BASINDAN YAZILAR
Vergi alacağında tahsil zamanaşımı / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Vergi alacağında tahsil zamanaşımı / Veysi Seviğ

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın 102'nci maddesi gereği olarak "Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur."
Yasal düzenleme gereği "Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen (kendi isteği üzerine) yapacağı ödemeler kabul olunur."
Zamanaşımını kesen durumlar söz konusu yasanın 102'nci maddesinde sayılmak suretiyle belirlenmiş bulunmaktadır. Şöyle ki;
* Ödeme
* Haciz takibi
* Cebren tahsil ve takip işlemleri sonucunda yapılan her türlü tahsilat
* Ödeme emri tebliği
* Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi
* Yukarıda yer alan işlemlerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine (temsilcilerine) tatbiki veya bunlar tarafından yapılması
* Uyuşmazlık konusu olan amme alacaklarında yargı mercilerinin bozma kararı vermesi
* Amme alacağının teminata bağlanması
* Yargı mercilerince icranın tehirine karar verilmesi
* İki kamu kuruluşu (amme idaresi) arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi
* Amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması,
hallerinde zamanaşımı kesilmektedir.
Bu gibi hallerde zamanaşımı kesilmesinin başladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlamaktadır. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımının başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın yargı mercilerince durdurulması hallerinde ise zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını izleyen takvim yılının ilk günüdür.
Uygulamada tahsil zamanaşımı olarak tanımlanan bu durumlarda zamanaşımı kesilmekte, kesilmenin rastladığı takvim yılının başından itibaren zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.
Borçlunun yabancı ülkede veya ülkelerde bulunması halinde, hileli iflas etmesi veya terekesinin daha açıkçası ölüm nedeniyle kalan varlıklarının bölüştürülmesi hakkında hukuki işlemlere başlanmasına imkân bulunamıyorsa bu durumlarda da zamanaşımı süresi çalışmamaktadır. Bu gibi durumlarda zamanaşımı süresinin işlememesine neden olan durumların ortadan kalkması ile birlikte zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlamaktadır.
Tüzelkişiliklerde vadesinde ödenmeyen vergi borçları nedeniyle kanuni temsilciler nezdinde alacağın takibi yapılırken Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'nın söz konusu hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.
Yasal düzenleme gereği tüzelkişilerin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarından kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, zamanaşımına uğramadığının ve tüzelkişiden tahsil olanağı kalmadığının idarece tespiti gerekmektedir. Çünkü eğer asıl borçlu konumunda olan tüzelkişilikten olan bir vergi alacağının zamanaşımına uğraması halinde söz konusu alacağın tüzelkişiliği temsile yetkili ve Vergi Usul Yasası'nın 10'uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca sorumlu konumunda olan temsilcilerinden söz konusu alacağın aranması ve konuya ilişkin takip yapılması hukuken mümkün değildir.
Uygulamada vergi idaresi özellikle tüzelkişilere ait vergi alacaklarının takibi sırasında, tüzelkişilik açısından zamanaşımına uğramış bulunan vergi alacaklarını Vergi Usul Yasası'nın 10'uncu maddesi kapsamında söz konusu tüzelkişiliği temsile yetkili olanlardan aramaktadır. Böyle bir durumda da söz konusu kişiler nezdinde yapılan takiplerde, tüzelkişiliği temsile yetkili olanlar nezdinde yapılan cebri takipler neticesinde yaşanan üzücü olaylar basına da yansımaktadır.
Danıştay Üçüncü Dairesi tarafından verilen bir kararda "Tüzelkişilerin vadesinde ödenmeyen vergi borçlarından kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için, zamanaşımına uğramadığının ve tüzelkişiden tahsil olanağı kalmadığının idarece tespiti gerekir" demek suretiyle uygulamaya içtihadi açıklık kazandırmış bulunmaktadır. (Danıştay 3. Dairesi E. No: 2006/3902, K. No: 2009/51)
Bu karar uyarınca asıl borçlu tüzelkişilik adına yapılan bir işlem bulunmaması nedeniyle beş yıl içinde tahsil edilemeyen vergi borcunun zamanaşımına uğradığı açık olan durumlarda söz konusu borcun kanuni temsilciden aranmasında hukuka uygunluktan bahis edilemez.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 07.07.2009)

GÜNDEM