BASINDAN YAZILAR
Ödeme emri gönderilmeden vergi ve ceza talep edilemez / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Ödeme emri gönderilmeden vergi ve ceza talep edilemez / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz

SORU: Vergi Daireleri eski tarihli dosyaları karıştırıp, bir vesile ile takdir komisyonuna sevk edip, adrese de tebligat yapmadan mükellefe borç çıkarıyorlar. Sonra da bu vergileri istiyorlar. Ancak yaptıkları hatayı bildiklerinden ödeme emri göndermiyorlar. Mükellefi bir şekilde sıkıştırıp almaya çalışıyorlar. Bunlardan kurtuluş imkânı var mıdır?

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 34 üncü maddesi uyarınca mükellefler hakkında ikmalen ve re'sen tarh edilen vergiler "ihbarname" ile ilgililere tebliğ olunmak zorundadır. Bir başka açıdan ikmalen ve re'sen tarh edilen vergilerin hukuken bir değer kazanabilmesi için bu vergilerin ilgililerine mutlaka ihbarname ile tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bu duruma uygulamada "ihbarname kuralı" denilmektedir.
Re'sen takdir yoluyla salınan vergilerle ilgili ihbarnamenin ekine takdir komisyonu kararının da eklenmesi gerekmektedir.
Vergi ihbarnamelerinde yer alması gereken bilgiler Vergi Usul Yasası'nın 35 inci maddesinde belirlenmiş bulunmaktadır. Buna göre ihbarnamede aşağıda yazılı bilgilerin yer alması gerekmektedir.
• İhbarnamenin sıra numarası,
• İhbarnamenin düzenleme tarihi,
• Verginin nev'i,
• Mükellefin soyadı, adı (Tüzelkişilerde unvan)
• Mükellefin açık adresi,
• Vergilendirmenin dönemi,
• Verginin matrahı,
• Verginin hesabı,
• Verginin miktarı,
• Kısa ve açık bir ifade ile ikmalen veya re'sen vergi tarhını gerektiren sebepler,
• Vergi mahkemesinde dava açma şekli,
Ayrıca "Takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye" eklenecektir.
Vergi Usul Yasası'nın 414 üncü maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı "Tahakkuk fişi ile vergi ve ceza ihbarnamelerinin şekli ve ihtiva edeceği bilgilerde değişiklik yapmaya" yetkili bulunmaktadır. Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullanarak ihbarnamelerin ön ve arka yüzünde mükelleflere ve/veya ceza muhatabına hakları konusunda hatırlatmalarda bulunmaktadır.
Mükelleflere ihbarname ve ödeme emri gönderilmeden kendilerinden vergi ve ceza talep edilemez. Eğer vergi dairelerinin böyle bir istemi var ise bu takdirde, idareden bu isteminin söz konusu belgelere bağlanması istenmeli ve bu istem üzerine mükelleflerin yasal haklarını kullanmaları gerekmektedir.(V. Seviğ)

SİPARİŞ AVANSINA KARŞILIK AYRILABİLİR Mİ?
SORU: 2009 yılı sonlarında çimento temini ve taşıması için bir şirkete avans vermiştik. Ancak söz konusu şirket bu güne kadar taahhüdünü tutmadığı gibi söz konusu avansı da iade etmedi. Şimdi söz konusu şirket hakkında taahhüdünü tutmadığı ve avansı ihtarlarımıza rağmen ödemediği için dava açmış bulunuyoruz. Vermiş olduğumuz sipariş avansı için şüpheli alacak karşılığı ayırabilirmiyiz?

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 323 üncü maddesi gereği olarak "Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
• Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar,
• Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar; şüpheli alacak sayılmaktadır.
Yasal düzenleme gereği olarak yukarıda yazılı şüpheli alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayırabilmektedir."
Bu hükme göre, dava ve icra safhasında bulunan alacaklarla, yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş olan dava ve icra takibine değmeyecek derecedeki küçük alacaklar şüpheli alacak sayıldığından, yukarıda belirtilen şartları taşıyan alacakların şüpheli alacak olarak kabulü mümkündür.
Dolayısıyla çimento tedariki ve taşımasını yapmak üzere şirketinizle yazılı sözleşme yapmış olup, taahhüdünü süresi içersinde yerine getirmeyen firmaya vermiş olduğunuz avans için şüpheli alacak karşılığı ayırmanız mümkündür. (V. Seviğ)

HESABINDA MÜLKİYETİN KANITLANMASI
SORU: Paramı babama verip onun değerlendirmesini istedim. İstanbul'dan ve Almanya'dan getirdiğim paraları babama vermiştim. Babamda bu paraları benim adıma bankaya yatırdığını söylemişti. Ben Türkiye'ye geldiğimde banka bana bu hesap müşterektir dedi. Hesapta babamın kimlik bilgileri ve imzası bulunuyor. Banka benim kimlik bilgilerimi babamdan istemiş ancak babam bu bilgileri benden alıp, bankaya ulaştırmadan vefat etti. Ağabeyim tüm paranın babama ait olduğunu ve bu paranın veraset ilamına göre taksimi gerektiğini söylüyor. Bu para taksim edilebilir mi, edilirse benim payıma ne kadar düşer?

YANIT: Bankalarda açılan ortak hesaplarda bulunan miktar taraflardan birinin vefatı halinde hesap sahipleri arasında eşit oranda paylaştırılmaktadır. Ancak bu tür hesapların varlığında, söz konusu hesap sahiplerinin bankalarda mevduat hesabı açılırken bankaya tevdi edilmesi gereken belge ve bilgilerin hemen bankaya verilmesi bu bağlamda da hesap sahiplerinin nüfus cüzdanları, ehliyet veya pasaportları ile kimlik bildirimde bulunmaları gerekmektedir.
Eğer hesap bir kişi tarafından açılır, bu hesaptan başkalarının yararlanması öngörürse, bu takdirde dahi söz konusu hesaptan yararlanacak olanların hemen kimlik bilgilerini bankaya bildirmeleri ve imza örneklerini sunmaları, dolayısıyla hesabı ortak hesap haline getirmeleri gerekmektedir.
Bu gün hayatta olmayan babanız sizinle bankada müşterek hesap açmasına rağmen sizin bu hesabın açılışında eğer kimlik bilgileriniz bankaya ulaşmamışsa bu takdirde söz konusu hesabın ortak hesap olarak değerlendirilmesi ve kabul edilmesi mümkün değildir.
Böyle bir hesabın varlığı halinde, babanızın vefatı dolayısıyla siz ve ağabeyiniz ve varsa diğer kardeşleriniz söz konusu hesaptaki parayı annenizde dâhil olmak üzere Miras hukuku çerçevesinde bölüşmeniz mümkündür. Böyle bir durumda eşe düşen miktar kalan paranın veyahut da diğer miras kalan varlıkların 1/4 ‘ü, çocuklara düşen pay ise ¾'dür.
Buna göre banka hesabında bulunan paranın ¾ çocuklara ait olup, bu miktarda çocuklar arasında eşit olarak bölüştürülür.
Eğer babanız hesap açılışı sırasında bu hesabı müşterek açarken sizde kimlik bilgilerinizi tam olarak vermiş ve gerekli işlemleri yaptırmış olsaydınız, bu takdirde hesaptaki paranın yarısı size, diğer yarısı da babanıza ait sayılacak, babanıza ait sayılan kısımdan da yine kardeşler arasında annenizin hakkı saklı kalmak üzere kalan kısım paylaşım yapılabilecekti.
Sizin babanız tarafından açılan hesabın ortak hesap olduğunu kanıtlamanız halinde dahi bu hesapta bulunan paranın ancak yarısını alma hakkınız bulunmaktadır. Çünkü ortak hesaplardaki paralar ortak sayısına göre bölünerek paylaşılabilmektedir. (V. Seviğ)


YARGI KARARLARINDA

YILLARA YAYGIN İNŞAAAT VE ONARIM İŞLERİ

1. Danıştay 3. Dairesi'nin E.1999/3010, K.2001/4807 sayı ve 27.12.2001 tarihli Kararı;
"İnşaat taahhüt işlerinde hak ediş raporları müteahhitlerin, taahhüt ettikleri inşat giderlerinin bedelini ve idareden olan alacağını gösteren resmi belgelerdir. Hak ediş raporlarında, birim fiyatlarla değerlendirilen ve imalata giren temel inşaat malzemesi miktarları ayrıntılı olarak gösterilmektedir. Bu nedenle vergi incelemelerinde, inşaata kullanılan demir, çimento ve kereste gibi malzeme miktarları hak ediş raporlarına dayanılarak saptanabilir. (…) Bir kısım inşaat malzemesinin, taahhüt sözleşmesi dışında kalmakla birlikte ihale makamının isteği üzerine ve bedelsiz yapılan işler ya da taahhüdün gereği olarak imal edilen geçici şantiye binası, güvenlik ve çevre koruma çitleri nedeniyle kullanıldığını kanıtlama yükü davacıya ait olmasına ve bu yolda kanıt sunulmamasına karşın hak ediş raporlarının bu iddiaları desteklediği ve bu gibi imalatın vergi idaresince saptanması gerektiği yönündeki hüküm de uygun düşmemiştir."

2. Danıştay 4. Dairesi'nin E.1999/5322, K.2000/4860 sayı ve 16.11.2000 tarihli Kararı;
"Taahhüt işi yapan dar mükellef kurumun hesaplarının incelenmesinde, şirketin hizmet satışı, süresi dolmuş amortismana tabi demirbaş satışı, makine ve araç kiralama nedeniyle elde ettiği gelir ve banka mevduat gelirlerini yıllara yaygın inşaat işi ile değerlendirmeksizin yıllık beyana tabi tutulması gerektiği gerekçesiyle yapılan kurumlar vergisi tarhiyatının iptali talebi ile açılan davaya ilişkin olarak Vergi Mahkemesi'nin, GVK'nın 42. maddesi uyarınca yıllara yaygın inşaat ve onarma işinde vergi alacağının inşaatın bittiği yılda doğduğuna göre inşaat işi nedeniyle elde edilen hak edişlerin değerlendirilmesi sonucu lehe oluşan değişikliklerin, hak edişin bir unsuru olarak değerlendirilerek, inşaat işinin sonunda elde edilen vergiye tabi kazancın belirlenmesinde hak edişlerle birlikte göz önünde tutulması gerektiği, bu gelirler, işin bitiminde kâr ve zararı etkileyeceğinden, inşaat işlerine ait gelirin bir unsuru olarak inşaat hesabıyla ilgilendirilerek işin bitimi tarihi itibariyle vergilendirilmesinin GVK'nın 42. maddesi gereği olduğu, bu gelirin yapılan inşaat işinden elde edilen gelirden ayrı, başka bir kaynaktan elde edilmiş gelir niteliğinde kabul edilerek yapılan tarhiyatta isabet görülmediği yönündeki Kararı, yerinde ve hukuka uygundur."

3. Danıştay 4. Dairesi'nin E.2000/2917, K.2001/1732 sayı ve 1.5.2001 tarihli Kararı;
"Bir işin, GVK'nın 42. ve 44. maddeleri ile düzenlenen özel kazanç rejimi kapsamına girmesi için faaliyet konusunun inşaat ve onarım işi olması, işin resmi veya özel taahhüde bağlı olarak yapılması ve yıllara sirayet etmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Olayda ise; davacı şirket ile S.S. (…) Mensupları Yapı Kooperatifi arasında düzenlenen sözleşmenin incelenmesinden, sözleşmede işin başlama ve bitiş tarihlerinin belli olmadığı, hakedişlerin nasıl yapılacağının açıkça gösterilmediği, işin yapımı ile ilgili masrafların bir kısmının yüklenici firmaya imkanlar ölçüsünde verilecek avanslar ile, bir kısmınında yüklenici firma tarafından yapılacağı ve yıl sonunda kooperatife fatura edileceği, yapılan meskenlerin kooperatif ile davacı şirkete ait sayılacağı, inşaat harcamalarının yıl sonu itibarıyla hesaplanıp davacı şirket tarafından maliyetlere % 10 müteahhitlik ve diğer giderler ilave edilerek kooperatife fatura edileceği, şirket tarafından fatura edilen tutardan verilen avansların düşüleceğinin anlaşıldığı, bu durumda, sözleşme kapsamında yapılan işin yıllara sari inşaat ve onarım işi olmadığı, yıllar itibarıyla yapılan ve bitirilen müstakil iş niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, davalı idarece işin yıllara sari inşaat işi kapsamında değerlendirilerek kazancın işin bitim tarihi itibarıyla beyanı gerekeceği görüşüyle inceleme raporuna dayanılarak yapılan tarhiyatta ve tarhiyatı kısmen onayan vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir."


ÖZELGELERDE

HARÇLAR

1. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.3.2009 tarih ve 8719 sayılı özelgesi;
"Harçlar Kanunu'nun 42. ve 44. maddeleri ve Kanuna ekli 2 sayılı tarifenin ‘Değer veya ağırlık üzerinden alınan nispi harçlar' başlıklı bölümünün 1. maddesi gereğince, şirket ortaklarının birbirlerine yaptıkları hisse devirlerinde, devir alan ve devir eden her ortağın, devir konusu miktar üzerinden imza başına ayrı ayrı binde 0,90 nispetinde noter harcı hesaplanması gerekir. Hisse devrinin ortak olmayan diğer şahıslara yapılması halinde ise, devir eden ortağın devrettiği miktar üzerinden, hisse alarak şirkete yeni ortak olan şahsın ise sermayenin tamamı üzerinden harç ödemesi gerekir."

2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 1.10.2009 tarih ve 2470 sayılı özelgesi;
"Harçlar Kanununun 5766 sayılı Kanunla değişik 63. maddesinin 4. fıkrasında, gayrimenkullerin devir ve iktisaplarında tapu ve kadastro harcının, emlak vergisinden az olmamak üzere beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir. Harç oranına ilişkin olarak ise Kanuna ekli 4 sayılı Tarifenin 20/a maddesinde parantez içinde, cebri icra ve şuyuun izalesi hallerinde alınması gereken harcın satış bedeli üzerinden, istimlâk durumunda ise takdir edilen bedel üzerinden tahsil edileceği belirtilmiştir. Bu arada, kanunda cebri icra veya şuyuun izalesi ve istimlâk hallerinde gayrimenkulün yeni sahibi adına tapuya tescil için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Bu açıklamalar gereğince, tapuda alıcı adına yapılacak tescil işlemleri, cebri icra ve şuyuun izalesi yoluyla yapılan satışlarda satış bedeli, istimlâklerde ise takdir edilen bedel üzerinden Kanuna ekli 4 sayılı tarifenin 20/a maddesi uyarınca binde 15 oranında tapu harcı tahsil edilir."

3. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 30.4.2009 tarih ve 1071 sayılı özelgesi;
Noter tasdikli kira kontratında yer alan hüküm uyarınca, kiracı lehine kira şerh süresinin 10 yıl süre ile uzatılmasının tapuya şerhi işleminde, Harçlara Kanununa 54 sayılı tarifenin I-10. bendi uyarınca, sözleşmede belirtilen yıllık kira bedelinin, toplam kira süresi (10 yıl) ile çarpımı sonucunda hesaplanacak tutar üzerinden binde 5,4 oranında harç alınması gerekmektedir."
4. Antalya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 6.1.2010 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.02/DH-2010-2 sayılı özelgesi;
"4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinde taşınmazların mülkiyetinin tapuya tescille hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir. Harçlar Kanunu'nun 127. maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça harçların tamamı peşin olarak ödenmeden harç mevzuu işlemin yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu arada, Kanuna ekli 4 sayılı tarifenin I-20/a fıkrasında, gayrimenkullerin devir ve iktisabında beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden (cebri icra ve şüyuun izalesi hallerinde satış bedeli, istimlaklerde takdir edilen bedel üzerinden) devir eden ve devir alan için ayrı ayrı binde 15 harç alınacağı düzenlenmiş ise de bu oran 1.1.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere binde 16,50 olarak belirlenmiştir. Bütün bu hükümleri birlikte değerlendirdiğimizde, cebri icra yoluyla satışı gerçekleşen ve satışa ilişkin harcı 2009 yılı içinde ödenen ancak tapuya tescili 2010 yılında gerçekleşen gayrimenkul satışı işleminde, işlemin yapıldığı tarihe göre binde 16,50 oranında tapu harcı hesaplanması gerekir."

5. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 6.10.2008 tarih ve 1754 sayılı özelgesi;
"Harçlar Kanunu'nun 123/son maddesinde, anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler ile Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (Bu kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek kefaletler dahil) bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemlerin bu Kanunda yazılı harçlardan müstesna olacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca, adı geçen banka tarafından anılan şirkete kullandırılan 479.000,00 YTL tutarındaki teminat mektubu kredisinin geri ödenmesine ilişkin olarak düzenlenen "Düzenleme Şeklinde Para Borcu İkrarına Havi Senet ve Alacağın Tasfiyesi" sözleşmesinin tasdiki işlemi harca tabi değildir."

(Kaynak: Referans Gazetesi | 23.06.2010)

GÜNDEM