BASINDAN YAZILAR
Çekler artık tarihinden önce bozdurulamayacak / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Çekler artık tarihinden önce bozdurulamayacak / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz

Ticari hayatta küresel krizin etkilerini azaltmak amacıyla 28 Şubat'tan geçerli olmak üzere 31 Aralık tarihine kadar üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için bankaya ibrazı geçersiz sayılıyor.

SORU: Türk Ticaret Kanunu'nun 707. maddesine göre "Çek, görüldüğünde ödenir." Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. Şimdi Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanunda eklenen geçici 2. maddeye göre 31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için bankaya ibrazı geçersizdir.
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunla yapılan bu ekleme ile Türk Ticaret Kanunu'nun 707. maddesi bir yıllığına askıya alınmış olmuyor mu?

YANIT: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki 5838 sayılı Yasa'nın genel gerekçesinde ifade edildiği üzere söz konusu yasa dünyada yaşanmakta olan küresel krizin ülkemiz ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisini azaltabilmek için hazırlanmış ve yürürlüğe konulmuştur.
Bu bağlamda dolaşımda bulunan ileri tarihli keşide edilmiş olan çeklerin üzerinde yazılı bulunan vadelerinden önce tahsilini durdurabilmek için "Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Yasaya geçici 2. madde eklenmiş bulunmaktadır. Bu madde ile; belirli bir süreyle çekin üzerinde yazılı keşide tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersiz kabul edilerek ekonomik sıkıntılara çeklerin zamanında ödenmemesi sonucunda ticari hayatta karşılaşılan sorunlara ve mağduriyetlere çözüm üretilmesi amaçlanmıştır.
Buna göre 28 Şubat 2009 tarihinden geçerli olmak üzere 31.12.2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.
Bu hüküm gereği olarak çek üzerinde yazılı olan ibraz tarihinden önce bundan böyle çeklerin bankaya ibraz edilmesi halinde, söz konusu çek bedeli talep sahibine keşide tarihine kadar ödenmeyecektir. Dolayısıyla böyle bir durumda Türk Ticaret Yasası'nın 707. maddesi hükmü, yapılan yeni düzenleme gereği 31.12.2009 tarihine de dahil olmak üzere uygulanmayacaktır.
Bu madde ile birlikte ülkemizde bir süredir şikayet konusu olan vadeli çeklerin vadesinden önce tahsili de engellenmiş bulunmaktadır.

FAİZ GELİRİ İÇİN ÖDENECEK VERGİ MİKTARI
SORU: 2008 yılında sahibi bulunduğum devlet tahvilleri karşılığı 120.000 TL faiz geliri elde ettim. Söz konusu tahvillerin ihraç tarihi 2005 yılı içindedir. Ayrıca ikametgah olarak kiralamış bulunduğum dairemden de 48.000 TL kira geliri elde etmiş bulunuyorum.
Benim tahvil faizlerimden ne kadar vergiye tabi değildir, ayrıca ödeyeceğim verginin miktarını şimdiden öğrenebilir miyim?

YANIT: Yasal düzenleme gereği 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilen her nevi tahvil ve hazine bonosu ile bu tarihten önce iktisap edilmiş menkul kıymetlerden elde edilen faiz gelirleri 2009 yılı mart ayında beyan edilirken öncelikle enflasyondan arındırılacaktır. Enflasyondan arındırma rakamı Gelir Vergisi Yasası'nın yürürlükten kaldırılmış bulunan 76. maddesi uyarınca belirlenmekte olup, bu oran her yıl Maliye Bakanlığı tarafından açıklanmaktadır. 2008 yılında elde edilen bu tür gelirler için indirim oranı 64.9 olarak belirlenmiş olup, 270 seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğ ile açıklanmıştır.
Bu bilgiler ışığında 2008 yılında elde etmiş bulunduğunuz devlet tahvili faizinin yüzde 64,9'u enflasyon payı olarak hesaplanacak olup bu miktar (120.000 x 0.649 =) 77.880 TL'dir. Bu miktarın elde etmiş bulunduğunuz 120.000 TL faiz gelirinden indirilmesi ile sizin beyana tabi faiz geliriniz (120.000 77.880 =) 42.120 TL olarak hesaplanmaktadır. Bu miktarın 19.800 TL'yi aşması nedeniyle beyan etmeniz gerekecektir.
Diğer yandan 2008 yılında elde etmiş bulunduğunuz konut kira geliriniz için götürü gider esasını kabul etmeniz nedeniyle bu miktarın yüzde 25'i olan (48.000 x 0.25 =) 12.000 TL olup bu miktarı brüt kira gelirinizden düşmeniz gerekmektedir. Buna göre beyana tabi gayrimenkul sermaye iradınız (48.000- 12.000= ) 36.000 TL'dir.
Bu hesaplamalara göre 2008 yılında beyana tabi geliriniz toplamı (42.120 + 36.000 =) 78.120 TL'dir.
2008 yılı için geçerli olan gelir vergisi oranlarına göre sizin ödeyeceğiniz gelir vergisi miktarı 21.990 TL'dir. Bu hesaplama uyarınca söz konusu verginin yarısını (21.990/ 2 =) 10.995 TL'sini mart ayı sonuna kadar, diğer yarısı olan 10.995 TL'yi de temmuz ayı sonuna kadar ödememiz gerekmektedir.
Gelir Vergisi Beyannamesi ise 25 Mart Çarşamba günü mesai saati bitimine kadar ilgili vergi dairesine verilecektir.

MÜTEAHHİTLERE HAK EDİŞLERİN ÖDENMESİ
SORU: Yıllara sari inşaat işi yapmaktayız. Bize verilen projeye uygun olarak inşaatı tamamladık. Son hak edişimizi idareye verdik. Son hak ediş idare tarafından geçtiğimiz ay sonunda 31.12.2008 tarihi itibariyle imzaladı. İdare bizden geçen hafta ödeme yapmak için 31.12.2008 tarihli fatura istedi. Biz bu durum karşısında itiraz ettik. Ancak idare bu durumda bize istihkakımızı ödemeyeceğini bildirdi.
Bu durumda bizim yapmamız gereken nedir? Geçmişe yönelik fatura düzenleyebilir miyiz?

YANIT: Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde hak edişler tasdik edilene kadar üzerlerinde yapılması muhtemel düzeltmeler nedeniyle kesinlik kazanmamaktadır. Bu nedenle uygulamada hak edişlerin kesinleşmesi ile birlikte kesinleşen miktar üzerinden fatura düzenlenmektedir.
İdarenin 31.12.2008 tarihi itibariyle sizden fatura istemesi hukuki açıdan doğru ve kabul edilebilir bir istem değildir. Gerçekte sorunuzun içeriğinden de anlaşılacağı üzere idareye istihkak (hak edişi) veriş tarihinizin 2008 yılının kasım ayı içerisindedir. Bu durumda idare istihkakı gecikmiş olarak onaylanmaktadır.
Söz konusu istihkak için faturayı 31.12.2008 tarihi itibariyle düzenlemeniz halinde, fatura üzerinde göstereceğiniz katma değer vergisini de indirim konusu yapmanız zorlaşacaktır.
Bize göre idarenin sizden 31.12.2008 tarihi itibariyle yapmış olduğu istemi yazılı talep etmeniz, almış olduğunuz bu yazıyı Vergi Dairesi Başkanlığına ileterek görüş isteyip, bu görüş doğrultusunda hareket etmeniz gerekmektedir.
Diğer yandan konuyu sizden 31.12.2008 tarihli fatura isteyen kuruluşla yazışmaya girmeden önce de özet halinde ve yazılı olarak bulunduğunuz il Vergi Dairesi Başkanlığına bildirerek görüş istemek suretiyle alacağız yanıtı iş ilişkisinde bulunduğunuz idareye ileterek de çözüm arayabilirsiniz.


YARGI KARARLARINDA

GAYRİMENKUL SERMAYE İRADI
Danıştay 4.Dairesi E.1999/6077 K.2000/2632 T.8.6.2000
Davacı adına, 1994 yılında kira geliri elde ettiği halde beyan etmediği ileri sürülerek tarhiyat yapılmışsa da; Davacının 1992 yılı için 7 adet işyerinden kira geliri elde ettiğini beyan etmiş ancak ilgili yılda kira geliri olmadığını iddia etmesi karşısında, davacının ilgili yılda işyerlerinin kirada olduğu ve bu işyerlerinden kira geliri elde ettiği yolunda yapılmış bir tespit bulunmadan, sadece 1992 yılında kira geliri elde edilen işyerlerinin ilgili yılda da kirada olduğu ve kira geliri elde edildiği varsayımıyla tarhiyat yapılamaz. GVK'nun 70. maddesine göre gayrimenkul sermaye iradının beyanı için elde etmenin şart olması, söz konusu işyerlerinin mülkiyetinin ilgili yılda davacıda olmasının mutlaka bu işyerlerinden kira geliri elde ediliyor olduğu sonucunu doğurmaması ve davalı idarece 7.12.1998 günü yapılan tespitte de davacının ilgili yıllarda söz konusu işyerlerinden kira geliri elde etmediğinin saptanmış olması sebepleriyle, somut tespit yapılmadan varsayıma dayalı olarak yapılan tarhiyatta isabet yoktur.

Danıştay 4. Dairesi E.1999/221 K.1999/4189 T.22.11.1999
Davacının ortağı olduğu şirketin kullanımına bedelsiz olarak bıraktığı gayrimenkulden dolayı emsal kira bedeli esasına göre gayrimenkul sermaye iradı beyanında bulunmadığı ileri sürülerek cezalı tarhiyat yapılmışsa da; GVK'nun 70. maddesine göre vergilendirmede "elde etme" esasının kabul edilmesi karşısında, davacının ortağı olduğu şirketin kullanımına bıraktığı gayrimenkulden kira geliri elde etmediği açık olup, vergiyi doğuran olay vuku bulmadığından, gayrimenkul sermaye iradı mükellefiyetinin söz konusu olamayacak olması ve şirketin kullanımına bırakılan gayrimenkul için kira ödemesinde bulunulması halinde, bu ödemeden tevkifat yaparak muhtasar beyanname ile bildirme yükümlülüğü şirkete ait olacağı gibi şirket adına anılan gayrimenkul ile ilgili kira ödemelerinden dolayı kesilen vergilere ilişkin muhtasar beyannamenin verilmediği belirtilerek yapılan tarhiyatın, kira ödemelerinde bulunulduğunun saptanmadığı gerekçesiyle kaldırılmış olmasının ve şirketin kira ödemesine ilişkin herhangi bir gider kaydının bulunmamasının davacının gayrimenkul sermaye iradı elde etmediğini göstermesi sebepleriyle, davacı adına yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay 9. Dairesi E.1998/528 K.1998/5052 T.22.12.1998
Aracını kiraya vererek nakliyecilik faaliyetinden dolayı işini terk eden yükümlü adına ilgili döneme ait KDV Beyannamesini vermediğinden bahisle cezalı KDV tarhiyatı yapılmışsa da; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. mad. her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu, 70/8. maddesinde her türlü motorlu araçların kiraya verilmesinden elde edilen iratların gayrimenkul sermaye iradı sayıldığı, ancak kiraya verilen motorlu araçların ticari işletmeye dahil bulunması halinde, bunların iratlarının ticari kazancın tespitine ilişkin hükümlere göre hesaplanacağı belirtilmiş olup, nakliyecilik faaliyetinde bulunan yükümlünün vergi dairesine kamyonunu nakliye firmasına kiraya verdiği ve ticari faaliyetine son vermek suretiyle işini terk ettiğini bildirdiğinin anlaşıldığı olayda, buna göre yükümlünün nakliye firmasına kiraya verdiği aracında şoför olarak çalışmasının işin terk edilmediği ya da ticari faaliyetin devam ettiği şeklinde düşünülemeyecek olması sebebiyle, davacı adına yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.


ÖZELGELERDE

GELİRİN YILLIK BEYANI
1. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 9.5.2007 tarih ve 2145 sayılı özelgesi;
"GVK'nın 86. maddesi ve 16 seri no'lu GVK Genel Tebliğ açıklamaları gereğince, tam mükellef gerçek kişilerin tevkif yoluyla vergilendirilmiş, tek işverenden almış oldukları ücretler için gelir vergisi beyannamesi verilmez. Bununla beraber, birden fazla işverenden ücret elde edilmesi halinde, birden sonraki işverenden alınan ücretlerin toplamının GVK'nın 103. maddesinde belirtilen gelir vergisi tarifesinin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı aşması halinde birinci işverenden alınan da dâhil olmak üzere ücret gelirinin tamamının beyanı gerekir."

2. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20.6.2008 tarih ve 13645 sayılı özelgesi;
"GVK'nın 89/2. maddesinde, beyan edilen gelirin % 10'unu aşmayan,, Türkiye'de yapılan ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınan belgelerle tevsik edilen, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm gereğince, çocuğunuzun evden okula gidiş gelişi için servis şirketine ödenen paraların eğitim harcaması olarak kabul edilip beyan edeceğiniz gelirin %10 luk kısmını aşmamak ve belgelendirmek (gelir ve kurumlar vergisine tabi gerçek ve tüzel kişilerden alınan belgelerin olması) şartıyla yıllık beyanname ile bildireceğiniz gelirden indirmeniz olanaklıdır."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20.3.2008 tarih ve 4964 sayılı özelgesi;
"1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu'nun 49/3. maddesinde, kanun kapsamında belirtilen kesenek ve primlerin tümünün, yıl içinde ödenmek kaydıyla vergi uygulamasında gider olarak gösterilebileceği düzenlenmiştir. 110 seri no'lu GVK Genel Tebliğinde konuya ilişkin olarak; bu hükme atıfla, ödenen giriş keseneği ve primlerin, teşebbüs sahipleri tarafından hesaplara gider olarak yazılması gerekmekte ise de, söz konusu Bağ-Kur giriş keseneği ve primlerinin doğrudan doğruya kayıtlara gider olarak intikal ettirilmesi halinde, özellikle ortaklıklarda, her bir ortağın ortaklıktaki kâr payının her zaman eşit olmayacağı; ödenecek giriş keseneği ve primlerin seçilen aylık gelir basamağına göre değişebileceği ve bu nedenlerle de safi ticari kazancın tespitinde bazı güçlükler ve sakıncalar doğabileceği ifade edilmiştir. Bu sebeple, Tebliğ'de söz konusu ödemelerin indirimleri konusunda kazanç türleri itibariyle ayrı ayrı açıklamalarda bulunulmuştur. Bu açıklamalara göre, kira gelirinin dışında limited şirket ortağı olan ve iki şirketten Yönetim Kurulu üyesi olarak ücret geliri elde eden mükellefin, 2007 yılı içinde ödemiş olduğu Bağ-Kur primlerini yıllık gelir vergisi beyannamesinde sadece serbest meslek kazancından veya ticari kazançtan indirmesi mümkündür. Bu ödemelerin gayrimenkul sermaye iradı ve ücret gelirleri için verilecek yıllık beyannamede indirim konusu yapılması mümkün değildir."

4. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 14.3.2008 tarih ve 4476 sayılı özelgesi;
"GVK'nın 89. maddesinde geçen beyan edilecek gelir ifadesinden, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları toplamından önceki tutarın (yıllık gelir vergisi beyannamesinin 26 numaralı sütunu olan kâr sütununun) anlaşılması ve söz konusu maddenin 2. fıkrası uyarınca indirim konusu yapılacak eğitim ve sağlık harcamaları tutarının da bu tutarın %10'unu aşmayacak şekilde dikkate alınması gerekmektedir. Söz konusu %10 sınırının tespitinde asgarî ücretin yıllık tutarını aşmaması gibi bir şartta aranılmamaktadır."

5. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 17.9.2008 tarih ve 7748 sayılı özelgesi;
"GVK'nın 89/2. maddesinde yer alan indirim mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ait eğitim ve sağlık giderlerini kapsamaktadır. Vasilik görevi ise Türk Medeni Kanunun 403, 448 ve 454. maddelerinde, vesayet altındaki küçüğü ve onun sahip olduğu malvarlığı ile ilgili menfaatleri korumak, bütün kişisel işlerinde ona yardım etmek ve hukukî işlemlerde de onu temsil etmek olarak tanımlanmıştır. Bu sebeple serbest meslek erbabının, vasisi olduğu torununa ait eğitim ve sağlık giderleri için Gelir Vergisi Kanunu'nun 89/2'nci maddesinde yer alan indirimden yararlanması mümkün değildir."

(Referans Gazetesi | 11.03.2009)

GÜNDEM