BASINDAN YAZILAR
Mükellef hukuku ve beyan sürelerine ilişkin bir öneri / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

Mükellef hukuku ve beyan sürelerine ilişkin bir öneri / Osman Arıoğlu

Mükellef hukuku son zamanlarda çok kullanılan bir kavram durumundadır.

Bir şeyi kırk defa söylerseniz olur kabilinden mükellef hukuku sık tekrar edilerek belki mükellef hukukunun daha fazla gözetildiği bir yapıya kavuşmak mümkün olabilir.

Müteşebbis veya mükellef kamu kurumlarıyla muhtelif şekillerde karşı karşıya gelirler. Kamu kurumlarından izin, ruhsat, teşvik veya destek talep ederek veya vergi, sigorta primi gibi kamusal yükümlülükleri ödeyerek ya da adalet talep ederek. Bütün bu iletişimlerde üzerinde durulması ve gözden uzak tutulmaması gereken nokta müteşebbis veya mükellefin hukukunun gözetilmesidir.

Kamu tarafına gelince kamunun işi daha zordur aslında. Çünkü bir yandan kamunun hakkını koruyacak, ayırma kayırma gibi farklı bir duruma sebebiyet vermeyecek, bir yandan da mükellef veya müteşebbise adil davranacak.

Bizde öteden beri gelen uygulamaya bakıldığında kamu tarafından genellikle işin birinci tarafı olması gerekenden daha fazla abartılmış ve adeta kamuya yaptığı işlem ve eylemden dolayı soru sorulamaz bir yapı tercih edilmiştir. Ceberut devlet anlayışı dediğimiz bu yapı özellikle teknolojik gelişmeler ve dünya ile iletişimin artmasına bağlı olarak değişmeye başlamıştır.

Teknolojik gelişmelerin getirdiği şeffaflaşma artık her şeyin daha yakından izlenebilir ve gözlenebilir olmasını sağlamış, bu durum kamu görevi yürütenleri de işin ikinci tarafını yani sadece kamu tarafını değil ilişkide bulunanın hukukunu da gözetme gereğine daha fazla önem vermeye zorlayıcı etken olmuştur. Bütün bu gelişme ve değişmelere rağmen kamu tarafının bazen kendisinden beklenilmeyen ölçüde acemilikler yapması söz konusu olabilmektedir. Bazen de bir kuralı konulduğu günün şartları ile değil sanki mutlak ve değişmez gibi görmenin getirdiği sıkıntılar bu istenilmeyen durumların doğmasına neden olabilmektedir.

Bir örnek olarak, beyan süreleri teknolojik gelişme ve e-beyan uygulamasına bağlı olarak değiştirilmişti. Ödemenin de bankacılık sisteminden ve elektronik ortamda yapılabilmesini sağlamak ve burada herhangi bir aksaklık yaşanmaması bakımından da beyan süreleri ile ödeme süreleri arasına birkaç gün zaman farkı konulmuştu. Bunun yapılmasının altında hem Gelir İdaresi hem de bankaların bilgi işlem sistemlerindeki gelişme, uyum dikkate alınmış ve herhangi bir mağduriyet olmaması için böyle bir zaman farklılığına gidilmişti.

Geçen zaman içerisinde GİB bilgi işlem sistemi son derece geliştirilmiş ve tüm tahsilat birimleri ile web tabanlı yapı oluşturulmuştur. Banka sistemiyle uyum kısmı da artık hatasız işler bir konuma oturmuştur. Gelir İdaresi kayıt dışılığı önleme konusunda teknolojik imkanlardan maksimum yararlanmak üzere elektronik ortamda daha çok bilgi ve belge ister hale gelmiştir. Ba-Bs formları yanında mizanların istenilmesi gibi örnekler bu noktadaki en bariz olanlardır. Doğal olarak idarenin bu taleplerini yerine getirmek üzere emek harcayan ve esasen mesleki faaliyeti bu olan muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir meslek mensupları ise zaman zaman talep edilen bu bilgiler ile birden fazla beyanname süresinin bir araya gelmesi durumunda idareden yetkisi dahilinde olan süre uzatımı taleplerinde bulunmaktadır. En son bu hafta başında yaşanan durum bunun en bariz örneğini oluşturmuştur. Muhtasar beyanname KDV beyannamesi ve kurumlar vergisi beyannamesinin son verilme günü çakışmıştır. Tabii bu durum idarenin sisteminde de yoğunluk nedeniyle sıkıntılara neden olmuş ve beyanname verme süresinin bitimine dakikalar kala idare kurumlar vergisi beyanname verme süresini uzatmak gereğini duymuştur.

Aslında idarenin belirlenen süreleri değiştirmemek için ısrar etmesinde ciddi haklılık bulunmaktadır. Bu durum meslek camiası açısından da daha iyi zaman planı yapılma alışkanlığı ve haksız rekabetin önlenmesi açısından önem arz etmektedir. Ama bu tür olağanüstü durumlarda da idarenin istisnai olması gereken bu süre uzatımı işlemini çok daha önceden ilan etmesi yazımızın başında belirttiğimiz mükellef hukukunun gözetilmesi bakımından çok daha uygun olacaktır.

İleride bu sıkıntıların daha az yaşanması bakımından projesi devam etmekte olan elektronik fatura uygulamasının mümkün olan en hızlı şekilde uygulamaya konulması ve belki de özellikle gelir ve kurumlar vergisi beyanname verme sürelerinin diğerleriyle hiçbir şekilde çakışmayacak şekilde ay sonuna alınması yararlı olacaktır. Beyanname sürelerine yönelik bir değişiklik yapılırken muhtasar beyannamenin tekrar ayın 20'sine, KDV'nin de ayın 25'ine alınması değerlendirilebilir.

(Kaynak: Bugün Gazetesi | 29.04.2011)

GÜNDEM