenmesi ve cari açık riskinin tekrar oluşmasına meydan verilmemesidir. Gerçi şu anda piyasalar üzerinde Yunanistan riski devam etmekte olduğu için ihtiyatlılık eğilimi hakimdir. Bu meselede önümüzdeki günlerde çözüm sağlanmasının öngörülenin ötesinde bir iyimserlik havası yaratabilecek olması gözden uzak tutulmamalıdır.
Bankacılık sisteminde kur ve sıkı para politikasının etkisiyle hızla yükselen faizler bugünlerde özellikle mevduat cephesinden başlamak üzere aşağıya doğru gelmektedir. Bu ektinin kredi faizlerine de yansıması kaçınılmazdır. Bu noktada kredi hacminin beklenenden hızlı bir artış trendine girmemesi bakımındanMerkez Bankası ve BDDK'nın durumu yakından izleyeceklerinden eminiz.  

(Kaynak: Bugün Gazetesi | 08.02.2012)

GÜNDEM