BASINDAN YAZILAR
Taze Sebze ve Meyvede Küçük Esnafa % 8 Büyüklere % 1 KDV Oranı / Dr. Yusuf İleri - MuhasebeTR

Taze Sebze ve Meyvede Küçük Esnafa % 8 Büyüklere % 1 KDV Oranı / Dr. Yusuf İleri

Büyük marketler ve dev alış-veriş merkezleri taze sebze ve meyveyi %1 KDV ile satın alırken semt bakkalı ve manavı 7 kat fazlasıyla %8’le satın alıyor. Uygulamanın dayanağı 17.07.2002 gün ve 2002/4480 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı. Yani bu ilginç Karar altı yılı aşkın süredir yürürlükte. Karar, “24.6.1995 tarihli ve 552 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre toptancı hallerinde faaliyette bulunanlara ve bunlar tarafından “gerçek usule tabi katma değer vergisi mükelleflerine” yapılan taze sebze ve meyve (mamulleri hariç) teslimlerinde %1 oranında KDV hesaplanmasını öngörmektedir. Bakanlar Kurulu bu Kararla beraber taze sebze ve meyve teslimlerinde alıcısının gerçek usulde KDV mükellefi olup/olmamasına göre KDV oranı belirlemiş oluyor. Karardan Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya dışındaki büyükşehir belediyesi olan illerde semt pazarlarında seyyar satıcılık ve işportacılık yapanlar, büyükşehir belediyesi olan Erzurum, Diyarbakır ve Sakarya illeri ile büyükşehir belediyesi olmayan illerdeki seyyar satıcılık ve işportacılık yapanlar ile bu illerde Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ve GVK göre basit usulde vergilendirilen bakkal, lokantacı vb. küçük esnaf etkileniyor. Hemen belirtelim ki Bakanlar Kurulunun bu şekilde oran farklıklaştırma yetkisi yok. Bu Yüksek Mahkeme kararıyla da saptanmış durumda.

Ancak önce Kararda geçen “gerçek usule tabi katma değer vergisi mükellefi” ifadesini incelemekte fayda vardır. Zira KDV Kanunu gerçek usulde mükellefiyet dışında herhangi bir mükellefiyet şekli öngörmemiştir. Yasanın ilk halinde var olan götürü usulde vergilendirme 4269 sayılı yasa ile 1.1.1999 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısıyla 4269 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerle beraber KDV’de mükellefiyet, gerçek usulde vergilendirme ile sınırlı kaldığına göre, Bakanlar Kurulu Kararında geçen tabirin mevhumu muhalifi olan “gerçek usulde katma değer vergisi olmayan” ifadesinin içini vergi tekniği ve hukukuna uygun şekilde dolduracak bir mükellef ya da mükellef kitlesi bulunmamaktadır.

Acaba bir ifade yanlışlığı mı söz konusudur? Yani “katma değer vergisi mükelleflerine” ifadesi yerine yanlışlıkla “gerçek usule tabi katma değer vergisi mükelleflerine” ifadesi mi kullanılmıştır. Şayet “gerçek usulde” sözcükleri kullanılmadan sadece “katma değer vergisi mükellefiyeti” denilmiş olsaydı o vakit KDV’den muaf tutulmuş kişi ve kurumlarla KDV’den istisna edilen iş ve işlemler anlaşılacaktı. Kararın kapsamına giren bir mükellef ya da mükellef gurubu olmadığına göre uygulamaya bakmak gerekecektir. Maliye Bakanlığı internet sitesinden yayınlanan içeriğinde semt pazarlarında seyyar satıcılık ve işportacılık faaliyetinde bulunan 1072 kişi tarafından verildiği belirtilen dilekçeler üzerine ihdas olunan 09.09.2004 tarih ve B.07.0.GEL.0.44/4405-1462/42231 sayılı bir Özelgede, gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde vergilendirilen mükellef statüsündeki bu kişilere yapılan taze sebze ve meyve teslimlerinin % 8 oranında KDV tabi tutulması gerektiği bildirilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki Vergi İdaresi KDV Kanunun 17 maddesinde sayılan vergiden istisna edilmiş kişi, kurum, vakıf, dernek, yardım sandıkları, kooperatifler ile yine aynı maddede belirtilen Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf, basit usulde vergilendirilenler ve Gelir Vergisi Kanununa göre gerçek usulde vergiye tabi olmayan çiftçilere yapılan taze sebze ve meyve satışlarında % 8 oranında KDV hesaplanmasını aramaktadır. Doğrusu TBMM’nin çeşitli mülahazalarla; kimini sosyal yardımlaşmayı gerçekleştirmek, kimini tarımı teşvik, kimini işlem maliyetlerinde kurtarmak için KDV’den istisna ettiğini Bakanlar Kurulu’nun bir ceza gibi 7 kat fazlasıyla %8 olarak KDV uygulanmasını kararlaştırmasının anlaşılır tarafı yoktur.

KDV Kanunun 28 inci maddesine göre Bakanlar Kurulu (1) muhtelif mal ve hizmetler için (2) bazı malların perakende safhası için farklı vergi oranları tespit etmeye yetkili. Bakanlar Kurulu’nun alıcının vergi karşısındaki mükellefiyetine ya da hukuki konumuna göre KDV oranı belirleme yetkisi yok. Danıştay ihdas ettiği bir kararda Bakanlar Kurulunun kullanım amacına göre bir ürünün KDV oranını farklı tespit etmesini yetki yönünde geçersiz kılmıştır. Sıvılaştırılmış petrol gazının teslimi %18 oranında KDV’ye tabi iken, Bakanlar Kurulu 21.12.1995 tarih ve 95/7612 sayılı kararıyla “Sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) otoğaz istasyonları tarafından teslimi”nde %40 oranında KDV alınmasını öngörmüştür. Bu kararla beraber LPG tesliminde, mutfaklara ve sanayide KDV oranı %18 iken otogaz istasyonları tarafından tesliminde %40 KDV oranı uygulanmıştır. Bakanlar Kurulunun bu kararı, dava konusu yapılmış, Danıştay Yedinci Dairesi tarafından verilen iptal kararı Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 31.01.2003 tarih ve E:2002/294, K: 200327 sayılı kararı ile benimsenmiştir (http//www.daniştay.gov.tr/kerisim/container.jsp). Danıştay uyuşmazlığı bir ürünün perakende aşamasında farklı oran belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kuruluna tanınan yetkinin yasaya uygun kullanıp kullanmadığı yönünden ele alarak çözmüştür. Danıştay kararında geçen (LPG) otogaz istasyonlarının yerini incelenen Bakanlar Kurulu kararında “gerçek usulde katma değer vergisi mükellefi olmayanlar” almıştır.

Bakanlar Kurulu’nun normlar hiyerarşisine aykırı bu kararı eşitsiz rekabet yaratır niteliktedir. Üstelik ayrımcılık zayıftan değil, güçlüden yana yapılmıştır. Maliye Bakanlığının bir Özelgesine konu olan 1072 sayısı bile Kararın olumsuz etkilediği kesimin büyüklüğünü göstermeye yeterli. Oran farklılığının getirdiği yük hem maliyetlere hem de satışlara yansıyacağı açık. Karardan olumsuz etkilenen bu kesimin acılı halini anlatmaya herhalde gerek yok. Otomotiv, beyaz eşya ve konut sektöründe KDV oranlarında indirimi konusunda bir çalışmanın olduğunu Hükümet yetkilileri açıkladı. Bu tedbirlerin ne ölçüde etkili olacağı şüpheli. Ancak taze sebze ve meyvenin KDV oranlarındaki mevcut eşitsizliğin vatandaşın gıda güvenliğini ilgilendirdiği de düşünüldüğünde giderilmesinin etkili ve yararlı olacağından şüphe yoktur.

(Dünya Gazetesi | 21.03.2009)

GÜNDEM