BASINDAN YAZILAR
Dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri / Veysi Seviğ - MuhasebeTR

Dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri / Veysi Seviğ

Kurumlar Vergisi Yasası'nın birinci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi hükmüne göre tüzelkişilikleri itibariyle dernek ve vakıflar Kurumlar Vergisi'nin konusu dışında olup, bunlara ait iktisadi işletmeler ve Kurumlar Vergisi mükellefi olarak kabul edilmiştir. Söz konusu yasanın ikinci maddesinin 5'inci bendine göre de dernek veya vakıflara ait veya bağlı olup faaliyetleri devamlı bulunan ticari, sınai ve zirai işletmeler ile benzer nitelikteki yabancı işletmeler, dernek ve vakıfların iktisadi işletmesi olarak kabul edilmektedir.

Buna göre yasal düzenleme gereği dernek ve vakıfların kendileri değil, bunlara bağlı iktisadi işletmeleri belli koşullar çerçevesinde Kurumlar Vergisi mükellefi olarak kabul edilmiştir.

Bir işletmenin;

* Dernek ve vakıflara ait veya bağlı olması,

* Ticari, sınai veya zirai faaliyet göstermesi,

* Bu faaliyetlerinin devamlılık arz etmesi,

* Söz konusu işletmelerin sermayi şirketi veya kooperatif şeklinde kurulmamış olması,

halinde Kurumlar Vergisi Yasası'nın 5/2'nci maddesi uyarınca,

* Kazanç amacına yönelik faaliyet gösterip göstermemesine,

* Tüzelkişiliği haiz olup olmamasına,

* Bağımsız muhasebelerinin bulunup bulunmamasına,

* Kendilerine tahsis edilmiş sermaye veya işyerlerinin olup olmadığına,

bakılmaksızın Kurumlar Vergisi mükellefiyetinin tesisi gerekmektedir.

Gerçekte; dernekler kazanç paylaşımı dışında belli bir sosyal amaca yönelik kurulmaktadır. Vakıflar ise belli bir mal tahsisi suretiyle resmi senetlerinde belirtilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere kurulan "hayır kuruluşları"dır.

Türk Medeni Kanunu'nun 56'ncı maddesinde yer alan tanımlamaya göre "Dernekler gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşımı dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzelkişiliğe sahip topluluklardır. Vakıflar ise aynı yasanın 101'inci maddesinde yer alan tanımlamadan da anlaşılacağı üzere "Gerçek veya tüzelkişilerin yeterli mal ve hakların belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzelkişiliğe sahip topluluklardır."

Mevcut yasal tanımlamalarla da belirlendiği üzere dernek ve vakıfların eğitim ve sağlık hizmetleri vermek üzere okul, hastane, sağlık ocağı gibi gerekli tesisleri kurarak faaliyette bulunması ve bu hizmetlerini belli bir bedel karşılığı olmaksızın yerine getirmesi halinde, bu faaliyetler dernek ve vakfa bağlı iktisadi işletme olarak nitelendirilmemektedir. (Daha fazla bilgi için bakınız "Beyanname Düzenleme Kılavuzu" 2008, HUD Yayınları Sf: 459)

Kurumlar Vergisi Yasası'nın geçici ikinci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 01.01.2008 ila 31.12.2015 tarihleri arasında uygulanmak üzere, dernek veya vakıfların elde ettikleri ve Gelir Vergisi Yasası'nın 94'üncü maddesinin (5) numaralı bendi ve geçici 67'nci maddesi kapsamında kesinti suretiyle vergilendirilmiş kazanç ve iratlar dolayısıyla iktisadi işletme oluşturmuş sayılmamaktadırlar.

Bu düzenleme ile dernek veya vakıflarla dernek ve vakıf olarak değerlendirilen kurum ve kuruluşların elde ettikleri gelirlerin sadece Gelir Vergisi Yasası'nın 94'üncü maddesinin (5) numaralı bendi ve geçici 67'nci maddesi kapsamında kesinti suretiyle vergilendirilmiş;

* Taşınmaz varlıkların kira gelirlerinden,

* Menkul kıymet alım-satım gelirlerinden,

* Menkul kıymetlerin elde tutulması ile itfasından elde edilen gelirlerden,

ibaret olması halinde, elde edilen bu gelirler dolayısıyla 01.01.2008 ile 31.12.2015 tarihleri arasında dernek ve vakıflara bağlı iktisadi işletme oluşmadığından, bu süre zarfında anılan gelirler nedeniyle dernek ve vakıflar adına Kurumlar Vergisi mükellefiyeti tesis edilmemektedir. Bu bağlamda da söz konusu vergi kesintileri dernek ve vakıflar açısından nihai vergileme niteliğinde olmaktadır.

Ancak, dernek veya vakıf bünyesinde yukarıda belirtilen gelirler dışında iktisadi işletme oluşması halinde, bu iktisadi işletmenin aktifinde kayıtlı bulunan taşınmazların kiralanması sonucunda elde edilen taşınmaz kira gelirlerinin ya da bu iktisadi işletmenin aktifinde kayıtlı bulunan menkul kıymetlerin alım-satımından elde tutulmasından veya itfasından elde edilen gelirlerin kesinti suretiyle vergilendirilmiş olup olmadığına bakılmaksızın söz konusu iktisadi işletmeye ait kazanca dahil edilerek Kurumlar Vergisi'ne tabi tutulması gerekmektedir.

Derneklerin kamuya yararlı derneklerden sayılması veya vakıflara bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınmış olması, bunlara bağlı iktisadi işletmelerin vergilendirilmesine engel teşkil etmemektedir. Yabancı dernek ve vakıfların vergilendirilmesinde de aynı ilkeler geçerli olmaktadır.

(Referans Gazetesi | 02.12.2008)

GÜNDEM