BASINDAN YAZILAR
2010 yılı programı, hedefler ve gerçekler / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

2010 yılı programı, hedefler ve gerçekler / Veysi Seviğ

Ülkemizde, kamu kesimi; merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kurum ve kuruluşlar, mahalli idareler, sosyal güvenlik kuruluşları ile genel sağlık sigortası, fonlar, döner sermayeler, İşsizlik Sigortası Fonu ve KİT'lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsleri) toplamından oluşmaktadır. Kamu kesimi kapsamındaki KİT'ler çıkartıldığında ise genel devlet tanımına ulaşılmaktadır.
Genel devlet harcama ve gelirleri, tanımı gereği, genel devlet kapsamındaki birimlerin harcama ve gelirlerinin toplamından oluşmaktadır. Ancak bu birimlerin harcama ve gelirlerinin hesaplanması sırasında dikkat edilmesi gereken husus, genel devlet kapsamı içindeki birimler transfer işlemlerinde, söz konusu transfer tutarlarının, transferi yapan kuruluşta harcama olarak; transfer yapılan kuruluşta da gelir olarak gösterilmemesidir. Böylece, bir kamu geliri, geliri ilk olarak elde eden birimin hesabında gelir; nihai olarak harcayan birimin hesabında da gider olarak yazılmaktadır. Yapılan bu işlem sonucunda kuruluşlar itibariyle denge rakamları değişmekte, ancak toplam devlet dengesi değişmemektedir. Ayrıca, Devlet Planlama Teşkilatı tanımlı kamu kesimi genel dengesi hesaplanırken yapılan bazı gelir ve harcama kalemlerindeki netleştirmeler, genel devlet dengesi oluşturulurken yapılmamaktadır. ("2010 Yılı Programı, Üçüncü Bölüm, "Kamu Maliyesinde Gelişmeler ve Hedefler", 01 Kasım 2009 gün ve mükerrer 27393 sayılı Resmi Gazete)
2010 yılı programında da vurgulandığı üzere 2006 yılında gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oran olarak yüzde 1,4 düzeyinde fazla veren Katılım Öncesi Ekonomik Program (KEP) tanımlı genel devlet bütçesi dengesi, 2007 ve 2008 yıllarında bir defalık gelirlerin, vasıtalı vergilerin ve özelleştirmelerin 2006 yılına kıyasla düşük gerçekleşmesi ve faiz dışı harcamaların artması sonucunda GSYH'ye oran olarak, sırasıyla yüzde 0,2 ve 1,6 düzeyinde açık vermiştir.
2009 yılında ise mali krizin reel sektör üzerindeki etkilerinin hafifletilmesi amacıyla vergi oranı indirimleri, destek-teşvik ve doğrudan harcama artışları gibi politika araçları kullanılarak yapılan harcama artırıcı müdahaleler, genel devlet gelirlerindeki azalmayla birleşince genel devlet borçlanma gereğinin geçmiş yıllara kıyasla hızla artması sonucunu doğurmuştur.
2009 yılında genel devlet borçlanma gereğinin bir önceki yıla kıyasla GSYH'ye oran olarak 5 puan artarak yüzde 6,6 düzeyine yükselmesi beklenmektedir. Bu gelişmede en önemli unsur, merkezi yönetim borçlanma gereğindeki artıştır. 2009 yılında, 2008 yılına göre KEP tanımlı merkezi yönetim bütçesi borçlanma gereğinde 4 puan düzeyinde bir artış beklenmektedir. Bu beklenti büyük bir olasılıkla yıl sonunda artacaktır. Bu artış, önemli ölçüde faiz dışı harcamalardaki yükselişten ve özellikle merkezi yönetim bütçesi vasıtalı vergileri ile özelleştirme gelirlerindeki düşüşten kaynaklanmaktadır.
2010 yılında genel devlet vergi gelirlerinin GSYH'ye oranının kriz sonrası ekonomik toparlanmaya bağlı olarak bir önceki yıla göre 1.8 puan artarak yüzde 19,5 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir.
2009 yılında ise GSYH'ye oran olarak, merkezi yönetim bütçesi toplam gelirlerinin yüzde 21,5, vergi gelirlerinin yüzde 17,3, vergi dışı gelirlerinin ise yüzde 4,2 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
Gerçekte 2009 yılında küresel krizin ekonomik faaliyetlerde daralmaya yol açması nedeniyle vergi gelirlerinde önemli bir düşüş yaşanmıştır. Ülkemizde son yıllarda dolaylı (vasıtalı) vergilere ağırlık verilmesi nedeniyle bu düşüş beklenenden daha büyük olmuştur. Yurtiçi talebin canlandırılması amacıyla belirli ürünlerin KDV ve ÖTV oranlarında yapılan geçici indirimler, vergi tahsilatındaki düşüş eğilimini verginin konusu olan ürünlerin tüketimindeki artışa rağmen daha da belirgin hale getirmiştir. Merkezi yönetim bütçe gelirleri performansında, milli gelirdeki azalmaya eşzamanlı ithalat ve istihdamdaki daralma ile faiz oranlarındaki gerilemenin 35.8 milyar TL, vergi indirimlerinin 4.7 milyar TL ve diğer gelirlerdeki kayıpların 0.6 milyar TL tutarında gelir azaltıcı etki yaratacağı beklenmektedir. Diğer yandan 2009 yılı haziran ayında yapılan yasal düzenlemeyle İşsizlik Sigortası Fonu'ndan aktarılması beklenen ek 2.5 milyan TL ile sigara ve akaryakıt üzerindeki ÖTV başta olmak üzere yıl içinde alınan diğer gelir önlemlerinden elde edilmesi beklenen 3.6 milyar TL artış sonucunda gelirlerde kısmi bir düzelme yaşanması beklenmektedir.
Yapılan hesaplamalara göre toplam vergi tahsilatı içinde dolaylı vergilerin 2007 yılında yüzde 66,1, 2008 yılında yüzde 64,9 olan payının, 2009 yılında yüzde 64,3 olarak gerçekleşmesi, dolaysız vergilerin payının ise yüzde 35,7 seviyesine yükselmesi beklenmektedir.
2009 yılında toplam gelirlerin merkezi yönetim bütçesi hedefinin 44.8 milyar TL altında kalması, toplam harcamaların ise başlangıç ödeneğinin 7.6 milyar TL üzerine çıkması sonucunda 62.8 milyar TL açık vermesi beklenmektedir. Bütçe yılın başında 10.4 milyar olarak hedeflenen bütçe açığının, bütçe yılı sonunda 62.8 milyar liraya çıkması, 2009 yılında yaşanan ekonomik olayların bir maliyeti olarak kabul edilmelidir.
Türkiye, 2010 yılında, dünya ekonomisinde yaşanması muhtemel ekonomik olayların etkisi altında kalacaktır. Bu bağlamda bütçe yılı başında hedeflenen rakamsal değerlerin bir beklenti niteliğinde olduğunu kabullenmek gerekmektedir.

(Referans Gazetesi | 14.11.2009)

GÜNDEM