BASINDAN YAZILAR
Kurtarmaların nedeni ne? / Deniz Gökçe - MuhasebeTR

Kurtarmaların nedeni ne? / Deniz Gökçe

Bugün yaşadığımız dünya çapındaki kriz, finans kesiminden çıktı ve gene dünya çapında reel üretim sektörü problemi haline geldi. Krizin ortadan kaldırılması için banka ve finans kesimi genelindeki sorunların ortadan kaldırılması gerek. Diğer taraftan reel kesimde kamunun harcama ve destek paketleri organize etmesi gerek. Her halde de ülkelerin korumacılığa tevessül etmemesi gerek.
Önümüzdeki günlerde bu konuları detaylı şekilde tartışacağız. Bugün ise banka konusundan başlayacağız.
Türk toplumunun geneli, bankacılık konusunu hiçbir zaman anlamadı. Bu aslında tüm dünyada da yaygın olan bir durumdur. Ancak bankacılık sistemini anlamadığınız zaman bankaları kurtarma çabasının nedenini ve önemini de anlamazsınız!
Banka bilançosunun aktifinde nakit varlıklar dışında, bankaya kar sağlayacak yatırımlar vardır. Kredi, sabit varlıklar, gayri nakdi krediler, iştirakler, hisse senetleri ve kamu kağıdı gibi menkul bulunur. Bu varlıkların getirileri, bankanın gelir-gider tablosuna gelir kazandıran varlıklardır. Banka bu getirileri maksimize etmek zorundadır. Ama bu maksimizasyon ortamında, rekabetin mevcudiyeti aşırılıkları önleyecek faktördür.
Banka bilançosunun pasifinde ise vatandaşların mevduatları ve bankanın kendi dışındaki birimlerden (ülke içinden ve ülke dışından) alınan krediler bulunur. Buna ek olarak bankanın sahibi olan kişi ve kurumların yatırmış olduğu fonlardan ve çalışma süresi içinde dağıtılmayan karlardan ve değer artışlarından oluşan öz varlık bulunur.
Öz varlığı özetle patronun parası olarak düşünelim. Bu toplam bilançonun yüzde onu kadardır. Buna karşılık vatandaşların ve şirketlerin mevduatları ve kredi olarak sağlanan kaynaklar bilançonun yüzde 90 kadarını oluşturur. Yani banka çoklukla başkasının parasını başkalarına aktaran bir aracı kuruluştur. Banka batarsa, bu aktifindeki kar beklenen varlıkların ziyan etmesinden (mevduata ödenen faiz giderinden daha az çeşitli gelir kazanmasından) veya düpedüz sahtekarlıktan olabilir. Sahtekarlık da yöneticilerin bilerek risk almaları veya banka sahibinin fonları kendisine aktarmasından olabilir. Bu nedenle bankacıkta çeşitli denetleme ve düzenleme fonksiyonları vardır. Ancak büyük kriz ortamlarında faiz çok yükselirse veya kurlar patlarsa veya varlık değerleri düşerse, bankaların felakete düşmesi ve müşterilerin tasarruflarının karşılığı olarak duran varlıkların değer kaybederek ortadan yok olması engellenemez.
Bu nedenle bir kere daha vurgulayalım. Bankaların kurtarılması küçük tasarruflarını bankaya güvenerek aktarmış olan milyonlarca günahsız tasarrufçunun kurtarılması için gereklidir.
Türkiye 1994 ve 2001 krizlerinde batan veya çok zorlanan bankaları iki şekilde kurtardı. Birincisi, kamu bankalarının içindeki görev zararı denen kalemleri uzun vadeli Hazine kağıdı vererek ortadan kaldırdı.Yani, devlet borcunu kabul etti, ödedi. Özel bankalarda döviz pozisyon açığından doğan riskleri de, devlet TL cinsi Hazine kağıtlarını alıp yerine döviz cinsi kağıt vererek yani kur riskini kendi üzerine alarak kapattı. Tabii bu arada BDDK ve TMSF birçok yükün altına girdiği gibi, bir çok denetim ve gözetim kanunu değişikliği yapıldı. IMF tarafından sağlanan 40 milyar doları aşan kredi de bu sorunların kısa vadede finansmanını sağladı. 2001 sonrasında atılan bu adımların sonucunda, Türkiye'nin, Kanada ile birlikte bu global krizde en az sorun yaşayan banka sistemine sahip olduğunu bir, iki gün evvel yazmıştım.
Dünya düzelmeye başlayacaksa ABD'den başlayan düzelme yayılmak zorunda. Bu nedenle ABD bankacılık ve finans sistemindeki sorunların ortadan kaldırılması gerek. Sahtekarlık yapan banka yöneticilerin ve kuralları uygulamayan kamu denetim kurumu yöneticilerinin peşine, hukuken düşülecek. Ama kredi sisteminin yeniden çalışmaya başlaması için bunlar yetmez.
Bu nedenle ABD'de (diğer ülkelerde de) devletin bankalara sermaye koyması, veya bankaların tamamen devletleştirilip ıslah edildikten sonra geri özel tarafa satılması veya batanı batmaya bırakıp, mevduat sigortasından tasarruf sahiplerine ödeme yapıp, kalan sağlar bizimdir demek ve sonra devletin sermaye iştiraki gibi yollarla işe sıfırdan başlayan yeni bankalar kurdurup, bunların hızla kredi vermesini ve bütün bunları yapabilmek için banka mali tablolarına stres testi denen incelemelerin uygulamasını sağlamak gibi yollara gidilmek zorunda. ABD'de son zamanda görülen ve Avrupa'da da yakında görülecek olan bankacılık sorunlarının arkasındaki olgu bu. Bu işler de acilen yapılmak zorunda!
Unutmayalım diye bir kere daha altını çiziyorum. Banka patronu veya yöneticileri kurtarılmıyor. Bankaya fon yatıranlar kurtarılıyor.

(Akşam Gazetesi | 26.02.2009)

GÜNDEM