BASINDAN YAZILAR
Gelir Vergisi ve beyan esası / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Gelir Vergisi ve beyan esası / Veysi Seviğ

Gelir Vergisi Yasası'nın birinci maddesi gereği olarak "Gerçek kişilerin gelirleri Gelir Vergisi'ne tabidir. Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır."
Aynı yasanın ikinci maddesinde gelire giren kazanç ve iratlar sayılmak suretiyle yedi ana başlık halinde belirtilmiş bulunmaktadır. Genel ilke olarak bu gelirlerin gerçek ve safi tutarları esas alınmak suretiyle bir beyanname üzerinde toplanarak beyan edilmesi gerekmektedir. Ancak zaman içinde sözü edilen yasada yapılan değişikliklerle gelirlerin beyanname üzerinde safi tutarları üzerinden beyanı ilkesinden sapılmış, bu bağlamda safi gelir üzerinden Gelir Vergisi alınması ilkesinden farklı, gelir gruplarına göre kendisine özgü beyan edilecek kısım belirlenmesine yönelinmiş, Gelir Vergisi tevkifat (stopaj) vergisi haline dönüştürülmüştür.
Sözü edilen yasanın 85'inci maddesi uyarınca mükellefler bir takvim yılı içinde elde ettikleri beyana tabi gelirlerini yıllık beyanname ile bildirmekle yükümlüdürler. Dolayısıyla Gelir Vergisi Yasası'nın ikinci maddesinde yer alan gelir unsurlarının bir beyanname üzerinde toplanması gerekmektedir. Ancak yasal düzenleme gereği "Tacirlerle çiftçiler ve serbest meslek erbabı, ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerden kazanç temin etmemiş olsalar bile yıllık beyanname vermek" zorundadırlar. Bu koşul şirketlerin faaliyet ve tasfiye dönemlerini de kapsayacak şekilde kolektif şirket ortakları ile komanditerler hakkında da geçerlidir.
Diğer yandan yabancı ülkelerde elde edilen kazanç ve iratlar;
* Mükelleflerin bunları Türkiye'deki hesaplarına intikal ettirdiği,
* Türkiye'de hesaplara intikal ettirmemesinin mükellefin iradesi dışındaki nedenlerden ileri geldiği kanıtlandığı hallerde mükellefin bunlara tasarruf edebildiği yılda,
elde edilmiş sayılmaktadır.
Gelir Vergisi Yasası'nın 86'ncı maddesinde, yıl içinde elde edilen gelirlerin bir beyanname üzerinde toplanmasını gerektirmeyen haller sayılmış bulunmaktadır. Konuya ilişkin yasa hükmüne göre bu maddede sayılan gelirler için yıllık beyanname verilmez, diğer gelirler için beyanname verilmesi halinde dahi söz edilen gelirler beyannameye dahil edilmez.
* Tam mükellefiyette; gerçek usulde vergilendirilmeyen zirai kazançlar, bireysel emeklilik sisteminden çıkış halinde yapılan geri ödemeler ile kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısımları,
* Tam mükellefiyette tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretler,
Birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerin toplamı, sözü edilen yasanın 103'üncü maddesinde yazılı tarifenin, ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş kazançları da beyana tabi değildir. Bu bağlamda Gelir Vergisi Yasası'nın 103'üncü maddesinde yer alan tarifenin ikinci gelir diliminde 2008 yılı için yer alan miktar 19.800 TL, 2009 yılı için bu miktar 22.000 TL'dir.
* Yukarıda belirtilen gelirler hariç olmak üzere 2008 yılında 19.800 TL'yi, 2009 yılında ise 22.000 TL'yi aşmaması koşulu ile tam mükelleflerin Türkiye'de tevkifata (stopaja) tabi tutulmuş olan; birden fazla işverenden elde edilen ücretlerle menkul sermaye iratları ve gayrimenkul sermaye iratları,
* Bir takvim yılı içinde tam mükelleflerce elde edilen ve toplamı 2008 yılında 960 TL'yi, 2009 yılında ise 1.070 TL'yi aşmayan, tevkifata ve istisna uygulamasına konu olmayan menkul ve gayrimenkul sermaye iratları,
* Dar mükellefiyette, tamamı Türkiye'de tevkif (kesinti-stopaj) suretiyle vergilendirilmiş olan ücretler, serbest meslek kazançları, menkul sermaye ve gayrimenkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratlar, yasal düzenleme gereği yıllık beyanname ile beyan edilmemektedir.
Diğer yandan yukarıda sayılanlar dışında kalan ve beyannameye dahil edilmesi gereken kazanç ve iratların safi tutarlarının belirlenmesi, her gelir grubu için ayrı ayrı yapılmakta olup, bu gelir gruplarının safi tutarlarının belirlenmesinde var olan farklılıklar, beyan edilecek gelirin safi tutarlarını etkilemektedir.
Bazı gelir grupları için beyan dışı bırakılması öngörülen miktarlar (istisnalar) anayasanın mali güç ilkesi ile örtüşmediği gibi, gelir bölüşümünü de olumsuz etkilemektedir. Özellikle menkul sermaye iratları ile ilgili düzenlemeler bu bağlamda önem arz etmektedir.
Ülkemizde beyan üzerinden alınan Gelir Vergisi her geçen yıl azalmakta, buna karşın stopaj yoluyla alınan Gelir Vergisi miktarında belli bir artış gözlenmektedir.
25 Mart 2009 çarşamba günü mesai saati bitimine kadar, 2008 yılında elde edilen ve beyan edilmesi gereken gelirler için Gelir Vergisi beyannamelerinin verilmesi gerekmektedir. Verilen beyannamelerin değerlendirilmesi ve yorumlanması ancak konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı tarafından yapılacak açıklamadan sonra olacaktır.

(Referans Gazetesi | 13.03.2009)

GÜNDEM