BASINDAN YAZILAR
VERGİ AFFININ tam zamanı / Ahmet Yavuz - MuhasebeTR

VERGİ AFFININ tam zamanı / Ahmet Yavuz

Amerikan konut piyasasında 2007 yılının ortalarında başlanan durgunluk ve değer kayıpları uzun süredir yatırımcıları, ilgili finans kurumlarını ve bir bütün olarak finans sektörünü tehdit ediyordu. Bu sene ise olumsuzluklar bir finansal krize dönüştü.

Eylül 2008'den itibaren kriz finansal piyasalardaki etkisini hızlandırdı. Ülkemizin de küresel sistem ile ticari ve finansal açıdan önemli ölçüde bütünleşmiş olduğundan, tüm dünyayı sarsan bu dalgalanmanın tamamıyla dışında kalması mümkün değil. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, geçtiğimiz günlerde bu krizden Afrika'daki kabilelerin bile etkileneceğini söylemişti. Ancak, devam eden küresel sıkıntıların etkilerini asgaride tutabilmek ve riskleri yönetebilmek de pekâlâ mümkün. Bu bağlamda krizin muhtemel etkilerini azaltmak maksadıyla ülkemizde yapılan çalışmalar netleşmeye başladı.

Geçen haftalarda yurtdışında bulunan veya Türkiye'de olsa bile yastık altında bekletilen mal ve varlıkların kayda alınmasının önünü açarak, bu kıymetlerin ekonomiye kazandırılmasını sağlamak için harekete geçilmişti. Bu amaçla hazırlanan kanun tasarısı Meclis'e sunuldu. Kısa sürede görüşülüp kabul edilmesi beklenen tasarıyla, gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye'ye getirilmesi ve kayıt altına geçirilmesi sağlanmak isteniyor. Ayrıca taşınmazların kayda alınması suretiyle milli ekonomiye kazandırılması, sahip olunan kıymetlerin banka ve aracı kurumlara ya da vergi dairelerine bildirilmek ve cüz'i bir oranda vergi ödenmek suretiyle kayda alınması ve yapılan bu beyanlardan hareketle inceleme ve soruşturma yapılmaması öngörülüyor. Gelir veya Kurumlar Vergisi mükelleflerinin yurtiçinde sahip oldukları varlıkları işletmelerine sermaye olarak koymaları halinde bunların dönem kazancında dikkate alınmayacağı güvencesi veriliyor.

Bu kanunun vatandaşlarımızın yurtdışındaki ve ülke içinde kayıt dışı olarak tutulan paralarını kayıt altına almada etkili olup olmayacağını zaman gösterecek. Anladığım kadarıyla hükümet bu şekilde olduğu varsayılan varlık toplamının en azından yüzde 10'unu ekonomiye dâhil etmek istiyor. Ancak başarının artırılması için önerilecek teşviklerin iyi düşünülmesi lazım. Mesela yurtdışından gelecek varlıklar için yüzde 2, yurtiçinde bulunup kayıt dışında tutulan varlıklar için yüzde 10 oranında vergi alınması ekonomiye kazandırılacak parayı doğrudan etkileyecektir. Söz konusu varlıkların ekonomiye girmesi ile kazanılacak moral, oluşacak istihdam, yapılacak üretim, doğacak KDV, ÖTV, ÖİV ve Gelir, Kurumlar Vergisi gibi birçok gelir, başta alınması düşünülen vergileri kat kat geçecektir. Bu yüzden bu paraların bankalara veya vergi dairelerine bildirilmesi esnasında alınması düşünülen vergilerin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Geçen hafta da değinmiştim, bu tasarıda vergi kelimesi bile geçmemeli. Meclis Genel Kurulu'nda görüşmeler yapılırken bu vergilerin kaldırılacağını tahmin ediyorum.

Neden tahvilden vazgeçilirken hisse senetleri satışında stopaj sıfırlanacak?

Ekonomiye sıcak para kazandırmak için atılması düşünülen diğer bir adım da tahvil ve bonoların satış kârlarından yapılan vergi tevkifatının sıfırlanması. Hisse senedi, tahvil, bono kazançları halihazırda Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesi kapsamında yüzde 10 oranında tevkifata tabi tutuluyor. Dar mükellef durumundaki yabancıların bu gelirlerinden zaten tevkifat yapılmıyor. Bu durum, imkânı olan yerlilerin dolambaçlı yollarla yabancı statüsünde tahvil, hisse senedi ve bono almalarına sebep oluyordu. Ayrıca yerli ve yabancılar arasında eşitsizlik olduğu iddia edilerek bu düzenleme ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'ne müracaat edilmişti. Maliye Bakanı da geçtiğimiz günlerde konu ile ilgili farklı açıklamalar yaptı. 'Farklı' diyorum çünkü tahvil ve bonoda yapılan vergi kesintisinin sıfıra indirileceğini açıkladı. Daha sonra bu stopajın sıfırlanmasının 600 milyon yeni lira gelir kaybına sebep olacağı ortaya çıktı. Bu sefer tahvil ve bonolardaki vergilemenin aynen devam edeceği; ancak hisse senetlerinde tevkifat oranının sıfıra indirileceği ifade edildi. Borsa'nın her geçen gün aşağılara düştüğü bugünlerde hisse senetlerinden alınan verginin sıfırlanması çok bir şey ifade etmiyor. Ayrıca hisse senetlerindeki stopaj uygulaması ancak bir yıldan daha az süreyle elde tutulan hisse senetlerinin gelirleri için geçerli. Bir yıldan daha fazla elde tutulan hisse senetlerinde stopaj yok. Dolayısıyla hisse senedinin stopajının kalkmasının reel bir anlamı bulunmuyor. Bu yüzden Sayın Bakan tahvildeki stopajdan vazgeçip hisse senetlerindeki stopajın kaldırılacağını duyurdu.

 

(Kaynak: Zaman Gazetesi | 27.10.2008)

GÜNDEM