BASINDAN YAZILAR
Sanayi üretimi hızla gerilerken... / Deniz Gökçe - MuhasebeTR

Sanayi üretimi hızla gerilerken... / Deniz Gökçe

2 Nisan'daki G-20 toplantısına hazırlık yapmak için Basel'de BIS'te toplanan çeşitli ülkelerin Merkez Bankası Başkanları ve Maliye Bakanları'nın önemli bir kısmı olumlu konuşurken, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet de WSJ'e verdiği beyanatta 'Yeniden düzelmenin başlayacağı ana, trendlerde tersine dönüşün başlanacağı yere yakın olduğumuz konusunda işaretler var, yüksek dozda kamu harcaması, daha düşük faiz hadleri ve daha ucuz enerji fiyatları dünyanın yeniden büyümeye başlamasının olasılığını arttırıyor, yani iyi sinyaller var!' dedi. Daha önce son derece kötümser beyanatlar veren Trichet uzun zaman sonra ilk defa pozitif konuştu, yan taraftan ise 'Dr.Doom' Roubini gene felaket senaryoları aktarıyordu.
Trichet dünya borsalarındaki rekor düşüşlerin kötümserlikten kaynaklandığını ve hükümetlerin hiç bir kurumu yalnız bırakmamaya ve çöküşe izin vermemeye tamamen kararlı olduklarını belirtti. Pazartesi günü Avrupa Merkez Bankası verilerinde hane halkı ve şirketlerin aldığı kredilerin faizlerinin düştüğü ortaya çıkmıştı. İngiltere Merkez Bankası da geçen hafta faizlerini 0.5 düzeyine indirmiş ve 105 milyar doları aşan bir kredi sistemine destek paketini gündeme getirmişti.
Çin Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Yi Gang da Çin'in aldığı destek önlemlerinin büyük ölçüde başarılı olduğunu ve Çin ekonomisini pozitif etkilemeye başladığını belirtti. Ancak borsalar ve para piyasaları dünyanın hemen her köşesinde gerilimli. Nitekim Londra'da interbank piyasası üç aylık libor faizi eylül ayındaki zirve değeri 4.82 düzeyinden sürekli düşmüş iken on gündür yeniden hafifçe yükselmiş bulunuyor. Faiz bu pazartesi günü % 1.31 düzeyine yükselmişti. Ülkemizdeki kur hareketleri de fiziki bir döviz sorunundan değil bu 'ithal malı kötümser beklentilerden' kaynaklanıyor. Türkiye Merkez Bankası'nın dövize müdahale açıklaması içerideki döviz ve kur gerilimini önemli ölçüde değiştirecektir diye düşünüyoruz, nitekim ilk gün derhal kur aşağıya geldi.
Hem ABD hem de Avrupa ve Asya'nın gelişmiş ülkeleri ihracatta ve sanayi üretiminde dev daralmalar sonucu 2008 yılının son çeyreğinde ve 2009 yılının ilk çeyreğinde büyük durgunluk ve dev GSYİH düşüşü yaşamaktalar. Türkiye de dışa açık bir ülke olarak oralarda yaşanan durgunluğun yarattığı dış talep daralmasını 2008 son çeyreği ve 2009 ilk çeyreğinde şiddetli şekilde yaşamak zorunda ve yaşıyor. Sonuçta üretim, istihdam ve ihracat daralıyor.
Ülkemizde 2008'in ikinci yarısından sonra başlayan ve giderek olumsuzlaşan  gidişat 2009'da da devam ediyor. Ocak ayında kapasite kullanım oranları özel sektörde 16 puan, kamu sektöründe 20 puan düşmüştü. İhracat da dolar bazında yüzde 26 oranında azalmıştı. Hem kapasite kullanım oranları hem de ihracatın bir önceki yılın aynı ayına göre değişimi, şu ana kadar görülen en düşük oranlara işaret ediyor. Bu durumda sanayi üretimi ocak ayında rekor bir şekilde ve pek sürpriz olmayan bir boyutta, yüzde 21.3 oranında azaldı. 2001 krizi sırasında sanayi üretimindeki düşüş yüzde 13-14 seviyelerinde idi. Ancak 2001 krizi sırasında dünya ekonomisinde bugünküne benzer küresel bir daralma yaşanmamıştı. Bu nedenle ihracata yönelik sektörler 2001 krizini fırsata çevirmekte zorluk çekmemişlerdi. Şimdi ise dış alem paramparça, dış talep yok ve bu nedenle Türkiye'nin bugünkü şartlarda bu krizden ağır şekilde etkilenmesi normal. Zaten ülke içi de 2007 yılından beri seçim ve siyasi kaos içinde. Bu nedenle iç talep de yerlerde sürünüyor. Sürekli  dile getirdiğimiz gibi özellikle Avrupa ekonomisindeki yavaşlama doğal olarak ihracatımızı olumsuz etkiledi. Bunun sonucunda ihracat son üç ayda (Kasım 2008-Ocak 2009) dolar bazında yüzde 20'nin üzerinde azalmış durumda. İhracatın bu kadar keskin düşmesinin gerisinde küresel fiyatlardaki düşüşün de etkisi var. Fiyat etkisini çıkartıp TÜİK tarafından yayınlanan ihracat miktar endeksine baktığımızda kasım ayında yüzde 10, aralık ayında ise yüzde 12.3 oranlarında azalma olduğunu görüyoruz. Dolar bazında ihracatta azalma ise kasım ayında yüzde 17, aralık ayında yüzde 21 ve Ocak ayında yüzde 26 oranlarında idi. Endeksin ocak ayına ilişkin seviyesi ise henüz açıklanmadı.
2001 krizinde iç talep keskin bir şekilde düşerken dış talep sayesinde sanayi sektöründe çarklar işlemeye devam etmişti. Şimdi ise asıl yoğun etki dış talep daralması tarafından geliyor. Bu nedenle iç talepteki muhtemel bir toparlanmanın sanayi sektörüne hemen çare olması pek mümkün değil. Tam anlamıyla bir toparlanma için ABD'den başlayan ve Avrupa ekonomilerine yayılan bir  toparlanmanın işaretini görmemiz gerekecek.
Diğer yandan sanayi üretiminin ocak ayında rekor seviyede azalmasının gerisinde küçük de olsa mevsimsel ve çalışılan iş günü sayısı gibi faktörler var. 2008 Ocak ayında 22 iş günü varken, bu yıl toplam iş günü sayısı 21 idi. Bu bir günlük değişim sonucunda doğal olarak sanayi üretimi de azalıyor. Endeksi mevsimsel dalgalanmalara ve aylık iş günü sayısına göre düzelttiğimizde Aralık ayındaki yüzde 17.8'lik daralmanın ardından düzeltilmiş sanayi üretiminin ocak ayında yüzde 17.5 oranında azaldığını görüyoruz. Aylık bazda da değişim eksi yüzde 1.6'dan eksi yüzde 1.4'e yükselmiş durumda. Bu verilerden hareketle, rekor seviyedeki düşüşe rağmen, aslında ocak ayındaki sanayi üretiminin aralık ayından daha kötü olmadığını söylemek mümkün. Ancak yukarı yönlü tersine dönüş için henüz erken.

(Akşam Gazetesi | 11.03.2009)

GÜNDEM