BASINDAN YAZILAR
İşsizlik ve istihdam sorunu / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

İşsizlik ve istihdam sorunu / Veysi Seviğ

Türkiye İstatistik Kurumu'nun ülkemizde ilk kez açıklamış bulunduğu işsizlik oranları basında değişik yorumlara neden olmuştur. Ancak söz konusu verilerden anlaşılacağı üzere ülke genelinde 2008 yılında işsizlik oranının yüzde 11 olduğu, iller bazında işsizliğin oransal büyüklüğünün ise işgücünün istihdam olanağının yoğun olduğu illere yönelik göç olgusuna bağlı olduğu anlaşılmıştır.
Dünya üzerinde mali krizin etkisini tam olarak göstermediği bir dönemde ülkemizde il düzeyinde yapılan belirlemelere göre işsizliğin en yüksek olduğu iller Şırnak, Adana ve Hakkâri olarak belirlenmiş olup, Doğu ve Güneydoğu illerinde nüfusun ancak dörtte birinin istihdam edildiği anlaşılmıştır.
Türkiye İstatistik Enstitüsü tarafından yapılan açıklamaları değerlendirmeden önce dünya işgücü piyasasındaki gelişmeleri gözden geçirmekte yarar görmekteyiz. Şöyle ki:
Küresel ekonomide 2001 yılında yaşanan durgunluğun ardından büyüme sürecine girilmiştir. Bunun işgücü piyasasına yansıması ise 2004 yılından sonra başlamıştır. Dünya genelinde işsizlik oranları 2005-2007 döneminde belli bir gerileme göstermiştr. Ancak bilahare ilk belirtileri 2008 yılı ortalarına göre başlayan mali krizle birlikte bütün dünyada ekonomik faaliyetler yavaşlamış ve işsizlik oranları belirgin bir biçimde artmaya başlamıştır.
2008 yılında işgücü piyasasında yaşanan sorunlar, özellikle gelişmiş ülkelerde daha fazla hissedilmeye başlanmıştır. Başta ABD olmak üzere ve Avrupa Birliği ülkelerinde işsizlik oranlarının giderek büyümesi beklenmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalara göre işsizlik oranının 2010 yılında yüzde 10,1'e, Almanya'da ise yüzde 8,4'ten yüzde 10,7'ye yükselmesi beklenmektedir. İspanya'daki işsizlik oranındaki artış ise daha dikkat çekici niteliktedir. 2007 yılında yüzde 8,3 olan işsizlik oranının 2010 yılında yüzde 20,2'ye yükselmesi beklenmektedir.
Türkiye'de ise 2002 yılından itibaren yaşanan büyüme trendi çerçevesinde işsizlik oranları bir süre düşme eğilimine girmiştir. 2004 yılında 10.8 olan işsizlik oranı 2007 yılında 10.3'e gerilemiştir.
İstihdamda gerçekleştirilen yapısal dönüşüm sonucunda, tarım sektöründen diğer sektörlere istihdam kayması yaşanmıştır. Tarım dışı istihdam 2004 yılında 13 milyon 919 kişi iken 2008 yılında 2 milyon 259 bin kişi artarak 16 milyon 178 bin kişi olmuştur. 2008 yılında çalışma çağındaki nüfus ise 2004 yılına göre 3 milyon 228 bin kişi artarak 50 milyon 772 bin kişiye ulaşmıştır.
2006 yılında yüzde 10,2 olan işsizlik oranı, 2009 yılı şubat ayında yüzde 16,1 ile zirve yapmıştır. Daha sonra işsizlik oranı, mevsimselliğin etkisiyle gerilemeye başlamış ve temmuz ayı itibariyle yüzde 12,8 olmuştur. Yıl sonu itibariyle ülkemizde işsizlik oranının yüzde 14,8 olması beklenmektedir.
Ülkemizde bir yandan işsizlik oranları artarken, diğer yandan istihdam edilenlerin sayısı da artmaktadır. Buna göre 2007 yılında istihdam edilenlerin sayısı 20 milyon 738 bin kişi iken, 2008 yılında bu rakam 21 milyon 194 bin kişiye yükselmiştir.
İşsizlik sorunu sadece ülkemiz için ortaya çıkan bir sorun değildir. Günümüzde dünya ülkelerinin sosyo-ekonomik gündeminde istihdam ve işsizlik sorunu önemli hale gelmektedir. Bu sorunu aşabilmek için ülkeler farklı ekonomik ve sosyal yapıları nedeniyle istihdam ve işsizlik alanında farklı politikalar uygulamakta, çözüm yolları aramaktadırlar.
Konuya ilişkin olarak ILO'nun 19 Haziran 2009 tarihinde kabul ettiği "Küresel İş Paktı" ekonomileri canlandırma, iş yaratma ile çalışanlar ve ailelerine koruma sağlama amacı güden ulusal ve uluslararası politikalara rehberlik etmek üzere hazırlanmıştır. Söz konusu pakt, ILO'nun üçlü yapısı gereği tüm tarafların katılacağı diyalog mekanizmalarına ciddi vurgular yapmakta ve ülkelerin kendi özel gereksinim ve koşullarına göre kabul edebilecekleri değişik çözüm önerileri içermektedir. Bu öneriler arasında çalışanların işte tutulmaları, işletmelerin faaliyetlerinin sürdürülmesi, sosyal güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi bulunmaktadır.
Paktta pek çok kalkınmakta olan ülke için, küresel daralmanın yapısal işsizlik, eksik istihdam ve yoksulluk artışına neden olduğu vurgulanarak istihdam artışının teşvik edilmesi, işsiz gençliğin mesleki eğitim ve girişimcilik becerilerinin geliştirilmesi, kayıtdışılıkla mücadele, katma değeri yüksek olan üretim ve hizmetler için kapasite oluşturulması yoluyla ekonomik çeşitliliğin artırılması gibi öneriler sıralanmaktadır.
Bunların yanında, ülkelerin işgücü piyasası bilgileri üretme ve kullanma kapasitelerinin artırılması, krize tepki ve canlandırma paketleri hakkında bilgi toplamak ve paylaşmak, diğer uluslararası kuruluşlarla birlikte çalışarak atılan adımları ve gelecekte atılması gerekenleri değerlendirmek, bölgesel kalkınma bankaları ve diğer finansal kuruluşların ortaklıkları güçlendirme gibi tedbirler üzerinde durulmuştur.
Ülkemizde TÜİK'in yapmış olduğu çalışmadan da anlaşılacağı üzere iller bazında işsizlik oranlarında farklılıklar vardır. Bu farklılıklar istihdama yönelik göçlere neden olup, iş ve istihdam beklentisi yüksek olan illere yönelik göçleri giderek artırmaktadır. Bu durum ise özellikle büyük şehirlerde hem uyum sorunu yaratmakta hem de kayıtdışılığa neden olmaktadır.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 26.12.2009)

GÜNDEM