BASINDAN YAZILAR
Yargı harclarında sorunlar / Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan - MuhasebeTR

Yargı harclarında sorunlar / Prof. Dr. Metin Taş, Sezgin Özcan

Yargı bağımsızlığı ve yargıya başvurma hakkı, hukuk devletlerinin olmazsa olmazları arasındadır. Hayatın olağan akışı içinde bireyler hukuka aykırı bir işlem, eylem veya durumla karşılaşabilirler. Bunlar hakkında; tespit, durdurma, iptal, önleme ve tazmin istemleriyle yargıya başvuruda bulunabilirler.
Nitekim, bu durum Anayasal olarak da güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 'Hak arama hürriyeti' başlığını taşıyan 36. maddesinde şu hüküm yer almaktadır:
'Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.'

HARÇ ÖDEME ZORUNLULUĞU
Bir isteme dayalı olarak dava açılmak istenmesi halinde harç ödenmesi yükümlülüğü söz konusu. Başka bir deyişle, (bazı küçük istisnalar dışında) harç ödenmeksizin dava açılması mümkün olamıyor.
Harç ödeme zorunluluğu olmaması halinde 'ya tutarsa' mantığıyla birçok dava açılması söz konusu olabilecektir. Böyle bir durumun, mahkemelerin zaten aşırı olan yüklerinin daha da artmasına yol açacağı açıktır. Bu açıdan bakıldığında, harç alınmasının olumlu yönleri bulunduğu söylenebilir.

KARAR VE İLAM HARCI
Mahkemelerde görülmekte olan bir uyuşmazlığın karara bağlanması halinde, söz konusu kararla ilgili olarak 'karar ve ilam harcı' ödenmesi gerekiyor. Harçlar Kanunu'na göre, 'Karar ve ilam harçları ödenmedikçe ilgilisine ilam verilmez.'.
Başlangıçta, davayı açan tarafından yatırılan 'başvurma harcı'nın, davayı kaybeden taraftan alınarak kazanana verilmesi gerekiyor. Mevcut uygulama da bu yönde.
Ancak, sıra karar ilam harcına geldiğinde iş çıkmaza girebiliyor. Dava sonucunda nihai olarak harcın davayı kaybeden taraftan yatırılması gerekiyor. Davayı kaybeden taraf ise karar aleyhine olduğu için karar ve ilam harcını yatırmak istemiyor.
Sonuçta, davacı davasını kazanmış ve haklılığı mahkeme kararı ile belgeye bağlanmıştır. Ancak, davalı tarafın ödemekle yükümlü olduğu harcı ödememesi nedeniyle davacı, haklılığını belgeleyen mahkeme kararına ulaşamıyor.

PARASI OLMAYANLAR DAVA AÇAMAYACAK MI?
Yargı harçlarıyla ilgili olarak bir başka sorun da parası olmayanların durumuyla ilgili. Özellikle tazminat davalarında belirli bir parasal taleple dava açılması söz konusu. Talep edilen para arttıkça, daha fazla 'nispi harç' ödenmesi gerekiyor.
Bu harç ödenmeden dava açılması söz konusu olamıyor. Hukuk sistemimizde yardıma muhtaç olanların dava açabilmesine olanak sağlayabilecek bazı yollar var. Ancak, bu yollar ya bilinmiyor ya da gerektiği gibi çalışmıyor. (Bu konuya başka bir yazımızda değineceğiz)

SÜREÇ UZUYOR
Harç ödeme zorunluluğu, harcı ödeyemeyecek ya da riske girmek istemeyenleri tercihte bulunmaya zorluyor. Bu durum karşısında kişilerin tercih edebilecekleri iki yol var. Bunlardan birisi dava açmaktan vazgeçmek. Genellikle para ödeyemeyecek durumda olanlar bu yolu tercih ediyorlar. Böyle bir durumda kişilerin hukuka olan inançları zedeleniyor.
İkinci yol ise 'maktu harç' ödeyerek önce tespit davayı açmak. Davanın olumlu sonuçlanması halinde tazminat davası açarak boşa nispi harç ödenmemesini garantiye almak. Bu durum, hem mahkemelerin iş yükünü artırıyor hem de sürecin uzamasına neden oluyor.

ANAYASA'YA AYKIRILIK SORUNU
İki tazminat davasını ele alalım. Bunlardan birisinde istenilen tazminat miktarı 2.000 TL, diğerinde ise 300.000 TL olsun. Her iki davada da izlenecek süreç aynı olacak. Başka bir deyişle, her iki dava için davayı açanlar aynı tür yargı hizmetinden yararlanacaklar. Böyle olmasına karşın 300.000 TL'lik tazminat davasını açan 2.000 TL'lik tazminat davası açanın 150 katı fazla yargı harcı ödeyecektir. Bu durumun, Anayasa'nın 'Kanun önünde eşitlik' başlığını taşıyan 10. maddesi açısından tartışılabilir durumda olduğu görüşündeyiz.
Yine, yazımızda verdiğimiz bazı örneklerde olduğu gibi uygulamada birçok sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu bağlamda, davayı kazanan tarafın mahkeme kararını (ilamı) alabilmesinin harç yatırma şartına bağlanmasının da, hem Anayasa'nın 36. maddesine hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesine aykırılık oluşturduğunu düşünüyoruz.

AKLINIZDA BULUNSUN
Ücret üzerindeki hacizler işten çıkarmaya neden olabilir
HakkInda değişik alacaklılar tarafından çok sayıda icra takibi yapılarak ücretine hacizler konulan ve ihtara rağmen ücreti üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına yönelik bir işlem yapmayan işçinin hizmet sözleşmesinin feshi halinde, feshin haklı nedene dayandığı kabul ediliyor.

GÜNÜN SÖZÜ
'Küçük insanların büyük gururları olur.' (Voltaire)

Ailemi mahkemeye versem faydası olur mu?
01.12.1972 doğumluyum, ancak elimde eski ilk sağlık karnem var ve onda doğum tarihim 07.05.1972. İleride ailemi mahkemeye versem faydası olur mu? 1999 yılında 580 gün askerlik borçlanması yaptım. Askerden önce sigortam yok. Sigorta başlangıcım 01.10.1995. Şubat ayı sonu itibarıyla 4678 gün prim günüm var. Ne zaman emekli olabilirim? A. Turhan
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları açısından, ilk defa sigortalı olunan tarihten sonra yapılan yaş düzeltmeleri dikkate alınmıyor. İlk defa sigortalı olunan tarihte, nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihi dikkate alınıyor. Ailenizi mahkemeye vermenizin bir faydası olmaz. En az 5675 gün prim ödemiş olmak koşuluyla 54 yaşınızı dolduracağınız 01.12.2026 tarihinde SSK'dan (devredilen) emekliliğe hak kazanırsınız.

SSK günlerim Emekli Sandığı hizmetimi nasıl etkiler?
02.03.1975 doğumluyum. 01.08.1989 tarihinde SSK girişim var. 1989'dan başlayarak 2000 yılına kadar aralıklarla olmak üzere toplam 899 günlük primim mevcut. 02.09.2005 tarihinde Emekli Sandığı'na tabi memur olarak göreve başladım. Hizmet birleştirme dilekçesi verdim. SSK giriş tarihim ve SSK'lı günlerimin Emekli Sandığı'na geçişi nasıl? Emekli olma yaşımı nasıl etkiler? Nevin Şen Görevdeki kişilerin derece/kademe intibakı ile gerek görev aylığı, gerekse emekli keseneğine esas aylık intibakında 18 yaş öncesi sigortalılık süreleri dikkate alınmıyor. Ancak emeklilik için geçerli hizmet süresinin hesabında 18 yaş öncesi sigortalılık süreniz dikkate alınır. 899 günlük prim ödeme süresi dikkate alınsa bile başlangıcınız 08.09.1999 tarihi öncesine gelmediği için emeklilik yaşınızı etkilemez. Emekli Sandığı'ndan emeklilik için 25 yıllık fiili hizmet süresi ve 58 yaş koşullarına tabisiniz. 58 yaşınızı dolduracağınız 02.03.2033 tarihinde emekliliğe hak kazanıyorsunuz.

(Kaynak: Akşam Gazetesi | 21.04.2009)

GÜNDEM