BASINDAN YAZILAR
Ücret Gelirlerinin Vergisinde İncelik Çok / Yahya Arıkan - MuhasebeTR

Ücret Gelirlerinin Vergisinde İncelik Çok / Yahya Arıkan

 


Mükellefler gelecek mart ayında, 2011 yılında elde edilen gelirler nedeniyle vergi ödemekle yükümlü. Ancak, hangi gelirler nedeniyle beyanname vermek gerektiği konusunda genelde bir tereddüt yaşanıyor. Bu anlamda geniş kitleleri ilgilendiren ücret gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin birkaç önemli detayı paylaşmak istiyorum. 

“Vergi kesintisine tabi tutulmuş, tek işverenden elde edilen ücretlerin kesinlikle beyan edilmeyecek” olması bunlardan biri. İşverenler, ücretleri öderken artan oranlı gelir vergisi tarifesine göre her ay vergi kesintisi yapar. Bu kesintiler her ay muhtasar beyanname ile vergi dairesine yatırılır. Dolayısıyla buradaki vergisel ödevler işverenler tarafından yerine getirilir. Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. Maddesi’ne göre ise, tek işverenden elde edilen ve vergi kesintisine tabi tutulmuş ücretler için kesinlikle beyanname verilmez.

Burada ikinci dikkat edilecek nokta şu: Birden fazla işverenden ücret geliri alan ne yapacak?

Bu durumda, vergi kesintisine tabi tutulmuş olmak şartıyla, birinci işverenden sonraki işverenlerden elde edilen ücret gelirlerinin toplamı 23 bin TL’nin üzerinde ise elde edilen ücretlerin tamamı ki, ilk işverenden elde edilen ücret geliri dahil olmak üzere beyan konusu olacak.

Örneğin; 2011 yılında birinci işverenden 120 bin TL ikinci işverenden 20 bin TL ücret geliri elde eden bir kişi, bu ücret gelirleri nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyecek. Bu kişi diğer gelirleri nedeniyle beyanname vermek zorunda olsa bile ücret gelirlerini beyannamesine dahil etmeyecek. Çünkü, ikinci işverenden elde ettiği ücret geliri, 23 bin TL’nin altında.

Eğer ikinci işverenden elde edilen ücret geliri 25 bin TL olsaydı. Bu kez toplamdaki 145 bin TL’nin tamamı için beyanname verilmesi gerekecekti. 

Peki hangi ücret, birinci işverenden elde edilen ücret olarak kabul edilecek? Vergi idaresi, bu konuda ücret geliri elde edene seçimlik hak tanımış. Yani, mükellef beyanname vermek isterse düşük olan ücreti birinci işverenden elde edilmiş ücret olarak kabul edebilecek. Yukarıdaki örnekte, birinci işverenden elde edilen ücret 20 bin TL olarak kabul edilirse, bu kez toplamdaki 140 bin TL ücret geliri için beyanname verilmesi gerekecekti.

Yukarıdaki hesaplamalardan anlaşılacağı üzere, beyanname vermek istemeyen bir ücretli, yüksek ücretini, birinci işverenden elde edilmiş ücret olarak kabul edebilir.

Ancak, bazı durumlarda, beyanname vermek de avantajlı olabilir. Bu avantajı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen “indirimler” sağlıyor. Bu madde uyarınca, ücretlilerin, kendileri, eşleri ve çocukları için ödedikleri bireysel emeklilik sistemi katkı payları, şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamaları belirli şartlarla beyan edilen gelirden indirilebiliyor.

Benzer şekilde, ücretliler, beyan ettikleri gelirlerinden, yaptığı bağış ve yardımlar da belirli şartlarla indirim konusu olabilir.

İşte bu indirimler nedeniyle beyanname verip, beyan edilen gelirlerden indirim uygulamak ve yıl içinde kesilen vergileri, beyanname üzerinde hesaplanan vergilerden mahsup etmek, ücretliye gelir vergisi iadesi doğurabilir. Bu nedenle, beyanname vermenin her zaman daha kötü olacağı söylenemez.

 

(Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi | 26.01.2012)

GÜNDEM