BASINDAN YAZILAR
İş kazası geçiren işçiler çalışıp emekli de olabilir / Ali Tezel - MuhasebeTR

İş kazası geçiren işçiler çalışıp emekli de olabilir / Ali Tezel

İşyerimizde çalışan bir işçi 17.05.2003 tarihinde iş kazası geçirdi. İş kazasında işçimiz solak olduğu halde dikkatsizlik sonucu makinede sağ el parmaklarının yaralanmasına sebep oldu. Tedavi ve istirahat sonrası 02.08.2003 tarihinde de işbaşı yaparak çalıştı. 29.05.2006 tarihinde de kendi isteğiyle işyerimizden ayrılarak başka bir yerde işbaşı yaptı ve halen de çalışmakta.
Sorunumuz şu: İşçi işyerimizden ayrılarak 17.05.2003 tarihinde vuku bulan iş kazası nedeniyle uzuv kaybının tespiti için 2007 yılında mahkemeye başvurdu. Mahkeme tarafından 05.03.2008 tarihinde iş kazası neticesi % 26.2 oranında uzuv kusuru tespiti yapıldı. Mahkeme, işveren kusurunu % 75, işçi kusurunu da % 25 olarak kararlaştırdı. Mahkeme kararıyla SGK, işçiye 02.08.2003 tarihi itibarıyla malulen emekli maaşı bağladı. İşçimiz o tarihte ve çıkıncaya yani 29.05.2006 tarihine kadar fiilen işyerimizde çalıştı. Temyize gittik ama Yargıtay’dan karar çıkmadı. İşçi halen başka işyerinde SGK’lı işçi olarak çalışırken aynı zamanda malul emekli maaşı almakta. Malul maaşı alabilir mi? Zira işçi 02.08.2003- 29.05.2006 tarihleri arasında işyerimizde SGK’lı olarak çalıştı. Primleri yattı. Halen başka işyerinde çalışmakta. Ancak işçiye emekli aylığı, SGK’ca iş kazası raporunun bittiği tarih olan 02.08.2003’te bağlandı. Yeşim Demirkaya

ÖDENEN GELİRLER DE İŞVERENDEN İSTENİR
Hanımefendi, iş kazası geçiren işçinize yüzde 26.2 işgöremezlik oranıyla maluliyet aylığı verilmez, kendisi de malulen emekli değildir. Olay iş kazası neticesi olduğu için 5510 Sayılı Kanun’un 19’uncu maddesindeki, “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulu’nca meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı, sürekli işgöremezlik gelirine hak kazanır” hükmüne göre işçinize kaybettiği uzvunun ve gücünün karşılığı olarak bir ömür boyunca sürekli işgöremezlik geliri verilmiş.
Aylık/gelir bağlama kararı veya tahsis numarasına bakarsanız numarasının “8” ile başladığını da görürsünüz. Kanun’un 21’inci maddesinde şöyledir: “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. İş kazasının, 13‘üncü maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sürede işveren tarafından kuruma bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici işgöremezlik ödeneği, kurumca işverenden tahsil edilir.”

İŞÇİ ÇALIŞMAYA DEVAM EDEBİLİR
İş kazası sonrasında uzuv kaybı veya güç kaybına uğrayan işçiye sürekli işgöremezlik geliri ödenir ama bu işçi malulen emekli olmadığı için ayrıca çalışmaya devam edebilir. Çalışmaya devam edip normal emekli de olabilir. İleride işe giriş tarihine göre emekliliği için gereken prim ödeme süresi, sigortalılık süresi ve yaşını tamamlayınca emekli olup hem emekli aylığı hem de sürekli işgöremezlik geliri alacak. Bu gelir/aylıktan çok olanın tamamını, az olanın ise yarısını yine ömrü boyunca almaya devam edecek. Vefat ederse de geride kalan hak sahiplerine bu gelir/aylık verilecek. Öte yandan, herhangi bir çalışanın iş kazasını yasal süresi içinde (13’üncü maddeye göre 3 gün içinde) bildirmemesi halinde işçinin istirahatli kaldığı dönemin geçici işgöremezlik ödeneklerinin tamamı da o çalışandan talep edilir.

SORU VE CEVAP

Memur ve işçilerde çocuk sınırı kaldırıldı
Dönemi 0-6 Yaş Tutarı (TL) 6 Yaşından Büyükler (TL) 01.01.2010 30.06.2010 28,69 14,35 2010 Yılının Birinci Yarısında Uygulanacak Azami Çocuk Yardımı Sayın Ali Tezel, 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 28. maddesinin dördüncü fıkrası hükmüyle 657 Sayılı Kanun’un 202. maddesi uyarınca çocuk için verilmekte olan aile yardımı ödeneğinde 15.01.2010 tarihinden itibaren sayı sınırlamasının dikkate alınmayacağı öngörülmüştür. İşyerimizde çocuk yardımı uygulaması, devletin verdiği miktar ve esaslara göre uygulanmaktadır. Bu durumda 1 çocuk için ödenen 14.33 TL, ikiden fazla çocuk için uygulanacak mıdır? Uygulansa bile sadece 2 çocuk için ödenen tutar mı vergiden muaf olacaktır yoksa devletin verdiği miktardan az çocuk parası veren özel sektör işyerlerinde, devletin verdiği miktar kadar olan çocuk sayısı mı geçerli olacaktır? İsmi saklı

Sayın okurum, yukarıda verdiğiniz 2010 yılı Bütçe Kanunu gereğince devlet memurlarının sadece 2 çocuğu için verilen aylık 14.33 lira çocuk yardımı 2010 yılı için çocuk sayısı kaç tane ise her çocuk için verilecektir. Mesela 6 yaşından büyük 5 çocuğu olan devlet memuruna 71.65 lira çocuk yardımı ödeneği ödenecektir. Özel sektör işyerleri için de bu husus geçerlidir.
Gelir Vergisi Kanunu’nun 25’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan “Hizmet erbabına verilen çocuk zamları (Devletçe verilen miktarları aştığı takdirde fazlası vergiye tabi tutulur)” hükmü gereğince işverenlerce verilen çocuk zamları vergiden istisnadır. Devlet Memurları Kanunu’na göre ikiden fazla çocuk için aile yardımı ödeneği verilmemekteydi.
Ancak 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 28’inci maddesinin 4’üncü fıkrası hükmüyle, 657 Sayılı Kanun’un 202’nci maddesi uyarınca çocuk için verilmekte olan aile yardımı ödeneğinde, 15.01.2010 tarihinden itibaren sayı sınırlamasının dikkate alınmayacağı öngörülmektedir. Bu durumda, özel sektörde çalışanlara ödenen çocuk yardımları da yukarıda hesaplanan tutarları geçmemek şartıyla çocuk sayısı sınırı olmaksızın gelir vergisinden istisna tutulmalıdır.

(Kaynak: Habertürk | 28.03.2010)

GÜNDEM