BASINDAN YAZILAR
Tezatlar ülkesi Türkiye / Doç. Dr. Hakan Üzeltürk - MuhasebeTR

Tezatlar ülkesi Türkiye / Doç. Dr. Hakan Üzeltürk

Küresel kriz geldikten sonra bugüne kadar uygulanan politikaları eleştirenler bile ekonomik kriz gelince her şey mubah demeye başladılar. Sistemde yer alan hukuk kuralları, sistemin mantığı, felsefesi tamamen göz ardı edilmeye başladı. Basında yer alan yazılarda da bunu çok sık görür olduk. İşte asıl tehlike budur. Bugüne kadar söylediğimiz yanlışlıklar, hukuka aykırılıklar sistem içerisinde düzeltilebilmesi mümkün olan ama tercih edilmeyen uygulamalardı. Bu da mevcut idarenin bu durumu sorumluluğuyla birlikte üstüne alması demekti. Ama iyi ya da kötü, var olan sistemi ekonomik kriz sebebiyle göz ardına atmak farklı bir şeydir. Bu artık hukukun bilerek uygulanmaması demektir ki Anayasa'yı bir kere ihlal etmekle eşdeğerdir. Anayasa şu anda ihlal edilmiyor mu, ediliyor; mevcut düzenlemelerde hukuka aykırılıklar yok mu, var. Ama bütün bunlar hukuki bilgi eksikliği, koordinasyonsuzluk, konunun nerelere varacağı bilgisinde zaafiyetler gibi durumlar dışında ekonomik kriz sebebiyle bilerek ihmal ediliyorsa bu durumun daha büyük problemlere de yol açacağı unutulmamalıdır.

Şu anda alınan önlemler herkesin hoşuna gidiyor olabilir. Piyasada vergi borçlarını ödemekte zorlananlar yeni tecil uygulamasıyla bir parça da olsa rahatlamış olacaklardır. Bununla birlikte tecil kapsamına ülkemizde sık olarak ikmalen ve re'sen tarhiyatlardaki ceza ve gecikme faizinin dahil olmadığını da unutmamak gerekir. Ayrıca zamanında vergisini ödeyenlerle tecil uygulamasının tarihi itibarıyla kapsam dışında kalan fakat ekonomik krize yakalananlar dikkate alınınca kriz sebebiyle hukukun önemi yok denilebilir mi?

Kriz sebebiyle gündemdeki bir başka önlem olan yurtiçi ve yurtdışı malvarlıklarının ekonomiye kazandırılmasında geniş kapsamlı af sebebiyle ortaya çıkan hukuka aykırı durumları yine krize dayanarak açıklamaya çalışmak ne kadar doğrudur? Kriz bir başka krizle aşılabilir mi?

Ülkemizde ekonomik ve mali sistem içerisindeki bunca hatalı düzenlemeler ve uygulamalar varken, vergi sisteminde yıllardır konuşulan eksiklikler ve hukuka aykırılıklar sebebiyle vergiler toplanamazken, vergi oranlarını yüksekliği ve hatalı maliye politikaları sebebiyle ekonominin aktörleri, mükellefleri zor durumda bırakılırken, yıllardır vergisini zamanında ödeyen mükellefleri kendilerini kandırılmış olarak hissetmelerine yol açan ve bu sayede gelecekte sistem dışına çıkmaya teşvik eden uygulamalar varken ve hepsinden önemlisi yıllardır sürekli her kesim kayıtdışılıktan şikâyet ederken, sanki bütün bunların sebebi ekonomik krizmiş gibi bunu bahane edip hukuka aykırı uygulamalar getirmek ve bu uygulamaları işine geldiği için doğru bulmak bir sistem için yapılabilecek en zararlı uygulamalardan birisidir.

Tarafıma ulaşan tepkilerin yoğunluğuna bakılırsa herhalde bu konuda İdare de önümüzdeki dönemlerde özellikle vergiler alanında oldukça ciddi tepkilerle karşılaşacaktır. Benden durumu değerlendirmemi isteyenler için söylenecek çok fazla şey yok. Ekonomik sıkıntı olmasa da bir ülkede vergilerin ertelenmesi, vergi afları, vergi uzlaşmaları, geçmiş dönemde ekonomi dışı kalmış veya bırakılmış varlıkların ekonomiye sokulması her zaman finansman yönünden avantaj sağladığından bu konumdaki herkesin bundan faydalanmak istemesi de doğaldır. Bu durumu hukukun üstünlüğünü savunanlarda da görebilirsiniz. Vergi gelirlerinde harcamaların sürekli artması sebebiyle artış isteyen, vergi toplamakta zorlanan ve bunda en büyük etkinin yeterince yetişmiş elemanı olmayan ve sistemde hukuki zaafiyetler olduğunu bilen bir İdare'nin ve yerel seçimler arifesinde bulunan bir ülkedeki Hükümetin bu tür uygulamalara girişmemesi de ülkemiz şartlarında oldukça iyimser bir beklenti olur. Bu durumda fatura her zaman olduğu gibi dürüst ve zamanında vergilerini ödeyen mükelleflere çıkmaktadır.

Ama hukuk gerektiğinde kolayca ihmal edilebilecek kadar hafif bir kavram değildir. Ancak bunun böyle anlaşılması hafifliktir.

(Dünya Gazetesi | 04.11.2008)

GÜNDEM