BASINDAN YAZILAR
5 Soru - Cevap / Sezgin Özcan - MuhasebeTR

5 Soru - Cevap / Sezgin Özcan

1. 4/b (Bağ-Kur) sigortalısının sağlık hizmetinden yararlanma şartları?

Kuzenim 1988’de şirket kurup 2002’de kapattı. Sonra 2002’de ayrı bir şirket kurdu devam ediyor. Bu arada Bağ-Kur’a hiç prim yatırmamış. 1 ay önce çok ciddi bir kaza geçirdi ve şu anda beyin cerrahisi yoğun bakımda 1 aydır yatıyor ve anladığımız kadarıyla hastaneye yüklü bir para ödeyecek.
Geriye dönük Bağ-Kur primi ödenerek hastane masrafları azaltılabilir mi? Bu ödemeler emekliliği için ve bundan sonraki hastane masrafları için işe yarar mı?
Kaan Karamustafaoğlu


Kuzeninizin Bağ-Kur’a hiç prim ödemediğini belirtmişsiniz. Ancak Bağ-Kur’a kayıt ve tescili mi yapılmadı, yoksa kayıt ve tescili yapılıp da prim mi ödemedi, açık olarak belirtmemişsiniz.

Sigortalının sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesi için, acil haller hariç sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının olması ve 4/b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalının sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihte altmış günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması gerekiyor.

Kuzeniniz Bağ-Kur’a kayıt ve tescilini yaptırıp ta primlerini ödemedi ise prim borçlarını ödeyerek sağlık hizmeti alabilir.

5510 sayılı SS ve GSS Kanununa göre, 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık niteliği taşıdığı halde 1 Ekim 2008 tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülükleri 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren başlayacak. Ancak sigortalılıkları 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren başlatılanların, 1 Ekim 2008 ile 4 Ekim 2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet sürelerini altı ay içinde borçlanmaları mümkün.

Kuzeninizin Bağ-Kur’a kayıt ve tescili yapılmadı ise 1 Ekim 2008 tarihi itibariyle kayıt ve tescilini yaptırır, ancak vergi mükellefi olmadığı için bu tarih öncesine ilişkin borçlanma yapamaz. Bu durumda da sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarih itibariyle 30 gün genel sağlık sigortası primi ödememiş olacağından, sağlık hizmeti alamayacağını, ancak 30 gün prim ödedikten sonraki dönem için sağlık hizmeti almasının mümkün olabileceğini düşünüyorum.


2. Emekli olduktan sonra da yetim aylığını alabilirisiniz

Halen Emekli Sandığı’ndan emekli vefat etmiş babamdan yetim aylığı alıyorum. Evli değilim. Kendi çalışmamdan dolayı 2009 sonunda SSK’dan emekli olacağım. Yetim aylığı devam eder mi, yoksa kesilir mi?
Ayşenur Uysal


TC Emekli Sandığı Kanununa göre, yetim kız çocuklarının Emekli Sandığı’ndan yetim aylığı alabilmeleri için sadece evli ve sandık iştirakçisi olmamaları yeterli. Bu nedenle de SSK’dan emekli aylığı alan yetim kız çocukları, TC Emekli Sandığından yetim aylığı alabiliyorlar.

5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesine göre de 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 5454 sayılı Kanunun 1. maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunacak. Aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, hakkında bu 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacak.

Buna göre, evlenmediğiniz sürece SSK’dan emekli olduktan sonra da babanızdan dolayı Emekli Sandığı’ndan yetim aylığı almaya devam edebileceksiniz.


3. Şirket ortağı olan 4/a’lı sigortalıların SPEK ve prim oranları

Sizin ve diğer sosyal güvenlik uzmanlarının yazılarında şirket ortaklarının 01.10.2008 tarihinden itibaren 4/a lı olarak gösterilemeyeceğine dair bilgileri okuyorum. Kanunda da buna ilişkin açık bir düzenleme olmakla birlikte, 28.09.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğinin V. bölümünün 9. maddesinde; “9) 01.10.2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden bu Kanunun 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilir.” ifadesine yer verilmiş. Uygulamada daha önceki yasalara göre SSK'lı olarak gösterilen şirket ortaklarının 4/b kapsamına nasıl geçirilecekleri konusunda panik havası var. Yukarıdaki tebliğde belirtilen açıklamaya göre hiç bir işleme gerek kalmaksızın 01.10.2008 tarihinden önce sigortalı görünen ortakların 4/a’lı olarak bildirilmesine devam edilecek sonucuna ulaşıyorum. Bu doğru ise başka bir problem ortaya çıkıyor;
5510 sayılı Yasada şirket ortaklarının ödemesi gereken primlerin şirketinde çalışan en yüksek ücretli kişi için ödediği primden az olamayacağına, birden fazla şirkette ortak ise iş kazaları prim oranı açısından en yüksek oranlı şirketindeki oran üzerinden prim ödemesi gerektiğine dair düzenlemeler var. 01.10.2008 tarihinden önce şirketinde sigortalı görünen şirket ortağını 4/a’lı olarak göstermeye devam edersek yukarıdaki iki madde hükmünü uygulama zorunluluğu var mı?
Özgür Bora


1 Ekim 2008 tarihinden önce 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı olduğu halde, ortağı olduğu işyerinden 4/a (SSK)’ya tabi prim ödemesi olanların, bu sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalılıklarının devam ettirileceği doğru.

Diğer sorunuza gelince, şirket ortaklarının ödemesi gereken primlerin şirketinde çalışan en yüksek ücretli kişi için ödediği primden az olamayacağına ve birden fazla şirkette ortak ise iş kazaları prim oranı açısından en yüksek oranlı şirketindeki oran üzerinden prim ödemesi gerektiğine ilişkin düzenleme, 4/b kapsamında sigortalı olanlar için söz konusu. Şirket ortağı olmakla birlikte sigortalılıkları 4/a kapsamında devam edecek olanlar için böyle bir durum söz konusu değil. Bunlar hangi şirketlerine ait işyerinde sigortalı gözüküyorlar ise iş kazaları ve meslek hastalıkları prim oranı o işyeri için belirlenen oran olacak.  Sigorta primleri de aldıkları ücret üzerinden Sigorta Primine Esas Kazanç (SPEK) alt ve üst sınırları dikkate alınarak hesaplanacak.


4. Tebliğe göre doğum borçlanması yapamazsınız

Doğum borçlanması ile ilgili yazılarınızı okudum. 01.12.1997 tarihinde ilk defa Tarım Bağ-Kur’undan sigortalı tescilim oldu. 2002 yılının sonunda Bağ-Kur’dan ayrılarak 01.01.2003 tarihinde SSK'lı oldum. 30.09.2008 tarihine kadar isteğe bağlı olarak prim ödedim. Toplam günüm 3660. Doğum tarihim 06.02.1950. 1975 ve 1980 yıllarında iki çocuğum oldu. Allah uzun ömürler versin, ikisi de yaşıyor.
Size sormak istediğim, 5510 sayılı kanunun 41/a maddesi ve ilgili Tebliğe göre doğum borçlanması yapabilir miyim? Borçlanmam kabul edilirse kısmı emeklilikten kaç yaşında emekli olabilirim?
İsimsiz


5510 sayılı SS ve GSS Kanununun 41. maddesinde, 4/a (SSK) kapsamındaki sigortalı kadınların, çocuğun yaşaması şartıyla iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet sözleşmesine istinaden işyerinde çalışmadıkları süreleri borçlanabilecekleri belirtilmiş olup, 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında sigortalı olanların doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi borçlanma imkanları bulunmuyor.

Diğer yandan Sosyal Güvenlik Kurumunun yayımlamış olduğu borçlanma tebliğine göre 4/a kapsamındaki sigortalı kadının doğumdan sonraki iki yıllık çalışmadığı süreyi borçlanabilmesi için doğumun, ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihten sonra gerçekleşmiş olması gerekiyor.
Şu anda borçlanabilmeniz mümkün değil. Ancak tebliğin iptali halinde borçlanmanız mümkün olabilir.


5. Sözleşme gereği olmayan ikramiye ödemesi

01.11.2007 yılında işe başladım. Bugüne kadar aralıksız çalışmaktayım. Çalıştığım işyeri her bayram çalışanlarına yarım maaş bayram ikramiyesi vermektedir. Bu bayramda aynı şekilde yarım maaş ikramiye vermiştir. Ancak bir yılın altında çalışma süresi olanlara vermemiştir. İnsan Kaynakları, şirketin patronunun bu şekilde istediğini söylemiştir. Benim bir yıllık süremin dolmasına bir ay kaldı. Ben bu ikramiyeyi alamadım. İnsan Kaynakları Müdürlüğüne müracaat ettiğimde patron böyle istedi dediler. Geçen yıllara kadar bu bir yıllık süre yoktu. Yani bir yıllık süreyi doldurmayanlarda bu ikramiyeden hak kazanıyordu. Bu yıl böyle bir karar aldıklarını belirttiler.
Sizden ricam, bu konuda bana yasal olarak yardımcı olmanızdır. Daha önceki senelere göre bir yıllık süre yokken bu yıl olması yasaya uygun mudur? Ben 3-5 ay önce başlayan birisi değilim. Şirkette bir yıllık süresinin dolmasına bir ay kalan tek kişiyim. Bu bana avantaj vermez mi? Bu konuda gerçekten ne yapmalıyım?
Aydın Özsoy



4857 sayılı iş Kanunun 102/a maddesinde, ücret ile işçinin İş Kanunundan veya toplu iş sözleşmesinden ya da bireysel iş sözleşmesinde doğan ücret ödemelerini süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen işveren için caiz müeyyide öngörülmüştür. Ancak verdiğiniz bilgiden, işyerinizdeki ikramiye ödemesinin toplu sözleşme veya bireysel iş sözleşmesi gereği olmadığını, işverenin isteğine bağlı olarak ödendiğini anlıyorum.
Eğer işyerinizdeki ikramiye ödemeleri toplu sözleşme kapsamında yapılmıyorsa, bireysel iş sözleşmenizde de ikramiye ödemesine ilişkin bir hüküm yoksa, bana göre yapabileceğiniz bir şey maalesef yok.  
 

(Gazete Port | 17.10.2008)

GÜNDEM